Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     1854 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Fersah: İki Dudak Arasındaki On İki Fark
Sinan Ayhan

  Sayı: 78 - Ekim / Aralık 2013

0.Testere bileyi bir maya tuttum, eşyadan sıyırdı beni gündüzler, bir tutam hüzün kaldım, kaburga arkı; bir hırıltıyı gargara yapıp üstüme, bir kuşam buldum sonra kırlangıç gagalardan; uzağı seçtim, “sonsuz” bir yuva diye…

1.Yola çıktım, kalbimi yokluyorum, kalbimin içinde bir sürü ev; evlerin çatıları tek tek, ip gözü, kuşları çekiyor işte; çatıların kiremitlerini bile kuş gagaları taşımış gibi…

2.Bir kavşağa geliyorum, önümde bir kaç farklı seçenek, her seçeneğin, süet, yüzlere yansımasını bekliyorum, her beklentinin bir çehre olmasını istiyorum, ama bütün evlerin önü seslerden, kalabalıklardan süpürülmüş gibi…

3.“Sağım solum sobe, saklanmayan ebe”… Soy bir caddeye giriyorum, güzergâhın her kıvrımına saklanmış bedenlerimle buluşuyorum, kalbimin atışı evlerin pencerelerine nazar çekiyor, gündüz de olsa, bütün perdeleri kapatıyorum; eşyaların aklına hüzne dair bir ışık sızıyor yine…

4.Tabelâ oklarını takip ediyorum, hepsi de istisnasız kalbimi işaret ediyor; “kalbim benim” diyorum, beni gösteren evleri seviyorum, hepsinin perdelerinin bir iç rüzgârla dalgalandığını hissediyorum, bu beni başka biri yapıyor, her yerde bir cıvıltı buluyorum…

5.Bir kapının önünden geçiyorum, içimdeki sevgi parmaklarıma sıçrıyor, kapıları çalmadan kapı önlerinde yaşanan şenlikleri, kapı sahiplerini seviyorum; sesleri, tokmakları, kapı kollarını, kapılık unsurlarını seviyorum, ben onları değil, onlar beni izliyor, kendimi her kapıda yalnız olmayan bir ıssızlık olarak işaretliyorum…

6.Bütün sert esintilere, kaygılara rağmen yoluma devam ediyorum, üzerimizde bir sayı durmaz oluyor, fırtınaya karşı duruşum neyse o halimi kuruyorum, yıkılmamak için direnmek yıkılmamak anlamına geliyor, yıkılmadığım için seviniyorum, bu beni sayılardan kurtarıyor, sayısız yürüyor, konuşuyor, düşünüyorum…

7.İki yüz adım sonra bir define bulmuş gibi kurulacak bir köşe buluyorum, köşeyi kurcaladıkça yokuşlar buluyorum, yokuşlara dair kaslar, kemikler, eklemler ve bilekler buluyorum, yetmiyor, yanlarına iğ iplikleri, gözenekler, dokular koyuyor, soy nefesler üflüyorum; yoluma bir gidiş, bir geliş hali dokuyorum, hiç bir şekilde ilerleyişimi kesmiyorum, yolu bir sonla bir şekle sokuyorum, yolun sonunu tutan evleri, tatlı bakışları, gülümseyişleri, tatlı çehreleri aklımda, kalbimde, üzerimde tutuyorum…

8.Dik yokuşlar aşıp, battaniye sıcaklığı veren omuzlar buluyorum; en büyük buluşum bu yola çıkmak ve bu yoldan yine eve geri dönmek, biraz örtüler kaldırdıkça, az ötede, lamba ışıklarında pişmiş ev içleri buluyorum; ev içlerinde kalplerini her köşeye yuvalayan insanlar buluyorum; insanlarda tebessüm yazısı hareketler görüyorum, bu tebessümlerle yeni yollar buluyorum… Dik yokuşları hep, geride bırakıyorum…

9.Bir okun ucuna saplanıp kalıyorum, beni baştan beri takip eden bu yol, okun ucunda kalıyor; oklar bu yolu farklı bir mekân yapıyor, ama buna rağmen yol varacağı ve döneceği noktadan şaşmıyor, bu yüzden kalbimde yontulmuş, ince kelimeler buluyorum; okları, ok uçlarını terk edip, güzel yüzlü evleri keşfe çıkıyorum…

10.Yaklaşık üç dört fersah sonra, bir yoldan ayrılıp bir başka yola giriyorum, ne yol buldumsa hepsini evlerle paylaşıyorum, herkes mutlu oluyor, mutluluğum beni bir yol haline getiriyor, yürünüyorum, yolda ağaçlara, kuşlara dağıla dağıla yürünüyorum… Bir menzil olmam için en baştan beri bir uzaklık oluyorum…

11.Bir çatıyı iskeletinden ayırıp bir dokunuşun evi yapıyorum, bütün kuşlar havalanıyor ağaçlarla birlikte, ağaçlar, kuşlar bir menzil, ağaçlara, kuşlara yol alan ve yol veren bir beden oluyorum…

12.Yolu bitirdiğimde ise, bir gidişe, bir gelişe kutlu bir ev oluyorum; derken çatılar, pencereler, perdeler, her şey bir hafıza oluyor; ben ahşap işi bir gidiş, ahşap işi bir gelişle bu yolculuktaki bütün acıları üzerime alıyorum, her şey kesif, sessizleşiyor; kapıları ne açıp ne kapıyorum, yolu bitirmiyorum, yolda kaybolmuyorum… Önümde binlerce yol, aynı anda, her birinde “ben” olarak yürüyorum…


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henüz yorum bırakılmadı...
 
