Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     1378 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

(Büyük) Türkiye Cumhuriyeti veya Devlet-i Âlî
Ekrem Yılmaz

  Sayı: 85 - Temmuz / Eylül 2015

Osmanlı’yı sevmek, seveni sevmektir.

Osmanlı’ya manâyı; her ne ise o ve misyonu veren; bu da her ne ise ve bunlar bir değer iseler: Osmanlıyı seven işte o değerleri seviyor demektir.

Devlet-i Âlî... Âlî Devlet...

Osmanlı toplum ve sistem olarak Asr-ı Saadet’ten bir nişânedir. Bu genel bir kabuldür. Sahâbelerden, dört büyük hâlifeden sonra, Selçuklu ve Osmanlı sayılır kadir kıymet bilen olarak ve İlâyi Kelimetullah misyonunu sırtlayanlar sıralamasında... Acaba niye?

*

Seveni sevmek; esas sevilmesi gerekeni sevmektir tasavvuf ve aşk literatüründe bu böyle bilinir. Seven, sevilenin her şeyini sever; onu seveni de onun sevdiğini de sever artık.

Yani, Allah'ı seveni sevmek Allah'ı sevmenin ta kendisidir.

*

Şöyle bir dua vardır: “Allah'ım bizi sevginle rızıklandır; sevdiklerinin sevgisiyle de ve sana yaklaştıran amelin sevgisiyle de rızıklandır.” Orjinali de şu: “Allahüm merzuknâ hubbeke ve hubbe men yuhubbüke ve hubbe amelin yükarribuna ileyh!”

*

Evet, muhabbet, sevgi: Şeyh-i Ekber Muhyiddini Arabî hazretlerinin “Ahlâk Levhası”ına göre visâle vasıtasız erdirir. (İman ve İslâm Atlası-309 / NFK)

Yani bir kimse bir Allah adamını sevse, elbette ki Allah Resûlü’nü de seviyordur, sevmiş olur; Allah’ı da seviyordur ve sevmiş olur!

Nakşi Silsile büyüklerinden Hoca Ali Ramiteni kuddise sirruhtan da şu söz ulaşmıştır bize:

“Bir yol vardır ki ruhu doğru edicidir. Kendini Allah’a vermiş olanların gönlüne girmek, zira onların kâlbi Allahın nazargâhıdır.” (Reşahat, NFK-BD Yayınları) Ki Allah’ın nazarının değdiğini de ateşin yakmayacağı haberi tevatürle bizlere kadar ulaşmıştır.

*

Şimdi burada esas meselemize değinmenin sırası geldi gibi: Bu açıklanan hikmetlere binaen asrımızın ışık ve feyz dağıtıcısı ve Üstad Necip Fazıl da dâhil birçok önemli ismin de irşad edicisi olan Esseyyid Abdülhakim Arvasî kuddise sirruh demiştir ki: “Osmanlı’yı sevmek imân alâmetidir.”

Demek Osmanlı’yı seven; İslâm’ı ve her emrlerini de seviyordur. Ve razıdır. Hâl böyle olunca anlıyoruz ve kabul ediyoruz ki, Osmanlı İslâm’ın hizmetinde bir topluluğun, bir devletin, bir sistemin ve bir imparatorluğun adıdır. Ve gayesi en baştan kuruluşundan itibaren bile: İLÂ-YI KELİMETULLAH’tır.

Seveni de ve sevmeyeni de ikrar eder ki, yaşadığı ve haşmetli olduğu zamanlarda yeryüzünde adaleti tesis etmiştir. Onun içindir ki gittiği günden beri dünya ve hele Ortadoğu adaletine hasret çekmektedir. Değeri ve işlevinin yeri doldurulamamış bir varlıkmış meğer ve hâlâ da aranıyor. Hasreti çekiliyor. Her düzlemde de dile getirmekten kimse çekinmiyor; Amerika’dan Avrupa’ya, Asya’dan ve Afrika’ya kadar. Aynı yaklaşım ile 2. Abdülhamid Han hakkında da bu anlaşılma ve hakkını teslim söz konusudur. Kaybedilince değeri hemen heykelleşen bir büyüktü o da... Dost düşman ah biz ne yaptık dediler ardından, biz kime ne yaptık ve kimi kaybettik!

