Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     3352 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Farklı Bakış
Fatih Öncü

  Sayı: 70 - Ekim / Aralık 2011

Yaklaşık iki yıl önce, internet paylaşım sitelerinden birinde, bir video izlemiş ve defalarca paylaşmıştım. Konusu Avrupa ülkelerinin nüfus artış hızıydı. İngilizce olan videonun, Hıristiyanlar tarafından hazırlandığı ve birbirlerini uyarmak amaçlı olduğu anlaşılıyordu.

Bir medeniyetin kendisini 100 yıl sonraya taşıyabilmesi için doğum oranının 2.11’in (yani en az üç çocuk) üzerinde olması gerektiğinden, Avrupa'nın bu konuda hızla kan kaybettiğinden ve önümüzdeki birkaç 10 yıl içinde göçmenlerin nüfusunun yerli nüfusu geçeceğinden bahsediyordu. Mamafih,  Avrupa Kıtası'nın İslâm kıtası haline geleceğinden bahseden videoda, ülke ülke istatistik veriler vardı.

Bu istatistiklere göre nüfus oranı en düşük olan Yunanistan ve İspanya'da doğum oranı 1.3, İtalya ve Fransa gibi ülkelerde 1.5, İngiltere 1.8… Liste devam ediyor ve buna kayıtsız kalmayın deniyordu. Hatırlanacağı gibi, tam da bu sıralarda Başbakan Tayip Erdoğan en az üç çocuk diyordu.

Peki, ne oldu; yaklaşık bir yıl sonra nüfus artış hızı en düşük ülkelerden başlamak üzere Avrupa'da büyük bir ekonomik kriz başladı?

Bu ülkelerde genç çalışan nüfus azalmış, çalışanların bütçeye kazandırdığı para emeklilerin maaşını dahi karşılamaz olmuştu. Bunun tetiklediği ekonomik buhran; şirketlerin kapanmasına, işsizliğin ve devletin sırtındaki yükün daha da artmasına sebep olmuştu.

Nüfusu hızla yaşlanan ve genç nüfusu yani varlığı günden güne yok olan Avrupa, artık gerçek mânâda can çekişen hasta ve yaşlı adam…

Son yıllarda, zayıflayan Avrupa, vakti zamanında kendi diktatörlerini koyarak çekildiği Ortadoğu ve Afrika ülkelerinde gücünü kaybetmekteydi. Avrupa'nın kontrolündeki bu diktatörler, kendilerini kontrol eden gücün zayıflamasıyla özgür kalmışlar ve yönetilemez hale gelmişlerdi. Bölgede hâkimiyet kurma peşinde olan diğer güçlerin hâkimiyetine girmemesi için ipleri çekilenler, halk ayaklanmaları ile bir bir ortadan kaldırılırken, kurtarıcı rolü oynayan Avrupa, demokrasi kültürü olmayan bu devletleri en azından eski gücünü kazanıncaya kadar, bu şekilde yönetmeyi hedeflemektedir.

Bu söylediklerim, Arap diyarındaki diktatörleri onaylıyorum mânâsına gelmiyor. Bilakis oluşan yeni ortamı iyi değerlendirip, olayların akışını lehimize çevirmemiz için farklı bir bakış açısı getirmek istiyorum. Oluşan bu devasa boşluğu, tarihimizin bize yüklediği sorumluluklar çerçevesinde doldurmalıyız.

Tam da olayın bu kısmında, başbakanın üç çocuk lâfına atıfta bulunmak istiyorum. Evet en az üç çocuk olmalı, genç nüfusunu kaybeden Avrupa'nın içler acısı durumu ortada… Son yıllarda ülkemizde doğum oranı hızla düşmektedir, hattâ 2009 itibariyle tehlike sınırının altına inmiştir. Modern hayatın getirdiği, kimi çevrelere göre iyi olan bu gelişme, son bir iki yıldır vasıfsız işçi bulmakta zorlanan yatırımcıları düşündürmektedir. Bazı tedbirler alınmazsa, ilerleyen yıllarda üçüncü dünya ülkelerinden işçi getirmek zorunda kalacağız. Bunda ne kötülük var diyebilirsiniz, asıl sıkıntı fabrikaların iş gücünün ucuz olduğu ülkelere kayması olacaktır ki, bu durumda işsizlik artacak, büyüme tersine dönecektir.

Gençlerin, nüfusundaki azalışa, bir de yeni açılan üniversitelerin eklenmesi, çalışan nüfusta büyük bir daralmaya sebep olmaktadır. Evet, ülkemizde eğitimli, bilgi donanımlı insanlara ihtiyaç vardır, bunun yanında onlardan çok onların çalıştıracağı insana ihtiyaç vardır.

Herkesi üniversite okutacağız derken, yaklaşık 27 yaşına kadar gençlerin iş gücünden mahrum kalınıyor. Bunlara para harcayan aileler fakirleşirken işverenlerin de maliyetleri artıyor. Ara eleman sıkıntısının arttığı bir ortamda, işsiz üniversiteli sayısı artmaktadır. Yapılan araştırmaya göre, önümüzdeki yıllarda üniversitelerin kapasitesi liseden mezun olanlardan fazla olacak. Bu konuda acilen tedbir alınması gerekmektedir.

