Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     1345 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Bir babadan evlâtlarına...
Kubilay Ertekin

  Sayı: 81 - Temmuz / Eylül 2014

(Sahibi meçhul bir mektuptan)

Esselâmü aleyküm verahmetullâhi vebere kâtühû. Sevgili yavrularım;

“Her derdin vardır bir çâresi, her inleyen ölmez.

Her sevincin bir sonu var, ebedî gülünmez.”

Bu yılda 15 tatilinizi (1990) Ablanız hâriç, çok şükür bütün kardeşlerinizle kendi yuvanız, ana-babanızla geçirme bahtiyarlığına erdiniz. Bana göre bu, nimetlerin en güzeli. Bunu ondan mahrum olanlar bilir. Allah (cc) o acıyı kimseye göstermesin. Âmin.

Nimet içinde yaşayanlar, kıymet bilmez. Bu, hepimiz için geçerli. Bunu şu an aranızda olmayan ablanızın yokluğundan da anlayabilirsiniz. Demek ki, bizden veya sizden biriniz ebediyen bu mutluluğu görmeyebilirdi. Hiç birimiz bâki değiliz. Hattâ yarına çıkacağımıza bile garanti yok. İnanan bir insan olarak, Cenâb-ı Hakk’a ne kadar şükretsek az. Sahip olduğumuz her şey Allah’ın (cc) bir lütfu. Bunun kadrini bilip, onun sahibine şükretmek, insanlık –özellikle Müslümanlık– gereği; Cumartesi sizi Vize’ye, Pazar günü de kardeşlerinizi Konya ve Aydın’a uğurladık. Sizden ve Aydın’dan haber aldık ama Konya’dan haber gelmedi. Gece saat 03.00’e kadar bekledik. Bu satırları yazarken onun da sâlimen ulaştığını öğrendik. Çok şükür. Hayli merak etmiştik, üstelik onun yanında bir de torun vardı..

Şimdi asıl konuya geliyorum. Bildiğiniz gibi şimdilik kısa aralıklarla buluşup ayrılıyoruz. Zamanla uzun ayrılıklar, bitmeyen meşgale ve mâzeretler, aile ortamından kopmalar, buluştuğunuzda ise ebedî olarak aranızda bulunmayanlarınız olacak. Ayrılıklar beni can evimden vuran, yüreğimi yakan acıların en hazinidir. Ben onun çilesi, ıstırabı ile büyüdüm.

İnsanlar geçici. Fakat idealler –dînî duygu ve yaşantılar– aileden gelen güzel prensipler ebedîdirler. Bildiğiniz üzere ben aileyi; dallı-budaklı, meyveli-çiçekli bir ağaca benzetirim. Dallar mesâbesindeki çocuklar o kökten kopar, aslını inkâr eder özünden ayrı düşerse, tekrar yeşerip meyve vermesi çok zordur. Belki de kup-kuru bir odun olur. Gerçi odun da faydalı ve insanların ısınmasını sağlar ama ağacın meyve vereni makbuldür. Nitekim dînî ve millî değerlerden kopanlar sade odun değil, çıra gibi kendini ve ülkeyi yakan Neron oluyorlar. Gâyem, odun olup kendinizi ve çevrenizi yakmanız değil; yemyeşil meyveli dallı-çiçekli bir hayat ağacı olmanız ve etrafınıza iyilik ve hayır meyveleri saçmanızdır. Ancak o takdirde ruhum şâd, gönlüm gülşâd olur. Ömer amca dediğiniz Bozkırlı bir işçi vardı, sizinle şakalaşıp güldürürdü; Onun Yûnus Emre’den aktardığı şu sözü aklıma geldi; bunu, kendi mahallî şivesiyle çok hoş bir şekilde söylerdi:

“Her hacıya geden, olur mu hacı?

Başından alırlar altınlı tacı.

Öz kökünden eğri biten ağacı.

Balta kesme ile yonabilir mi?.”

