Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     2096 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

HAKKINI TESLİM EDELİM…
Kadir Bayrak

  Sayı: 68 - Nisan / Haziran 2011

Tunus'ta başlayıp kısa bir sürede diğer İslâm milletlerine sıçrayan halk hareketleri, dikkatleri bu coğrafyaya çekti.

Sınırları Batı tarafından çizilen, rejimleri, idarecileri ve kadroları Batı tarafından tayin edilen ülkelerdeki isyanların, milletlerarası ilişkileri takip eden merkezlerde hayretle karşılandığını, “Kara Kıta”nın mutî çocuklarının başkaldırısının şaşkınlık meydana getirdiğini, yine bu çevrelerde işin neticesinin nereye varacağının merakla beklendiğini tahmin etmek zor değil.

Hareketler, önce baştaki zalim idarecilere başkaldırı olarak yorumlandı. Devam eden süreçte, meydanlara inen toplulukların başarıya ulaşmasını temenni eden kesimler başta olmak üzere, mesele üzerinde kafa yoranların aklında soru işaretleri meydana gelmedi değil. Gelişmelerde Batı'nın bir parmağı olduğu, bunun Büyük Ortadoğu Projesi'nin bir parçası olduğu, coğrafyayı kendi menfaatleri doğrultusunda yeniden şekillendirdikleri şüphesi özellikle Libya'ya yapılan müdahale sonrası daha yüksek sesle dillendirilmeye başlandı. Bir asrı aşkın zamandır sessiz, tepkisiz kalan toplulukların nasıl olup da bu kadar kısa sürede ve birbiri ardı sıra hedefe ulaşan teşkilâtlı hareketler ortaya koydukları artık sıkça sorulan sorular arasında yer alıyor.

İyi niyetle sorulduğuna inandığımız ve cevabını bekleyen bu soruların, tarih kitaplarında yer almayı hak eden hareketlerin önüne geçmemesi gerektiği kanaatindeyiz. Hareketlerin meydana geldiği ülkelerin iç dinamiklerini dikkate almayan, sadece komplo teorileri üzerine kurulu yorumların, gözümüzün önünde cereyan eden tarihî bir hadiseyi, en hafifinden olduğundan küçük göstermek amacına hizmet ettiği gözardı edilmemeli.

Bir kere söz konusu hareketlerin, yüzlerce yıllık bir geçmişe, geleneğe sahip Arap kültürünün hâkim olduğu ve İslâm'la yoğrulmuş milletlerin yaşadığı coğrafyada meydana geldiği gözden kaçırılmamalı. Evet, Rönesans'tan günümüze kadar Batı'nın madde hâkimiyeti karşısında kabuğuna çekilen Doğu milletlerinin bu tepkisinin beklenen bir şey olduğunu, ilk yorum olarak söylemek inandırıcı olmayabilir. Ancak girişte de belirttiğimiz gibi Osmanlı'nın son zamanlarında başlayıp Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra ayyuka çıkan halktan kopuk, baskıcı, milletinin değil sadece kendi menfaatini düşünen idarelerin hüküm sürdüğü topraklarda başka bir netice beklemek de tarihin seyri içinde doğru olmaz. Topluluklara yön veren, onları manipüle, provoke eden ülke ve ajanların olmadığını iddia etmek ne kadar gerçek dışıysa, toplumları sokağa iten, isyan ettiren sebeplerin, altyapının zaman içinde meydana geldiğini inkâr da o kadar abestir. Yıkılmadığı takdirde hayatı kendilerine zehir edeceği muhakkak olan idareye rağmen kelle koltukta Tahrir Meydanı'nda toplanan milyonlarca insan başka nasıl izah edilebilir?

Domino etkisi diyerek hareketlerin birbirini tetiklemesine romantik bir izah bulanların fikirlerine şu yönüyle katılabiliriz; Tunus'ta bir gencin kendini yakmasıyla başlayıp, 23 yıllık iktidar sahibinin ülkeyi kaçarak terk etmesiyle neticelenen başkaldırı, diğer milletlerin de uzun bir zamandan beri beklediği harekete geçme ateşini tutuşturdu. Yani toplulukların ayaklandığı zaman neler yapabileceğini Tunus gösterdi ve devamı geldi.

