Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 26 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     2833 kez okundu.     3 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

Kürsü
Kürsü Nizam

  Sayı: 43 -

(Bu sayfadaki imzasız yazılar İman ve İslâm Atlası’ndan alınmaktadır.)
(Hurafeler anlatıldıktan sonra sıra, onların zıddı mucize ve keramete geldi)
Hurafenin kâmil zıddı olan mucize ve keramet, insandaki bedavadan “olur” kanaatine karşı, Allah nebîlerine verilen meydana getirmek kudreti… Ölüyü diriltmek, körün gözünü açmak, zaman ve mekânı aşmak, madde ve imkân kanununu yırtıp geçmek gibi…
Keramet, bağlı bulunulan nebînin yolunda onun ruh hassasından güç kazanarak yine aynı harikalara vücut vermek…
Velînin kerameti, tâbi olduğu nebînin mucizesidir; ve İslâm’da öyle velîler gelmiştir ki, bazı nebîlerde bile görülmedik tecelliler göstermişlerdir. Fakat Allah’a karşı edep iktizası, en büyük kerameti hallerini gizleyebilmekte bulmuşlar, iradeleri ellerinde olmayarak bir keramet gösterdikleri zaman da, örtüsü düşen bir bâkire hicabına bürünmüşlerdir.
“Altun Silsile”nin büyük kol başlarından Ubeydullah Ahrar Hazretleri buyuruyor: “Biz istersek arz küresini ikiye şakkederiz; ama hiçbir şey yapamayız ve İl âhî iradenin tecellisini gözetleriz…”
Şah-ı Nakşibend Hazretleri’ne soruyorlar: “Sizden niçin bu kadar az keramet sâdır oluyor?” Şu cevabı veriyorlar: “Bunca vebâl altında ayakta durabilmemizden büyük keramet mi olur?” Oysa “Altun Silsile”ye ismini bağışlayan velî, karanlıkta müridi korkmasın diye batan güneşi ufuk noktasında durduran ve dehşetler içindeki müridine “bunlar tarikat oyunlarıdır; gaye bu değildir!” diyen kahramandır. Aynı Şah-ı Nakşibend “bir velînin öz iradesiyle keramet göstermeye kalkışması, bir kadının hayz ve nifasında kendisini kanlı donuyla teşhir etmesinden beterdir!” buyuruyor.
Mucize ve kerameti akıl terazisiyle tartmaya çalışan maddeci kafa “olamaz” bildiğine karşı “olur” izah edebilse daha ne ister? O, gözüyle gördüğüne inanır da tüm kâinatın ve bu arada gözle görebilmenin ne çözülemez bir mucize olduğunu kabul edemez. Sanki gözü ve görmeyi kendisi ısmarlamış gibi… Baştan başa mucize tablosu kâinatta, Allah’ın nebîlerine verdiği ve onlarda gösterdiği kudret, hakikatle hayal arası tam kıyas vâhidi teşkil eder.
Hokkabaz ve sahte şeyh de mucize peşindedir; ama hakikatleri birbirine “nâmütenahi” kelimesiyle uzaktır.
Kâinatın yüzü suyu hürmetine yaratılmış olduğu Resûller Resûlü, gözlerini kırparken bile mucize ifadesine sahip…
İman tam olunca ispat kaygısı kalkar ve işte o zamandır ki, insanda mucizeyle hurâfeyi birbirinden ayırd etmek hassası doğar. Böyle olursa da mürşitten keramet beklemek ve istemek edepsizlik olur.
NETİCE
Öyleyse “Hurâfe” bahsi şöyle mühürlenebilir: Allah’ın Kitabı, Resûl’ün beyanı ve onların hâlis bağlıları dışında her tespit ve teşhis hurâfedir; buraya kadar olan kalbin tasdikinde ve gerisi, kalb ve yaveri aklın teftişindedir.
Hazret-i Osman’ın Ebuzer Hazretleri’ne verdiği cevapla hem ferdî mülkiyet hem de içtimaî adalet nasıl iç içe barındırılıyor ve bu davanın (metodoloji-usuliyat)ı kuruluyorsa Hazret-i Ebu Bekr’in kâfirlere mukabelesinde de akılla imanın ve “olur”la “olmaz”ın denge mizan noktası meydana çıkıyor. Miraç gecesinin sabahı Kureyş nasipsizleri Ebu Bekr’in kapısındalar… Çağırıyorlar, nebîlerden sonra dünyanın en büyük insanını kapıya… Diyorlar: “Seninki yeni bir haber getirdi; Mekke’den uçarak Kudüs’e gitmiş, orada göklere çıkmış, Allah’ı görmüş… Buna da mı inanacaksın?”… En büyük Sahabî soruyor: “Bütün bunları kim söylüyor?”… Cevap: “O!”… Sual: “O mu?”… “Evet, O!”… Ve son söz: “O söylüyorsa doğrudur!”… İşte hurâfeyle hakikat arası biricik tefrik mîzanı ve bu mîzanı getiren din!..
ÖLÇÜ
O (sav) söylüyorsa, doğrudur. Hz. Ebubekir (ra)
ÖLÇÜ
Mânâsız lâfızlarla kargacık burgacık bir takım nüshalar yazılması, nazara karşı şunun bunun üzerine öteberi asılması, kadınlarca hoş görünmek için bir takım efsunlar yapılması, şirktir.
Bir şeye alâka bağlayan ve onun himayesine sığınan, o şeye havale edilir.
Kim, yıldızların gidiş gelişinden hüküm çıkarmak için ilim elde ederse, sihirden bir şube edinmiş olur; ve ilmi ziyadeleştikçe suçu fazlalaşır.
İsimlerden, kuş seslerinden, kuş uçurmaktan, ufak taşlar atmak veya noktalar dökmekten gaibin keşfini bekleme gayreti, putperestlik ve sihirbazlık işidir.
Bir takım illetlerde sirayet; ve ayda, günde kuşta, hayvanlarda, şeamet yoktur. Gulyabani masalları da yalandır.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen : end    
Yorum : benim gibi bir cahile böylekonularda yorum yapmak düşmez ama efendim hazretlerinden işittiğim şu idi: en büyük keramet kerameti gizlemektir.




