Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     1766 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Hadi gel köyümüze geri dönelim
Vural Gündüz

  Sayı: 82 - Ekim / Aralık 2014

Modernleşmenin etkisiyle köy hayatı giderek herkesin şehirlerde yaşayacağı biçimde değişiyor. Nüfus artışı ve sanayileşme sonucu ortaya çıkan kentleşme olgusunun, çok sayıda sorunu da beraberinde getirdiğini her geçen gün daha fazla hissediyoruz.  Fakat kentleşme yalnızca nüfus hareketi bağlamında düşünülmemelidir. Kentleşme, aynı zamanda o toplumda ekonomik ve toplumsal yapıyla da iç içedir. Kentlerdeki iş olanakları ve sanayideki yüksek ücretler kentleşmeyi cazip kılan nedenlerin başında geliyor. Büyük kentlerde eğitim ve sağlık olanakları, kırdan kente göçün hızla sürmesine kaynaklık etmektedir.

İnsanları kentlileştirmeye yönlendirmek her ne kadar doğru olsa da köylüyü âdetâ şehirlere göçmeye zorlamakta o kadar yanlış yöntem. Köyde yaşayan insanları sosyal, ekonomik ve kültürel anlamda yükseltecek çalışmalar olsa köyden kente bu kadar hızlı ve sorunlu bir akış olur muydu? Türk toplumunun kültürel ve ekonomik şekillenmesinde temel nokta olan köylülük olgusunu hayatımızdan her geçen gün biraz daha çıkarmak şehirleşmeye bu güne kadar ne katmıştır, ona bakmak gerek.

Öncelikli olarak köydeki sosyal yaşayış biçimi şehre uymamaktadır. Köylü hiçbir ön hazırlığı olmadan geldiği için şehre uyum sağlamak adına köyü unutmaya çalışmakta, unutamadığı noktada ise çatışmalar başlamaktadır. Şehirde hayata ayak uydurmak ve günümüzde gelişen teknoloji nedeniyle birçok âdet, gelenek ve görenekler unutulmaktadır. İnsanların köylerde kuşaklar boyunca öğrenip aktardığı kültür; gelenek ve değerler sistemi şehirde yaşanamamakta ve kentlileşme apayrı sosyo-psikolojik sorunlar ortaya çıkarmaktadır. Köylülerin şehre taşınmasıyla köylüler bir anda şehirli olamamakta, kentlileşmek yerine ilk aşamada şehirleri köyleştirmektedirler. Bu süreç kaçınılmaz olarak yaşanmaktadır ve birkaç kuşak yaşanmaya devam edecektir.

Şehirde köylülükten şehirliliğe geçmeye çalışan kitleler için uygun çözümler de üretilebilmiş değildir. Bir kültürü akşamdan sabaha değiştirmek zor olduğu gibi, onun yerini alacak yeni kültürü üretmek de kolay değildir. Binlerce yılın oluşturduğu kültürel örüntülerin tamamını henüz üretilmemiş ama dışarıda gözlenenlerle değiştirmek yeni sıkıntılar ortaya çıkarmaktadır.

Köylerde harman yerinde davul zurna eşliğinde yapılan, uzak köylerden gelen misafirlerin ağırlandığı ve günlerce süren düğünleri şehirde aynı şekilde yapmak mümkün olmuyor. Bulunan ara çözümler ise tatmin edici olmuyor. Şehirde evlilik törenlerini genellikle büyük binaların bodrumlarında düğün salonlarına sıkıştırıp, ses düzeni bozuk ve havasız bu mekânlarda gazlı içecek ve kuru pasta eşliğinde bir iki saatlik bir törenle geçiştirmek zorunda kalıyoruz. Davul, zurna, halaylar ve âşıklık geleneği de bu koşullarda giderek zayıflıyor, geleneği güncelleyemiyoruz. Yaşadığımız şehirlerin mimarî yapısı bunlara müsaade etmiyor. Köylerde yaşanan binlerce yıllık eğlenceleri şehirde yapmak bazen mümkün olmuyor. Şehirde bunları geleneğe uygun olarak yapmak çok zor ama böyle bir sosyal ihtiyaç var.

Köyden kente göçün belki de en belirgin yansımasını yerleşim yerlerinde görüyoruz. Köyle şehir arasında, sizden önce şehre gelen köylülerle beraber yapılan ve hızlı ve gece yapıldığı için gecekondu olarak adlandırılan yapılar ise köyden şehre geçişin çirkin anıtları olarak durmaktadır. Şehir planlarımız ve mimari, birkaç şehri ayrı tutarsak, insanın yaşayacağı ortam olmaktan çok uzaktır ve birçok sosyal ve bireysel sorunumuzun da kaynağı olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Mimarimiz, estetik fukaralığı, plansızlık, kullanışsızlık ve dayanıksızlık başta olmak üzere birçok problemi içinde barındırıyor.

Apartmanlarımız başımızı geçici olarak soktuğumuz geçici konaklanan yerler gibi görünüyor. Sanki yakın zamanda başka bir yere taşınacakmışız gibi. Kentlerde eskimeden kalacak, yıllara meydan okuyan evler yapmayı unutmuş görünüyoruz. Üstelik yaptığımız evlerin sağlamlığını her depremde acılar ve büyük maliyetlerle yaşıyoruz.