“Atalar kıblegâhı” oldu, yapıldı sonra, ULU HAKAN oldu, velî çapında Sultan ve İslâmların Hâlifesi...

*

Evet...

Osmanlı, eğitimci yazar Seyyid Ahmed Arvasî'nin ifadesi ile: Sahabeden sonraki en halis İslâm tatbikatı, Onu eşya ve  hadiselere nakşı; aşkla bu aksiyonun armonisidir.

Ve ne zaman bu aşk pörsümüş gerileme başlamıştır ve ne zaman bu aşk yitirilmiş, işte o zaman bu devlet-i ebet müddet son bulmuştur.. Nasıl tekkeler için onlar zaten kendi kendilerini kapattılar, anahtar vurulan sadece boş mekânlardı denmişse; aynı şekilde esasında Osmanlı’yı kimse yıkmamış ve kendi sonunu kendisi ve insanı beraber hazırlamıştır aşkını yitirerek; ham yobaz kaba softaya vasat hazırlayarak!

*

Bugün...

Dünyanın aradığı, eksiği ve hasretini çektiği “OSMANLI ADALETİ”dir. Bunu da birçok vasıftaki insan dile getirmektir. Akademisyen, devlet adamı, siyasetçi, sosyolog ve araştırmacılar. En popüler olanı ise şu:

Yönetmen Sinan Çetin 13 Ocak'ta Vahdet Gazetesinde verilen bir haberde: “Türkiye Cumhuriyeti'nin ismi Osmanlı Devleti olsun!” demiştir. Bu biraz mübalâğa olur elbet, bunu ne iktidar ister bu isimle ve ne muhalefetin katmanları tasvip eder. Ama bu bir hakikati dile getiriştir. Bir birikmiş arzunun adının konulmasıdır sadece... Yani burada denmek isteniyor ki, Devletimiz büyük olsun, bize sahip çıksın, Ortadoğuya huzur getirsin, aranan, eksikliği duyulan ADALETİ yeniden dünyaya indirsin; gayesi sadece ve sadece Allah adını yüceltmek olsun. Ne kişi menfaati ve ne kişi ululamaları olsun!

*

En gür sesi de BM (Birleşmiş Milletler) genel kurulunda Cumhurreisimiz Recep Tayyip Erdoğan çıkarmıştır. “Beyler, ey Dünya ey Batı, ey İslâm âlemi, Ey insanlık: dünya beşten büyüktür!” diyerek.

Bu çıkış Fransız İhtilâline denk bir baş kaldırıdır ve Erdoğan bu çıkışıyla “KAHRAMAN” olmuştur. Hoş belediye başkanlığından ve şiir okudu diye hapse atılışından beri zaten kahraman bazıları için. Bazıları için böyle idi zaten de, bu çıkışından sonra ezilenlerin, temsil edilmeyen 2 milyar insanın, Ortadoğu’nun, Filistin’in, Şam’da dövülenlerin, Bağdat’ta vurulanların da kahramanı oldu... Mısır’da Rabiaya ses oldu, Libya’da da ümit yeni zamanlara vs vs...

*

Dünyanın bildik candarmaları “YENİ DÜNYA DÜZENİ”ni kuramadılar. Kötü bir tecrübe idi... Ağıza yüze bulaştı.

Bunun gerçekleşmesi, “düştüğü yerden doğrulacak” olan Büyük Türkiye’ye nasip olacağa benziyor. Bunu şimdiki birlik ve paktların beceremeyeceğini insanlık iyice kanıksadı.

...Ve korkmayın, hiç korkmayın hemen HİLÂFET de gelmez! Tayyibi, Cumhurreisimizi ve Başvekilimizi iyi takip edelim!

*

Hem gelse ne olur? Dünyanın sonu mu gelir. Şimdi papa var hristiyan âleminde. Ne oluyor?

Olsa olsa işte bu olur! Bir de insanlık ve özellikle İslâm âlemi başı bozukluktan kurtulur. İslâmafobiye çare bulunur, İSLÂM'LA BERABER ANILAN VE ANDIRILMAK İSTENEN TERÖR BİTER.

*

Kötü mü olur yani? Ama yine de biz bilmeyiz, büyüklerimiz bilirler. Kapısında BÜYÜK MİLLET MECLİSİ YAZAN çatı altındakiler ve duvarında: HÂKİMİYET MİLLETİNDİR yazan yerin vicdanları bilir!