Sizlerin kökünüzden, özünüzden ve aslınızdan ayrı düşüp eğri yetişmemeniz için çok büyük gayret, fedakârlık gösterdik. Mahrumiyet çekip sıkıntılar yaşadık. Haram lokma yedirmemek için hakkımız olanların bile bazılarından vazgeçerek evimize haram şeyler sokmadık. Bunları en iyi bilen de sizlersiniz. Aylarca o mahrumiyet içinde sizlere bir çiğdem ve leblebi bile alamadık. Yamalı giydiniz ama açık ve aç kalmadınız. Bunları unutacağınızı sanmıyorum. Artık erginlik çağına gelmiş; iyi ve kötüyü fark edecek durumdasınız. Ayrı iş, meslek ve aile sahibi oldunuz. Kimseye bağımlı değilsiniz. Deneten, gözeten, kontrol edeniniz yok. Eğer şimdiye kadar yaptığınız dînî görevleri, bize yaranmak, bizden çekinerek yapmışsanız, buna hayıflanır, sizlere gayemiz olan Hak ve hakikati gereği gibi anlatamadığımız için kendime acırım. Keşke Allah’ı (cc) sevip, ondan korksaydınız. Şimdi bizden uzaktasınız. Sığınacağınız yer, göstereceğiniz mâzeretiniz yok. Vicdanınız ve inandığınız değerlerle baş başa kalacak; burada ne aldıysanız, doğumunuzdan bu ana gelinceye kadar ne verilmişse onu uygulayacak ve yaşayacaksınız. Tabii. Çünkü; “Zerre kadar hayır işleyen onu, zerre kadar şer/kötülükte bulunan da karşılığını görecektir” buyrulmaktadır. Gücümüz yettiğince Allah’ın emirlerini vermeye çalıştık. Maya tuttuysa ne âlâ… Tutmadıysa sorumlu biz değiliz. Bir şeyi veren kadar, alanın kâbiliyet ve fıtratı da önemli. Şimdi irâde ve inisiyatif artık kendi elinizde. En az bizim kadar, hattâ bazı konularda bizden akıllı, kültürlü ve bizim sahip olmadığımız imkânlara sahipsiniz. Şimdi sizlere imânınız yön verecek. İmansız ve hayâsızlık karşısında belki sıkıntı çekeceksiniz. Ama ülkemiz ve sizlerin kurtuluşu bu sıkıntılara göğüs germenize bağlıdır. Namussuzlar içinde temiz, nâmuslu, sağlam kalabilmek çok zordur. Sizlere bunun önemini anlatırken –mizacım gereği– aşırıya kaçıp hırpaladığım olmuştur. Hoş göreceğinizi umarım. Ben o konularda eğitimsiz biriyim.. O yüzden okumanız için çok gayret ettik. En büyük fedâkârlığı anneniz yaptı. Onun hakkı benden çoktur. Eğer aynı idealleri verebilmişsek, ülkemizin dağ gibi problemi olduğunu göreceksiniz. En başta; iyilikleri inkâr ve nankörlükle, imansız-hayâsız ve harâmîliklerle karşılaşacaksınız. İyilik kâfirden gelse de iyiliktir. Adam kâfirdi ama toprağı bol olsun iyi adamdı’ denir. Sakın iyiliğe nankörlük etmeyin!. Verilen bir yudum su ve bir lokma ekmek olsa bile, onu minnet ve şükranla anın. Karşılaştığınız engellerde, nerhum M. Âkif’in ifadesiyle “Bu yol ki, Hak yoludur. Dönme bilmeyiz yürürüz!” deyip düşe-kalka hedefe varmaya çalışın. Bıktırıcı, usanç verici bulsanız, uzak da olsanız, sizlere yine aynı şeyleri tavsiye edeceğim. Buna ‘vasiyetim’ de diyebilirsiniz. Gecenin şu 03,30’nda beni rahatsız eden şeyleri sıralamaya ve tekrar ikâz etmeye çalıştım. Gerçekten –geçici de olsa– şartlar bizi ayırmış durumda ve bu ayrılıklar ileride daha da uzayarak, çok değişik gâileler, meşgûliyetler çıkıp aydan aya, yıldan yıla görüşülecektir. Artık yüz yüze gelerek bunlarla başınızı ağrıtan olmaz sanırım. Kim bilir belki de bu son konuşmalarımdır... Diğer bir konu da, akraba, dost ve kardeşler arası irtibatınızı kesmemeniz ve bu arada bizim dostlarımızı da mahrum etmemenizdir. Onların çok iyiliklerini gördük. En zor şartlarda ve dar zamanımızda bizi boş çevirmediler. Akrabalarımızdan görmediğimiz iyiliği onlardan gördük. Bunu inkâr etmek çok büyük bir nankörlüktür. Kireççi Hasan amca... Ev sahibi Ali İhsan… Nezir aga ve özellikle Kahveci Mustafa dayı gibi… Daha ismini hatırlayamadığım kimseler. Onları rahmet, minnet ve şükranla anıp dualarınızdan eksik etmemenizi tavsiye ederim. Bizi bilmiyorum. Onu kendiniz bilir veya vicdânınıza sorarsınız.. En sağlam ölçü, temiz kalan vicdandır; “Nasıl yaşarsanız, öyle ölürsünüz. Nasıl ölürseniz, öyle haşrolursunuz.” Hadis-i şerifini hayatınıza düstur ederseniz, bizi mutlu edersiniz. Benim aslî görevim herkese iyilik ve yardımda bulunmak olmasına rağmen, imkânsızlık yüzünden ancak sizleri yetiştirip, ihtiyaçlarınızı karşılamaya çalıştım. Halka yardımım olmadı ama onların hayırseverliği, hamiyet perverliği, bizlerin ve sizlerin bugünlere gelmemize sebep oldu. 4-6 yıllık tahsil döneminizde sayısız kere İzmir’e gidip-gelirken otobüs ücreti almayan Reşat amcayı nasıl unutursunuz? Siz unutsanız da ben unutamam. Çünkü en çok zorlanan bendim. Hepsini rahmet ve minnetle anıyorum, anacağım. Yine de başkasının eline bakmayıp kendi imkânlarınızla geçinmeye gayret edin. Minnet altında kalmak çok zordur.

Kurduğunuz ve kuracağınız aileler ve idealler, yuvanızda görüp yaşadıklarınızdan, bizimkinden daha ileride ama ehlisünnet istikâmetinde olsun. İçinde bulunduğunuz şartlar 70-80 yıl evvelki yaşadıklarımıza benzemiyor. Maddî, manevî çok değişik durumlardasınız. Neslinizden gelenler; dalga dalga bu idealleri yaysınlar isterim. İslâm, insanlara değil, insanlar ona muhtaç ve varlıklarını öyle koruyabilirler. Yaşanan gerçekler bunu gösteriyor.

Bu çığlıkları daima vicdanınızda hissedip, duygusuzluk ve köksüzlükten uzak durmanız dileğindeyim. Sizin yaşınızda iken üniversitenin adını bile duymamıştık. Baskı ve zulümlere rağmen o bâdireleri fire vermeden geçtiniz. Çok şükür.. Buna rağmen geldiğiniz yeri unutmayınız. Her ne kadar oralardan ideal insan tipi çıkmıyorsa da, kendinizi geliştirip, eksiğinizi tamamlayabilirsiniz. Yıllar evvel merhum bir karikatüristimiz Vehip Sinan’ın, çizgisini hatırladım. Biliyorsunuz ‘Bay Devrimbaz’ tiplemesi vardı. (Üniversitenin arka kapısından birçok kütük giriyor. Ön kapıdan o kütükler, boyunlarında sâdece bir papyon takılmış olarak görülüyordu.) Bu, anarşi ve terörün niçin oralarda mekân tuttuğuna canlı bir örnektir.

Müslüman bir ülkede dinsizliğin, anarşizmin yaygınlaşması kimseyi tedirgin etmiyor. Müslümanlar çok uyanık olmak zorundadırlar.

Size hitaben yazdığım bu konular, her şuur sahibi Müslüman ana-babanın istek ve arzularıdır. Unutmayın! Hayat bir mücadele, zorluk ve ıstırap âlemidir. İnsan bu âlemde tıpkı bir yolcu gibidir; çocukluktan, gençliğe, gençlikten ihtiyarlığa, ihtiyarlıktan kabre, kabirden haşre, haşirden ebede kadar bu yolculuk devam edecektir.

Allah, (cc) Mâlikül mülktür/mülkün sahibi... Akıllı insan bu ilâhî gerçeği bilendir. Nitekim Bir Hadîs-i şerifte Efendimiz (sav); “Ey âdemoğlu! Rabb’ına itaat et ki, akıllılardan olasın.! Ona isyan ve nankörlükte bulunursan, câhillerden olursun.” buyurmuşlardır.. Vesselâmü aleyküm.

12.02.1990; Babanız


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henüz yorum bırakılmadı...
 
Rahatizm ve ötesi... - Sayı 96
Dıştaki alçaklar mı, içte... - Sayı 95
Müslümanın ilk vasfı... - Sayı 94
ÇAPSIZ VE SEVİYESİZLER!..... - Sayı 93
Tüm Yazıları

Gelecek sayı konusu (97): Bu sene 737.si yapılacak Ertuğrul Gazi İhtifali'nden hareketle TÜRK TEŞKİLÂTLANMA KABİLİYETİ...


Son Eklenen Yorumlardan
 Allah rahmet eylesin.Mekanı cennet olsun.O güzel yerler de bir gün sevdiklerimizle buluşacağız... ... BİRSEN YURTSEVER

 necdet amcacıgım.emeğinize kaleminize sağlık... BİRSEN YURTSEVER

 cox mənalı bir şerdir. cox sağ olun. her birinize teşekkür edirəm. ... ruslan

 Məhəbbətsiz ömür sürən kimsədən-Bir aşiqin məzar daşı yaxşıdır.... Ulduz Qəzvini

 Güzel yorumlarla, günüme güneş olan herkese, çok teşekkür ederim. Ne mutlu ki, okuyanlar, mısralara... Işın Erenoğlu Üstündağ


Hislerin hissizleştiği noktada, onlarda kalan aklın varlığını sürdürebilmek için o noktaya varışın yaratıcısını bile inkâr edebilecek kadar “bencil”leşmesine kılıflar uydurarak (bunu) üstünlükmüş gibi gösterenleri iyi tanımak gerekir.
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Gün gelir de, hayatı anlat derlerse
Boya sandığı
MƏHƏBBƏT
İnsanın içindeki Hanifliğe ve Ümmiliğe ç
Kudüsü tefekkür
MƏHƏBBƏT
Kudüs
Vade doldu hanım gitti
Gün gelir de, hayatı anlat derlerse


Yavuz Sert - Kudüs... Ey Kudüs
Yavuz Sert - Prof. Dr. Ömer Faruk...
Ali Erdal - Kudüs
Kadir Bayrak - Müminleri Emiri: Hz....
Kadir Bayrak - Aynadaki yüz: Mehmed
Sinan Ayhan - İnsanın içindeki Han...
Sinan Ayhan - Can feda...
Bedran Yoldaş - Her yer Kerbelâ
Fatma Pekşen - Peçe
Ahmet Mahir Pekşen - Mescid-i Aksa -Kudüs...
Dergi Editörü - Kudüsü tefekkür
Site Editörü - Kolayı tersten okuma...
Mehmet Hasret - Devletler kuran, dev...
Necip Fazıl - Başyücelik emirleri ...
Necdet Uçak - Kudüs
Necdet Uçak - Kendini hesaba çek
Necdet Uçak - Muhacire ensarız biz
Mustafa Büyükgüner - Nefes
Ayhan Aslan - Hakikat
Ayhan Aslan - Zındık
Ayhan Aslan - Hesap günü
Mehmet Balcı - Susmam ben
Mehmet Balcı - Taşlama
Ahmet Çelebi - Kudüste bir çocuğum
Gelecek sayı konusu -
Vural Gündüz - Boya sandığı
Mustafa Gül - Mekkenin fethinden ç...
Kubilay Ertekin - Rahatizm ve ötesi
Halis Arlıoğlu - Zeytin dalı ve bana ...
Halis Arlıoğlu - Anlayana izafe
Ahmet Değirmenci - Şehadet türküsü
Ahmet Değirmenci - Bir yangındı işte
Kürsü Kainatın Efendisi - Giyim
Er Tuğrul - Kudüs nereden başlar...
Er Tuğrul - Kutlu kıyam
Murat Yaramaz - 6 gün savaşları
Murat Yaramaz - Naci El Ali
Murat Yaramaz - Kan
Murat Yaramaz - Kirli
Murat Yaramaz - Küsme işareti
Işın Erenoğlu Üstündağ - Gün gelir de, hayatı...
Ekrem Esad Altan - Bir oyun oynanır, oy...
Tamer Uysal - İlgisiz bilgililer, ...
Harun Ekici - Hüzün
Şevket Karayiğit - Kudüsün anlattıkları
Hakan Karahan - Bu cemiyetin - Süley...
Harika Ufuk - Birlik beraberlik ka...
Astan QASIMOV - Gəldim
Əlişad CƏFƏROV - Qayçıquyruq qaranquş
Şəfa VƏLİYEVA - Güldüm… Gülüşüm d...
Şəfa EYVAZ - MƏHƏBB'...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 4306867
 Bugün : 2247
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 435103
 Bugün : 62
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 55
 96. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 5
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 11
Son Güncellenme: 5 Şubat 2018
Künye | Abonelik | İletişim