Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     3027 kez okundu.     3 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

Kürsü
Kürsü Nizam

  Sayı: 43 -

(Bu sayfadaki imzasız yazılar İman ve İslâm Atlası’ndan alınmaktadır.)
(Hurafeler anlatıldıktan sonra sıra, onların zıddı mucize ve keramete geldi)
Hurafenin kâmil zıddı olan mucize ve keramet, insandaki bedavadan “olur” kanaatine karşı, Allah nebîlerine verilen meydana getirmek kudreti… Ölüyü diriltmek, körün gözünü açmak, zaman ve mekânı aşmak, madde ve imkân kanununu yırtıp geçmek gibi…
Keramet, bağlı bulunulan nebînin yolunda onun ruh hassasından güç kazanarak yine aynı harikalara vücut vermek…
Velînin kerameti, tâbi olduğu nebînin mucizesidir; ve İslâm’da öyle velîler gelmiştir ki, bazı nebîlerde bile görülmedik tecelliler göstermişlerdir. Fakat Allah’a karşı edep iktizası, en büyük kerameti hallerini gizleyebilmekte bulmuşlar, iradeleri ellerinde olmayarak bir keramet gösterdikleri zaman da, örtüsü düşen bir bâkire hicabına bürünmüşlerdir.
“Altun Silsile”nin büyük kol başlarından Ubeydullah Ahrar Hazretleri buyuruyor: “Biz istersek arz küresini ikiye şakkederiz; ama hiçbir şey yapamayız ve İl âhî iradenin tecellisini gözetleriz…”
Şah-ı Nakşibend Hazretleri’ne soruyorlar: “Sizden niçin bu kadar az keramet sâdır oluyor?” Şu cevabı veriyorlar: “Bunca vebâl altında ayakta durabilmemizden büyük keramet mi olur?” Oysa “Altun Silsile”ye ismini bağışlayan velî, karanlıkta müridi korkmasın diye batan güneşi ufuk noktasında durduran ve dehşetler içindeki müridine “bunlar tarikat oyunlarıdır; gaye bu değildir!” diyen kahramandır. Aynı Şah-ı Nakşibend “bir velînin öz iradesiyle keramet göstermeye kalkışması, bir kadının hayz ve nifasında kendisini kanlı donuyla teşhir etmesinden beterdir!” buyuruyor.
Mucize ve kerameti akıl terazisiyle tartmaya çalışan maddeci kafa “olamaz” bildiğine karşı “olur” izah edebilse daha ne ister? O, gözüyle gördüğüne inanır da tüm kâinatın ve bu arada gözle görebilmenin ne çözülemez bir mucize olduğunu kabul edemez. Sanki gözü ve görmeyi kendisi ısmarlamış gibi… Baştan başa mucize tablosu kâinatta, Allah’ın nebîlerine verdiği ve onlarda gösterdiği kudret, hakikatle hayal arası tam kıyas vâhidi teşkil eder.
Hokkabaz ve sahte şeyh de mucize peşindedir; ama hakikatleri birbirine “nâmütenahi” kelimesiyle uzaktır.
Kâinatın yüzü suyu hürmetine yaratılmış olduğu Resûller Resûlü, gözlerini kırparken bile mucize ifadesine sahip…
İman tam olunca ispat kaygısı kalkar ve işte o zamandır ki, insanda mucizeyle hurâfeyi birbirinden ayırd etmek hassası doğar. Böyle olursa da mürşitten keramet beklemek ve istemek edepsizlik olur.
NETİCE
Öyleyse “Hurâfe” bahsi şöyle mühürlenebilir: Allah’ın Kitabı, Resûl’ün beyanı ve onların hâlis bağlıları dışında her tespit ve teşhis hurâfedir; buraya kadar olan kalbin tasdikinde ve gerisi, kalb ve yaveri aklın teftişindedir.
Hazret-i Osman’ın Ebuzer Hazretleri’ne verdiği cevapla hem ferdî mülkiyet hem de içtimaî adalet nasıl iç içe barındırılıyor ve bu davanın (metodoloji-usuliyat)ı kuruluyorsa Hazret-i Ebu Bekr’in kâfirlere mukabelesinde de akılla imanın ve “olur”la “olmaz”ın denge mizan noktası meydana çıkıyor. Miraç gecesinin sabahı Kureyş nasipsizleri Ebu Bekr’in kapısındalar… Çağırıyorlar, nebîlerden sonra dünyanın en büyük insanını kapıya… Diyorlar: “Seninki yeni bir haber getirdi; Mekke’den uçarak Kudüs’e gitmiş, orada göklere çıkmış, Allah’ı görmüş… Buna da mı inanacaksın?”… En büyük Sahabî soruyor: “Bütün bunları kim söylüyor?”… Cevap: “O!”… Sual: “O mu?”… “Evet, O!”… Ve son söz: “O söylüyorsa doğrudur!”… İşte hurâfeyle hakikat arası biricik tefrik mîzanı ve bu mîzanı getiren din!..
ÖLÇÜ
O (sav) söylüyorsa, doğrudur. Hz. Ebubekir (ra)
ÖLÇÜ
Mânâsız lâfızlarla kargacık burgacık bir takım nüshalar yazılması, nazara karşı şunun bunun üzerine öteberi asılması, kadınlarca hoş görünmek için bir takım efsunlar yapılması, şirktir.
Bir şeye alâka bağlayan ve onun himayesine sığınan, o şeye havale edilir.
Kim, yıldızların gidiş gelişinden hüküm çıkarmak için ilim elde ederse, sihirden bir şube edinmiş olur; ve ilmi ziyadeleştikçe suçu fazlalaşır.
İsimlerden, kuş seslerinden, kuş uçurmaktan, ufak taşlar atmak veya noktalar dökmekten gaibin keşfini bekleme gayreti, putperestlik ve sihirbazlık işidir.
Bir takım illetlerde sirayet; ve ayda, günde kuşta, hayvanlarda, şeamet yoktur. Gulyabani masalları da yalandır.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen : end    
Yorum : benim gibi bir cahile böylekonularda yorum yapmak düşmez ama efendim hazretlerinden işittiğim şu idi: en büyük keramet kerameti gizlemektir.