8 yıl ilköğretim, 4 yıl lise, en az 2 yıl yüksekokul veya 4 yıl üniversite yani en iyi ihtimalle 14 veya 16 yıl eğitim… Neredeyse ömrün yarısı… Bu genç, bir de askerlik yapıp iş buluncaya kadar 30 yaşına geliyor. Ne zaman evlenecek? Ne zaman çocuk yetiştirecek?

Acilen eğitim sisteminin yenilenmesi gerekmektedir. Herkesi üniversite okutmaya çalışmak yerine kabiliyetine göre ilköğretimden sonra yönlendirme yapıp gençleri bir an önce iş hayatına katmalıdır. Lise eğitimi iyi bir düzenlemeden sonra, yüksekokul seviyesine çıkarılabilir. Gençlerin daha erken yaşta hayata atılabilmeleri doğum oranını da artıracaktır. Aynı zamanda ailelere, çocuk için teşvikler verilmelidir.

Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henüz yorum bırakılmadı...
 
ESRÂR... - Sayı 93
İşsizlik mi, işçisizlik m... - Sayı 71
Eğitim sistemimiz... - Sayı 71
Farklı Bakış... - Sayı 70
Tüm Yazıları

Gelecek sayı konusu (98): İNTERNET


Son Eklenen Yorumlardan
 Sehrzad da derki; bir canlının hayatı, yaşamı anlamlandırmaya çalışması ve yüreğine sığmayan duygul... Sehrzad davudi

 En azından "doğru tarafta olmak" nasıl bir nizam köpürtür... "Geride kalıyor olmak" faslını konuşaca... Sinan AYHAN

 "Demek ki, zaten aslında ve lûgatta bir kavmin ruhunu dayadığı iman kaynağı mânasına gelen ve son za... Sinan AYHAN

 Hocam, kaleminize sağlık, işin ruhunu etraflıca veren, hoş bir yazı olmuş... Allah razı olsun... Güç... Sinan AYHAN

 Manzaraya bakıp, bir şeylerin yanlış gittiğini görmek için pek de büyük bir çaba sarfetmeye gerek yo...


Cinayet, hırsızlık, fuhuş, içki, kumar ve uyuşturucu karışımından ibaret düzeni ambalajlayıp medeniyetin ta kendisi diye yutturmak isteyen “tek dişi kalmış canavar”a karşı hani, “iman dolu göğsümüz” vardı?
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1993
Doktor anne
Milliyetçilik
Türk teşkilâtlanma kabiliyeti ve kapasit
Türkün halelendiği ufuk, istikamet...
Dergi fuarındaydık
Aydınlar üzerine
Türk teşkilâtlanma kabiliyeti ve kapasit
Milliyetçilik
Dergi fuarındaydık
Gün gelir de, hayatı anlat derlerse


Yavuz Sert - Keyif verici cümlele...
Ali Erdal - Türk teşkilâtlanma k...
Kadir Bayrak - Ertuğrul Gazi
Sinan Ayhan - Türkün halelendiği u...
Sinan Ayhan - Arşetip: eşyaların b...
Necip Fazıl Kısakürek - Milliyetçilik
Bedran Yoldaş - Filistin
Fatma Pekşen - Fatmalar ve diğerler...
Ahmet Mahir Pekşen - Sarhoşun saygısı
Ahmet Mahir Pekşen - Sarmaşık günaydını
Dergi Editörü - Dergi fuarındaydık
Site Editörü - Kardelen IX. uluslar...
Mehmet Hasret - Körbaykuş
Gönüldaş - "Ümmetim kötüde itti...
Necdet Uçak - Uyku
Necdet Uçak - İmtihan
Mustafa Büyükgüner - Taşlar dile geldi
M. Nihat Malkoç - Kudüs terennümleri
Hızır İrfan Önder - Az-öz
Ayhan Aslan - Karikatür
Ayhan Aslan - Babam
Ahmet Çelebi - 15 Temmuz
Gelecek sayı konusu -
Vural Gündüz - Çamurdan kale
Muhsin Hamdi Alkış - Türk milletinde devl...
Kubilay Ertekin - Çıban başı
İbrahim Şaşma - Kudüs mektubu
Halis Arlıoğlu - İnanç ve milli irâde...
Halis Arlıoğlu - Can Azerbaycan
Erdem Özçelik - Doktor anne
Mahir Adıbeş - Şahit
Kürsü Kainatın Efendisi - Giyim
Murat Yaramaz - Vicdan
Murat Yaramaz - Belki
Murat Yaramaz - Tavsiye
Tamer Uysal - Aydınlar üzerine
Harun Ekici - Unutmak
Hakan Karahan - Mevlânâ
Zaman Yolcusu - İki soru
Konyalı - Bir anma gününden rö...
Enes Yeşil - Kıyamam
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 4594263
 Bugün : 1716
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 442354
 Bugün : 66
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 64
 97. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 5
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 5
Son Güncellenme: 7 Ağustos 2018
Künye | Abonelik | İletişim