Neticede gönül birliği ettiğimiz ülkelerde gücünü adaletten almayan, zulme dayalı idareler bir bir yıkılmıştır. Küçümsenmeyecek mesafe kateden kardeş ülkeler için önemli olan bundan sonra tesis edilecek yeni yönetim anlayışlarıdır. Kendi aralarındaki ihtilafları rahmete dönüştürerek halkın taleplerini dikkate alacak rejimler meydana getirmeleri onlar adına en büyük temennimiz…

TÜRKİYE'NİN TAVRI…

Ortadoğu'da cereyan eden hadiseler, belki de en dikkatli şekilde Türkiye'den izlendi. Milletin hislerine kulak vermesi gereken hiçbir hükümet olup bitenler karşısında sessiz, tepkisiz kalamazdı. Akparti iktidarına kadar statik bir duruş sergileyen dış politikamızın, 2002 ve özellikle Dışişleri Bakanı Sayın Davutoğlu sonrası bir hayli hareketlendiği kamuoyunun malumu. Davos'taki çıkışından sonra Ortadoğu halkları nazarında kahraman olarak görülmeye başlanan başbakanın tavrı da bu süreçte merak edildi ve dikkatle takip edildi.

Ortadoğu'daki hareketlerde Türkiye'nin doğrudan bir müdahalesi olmuş mudur, bilemiyoruz. Ancak dolaylı yoldan da olsa etkilediği muhakkak… Bir kere bugüne kadar halklarını İsrail tehdidiyle korkutan ve baskı altında tutan idarecilere rağmen Davos'ta farklı bir ses yükseldi. İlk kez Arap olmayan bir Müslüman lider İsrail'e kafa tuttu. Filistin davasını asıl sahiplenmesi gerekenlerden daha fazla sahiplendi. Bu tavır ve davranışlar, izlenen politikalar Türkiye'ye Arap toplumların bakışını değiştirdi. Oralarda arzulanan lider tipi olarak Erdoğan gösterilmeye başlandı. Bu durum Arap toplumları üzerinde müsbet bir psikolojik etki meydana getirmiş olmalı.

Daha katedeceği mesafe olmasına rağmen ekonomideki hızlı yükselişi, istikrarı, dış ilişkilerdeki dik duruşu, vatandaşın artan bilinç ve refah durumu, en önemlisi de hürriyetler noktasından alınan mesafe Türkiye'yi bu ülkelere model haline getirdi. Arap toplumunun fikirde olsun önde gelenlerinin iletişimin bu denli yoğun olduğu günümüzde Türkiye'den haberdar olmaması mümkün olamaz.

Türkiye'nin Tunus'ta başlayıp, Mısır'a sirayet eden hareketlerin başlangıcında sessiz kalması, Libya'da Nato'nun ne işi var denildikten sonra harekâtın komuta merkezini alması kamuoyunda eleştirildi. Dış ilişkilerde istikrarlı bir politika takip etmenin lüzumu yanında, problemlerin çözümünde matematik formüllerin olmadığı, benzer hadiselere farklı tavırlar takınılabileceği, duygusallığın devlet adamlığının önüne geçmemesi gerektiği unutulmamalı. Yirmibeşbin işçinizin, milyar dolarlık yatırımlarınızın bulunduğu Libya'yla, daha dar kapsamlı ilişkilerinizin olduğu bir başka ülkeye aynı şekilde tavır alınması beklenemez.

Libya'da yaşayan insanlarımızın tahliyesinde bütün dünyaya parmak ısırtan bir operasyona imza atan devletimizin, komutasını üstlendiği operasyonda, tarihten gelen bağlarımıza, kendi ve kardeş ülke halklarının menfaatlerine uygun hareket etmesini temenni ediyoruz.

YA TUTARSA

İktidara talip olduğunu her plâtformda beyan eden anamuhalefet partisi, Ortadoğu'daki halk hareketlerinin devam ettiği bir dönemde, Anayasa ve Adalet Komisyonu üyesi milletvekilleri aracılığıyla halkı sivil direnişe çağırdı. Yüksek yargı organlarını düzenleyen temel metinlerde yapılan değişiklikleri, iktidar partisinin yargıyı ele geçirme operasyonu olarak gören vekillerin zamanlaması hayli ilginçti. Açıklamanın yapıldığı tarihte genel seçimlere 5 aydan az bir süre kalmış, Tunus ve Mısır'daki halk sokağa dökülmüştü. Sayın vekiller yaklaşan seçimlerden, demokrasiden ümitlerini kesmiş olmalılar ki böyle bir açıklama ihtiyacı hissettiler. Göle maya çalan Hoca'nın, o haliyle anlayan için bir ders vermek istediği muhakkak. Ancak CHP'lilerin Hoca'dan da alacağı hisse yok gibi…

Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henüz yorum bırakılmadı...
 
