Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     2370 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Toplumun Çekirdeği Aile
Vural Gündüz

  Sayı: 83 - Ocak / Mart 2015

Bir çekirdek toprağa düşerse, o çekirdek eninde sonunda boy verir ve kendini gösterir. Toprakla buluşan o çekirdek büyük bir çınar, bazen küçük bir çiçek olur. Kimi zaman, büyüyen çınarın gövdesinde, yeşeren dallarında huzur bulur, dinleniriz; bazen de o çekirdek ayrık otu olup elimize ayağımıza dolanır. Toprağa ne verirsek o da bize emeğimizin karşılığını verir. Toplumun çekirdeği aile de toprağa düşen çekirdek gibi özen ister, bakım ister, emek ister; ne kadar iyi bakar sevgi gösterirseniz o kadar iyi sonuç alabilirsiniz.
 
Çocukların yetişmesi için gerekli olan ortam; aile, çevre ve okul üçlüsüdür. Bu üçlü içerisinde çocukların en çok beraber yaşadığı ortam, aile ortamıdır. Aile, çocuk için vazgeçilmez en korunaklı yerdir.  Bireyin kişiliğinin gelişmesi, hayata hazırlanması ve toplumun değer yargılarına ve niteliklerine uygun biri olarak yetişmesi okuldan önce ailede sağlanır. Bir çocuğun aile yapısı, ailenin genişliği, sosya-ekonomik durumu ve kültürel düzeyi, onun ilk toplumsal deneyimini dolayısıyla duygusal, toplumsal ve gelişimsel düzeyini etkileyecektir.
 
Aile içinde mutlu olmak her insan için büyük önem taşır. Aradığı sevgiyi, huzuru mutluluğu bulan insan, ruhen ve bedenen sağlıklı olur. Sağlıklı ve mutlu insan bireysel ve toplumsal görevlerini en iyi şekilde yapabilir. Çocukların kendilerini ifade etmeleri, geliştirebilmeleri, işbirliği içinde olmaları, güçlükleri yenmeleri, doğru yanlış bilincine sahip olmaları, aile bireylerinin kendi aralarındaki iletişim ile bağlantılıdır. Sevgi saygı ve hoşgörünün olduğu evlerde yetişen çocukların daha uyumlu ve başarılı olduğu; bu ortamdan uzak yetişenlerin ise, şiddet ve saldırganlık eğilimi içinde oldukları görülmektedir.
 
Aile sadece, anne baba ve çocuklardan meydana gelen maddî bünye değil, fertleri birbirine karşı insanca münasebetler kurmaya hazırlayan ulvî bir yuvadır. Çocukların geçimini sağlamak, çocukları terbiye etmek anne babanın görevleri arasındadır.  Eski Türk toplumunda aile içerisinde erkeğe "koca" ve "baba" olarak çok kutsal görevler verilmişti. Yine eski Türk toplumunda "anne" kavramı ise; vatan ve millet gibi kutsal bir kavram olarak görülmüştür. Çocuklar ise bu kutsal değerlerin bir parçası kabul edilmişti.
 
Eskiden aynı soydan gelen veya aralarında akrabalık ilişkileri bulunan kimselerin tümü aile olarak kabul edilirdi. Bu büyük aile, akrabalık bağlarının güçlü olduğu bir ailedir. Geleneksel büyük Türk aile yapısından uzaklaştıkça günlük hayatımıza yansımalarını da açıkça görüyoruz. Büyük şehirde rahat yaşayamayan geniş aile yapısına sahip aileler, şehirlerde bölünme tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor. Büyük aile yapılarından, çekirdek aile olarak adlandırılan; anne, baba ve evlenmemiş çocukları olarak açıklanmaya çalışılan, çok sığ ve yavan bir tanımlama olarak karşımıza çıkıyor. Bu durum son yüzyılın şehirleşme ile birlikte hısım ve yakınların tümünü hayatından çıkaran insanların sarıldığı tanım oldu.
 
Günümüz Türk ailesi yapısal ve kültürel dönüşümün yarattığı yeni sorunları ve gerilimleriyle daha önce hiç olmadığı kadar karşı karşıya bulunmaktadır. Türk aile yapısı, toplumsal yapının devamlılığı açısından değişim süreçlerinin sarsıcı ve aşındırıcı etkilerine rağmen, tarihi kültürel yapısını sürdürebilen bir temele sahip olması ise umut vericidir. Kentleşme sürecinde kırsal geleneksel yapının değişerek de olsa kentlere taşındığı,  geçmişten geleceğe uzanan dayanışmacı bir aile tipinin azalmakla birlikte varlığını sürdürmeye çalıştığına da şahit oluyoruz. Ancak değişimin bugün için gelinen daha geniş aşamasında özellikle kitle iletişim araçlarıyla dünyanın küçülmesine yol açan küreselleşme olgusu, tüm dünya kültürlerini öncelikle ailenin içinden başlayarak daha etkili bir şekilde dönüştürmektedir.
 
Günümüzde çekirdek aile yapısı anne, baba ve çocukların oluşturduğu bir yapı olarak nerdeyse özendiriliyor. Bu aile yapısı ise hayatta her şeyden önemli kendisinin olduğunu öğreten, yalnız kimsesiz bencil kişileri ortaya çıkarıyor. Bu durumun toplumsal yansımaları gün geçtikçe üzerimize abanıyor. Modernleşme olarak adlandırılan süreçte, aile kurumu en çok aile içi ilişkiler bakımından etkilenmiştir. Aile içi ilişkilerde dinin toplumsal etkisi zayıflarken, bireysel algı ve yorumların konusu olmaya başladığı görülmüştür. Bu süreçte evlilik biçimleri ve yöntemleri değişmektedir. Kitle iletişim araçlarının giderek aile içi ilişkileri, evliliğin yapısı ve evlenme biçimlerini etkilediği bilinmektedir. Medyanın sürekli ve yoğun biçimde farklı aile modellerini aktarması, geleneksel aile yapısının aile içi ilişkiler ve roller sisteminde hızlı değişme, geçiş ve çatışmalara yol açmaktadır.
 
Ailenin en belirgin özelliklerinden biri de fertlerinin birbiri için fedakârlık yapabilmesidir. ‘’Adanma Kültüründen’’ gün geçtikçe uzaklaşıyor. Medyanın her türlüsünde, sürekli birey olduğu vurgulanan kişiler; kendisini ailesine, sevdiğine, vatanına hiçbir karşılık beklemeden adamakta, sorumluluk alıp ortak bir hayat sürdürmek zorlanıyor. Aynı şehirde yaşayan kardeşler birbirinden habersiz,  savrulmuş bir hayat sürebiliyor. Eskiden evin büyüğü olarak, başköşede oturan görkemli çınar ağaçları, huzur evlerinde kendi hallerine bırakılabiliyor.
 
Televizyonlarda yayımlanan yerli ve yabancı diziler, şiddet haberleri, şiddet gösterileri, izdivaç programları, internet sitelerinde yayımlanan programlar, gelişme çağındaki gençlerimiz üzerinde olumsuz etkiler bırakmaktadır. Gençler evliliğe sıcak bakmazken, yapılan evliliklerinde kısa zamanda boşanmayla sonuçlanması, köksüz aile yapısını ortaya çıkarıyor. Edebiyatta, sanatta, folklorda, müzikte millî ve manevi zevklerimize hitap eden programlar yapılmalıdır. Gençlerimizin Türk milletinin gelenek ve göreneklerine, örf ve adetlerine uygun biçimde yetiştirilebilmeleri için Türk aile yapımız yabancılaşmaktan kurtarılmalıdır.
 
Aile; çocukların eğitiminde yeniden devreye girmelidir. Gençlerimize "yeni" ve "eski"nin harmanlandığı ortamlar sağlanmalıdır. Millî Eğitim Bakanlığımız; okul öncesi, ilkokul, ortaokul, ortaöğretim, yaygın eğitim, yüksekokul ve üniversite öğrencileri için "millî kültür politikası" tespit edilip, uygulama olanağı sağlamalıdır. Bedenen ve ruhen sağlıklı ve gelişmiş bir toplum yapısı istiyorsak; bizi biz yapan ve inandığımız değerler çerçevesinde toplumun çekirdeği aile yapımızı, millî ve manevi değerler temeline tekrar oturtmak zorundayız.
 
Boşanmaların, intiharların, madde bağımlılığının arttığı günümüzde, ailede başlayan çözülme ve küçülme kısa zamanda topluma akseder. Toplumun sağlığı, bu yuvanın huzuruna bağlıdır. Sevgi ve saygıya, din ve millî ananelere dayanan huzurlu bir aileden, mükemmel bir toplum doğacağı bir gerçektir.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henüz yorum bırakılmadı...
 
Çamurdan kale... - Sayı 97
Boya sandığı... - Sayı 96
Öğretmenin anı defterinde... - Sayı 91
Türk milleti darbeyi ezmi... - Sayı 90
Tüm Yazıları

Gelecek sayı konusu (101): Doğu - Batı tefekkürünü doğru yapamayanın ufku dardır.

Son Eklenen Yorumlardan
 👍👏👍👏👍👍... BEYZA ATEŞ

 Acayip güzel olmuş 😉... BEYZA ATEŞ

 Dilin anlatamadığını şiire dökmek çok zordur ve siz zoru başarmışsiniz tebrik ediyorum 👍 ... BEYZA ATEŞ

 Çok başarılı ... Meryem

 Şiir tek kelimeyle mükemmel olmuş. Şiirde de geçtiği gibi gönül istediği bir damla huzuru ruhuna sı... Fatma


Nüfuz plânlaması diye bir şey tutturmuş gidiyorlar.
Ülkedeki kazalar, ihmaller ve terör sebebiyle ölenler hiç hesaba katılmıyor.
İnsanımızda bu ibret almamak, hükümetlerimizde bu beceriksizlik olduğu sürece bırakın planlamayı, nüfusu teşvik etmeleri gerekmez mi?
Yoksa bunca ölüme karşı bu tedbirsizlik, nüfuz planlamacılarının işi mi?
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Fikirsizlik
Kardelen nasıl doğdu?
Zaman tünelinden iki yazı
Zamanın kısa tarihi
Ön söz, Öz Söz, S(öz) -III-
Yüreğinle gel
Ruhsa sızan şiir
Zaman tünelinden iki yazı
Acıyorum nedir?
Kıyam


Yavuz Sert - Zamanın kısa tarihi
Ali Erdal - Zaman tünelinden iki...
Kadir Bayrak - Kardelen olmasaydı
Kadir Bayrak - Röportaj - “Tehlikel...
Sinan Ayhan - Kardelenin muhasebes...
Sinan Ayhan - (Üç Nok-ta)nın muhas...
Bedran Yoldaş - Dokuz köyün delisi
Özgür Alkan Alkış - Kardelen nasıl doğdu...
Fatma Pekşen - Erik ile kiraz
Dergi Editörü - Her sayı ayrı bir de...
Site Editörü - Yüz
Mehmet Hasret - Askıda şiir
Acıyorum - Acıyorum nedir?
Necip Fazıl - Fikirsizlik
Necdet Uçak - Gözyaşı çeşmesi
Necdet Uçak - Seyir tepesi
Necdet Uçak - Metristepede
Necdet Uçak - Dağlar
Altan Atan - Akıllı ol
Kardelen Dergisi - Çıkış Beyannamesi
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
M. Nihat Malkoç - Gece korkutuyor beni
M. Nihat Malkoç - Gül kokulu ramazan
Ayhan Aslan - Hikaye
Ayhan Aslan - Sufle
Ayhan Aslan - Değirmen
Ayhan Aslan - Ecel vakti
Mehmet Balcı - Senin
Mehmet Balcı - Kardeşim
İsimsiz - Giden-Kalan
Gelecek sayı konusu - Gelecek sayı konusu ...
Av. Mustafa Büyükgüner - Kardelen...Yüz...
Kubilay Ertekin - Hırsızlık ve haramla...
İbrahim Şaşma - Ben sevdayı aradım
Halis Arlıoğlu - Müslümanlar ne zaman...
Halis Arlıoğlu - Uyan diyorlar
Ahmet Değirmenci - Ferman
Oğuz Askan Kocagöz - Ruhsa sızan şiir
Büşra Doğramacı - ‘Derin bir külliyat’...
Kürsü Kainatın Efendisi - “İmam-ı Kastalanî’de...
Murat Yaramaz - 100.sayı mizah köşes...
Murat Yaramaz - Dalya
Murat Yaramaz - 100.sayı
Murat Yaramaz - Kardelen
Ekrem Esad Altan - Sahte diplomalı zanl...
Ferhat Nitin - Gece yarısı uyanmala...
Hakan Karahan - Battal Gâzi
Mehmet izzet Gülenler - Ön söz, Öz Söz, S(öz...
Erkan Karakaya - Gölge
Fatih Öz - Beklediğim
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 5684195
 Bugün : 501
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 470600
 Bugün : 5
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 58
 100. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 13
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 7
Son Güncellenme: 2 Mayıs 2019
Künye | Abonelik | İletişim