Biz bilmeyiz.

Osmanlı’yı sevmek, seveni sevmektir.

Osmanlı’ya manâyı; her ne ise o ve misyonu veren; bu da her ne ise ve bunlar bir değer iseler: Osmanlıyı seven işte o değerleri seviyor demektir.

Devlet-i Âlî... Âlî Devlet...

Osmanlı toplum ve sistem olarak Asr-ı Saadet’ten bir nişânedir. Bu genel bir kabuldür. Sahâbelerden, dört büyük hâlifeden sonra, Selçuklu ve Osmanlı sayılır kadir kıymet bilen olarak ve İlâyi Kelimetullah misyonunu sırtlayanlar sıralamasında... Acaba niye?

*

Seveni sevmek; esas sevilmesi gerekeni sevmektir tasavvuf ve aşk literatüründe bu böyle bilinir. Seven, sevilenin her şeyini sever; onu seveni de onun sevdiğini de sever artık.

Yani, Allah'ı seveni sevmek Allah'ı sevmenin ta kendisidir.

*

Şöyle bir dua vardır: “Allah'ım bizi sevginle rızıklandır; sevdiklerinin sevgisiyle de ve sana yaklaştıran amelin sevgisiyle de rızıklandır.” Orjinali de şu: “Allahüm merzuknâ hubbeke ve hubbe men yuhubbüke ve hubbe amelin yükarribuna ileyh!”

*

Evet, muhabbet, sevgi: Şeyh-i Ekber Muhyiddini Arabî hazretlerinin “Ahlâk Levhası”ına göre visâle vasıtasız erdirir. (İman ve İslâm Atlası-309 / NFK)

Yani bir kimse bir Allah adamını sevse, elbette ki Allah Resûlü’nü de seviyordur, sevmiş olur; Allah’ı da seviyordur ve sevmiş olur!

Nakşi Silsile büyüklerinden Hoca Ali Ramiteni kuddise sirruhtan da şu söz ulaşmıştır bize:

“Bir yol vardır ki ruhu doğru edicidir. Kendini Allah’a vermiş olanların gönlüne girmek, zira onların kâlbi Allahın nazargâhıdır.” (Reşahat, NFK-BD Yayınları) Ki Allah’ın nazarının değdiğini de ateşin yakmayacağı haberi tevatürle bizlere kadar ulaşmıştır.

*

Şimdi burada esas meselemize değinmenin sırası geldi gibi: Bu açıklanan hikmetlere binaen asrımızın ışık ve feyz dağıtıcısı ve Üstad Necip Fazıl da dâhil birçok önemli ismin de irşad edicisi olan Esseyyid Abdülhakim Arvasî kuddise sirruh demiştir ki: “Osmanlı’yı sevmek imân alâmetidir.”

Demek Osmanlı’yı seven; İslâm’ı ve her emrlerini de seviyordur. Ve razıdır. Hâl böyle olunca anlıyoruz ve kabul ediyoruz ki, Osmanlı İslâm’ın hizmetinde bir topluluğun, bir devletin, bir sistemin ve bir imparatorluğun adıdır. Ve gayesi en baştan kuruluşundan itibaren bile: İLÂ-YI KELİMETULLAH’tır.

Seveni de ve sevmeyeni de ikrar eder ki, yaşadığı ve haşmetli olduğu zamanlarda yeryüzünde adaleti tesis etmiştir. Onun içindir ki gittiği günden beri dünya ve hele Ortadoğu adaletine hasret çekmektedir. Değeri ve işlevinin yeri doldurulamamış bir varlıkmış meğer ve hâlâ da aranıyor. Hasreti çekiliyor. Her düzlemde de dile getirmekten kimse çekinmiyor; Amerika’dan Avrupa’ya, Asya’dan ve Afrika’ya kadar. Aynı yaklaşım ile 2. Abdülhamid Han hakkında da bu anlaşılma ve hakkını teslim söz konusudur. Kaybedilince değeri hemen heykelleşen bir büyüktü o da... Dost düşman ah biz ne yaptık dediler ardından, biz kime ne yaptık ve kimi kaybettik!

“Atalar kıblegâhı” oldu, yapıldı sonra, ULU HAKAN oldu, velî çapında Sultan ve İslâmların Hâlifesi...

