Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     2241 kez okundu.     3 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

Efsaneden günümüze Mankurtlaşmak
Vural Gündüz

  Sayı: 80 - Nisan / Haziran 2014

Ünlü Kırgızistan Türk’ü, Cengiz Aytmatov’un yazmış olduğu “Gün Olur Asra Bedel” adlı romanında yer verdiği bir Kırgız efsanesinde ‘mankurt’ sözcüğü ve “mankurtlaştırmak” deyimi geçmektedir.  Cengiz Aytmatov tarafından dilimize ve edebiyatımıza da kazandırılan bu sözcük ve deyim, Türk Dil Kurumu sözlüğünde “ulusal kimlikten uzaklaşan, içinde bulunduğu topluma yabancılaşan” olarak tanımlanıyor.

Mankurtlaşma olayı yazar tarafından, kitapta şu şekilde anlatılmaktadır:

“Juan-Juanlar tutsaklarına korkunç işkenceler yaparlarmış. İnsanın hafızasını yitirmesine, deli olmasına yol açan bir işkence usulleri varmış. Önce tutsağın başını kazır, saçlarını tek tek kökünden çıkarırlarmış. Bunu yaparken usta bir kasap oracıkta bir deveyi yatırıp keser, derisini yüzermiş. Derinin en kalın yeri boyun kısmı imiş ve oradan başlarmış yüzmeye. Sonra bu deriyi parçalara ayırır, taze taze, tutsağın kan içinde olan kazınmış başına sımsıkı sararmış. Buna ‘deri geçirme işkencesi’  derlermiş. Böyle bir işkenceye maruz kalan tutsak ya acılar içinde kıvranarak ölür, ya da hafızasını tamamen yitiren, ölünceye kadar geçmişini hatırlamayan bir mankurt, yani geçmişini bilmeyen bir köle olurmuş.

Bir devenin boynundan beş-altı kişinin başını saracak deri çıkıyormuş. Bundan sonra, deri geçirilen tutsağın boynuna, başını yere sürmesin diye, bir kütük ya da kalıp bağlar, yürek parçalayan çığlıkları duyulmasın diye uzak, ıssız bir yere götürürler, elleri ayakları bağlı, aç, susuz, yakan güneşin altında öylece birkaç gün bırakırlarmış. –Deve derisi güneşin altında kurudukça gerilir. Gerilen deri başı mengene gibi sıkar ve inanılmaz acılar vererek aklını yitirmesine neden olurmuş. Böylece tutsak olan kişi bilinçsiz ve her istenen şeyi sorgulamadan yapan bir köleye dönüşürmüş.– Bu tutsaklar birer mankurt olmadan yakınları bir baskın düzenleyip onları kurtarmasın diye, yanlarına gözcüler koyarlarmış. Açık bozkırda her taraf kolayca görüldüğü için gizlice gelip baskın yapmak kolay olmazmış.

Juan-Juanlar’ın bir tutsağı mankurt yaptıkları duyulur, öğrenilirse, artık onu en yakınları bile gerek zorla, gerek fidye vererek kurtarmak istemezmiş. Çünkü bir mankurt, eski vücuduna saman doldurulmuş bir korkuluktan, bir mankenden farksız olurmuş onun için.

Bununla birlikte, bir defasında, adı tarihe ‘Nayman Ana’ olarak geçen bir göçebe kadın, oğlunun başına gelenlere dayanamamış, onu kurtarmak istemiş.” Efsane böyle anlatır.

Geçmişini unutan tutsak, artık bir mankurttur. Bir mankurt kim olduğunu, hangi soydan geldiğini, anasını bilmezmiş. Yeni efendisinin emriyle ve ona yaranmak için öz anasını öldürmekten çekinmez,  insan olduğunun bile farkında değilmiş.

Aytmatov, Kırgız ananın acıklı ve hüzünlü halini, bulduğunu zannettiği oğlunun okuyla ölmesini, sadece geçmiş dönemdeki olaylara değil; günümüzdeki olaylara da ışık tutmak istemiştir. Mankurtlaşma süreci, Aytmatov’dan sonra, geçmişini unutmuş, bedeniyle ve ruhuyla başkalarının buyruğu altına girmiş, yeni efendisine yaranmak için kendi geçmişine, değerlerine, ailesine ihanet edenlerin ortak adı olarak kullanılmaya başlanmıştır. İşte, toplumumuzda yaşadığımız gelişmeleri bu bağlamda değerlendirmekte fayda var. Aklını kullanmayan, düşünmeyen, işitmeyen, görmeyen, hissizleşmiş, körü körüne taklit eden, aklını efendilerine teslim etmiş insanlar her zaman var olduğu gibi var olmaya da devam edecektir.