Ekleyen : nur ay    
Yorum : duyduk ve iman ettik




Ekleyen : aciz    
Yorum : Bu tür yazıların artmasını Üstad Necip Fazıl'ın eserlerinden sık sık yayınlanmasını talep ediyorum. Tebrikler..





 
Gıda... - Sayı 94
GIDA... - Sayı 93
MEVLİT... - Sayı 68
D?NYA... - Sayı 67
Tüm Yazıları

Gelecek sayı konusu (95): Tasavvuf; herkesin içinde fıtrî olarak var olan aşkı, merkezine, hakikatine yerleştirme ve yüceltme mektebi... Yüce kahramanların harcı... Karşı çıkanlar evvelemirde içlerindeki aşk istadına yazık eder.


Son Eklenen Yorumlardan
 "...tefekkür etmek ekmek gibi, su gibi bir ihtiyaç... " belki insan o maddelerden evvel o hassa ile ... ekrem yılmaz

 Ekrem, zaman ayırıp cevap lütfetmişsiniz; takdirleriniz, inşallah dua yerine geçer. Çalakalem yazılm... Ali Erdal

 Çok akademik; kılı kırk yararak, hissedilerek, çilesi çekilerek, araştırması olabildiğince yapılarak... ekrem yılmaz

 İsmini belirtmeyen değerli okuyucu... Çok güzel ifade etmişsiniz... Tebrikler ve teşekkürler...... Ali ERDAL

 ALLAH Türk Milletini seviyor; niçini için bir çok gerekçe sayılabilir. Bir kısmı yazıda mevcut. Ama ...


“Yeni Dünya Düzeni” diye bir şey attılar ortaya… Ondan sonra ne ses çıktı, ne soluk… “Yeni Dünya Düzeni” dedikleri, boşluğun sessizliğini dinlemek gibi bir şey mi acaba?..
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1993
Türkçenin serencamı
Topyekûn ölçü
Ninemden bana kalan şey, bahçe ve fındık
Aranan kan
Türk dilini dert edinenler
Türkçenin serencamı
Dil kavramı üzerine bir düşünce havzalar
Yavuz Sert - Türk dilini dert edi...
Yavuz Sert - Annelerimiz-15 - Hz....
Ali Erdal - Türkçenin serencamı
Ali Erdal - Kedicik
Kadir Bayrak - Hangi Türkçe?
Sinan Ayhan - Dil kavramı üzerine ...
Sinan Ayhan - Ninemden bana kalan ...
Sinan Ayhan - Konuşan düşünce
Fatma Pekşen - Ses bayrağımız dilim...
Dergi Editörü - Aranan kan
Site Editörü - Ana dilimiz Türkçe
Mehmet Hasret - Bir küçük kedi için ...
Kürsü Nizam - Gıda
Acıyorum -
Necip Fazıl - Topyekûn ölçü
Necip Fazıl - İllet
Necip Fazıl - Kanun
Necdet Uçak - Anadilim Türkçe
Necdet Uçak - Rabbim
Necdet Uçak - Kucak açtık mazlumla...
Necdet Uçak - Niğbolu meydan savaş...
Mustafa Büyükgüner - Türk Budun(u)
Mustafa Büyükgüner - Budinden Yemene sazı...
M. Nihat Malkoç - Tabelâlarda Türkçe k...
M. Nihat Malkoç - Büyülü kelimeler
Hızır İrfan Önder - Hangi hücremde saklı...
İsimsiz - Dilinizi eşek arası ...
İsimsiz - Dil üzerine söylenen...
İktibas - Necip Fazıl
Muhammed İsa Öztürk - Silâhlar
Kubilay Ertekin - Müslümanın ilk vasfı
İbrahim Şaşma - Lüzum müzekkeresi
Halis Arlıoğlu - "Hero" ne demektir?
Halis Arlıoğlu - Arafatta niyâz
Halis Arlıoğlu - Ah bu yalnızlık
Bahadır Kaya - 94.sayı medya sepeti
Er Tuğrul - Eşek arısı ve kemâla...
Murat Yaramaz - 94.sayı mizah köşesi
Murat Yaramaz - Küs
Murat Yaramaz - Silgi
Murat Yaramaz - Gibi
Kamran Murquzov - Azerbaycan toprağına...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 3717685
 Bugün : 4912
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 419812
 Bugün : 90
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 74
 94. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 3
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncellenme: 16 Kasım 2017
Künye | Abonelik | İletişim