*

Evet...

Osmanlı, eğitimci yazar Seyyid Ahmed Arvasî'nin ifadesi ile: Sahabeden sonraki en halis İslâm tatbikatı, Onu eşya ve  hadiselere nakşı; aşkla bu aksiyonun armonisidir.

Ve ne zaman bu aşk pörsümüş gerileme başlamıştır ve ne zaman bu aşk yitirilmiş, işte o zaman bu devlet-i ebet müddet son bulmuştur.. Nasıl tekkeler için onlar zaten kendi kendilerini kapattılar, anahtar vurulan sadece boş mekânlardı denmişse; aynı şekilde esasında Osmanlı’yı kimse yıkmamış ve kendi sonunu kendisi ve insanı beraber hazırlamıştır aşkını yitirerek; ham yobaz kaba softaya vasat hazırlayarak!

*

Bugün...

Dünyanın aradığı, eksiği ve hasretini çektiği “OSMANLI ADALETİ”dir. Bunu da birçok vasıftaki insan dile getirmektir. Akademisyen, devlet adamı, siyasetçi, sosyolog ve araştırmacılar. En popüler olanı ise şu:

Yönetmen Sinan Çetin 13 Ocak'ta Vahdet Gazetesinde verilen bir haberde: “Türkiye Cumhuriyeti'nin ismi Osmanlı Devleti olsun!” demiştir. Bu biraz mübalâğa olur elbet, bunu ne iktidar ister bu isimle ve ne muhalefetin katmanları tasvip eder. Ama bu bir hakikati dile getiriştir. Bir birikmiş arzunun adının konulmasıdır sadece... Yani burada denmek isteniyor ki, Devletimiz büyük olsun, bize sahip çıksın, Ortadoğuya huzur getirsin, aranan, eksikliği duyulan ADALETİ yeniden dünyaya indirsin; gayesi sadece ve sadece Allah adını yüceltmek olsun. Ne kişi menfaati ve ne kişi ululamaları olsun!

*

En gür sesi de BM (Birleşmiş Milletler) genel kurulunda Cumhurreisimiz Recep Tayyip Erdoğan çıkarmıştır. “Beyler, ey Dünya ey Batı, ey İslâm âlemi, Ey insanlık: dünya beşten büyüktür!” diyerek.

Bu çıkış Fransız İhtilâline denk bir baş kaldırıdır ve Erdoğan bu çıkışıyla “KAHRAMAN” olmuştur. Hoş belediye başkanlığından ve şiir okudu diye hapse atılışından beri zaten kahraman bazıları için. Bazıları için böyle idi zaten de, bu çıkışından sonra ezilenlerin, temsil edilmeyen 2 milyar insanın, Ortadoğu’nun, Filistin’in, Şam’da dövülenlerin, Bağdat’ta vurulanların da kahramanı oldu... Mısır’da Rabiaya ses oldu, Libya’da da ümit yeni zamanlara vs vs...

*

Dünyanın bildik candarmaları “YENİ DÜNYA DÜZENİ”ni kuramadılar. Kötü bir tecrübe idi... Ağıza yüze bulaştı.

Bunun gerçekleşmesi, “düştüğü yerden doğrulacak” olan Büyük Türkiye’ye nasip olacağa benziyor. Bunu şimdiki birlik ve paktların beceremeyeceğini insanlık iyice kanıksadı.

...Ve korkmayın, hiç korkmayın hemen HİLÂFET de gelmez! Tayyibi, Cumhurreisimizi ve Başvekilimizi iyi takip edelim!

*

Hem gelse ne olur? Dünyanın sonu mu gelir. Şimdi papa var hristiyan âleminde. Ne oluyor?

Olsa olsa işte bu olur! Bir de insanlık ve özellikle İslâm âlemi başı bozukluktan kurtulur. İslâmafobiye çare bulunur, İSLÂM'LA BERABER ANILAN VE ANDIRILMAK İSTENEN TERÖR BİTER.

*

Kötü mü olur yani? Ama yine de biz bilmeyiz, büyüklerimiz bilirler. Kapısında BÜYÜK MİLLET MECLİSİ YAZAN çatı altındakiler ve duvarında: HÂKİMİYET MİLLETİNDİR yazan yerin vicdanları bilir!