Bugün dünyada egemen olan kültürün yönlendirmesi ile bir mankurtlaşma operasyonu yapılmaktadır. İnsanımız gün geçtikçe geçmişi daha az anımsıyor, geçici heveslere teslim oluyor. Bugün çevremize dikkatlice bakarsak; Türk toplumunun,  yazılı ve görsel medyanın yanı sıra, sosyal medya ağları ile mankurtlaştırılmak istendiği görülecektir. Milletimizin kimliği, kişiliği, onuru yozlaştırılmaya ve aşağılanmaya maruz kalıyor. Bunu azar azar, alıştıra alıştıra, şiddeti zamana yayıyorlar.  Kitleler, toplumlar, milletler ne kadar uyuşturulursa, düşünmekten vazgeçip kültüründen uzaklaştırılırsa, sömürgeleştirme politikası o kadar başarılı oluyor.

Her Türk vatandaşının, millî kültürü korumada ve geliştirmede sorumlulukları vardır. Kendi toplumuna, kendi kültürüne, kendi değer yargılarına, kendi inanç ve geleneklerine yabancılaşan bireylerin; toplumuna, kültürüne ihanet etmesi sık gözlemlenebilen bir durumdur. Bu ihanetin nedeni; bireylerin kişisel çıkarları ya da özenti bir kişilik sergilemeleri veya bunlara benzer nedenler olabilir. Ama en önemlisi düşünememeleri ve kimlik bunalımında olmalarıdır.

Geçmişimiz ve kim olduğumuz bize unutturulmaya çalışılıyor. Ama, mankurtlaştırılmak istenen bu halk, tarihte onlarca devlet kurmuş, sonuncusu dünyanın önemli bir bölümüne egemen olmuş, en kötü durumunda bile dünyanın en güçlü ordularını dize getirmiş, Osmanlı’nın sahibi; ardından emperyalizme karşı zafer kazanmış bir millettir.

Milletler zaman zaman rehavete kapılıp, felaketin eşiğine gelebilir. Biz de felaketin eşiğine gelmiş ama ‘ölü toprağını’ üstünden atarak İstiklâl Savaşı’nda eşsiz cesareti ve fedakârlığıyla destanlar yazmış bir milletin bireyleriyiz. Ülkemizin iyi yetişmiş genç ve eğitimli nüfusu, kökünü tarihin derinliklerinden alan devlet geleneği, üstün coğrafyası, zengin yer altı ve yerüstü kaynaklarıyla geleceği parlak olan bir ülkedir.

 

Aklı ve bilinci kuşatılarak teslim alınmış, tarihi unutturulmuş yani mankurt olan kişi ya da toplum emredileni sorgulamadan, tartışmadan ve isteyerek yapar. Mankurtlaşmaktan kurtulmak,  insanın sahip olduğu en önemli unsur olan akılla mümkün olabilir. Bunun için de akıl sahiplerinin, unutturulmaya çalışılan dinimize, dilimize, kültürümüze, değerlerimize sahip çıkması ve çıkılmasını teşvik etmesi gerekir. Milletimiz üzerinde dün olduğu gibi bugün de oynanan kirli oyunların farkında olup, mankurtlaştırma araçlarına karşı uyanık kalarak tarihsel rolümüzü iyi kavramalıyız.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen : Cem EREN    03.08.2014
Yorum : Cengiz Aytmatov’un yazmış olduğu eserler arasında Gün Olur Asra Bedel'in yeri bende apayrıdır. Mankurtlaşma ise ktabın özeti gibidir.




Ekleyen : ozgur tufan    01.06.2014
Yorum : bence mankurtlaştırma çok kotu bir şey.




Ekleyen : mahmut    01.06.2014
Yorum : Ben byl işkence görmedim.Hayatınızı yok ediyor!





 
Boya sandığı... - Sayı 96
Öğretmenin anı defterinde... - Sayı 91
Türk milleti darbeyi ezmi... - Sayı 90
"Anı"lık yaşamak gerek... - Sayı 89
Tüm Yazıları

Gelecek sayı konusu (97): Bu sene 737.si yapılacak Ertuğrul Gazi İhtifali'nden hareketle TÜRK TEŞKİLÂTLANMA KABİLİYETİ...