Ülkemiz geniş topraklara sahip olmasına rağmen şehirlerimiz neden sıkışık? Şehirlerimizde insanca yaşamanın gereği, geniş park ve meydanlar, cadde ve sokaklar neden yok? Müstakil ev yerine neden çok katlı toplu konutları tercih ediyoruz? Şehir imar planlarında yeşil alan olarak bırakılmış yerleri bile alışveriş merkezi yaparak, yağmalayarak nereye varacağımızı sanıyoruz? Bu ortamda insanın yaşam sevinci hissetmesi elinden alınmış; robotlaştırılmıştır. Bu uydu kentlerde ne sanat ve bilim merkezleri ne de konser ve spor salonları var. Hattâ berber, terzi ve kahvehane bile yok. Her şey son derece basit, yapay, zevksiz ve insanlık dışı!

Köyle şehir arasında yavaş yavaş kendimizi kaybediyoruz. Dünyalık endişelerimiz terk ettirdi, köylerimizi. Bayramlar vesile edilerek ziyaret edilen köylerin ziyaretçileri de azaldı artık. Zaten köy de, onu unutanlara küstü. Haberiniz ola…

 


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henüz yorum bırakılmadı...
 
Çamurdan kale... - Sayı 97
Boya sandığı... - Sayı 96
Öğretmenin anı defterinde... - Sayı 91
Türk milleti darbeyi ezmi... - Sayı 90
Tüm Yazıları

Gelecek sayı konusu (101): Doğu - Batı tefekkürünü doğru yapamayanın ufku dardır.

Son Eklenen Yorumlardan
 👍👏👍👏👍👍... BEYZA ATEŞ

 Acayip güzel olmuş 😉... BEYZA ATEŞ

 Dilin anlatamadığını şiire dökmek çok zordur ve siz zoru başarmışsiniz tebrik ediyorum 👍 ... BEYZA ATEŞ

 Çok başarılı ... Meryem

 Şiir tek kelimeyle mükemmel olmuş. Şiirde de geçtiği gibi gönül istediği bir damla huzuru ruhuna sı... Fatma


Sanatımızın, özellikle şiirimizin şu andaki seviyesini güneş ışığının yokluğuna mı, yoksa ondan gelen ışığın yansımasını engelleyip, bizi suni bir güneş tutulmasıyla karşı karşıya bırakanlara mı bağlamalı?..
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Fikirsizlik
Kardelen nasıl doğdu?
Zaman tünelinden iki yazı
Zamanın kısa tarihi
Ön söz, Öz Söz, S(öz) -III-
Zaman tünelinden iki yazı
Yüreğinle gel
Ruhsa sızan şiir
Her sayı ayrı bir değer
Yüz


Yavuz Sert - Zamanın kısa tarihi
Ali Erdal - Zaman tünelinden iki...
Kadir Bayrak - Kardelen olmasaydı
Kadir Bayrak - Röportaj - “Tehlikel...
Sinan Ayhan - Kardelenin muhasebes...
Sinan Ayhan - (Üç Nok-ta)nın muhas...
Bedran Yoldaş - Dokuz köyün delisi
Özgür Alkan Alkış - Kardelen nasıl doğdu...
Fatma Pekşen - Erik ile kiraz
Dergi Editörü - Her sayı ayrı bir de...
Site Editörü - Yüz
Mehmet Hasret - Askıda şiir
Acıyorum - Acıyorum nedir?
Necip Fazıl - Fikirsizlik
Necdet Uçak - Gözyaşı çeşmesi
Necdet Uçak - Seyir tepesi
Necdet Uçak - Metristepede
Necdet Uçak - Dağlar
Altan Atan - Akıllı ol
Kardelen Dergisi - Çıkış Beyannamesi
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
M. Nihat Malkoç - Gece korkutuyor beni
M. Nihat Malkoç - Gül kokulu ramazan
Ayhan Aslan - Hikaye
Ayhan Aslan - Sufle
Ayhan Aslan - Değirmen
Ayhan Aslan - Ecel vakti
Mehmet Balcı - Senin
Mehmet Balcı - Kardeşim
İsimsiz - Giden-Kalan
Gelecek sayı konusu - Gelecek sayı konusu ...
Av. Mustafa Büyükgüner - Kardelen...Yüz...
Kubilay Ertekin - Hırsızlık ve haramla...
İbrahim Şaşma - Ben sevdayı aradım
Halis Arlıoğlu - Müslümanlar ne zaman...
Halis Arlıoğlu - Uyan diyorlar
Ahmet Değirmenci - Ferman
Oğuz Askan Kocagöz - Ruhsa sızan şiir
Büşra Doğramacı - ‘Derin bir külliyat’...
Kürsü Kainatın Efendisi - “İmam-ı Kastalanî’de...
Murat Yaramaz - 100.sayı mizah köşes...
Murat Yaramaz - Dalya
Murat Yaramaz - 100.sayı
Murat Yaramaz - Kardelen
Ekrem Esad Altan - Sahte diplomalı zanl...
Ferhat Nitin - Gece yarısı uyanmala...
Hakan Karahan - Battal Gâzi
Mehmet izzet Gülenler - Ön söz, Öz Söz, S(öz...
Erkan Karakaya - Gölge
Fatih Öz - Beklediğim
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 5684236
 Bugün : 542
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 470600
 Bugün : 5
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 58
 100. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 13
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 7
Son Güncellenme: 2 Mayıs 2019
Künye | Abonelik | İletişim