Biz bilmeyiz.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henüz yorum bırakılmadı...
 
İbretlik not ve insan sın... - Sayı 95
(Büyük) Türkiye Cumhuriye... - Sayı 85
Sor bakalım... - Sayı 84
İçim içime sığmıyor... - Sayı 84
Tüm Yazıları

Son Eklenen Yorumlardan
 Adam olmak, içe doğru derinleşmek, hiç bir şey beklemeden kendini bilme ilminde ilerlemeye çalışmak,... Sinan AYHAN

 Fıtratımız gereği aslolana yöneliriz. Ne kadar doğru bir söz. Şüphe yok ki tebaa da fıtratı gereği a... Tebaa

 Çok teşekkürler proje ödevime çok yardımcı oldunuz.... Emine

 İnsan düşündüğü için değil sadece, bunun ötesinde öteleri merak ettiği ve her şeyin künhünü kurcalad... Sinan AYHAN

 Soru: "YouTube", "twitter", "Facebook", "instagram" gibi başlıkların altına listelenen kullanıcılar ... Sinan AYHAN


Marksizm’in, her şeyin cevabını veremediği, “ilk insanı ve tabiatı kim yarattı” sorusuna “bunu ortaya atmakla tabiatı ve insanı yok farz etmiş oluyorsun. Bundan vazgeçersen, bu soruyu sormaktan da vazgeçersin” demesinden(diye karşılık vermesinden) anlaşılmaktadır. Ancak her şeyin cevabını verebilecek bir kriteryuma sahip olan “benim düzenimi kabul et, kurtulursun!” deme hakkına sahiptir.
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1993
Tevhid
Ön söz, öz söz, s(öz)-II
"Tek"
Tasavvuf
Allaha inanıyoruz!
Ön söz, öz söz, s(öz)-II


Yavuz Sert - Röportaj - Bir Müslü...
Ali Erdal - "Tek"
Kadir Bayrak - Veliler ordusundan
Sinan Ayhan - Malcolm bir kere "Al...
Sinan Ayhan - "Göklerle temasa geç...
Sinan Ayhan - Kıyas ve gidişat
Sinan Ayhan - Tapdukun kapısında B...
Necip Fazıl Kısakürek - Tevhid
Necip Fazıl Kısakürek - İtikad ve İman
Bedran Yoldaş - İşte biz böyleyiz
Mustafa Kınıkoğlu - "O"
Fatma Pekşen - Çıtırtı - Ev yerleşi...
Ahmet Mahir Pekşen - Esmâ-ül Hüsnâ
Dergi Editörü - Allaha inanıyoruz!
Site Editörü - Doksan dokuzun berek...
Gönüldaş - Hem affet
Necdet Uçak - Omzumuzdaki melekler
Necdet Uçak - Kurân dağa inseydi
M. Nihat Malkoç - Buz tutmuş karanfill...
Hızır İrfan Önder - Şiire dair
Hızır İrfan Önder - Karabağ
Ayhan Aslan - Öfkezede
Mehmet Balcı - İnsan name
Mehmet Balcı - Köylüyüz
Muhsin Hamdi Alkış - Deliller
Kubilay Ertekin - İbâdetsiz inanç düşm...
Halis Arlıoğlu - Vefa
Ahmet Değirmenci - Keşmekeş
Oğuz Askan Kocagöz - Kıyam
Kürsü Kainatın Efendisi - “İmam-ı Kastalanîden...
Murat Yaramaz - Belgesel
Murat Yaramaz - Mâlik
Murat Yaramaz - Seni saymazsak
Kenan Aydınoğlu - Yoxdan var eylə...
Işın Erenoğlu Üstündağ - Tasavvuf
Rafiq Oday - Keşik çəkir
Rafiq Oday - Gözəl, nə ...
Ferhat Nitin - Fehrarengiz şeyler
Harun Ekici - Ekim
Hakan Karahan - Yunus Emre
Mehmet izzet Gülenler - Ön söz, öz söz, s(öz...
İsmail Güçtaş - Tertemiz
İsmail Güçtaş - Eşyanın dilinden red...
Recep Şen - Denizin şiiri
İlahə İmanova - Qıskanıram
Figen Ketenci Evren - Trakya kızı / Istıra...
Mevlüt Yavuz - