Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     2109 kez okundu.     2 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

Kur'ân'la yolculuk
Mustafa Gül

  Sayı: 74 - Ekim / Aralık 2012

Kendisi ihtiyaç sahibi olacak, fakat karşıdakini daha çok düşünecek. Yardımları başkalarına yönlendirecek. Kendisi yemeyip yavrusuna yediren bir anne gibi olacak. Elindekinin en güzelini başkalarına paylaştıracak.

 

Böylesi yüce ahlâk sahibi fert ve toplumlar  hayallerde mi yoksa masallarda mı var? Hayır, ne masal, ne de hayal. Yukarıdaki ayet, ahlâkın en yücesine erişmiş olan, böylesi bir topluluğu bize haber veriyor.  ENSAR'dan bahsediyor. Mekke'den gelen muhacirlere/göçmenlere gösterdikleri, tarihte eşine az rastlanan bir özveriden dolayı, yardımcı anlamındaki ENSAR ismiyle anılan Medineli müminler. Hayallerdekini gerçeğe çeviren bu tok gözlüler tanıtılıyor.

Kendileri ihtiyaç sahibi oldukları halde, ganimetlerin dağıtımında muhacirlerin tercih edilmesine gönülden rıza gösteren ve bundan sevinenler anlatılıyor bu ayette. Evini, ekmeğini, emeğini, parasını çok da tanımadıkları bu muhacirlere canı gönülden paylaşanlar övülüyor.

 

Artık Ensar ismiyle anılan bu toplum, Medine'nin yerli Evs ve Hazreç kabileleridir. Akraba oldukları halde yıllardır birbiriyle kavgalı,  biri diğerini küçük gören, kıskanan, düşmanca davranan iki geçimsiz topluluk. Hicret sonrası sanki o kabileler gitmiş yerine bambaşka bir toplum gelmiş. Hem birbirlerine, hem de yeni tanıştıkları mümin kardeşlerine karşı, şefkatli ve merhametli huzur toplumu.

 

Tanıştıkları din, kalplerine yerleşen iman, örnek edindikleri Yüce Nebi, kişiliklerinde, davranışlarında, ahlâklarında büyük bir devrim gerçekleştirmiş. Önceleri akrabalarının elindekine bile göz dikerken; şimdi rengi, dili, kenti, kavmi kendilerinden farklı birilerine, ellerindekilerinin hepsini verir duruma gelmişler.

 

Tabii ki ruhlardaki bu inkılap/devrim, bu onurlu kişilik kolay oluşmadı. Onlar, aklettiler, fikrettiler, zikrettiler. Vahyi okudular, anladılar ve yaşadılar.

 

İçki yasağını duyduklarında, evlerindeki şarap testilerini o an kırdılar.

 

Tesettür ayetini okuduklarında, marka eşarp bulmak için mağaza mağaza dolaşmadılar, vakit geçirmeden sandıklarını karıştırıp bir baş örtüsü edindiler.

 

Kur'ân'daki kıssaları, çocukları eğlendiren bir masal,  bir aşk hikâyesi veya ağlanacak acıklı bir öykü gibi okumadılar. Her birinden bir ders, bir ibret aldılar.

 

O gün, hicret haberiyle yollara düşüldü. Savaş izniyle kılıçlar kuşandı. Oruç emriyle sahura kalkıldı. Duyulan ezan sesiyle ALLAHU EKBER diyerek namaza duruldu.

 

Onlar, Kur'ân ayetlerini duyduklarında hemen Allah'ın muradını anlamaya çalışıp uygulamaya geçirirlerdi:

“Sevdiğiniz şeylerden (Allah yolunda) harcamadıkça, gerçek erdeme ulaşamazsınız. Her ne infak ederseniz Allah onu hakkıyla görür.”(1) ayeti geldiğinde, Ebu Talha en güzel ve en sevdiği Beyruha isimli bahçesini müminler arasında paylaştırmıştı.(2)

 

“Komşusu açken tok yatan bizden değildir.”

 

“Bir mümin kendisi için istediğini, din kardeşi için de istemedikçe gerçekten iman etmiş olamaz.”(3) Peygamber sözleri bir kulaktan girip bir kulaktan çıkmazdı, yeri geldiğinde hemen yaşama geçilirdi. Anlatılan yüzlerce örnekten birini hatırlayalım:

 

“Allah Rasulüne bir zat gelerek açlıktan dizlerinde derman kalmadığını söyler. Buna şahit olan bir sahabi, o yoksulu alıp evine götürür. Evde sadece misafire yetecek kadar yemek vardır. Eşinden, bebeği uyutmasını, kandili söndürmesini ister.  “Biz  yermiş  gibi  yapıp  misafiri doyuralım” der. Kendilerinin aç kalması pahasına, konuklarını doyurmaları onların en büyük mutluluğu olur.”(4)

 

Biz tarihimizde de gördük bu asil davranışları. Fatih döneminde siftah yaptıktan sonra kendi müşterisini komşusuna gönderen esnafların varlığından haberdarız.

 

Zar zor yeni aldığı paltosunu, “Ne güzelmiş” diyen bir dostuna,  çıkarıp ona zorla hediye eden, her yönüyle yüz akımız Mehmet Akif'in de, “Başkalarını kendisine tercih edenlerden” olduğuna kuşku duymuyoruz.

 

Konukseverliğiyle ünlü Anadolu halkımızı da unutmuyoruz.

 

Bugün mü? Çok şükür ki, bencilliğin, dünyeviliğin, çıkarcılığın ön plana çıktığı çağımızda, infak, paylaşım ve yardımlaşma konusunda az da olsa güzel örneklerle karşılaşıyoruz. Mazlum, muhtaç ve yoksul halklara yapılan yardımları şükranla destekliyoruz. Batının sadece sömürmek için gittiği, hatta bilerek birbirine düşürüp soykırım uygulattığı, kaostan kurtulmaması için plânlar uyguladığı, topraklarını çoraklaştırıp susuzluğa mahkûm ettiği Afrika'ya, sırf insanlık adına koşan, onlara, emeğini, bilgisini, zamanını, parasını paylaşan her meslekten, her yaştan kadın-erkek tüm hayır yarışçılarını yürekten kutluyoruz.

 

Somali, Gazze veya Arakan'ın “imdat” çağrılarına duyarsız kalmayan bu yiğit insanların:

 

“Onlar yoksulu, yetimi, özgürlüğünü yitireni seve seve doyururlar. “Biz sizi Allah rızası için doyuruyoruz. Sizden ne bir karşılık ne de bir teşekkür bekliyoruz. Biz o çetin günde Rabbimize vereceğimiz hesaptan korkarız.” derler. Allah da o günün dehşetinden korur ve kendilerine mutluluk ve sevinç verir.”(5) ayetine uygun davranmaktan başka ne amaçları olabilir.

 

Son zamanlarda ülkemize sığınan ve sayıları yüz bine yaklaşan Suriyeli kardeşlerimize karşı, milletimiz kendi şanına yakışanı yapacaktır. Yönetici ve yetkililerin görevlerini kusursuz yapacakları umudundayız.

 

 Her ne nedenle olursa olsun, bize sığınanlara ve mazlumlara yapılan yardımlara karşı gösterilen olumsuz tavırları anlamıyoruz. “İçimizdeki yoksullar dururken, Afrika'da, Uzakdoğu'da ne işimiz var? Suriyeli Araplardan bize ne?” diyen, içimizdeki vicdan ve merhamet yoksullarına sadece acıyoruz. Onların da imdadına yetişmeliyiz. Körelmiş gönüllerin aydınlanması için birer ışık yakmalıyız.

 

 Bugün “ENSAR” olma vaktidir:

 Hem içimizdeki anlayış yoksulları;

 Hem bize sığınan muhacirler;

 Hem de tüm yerküredeki mazlumlar için…

 

--------------------------------------------------------

1)Al-i İmrân, 3/92.

2)Celaleddin Vatandaş, Hz. Muhammed’in Hayatı, ll. cilt, sf: 35.

3)a.g.e, ll.cilt, sf: 34.

4)Mustafa İslamoğlu, Hayat Kitabı Kur’an, sf: 1104.

5)İnsan, 76/8-11.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen : Mustafa GÜL    30.12.2012
Yorum : Sevgili Turgay Bey Kardeşim, dilek ve temennilerine yürekten katılıyor, çok özlediğimi bildirip, selam, sevgi ve saygılarımı sunuyorum.




Ekleyen : turgay ertem    10.12.2012
Yorum : Gönlüne kalemine sağlık Mustafa Hocam. Vermesini bilenler Allah indinde kıymetli insanlar olmuşlar. İnşallah biz de onlardan oluruz. selam ve sevgiler.





 
Mekkenin fethinden çıkara... - Sayı 96
“Zulmedenlere meyle... - Sayı 78
Şaşkın insan... - Sayı 76
Kur'ân'la Kur'ân... - Sayı 75
Tüm Yazıları

Gelecek sayı konusu (98): İNTERNET


Son Eklenen Yorumlardan
 Fıtratımız gereği aslolana yöneliriz. Ne kadar doğru bir söz. Şüphe yok ki tebaa da fıtratı gereği a... Tebaa

 Çok teşekkürler proje ödevime çok yardımcı oldunuz.... Emine

 İnsan düşündüğü için değil sadece, bunun ötesinde öteleri merak ettiği ve her şeyin künhünü kurcalad... Sinan AYHAN

 Soru: "YouTube", "twitter", "Facebook", "instagram" gibi başlıkların altına listelenen kullanıcılar ... Sinan AYHAN

 Yazar hakkında minik bir araştırma yaptım su an yazmıyor ve bir yerde okudum bu yazıları lisedeyken ... Halil Aktan


Marksizm’in, her şeyin cevabını veremediği, “ilk insanı ve tabiatı kim yarattı” sorusuna “bunu ortaya atmakla tabiatı ve insanı yok farz etmiş oluyorsun. Bundan vazgeçersen, bu soruyu sormaktan da vazgeçersin” demesinden(diye karşılık vermesinden) anlaşılmaktadır. Ancak her şeyin cevabını verebilecek bir kriteryuma sahip olan “benim düzenimi kabul et, kurtulursun!” deme hakkına sahiptir.
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1993
Makine
İnternete, kulak versek
Son ve tek kıvılcım
Bilgelik çağına doğru
Ağır kefe, baskın tarafı keşif
Makine
Mevlid
İnternete, kulak versek
Alın teri
Çağın bilinçsiz hareketi: İnternet


Ali Erdal - İnternete, kulak ver...
Kadir Bayrak - Tarihin eşiğinde...
Sinan Ayhan - İnternet rüya mı, kâ...
Sinan Ayhan - Dijital (Hermeneutik...
Sinan Ayhan - Hamletten (internet)...
Sinan Ayhan - Yazarlık, Mezarlık v...
Necip Fazıl Kısakürek - Makine
Özgür Alkan Alkış - Bilgelik çağına doğr...
Dergi Editörü - Son ve tek kıvılcım
Site Editörü - İnternetin fâsık hab...
Mehmet Hasret - Ağır kefe, baskın ta...
Acıyorum - Acıyorum
Necdet Uçak - Mezar
Necdet Uçak - Ebrehe ve ebabil kuş...
Necdet Uçak - Kürşad
M. Nihat Malkoç - İnternet kumarhane o...
Hızır İrfan Önder - Nerdesin?
Olgun Albayrak - Dervişane
Olgun Albayrak - Millet destanı
Mehmet Balcı - Zamanla
Mehmet Balcı - Kızım
Ahmet Çelebi - Meçhul sevgililer
Ahmet Çelebi - İçimdeki sesler
Gelecek sayı konusu - Gelecek sayı konusu
Av. Mustafa Büyükgüner - Onuncu gün
Muhsin Hamdi Alkış - Sanal âlem mi?
Kubilay Ertekin - Doğum ve sonrası
Halis Arlıoğlu - Hicran
Halis Arlıoğlu - Bir başka açıdan yör...
Ahmet Değirmenci - Buhranların çocuğu
Ahmet Değirmenci - Dinlediğim türküler
Büşra Doğramacı - Çağın bilinçsiz hare...
Bahadır Kaya - 98.sayı medya sepeti
Kürsü Kainatın Efendisi - Kürsü
Hüseyin Selçuk Bozkurt - Sırf gece
Murat Yaramaz - İnternet hayatımız, ...
Murat Yaramaz - Yalnız sen, yalnız b...
Murat Yaramaz - Mevlid
Murat Yaramaz - Masal
Murat Yaramaz - 98.sayı mizah köşesi
Kenan Aydınoğlu - Əlliyə çat...
Ahmet Yalçınkaya - Tuş üstünde savrulan
Kamran Murquzov - Hakdan gelen haber i...
Yarının Büyüklerine Sorduk - Yarının Büyüklerine ...
Mehmet izzet Gülenler - Ön söz, Öz Söz, S(öz...
Güldərən VƏLİYEVA - QORXURAM
İsmail Güçtaş - İhtiyar çınar
İsmail Güçtaş - Alın teri
Əkbər QOŞALI - MƏN HƏL...
Mehmet Şerif Cebe - Bir an dicleyle
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 4917154
 Bugün : 1800
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 452353
 Bugün : 49
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 108
 98. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 13
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncellenme: 30 Ekim 2018
Künye | Abonelik | İletişim