Ekleyen : nur ay    
Yorum : duyduk ve iman ettik




Ekleyen : aciz    
Yorum : Bu tür yazıların artmasını Üstad Necip Fazıl'ın eserlerinden sık sık yayınlanmasını talep ediyorum. Tebrikler..





 
Gıda... - Sayı 94
GIDA... - Sayı 93
MEVLİT... - Sayı 68
D?NYA... - Sayı 67
Tüm Yazıları

Gelecek sayı konusu (98): İNTERNET


Son Eklenen Yorumlardan
 Sevgili Sehrzad, kalbinin değer kattığı sıcacık yorumun, okuduğum günün en güzel hediyesi oldu. Varl... Işın Erenoğlu Üstündağ

 Sehrzad da derki; bir canlının hayatı, yaşamı anlamlandırmaya çalışması ve yüreğine sığmayan duygul... Sehrzad davudi

 En azından "doğru tarafta olmak" nasıl bir nizam köpürtür... "Geride kalıyor olmak" faslını konuşaca... Sinan AYHAN

 "Demek ki, zaten aslında ve lûgatta bir kavmin ruhunu dayadığı iman kaynağı mânasına gelen ve son za... Sinan AYHAN

 Hocam, kaleminize sağlık, işin ruhunu etraflıca veren, hoş bir yazı olmuş... Allah razı olsun... Güç... Sinan AYHAN


Sonsuz karanlıklarıma gömülüşümü anlamayıp bilmeden kendi karanlıklarına denk sayanlar tarihin karanlığında boğulmaya mahkûmdurlar.
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Milliyetçilik
Doktor anne
Türk teşkilâtlanma kabiliyeti ve kapasit
Çamurdan kale
Türkün halelendiği ufuk, istikamet...
Gün gelir de, hayatı anlat derlerse
Dergi fuarındaydık
Aydınlar üzerine
Türk teşkilâtlanma kabiliyeti ve kapasit
Milliyetçilik


Yavuz Sert - Keyif verici cümlele...
Ali Erdal - Türk teşkilâtlanma k...
Kadir Bayrak - Ertuğrul Gazi
Sinan Ayhan - Türkün halelendiği u...
Sinan Ayhan - Arşetip: eşyaların b...
Necip Fazıl Kısakürek - Milliyetçilik
Bedran Yoldaş - Filistin
Fatma Pekşen - Fatmalar ve diğerler...
Ahmet Mahir Pekşen - Sarhoşun saygısı
Ahmet Mahir Pekşen - Sarmaşık günaydını
Dergi Editörü - Dergi fuarındaydık
Site Editörü - Kardelen IX. uluslar...
Mehmet Hasret - Körbaykuş
Gönüldaş - "Ümmetim kötüde itti...
Necdet Uçak - Uyku
Necdet Uçak - İmtihan
Mustafa Büyükgüner - Taşlar dile geldi
M. Nihat Malkoç - Kudüs terennümleri
Hızır İrfan Önder - Az-öz
Ayhan Aslan - Karikatür
Ayhan Aslan - Babam
Ahmet Çelebi - 15 Temmuz
Gelecek sayı konusu -
Vural Gündüz - Çamurdan kale
Muhsin Hamdi Alkış - Türk milletinde devl...
Kubilay Ertekin - Çıban başı
İbrahim Şaşma - Kudüs mektubu
Halis Arlıoğlu - İnanç ve milli irâde...
Halis Arlıoğlu - Can Azerbaycan
Erdem Özçelik - Doktor anne
Mahir Adıbeş - Şahit
Kürsü Kainatın Efendisi - Giyim
Murat Yaramaz - Vicdan
Murat Yaramaz - Belki
Murat Yaramaz - Tavsiye
Tamer Uysal - Aydınlar üzerine
Harun Ekici - Unutmak
Hakan Karahan - Mevlânâ
Zaman Yolcusu - İki soru
Konyalı - Bir anma gününden rö...
Enes Yeşil - Kıyamam
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 4697853
 Bugün : 297
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 445275
 Bugün : 1
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 101
 97. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 5
Son Güncellenme: 7 Ağustos 2018
Künye | Abonelik | İletişim