Tapdukun kapısında Bizim ... - Sayı 99
Kıyas ve gidişat... - Sayı 99
"Göklerle temasa geçmek"... - Sayı 99
Malcolm bir kere "Allah" ... - Sayı 99
Tüm Yazıları

Son Eklenen Yorumlardan
 Adam olmak, içe doğru derinleşmek, hiç bir şey beklemeden kendini bilme ilminde ilerlemeye çalışmak,... Sinan AYHAN

 Fıtratımız gereği aslolana yöneliriz. Ne kadar doğru bir söz. Şüphe yok ki tebaa da fıtratı gereği a... Tebaa

 Çok teşekkürler proje ödevime çok yardımcı oldunuz.... Emine

 İnsan düşündüğü için değil sadece, bunun ötesinde öteleri merak ettiği ve her şeyin künhünü kurcalad... Sinan AYHAN

 Soru: "YouTube", "twitter", "Facebook", "instagram" gibi başlıkların altına listelenen kullanıcılar ... Sinan AYHAN


ACIYORUM

Millet, Meclis’i seçiyor...

Meclis, millet namına kanun yapıyor...

Anayasa Mahkemesi de bu kanunları bozabiliyor...

 

Şimdi söyleyin:

Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletin mi?

Hâkimiyet kayıt ve şartla mı milletin?

Hâkimiyet kayıtsız şartsız Anayasa Mahkemesi’nin mi?

Hâkimiyet kayıt ve şartla Anayasa Mahkemesi’nin mi?..

(Kardelen; 13; Mart 1997)

 

ACIYORUM

Bir takım kimselerin, yetkilerini aşarak, kanun dışı teşkilâtlar kurduğu ve kanun dışı faaliyetlerde bulunduğu artık kimsenin yok diyemeyeceği bir gerçek halinde ortaya çıktı.

Bunlar, başlangıçta en azından, kanunların kötülerle ve kötülükle mücadelede yetersiz kaldığını düşünüyor.

Böyle örgütlere karşı çıkanlar da, gizli ve kanun dışı teşkilât kurulacağına falan falan kanunlara ve filân filân mekanizmalara dayanarak şöyle şöyle mücadele mümkündür, demiyorlar...

 

Öyleyse...

Ya bu ülkede kanunlar ve işleyen mekanizma yetersizdir... Ya devleti idare edenler...

Bu işin (ya)sı, (ma)sı yok... Hem kanunlar ve işleyen mekanizma, hem idareciler yetersiz...

(Kardelen; 13; Mart 1997)
66
Tevhid
Tasavvuf
"Tek"
Ön söz, öz söz, s(öz)-II
Allaha inanıyoruz!
Ön söz, öz söz, s(öz)-II


Yavuz Sert - Röportaj - Bir Müslü...
Ali Erdal - "Tek"
Kadir Bayrak - Veliler ordusundan
Sinan Ayhan - Malcolm bir kere "Al...
Sinan Ayhan - "Göklerle temasa geç...
Sinan Ayhan - Kıyas ve gidişat
Sinan Ayhan - Tapdukun kapısında B...
Necip Fazıl Kısakürek - Tevhid
Necip Fazıl Kısakürek - İtikad ve İman
Bedran Yoldaş - İşte biz böyleyiz
Mustafa Kınıkoğlu - "O"
Fatma Pekşen - Çıtırtı - Ev yerleşi...
Ahmet Mahir Pekşen - Esmâ-ül Hüsnâ
Dergi Editörü - Allaha inanıyoruz!
Site Editörü - Doksan dokuzun berek...
Gönüldaş - Hem affet
Necdet Uçak - Omzumuzdaki melekler
Necdet Uçak - Kurân dağa inseydi
M. Nihat Malkoç - Buz tutmuş karanfill...
Hızır İrfan Önder - Şiire dair
Hızır İrfan Önder - Karabağ
Ayhan Aslan - Öfkezede
Mehmet Balcı - İnsan name
Mehmet Balcı - Köylüyüz
Muhsin Hamdi Alkış - Deliller
Kubilay Ertekin - İbâdetsiz inanç düşm...
Halis Arlıoğlu - Vefa
Ahmet Değirmenci - Keşmekeş
Oğuz Askan Kocagöz - Kıyam
Kürsü Kainatın Efendisi - “İmam-ı Kastalanîden...
Murat Yaramaz - Belgesel
Murat Yaramaz - Mâlik
Murat Yaramaz - Seni saymazsak
Kenan Aydınoğlu - Yoxdan var eylə...
Işın Erenoğlu Üstündağ - Tasavvuf
Rafiq Oday - Keşik çəkir
Rafiq Oday - Gözəl, nə ...
Ferhat Nitin - Fehrarengiz şeyler
Harun Ekici - Ekim
Hakan Karahan - Yunus Emre
Mehmet izzet Gülenler - Ön söz, öz söz, s(öz...
İsmail Güçtaş - Tertemiz
İsmail Güçtaş - Eşyanın dilinden red...
Recep Şen - Denizin şiiri
İlahə İmanova - Qıskanıram
Figen Ketenci Evren - Trakya kızı / Istıra...
Mevlüt Yavuz - Ayıramazlar
İbrahim İlyaslı - Məni bu qə...
Erkan Karakaya - Beni bul...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 5065833
 Bugün : 2953
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 456818
 Bugün : 62
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 59
 99. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 1
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 13
Son Güncellenme: 16 Ocak 2019
Künye | Abonelik | İletişim