Ertuğrul Gazi... - Sayı 97
Aynadaki yüz: Mehmed... - Sayı 96
Müminleri Emiri: Hz.Ömer... - Sayı 96
Batı tefekkürü ve İslâm t... - Sayı 95
Tüm Yazıları

Gelecek sayı konusu (98): İNTERNET


Son Eklenen Yorumlardan
 En azından "doğru tarafta olmak" nasıl bir nizam köpürtür... "Geride kalıyor olmak" faslını konuşaca... Sinan AYHAN

 "Demek ki, zaten aslında ve lûgatta bir kavmin ruhunu dayadığı iman kaynağı mânasına gelen ve son za... Sinan AYHAN

 Hocam, kaleminize sağlık, işin ruhunu etraflıca veren, hoş bir yazı olmuş... Allah razı olsun... Güç... Sinan AYHAN

 Manzaraya bakıp, bir şeylerin yanlış gittiğini görmek için pek de büyük bir çaba sarfetmeye gerek yo...

 Allah rahmet eylesin.Mekanı cennet olsun.O güzel yerler de bir gün sevdiklerimizle buluşacağız... ... BİRSEN YURTSEVER


Batı’nın Pompei’sinin günlerini andırmasının sebepleri Osmanlı Devleti’ni çökerten “metal yorgunluğu”nun ilk safhası değil midir?
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Milliyetçilik
Türk teşkilâtlanma kabiliyeti ve kapasit
Dergi fuarındaydık
Kardelen IX. uluslararası dergi fuarında
Türkün halelendiği ufuk, istikamet...
Dergi fuarındaydık
Aydınlar üzerine
Türk teşkilâtlanma kabiliyeti ve kapasit
Milliyetçilik


Yavuz Sert - Keyif verici cümlele...
Ali Erdal - Türk teşkilâtlanma k...
Kadir Bayrak - Ertuğrul Gazi
Sinan Ayhan - Türkün halelendiği u...
Sinan Ayhan - Arşetip: eşyaların b...
Necip Fazıl Kısakürek - Milliyetçilik
Bedran Yoldaş - Filistin
Fatma Pekşen - Fatmalar ve diğerler...
Ahmet Mahir Pekşen - Sarhoşun saygısı
Ahmet Mahir Pekşen - Sarmaşık günaydını
Dergi Editörü - Dergi fuarındaydık
Site Editörü - Kardelen IX. uluslar...
Mehmet Hasret - Körbaykuş
Gönüldaş - "Ümmetim kötüde itti...
Necdet Uçak - Uyku
Necdet Uçak - İmtihan
Mustafa Büyükgüner - Taşlar dile geldi
M. Nihat Malkoç - Kudüs terennümleri
Hızır İrfan Önder - Az-öz
Ayhan Aslan - Karikatür
Ayhan Aslan - Babam
Ahmet Çelebi - 15 Temmuz
Gelecek sayı konusu -
Vural Gündüz - Çamurdan kale
Muhsin Hamdi Alkış - Türk milletinde devl...
Kubilay Ertekin - Çıban başı
İbrahim Şaşma - Kudüs mektubu
Halis Arlıoğlu - İnanç ve milli irâde...
Halis Arlıoğlu - Can Azerbaycan
Erdem Özçelik - Doktor anne
Mahir Adıbeş - Şahit
Kürsü Kainatın Efendisi - Giyim
Murat Yaramaz - Vicdan
Murat Yaramaz - Belki
Murat Yaramaz - Tavsiye
Tamer Uysal - Aydınlar üzerine
Harun Ekici - Unutmak
Hakan Karahan - Mevlânâ
Zaman Yolcusu - İki soru
Konyalı - Bir anma gününden rö...
Enes Yeşil - Kıyamam
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 4497015
 Bugün : 3593
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 439694
 Bugün : 31
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 50
 97. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 4
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 5
Son Güncellenme: 7 Ağustos 2018
Künye | Abonelik | İletişim