Son Eklenen Yorumlardan
 Allah rahmet eylesin.Mekanı cennet olsun.O güzel yerler de bir gün sevdiklerimizle buluşacağız... ... BİRSEN YURTSEVER

 necdet amcacıgım.emeğinize kaleminize sağlık... BİRSEN YURTSEVER

 cox mənalı bir şerdir. cox sağ olun. her birinize teşekkür edirəm. ... ruslan

 Məhəbbətsiz ömür sürən kimsədən-Bir aşiqin məzar daşı yaxşıdır.... Ulduz Qəzvini

 Güzel yorumlarla, günüme güneş olan herkese, çok teşekkür ederim. Ne mutlu ki, okuyanlar, mısralara... Işın Erenoğlu Üstündağ


Türkçe’nin kırpıla kırpıla ne hale getirildiğine bakmadan kalkmışız, “eser vermeli, eser vermeli” diyoruz.
Halbuki “Güneş Dil Teorileri”nin temel yapılmak istendiği bir dili kullanarak karşımızdakilerle konuşup, anlaşabildiğimize şükretmeliyiz.
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Gün gelir de, hayatı anlat derlerse
Boya sandığı
MƏHƏBBƏT
İnsanın içindeki Hanifliğe ve Ümmiliğe ç
Kudüsü tefekkür
MƏHƏBBƏT
Kudüs
Vade doldu hanım gitti
Gün gelir de, hayatı anlat derlerse


Yavuz Sert - Kudüs... Ey Kudüs
Yavuz Sert - Prof. Dr. Ömer Faruk...
Ali Erdal - Kudüs
Kadir Bayrak - Müminleri Emiri: Hz....
Kadir Bayrak - Aynadaki yüz: Mehmed
Sinan Ayhan - İnsanın içindeki Han...
Sinan Ayhan - Can feda...
Bedran Yoldaş - Her yer Kerbelâ
Fatma Pekşen - Peçe
Ahmet Mahir Pekşen - Mescid-i Aksa -Kudüs...
Dergi Editörü - Kudüsü tefekkür
Site Editörü - Kolayı tersten okuma...
Mehmet Hasret - Devletler kuran, dev...
Necip Fazıl - Başyücelik emirleri ...
Necdet Uçak - Kudüs
Necdet Uçak - Kendini hesaba çek
Necdet Uçak - Muhacire ensarız biz
Mustafa Büyükgüner - Nefes
Ayhan Aslan - Hakikat
Ayhan Aslan - Zındık
Ayhan Aslan - Hesap günü
Mehmet Balcı - Susmam ben
Mehmet Balcı - Taşlama
Ahmet Çelebi - Kudüste bir çocuğum
Gelecek sayı konusu -
Vural Gündüz - Boya sandığı
Mustafa Gül - Mekkenin fethinden ç...
Kubilay Ertekin - Rahatizm ve ötesi
Halis Arlıoğlu - Zeytin dalı ve bana ...
Halis Arlıoğlu - Anlayana izafe
Ahmet Değirmenci - Şehadet türküsü
Ahmet Değirmenci - Bir yangındı işte
Kürsü Kainatın Efendisi - Giyim
Er Tuğrul - Kudüs nereden başlar...
Er Tuğrul - Kutlu kıyam
Murat Yaramaz - 6 gün savaşları
Murat Yaramaz - Naci El Ali
Murat Yaramaz - Kan
Murat Yaramaz - Kirli
Murat Yaramaz - Küsme işareti
Işın Erenoğlu Üstündağ - Gün gelir de, hayatı...
Ekrem Esad Altan - Bir oyun oynanır, oy...
Tamer Uysal - İlgisiz bilgililer, ...
Harun Ekici - Hüzün
Şevket Karayiğit - Kudüsün anlattıkları
Hakan Karahan - Bu cemiyetin - Süley...
Harika Ufuk - Birlik beraberlik ka...
Astan QASIMOV - Gəldim
Əlişad CƏFƏROV - Qayçıquyruq qaranquş
Şəfa VƏLİYEVA - Güldüm… Gülüşüm d...
Şəfa EYVAZ - MƏHƏBB'...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 4306854
 Bugün : 2234
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 435103
 Bugün : 62
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 55
 96. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 5
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 11
Son Güncellenme: 5 Şubat 2018
Künye | Abonelik | İletişim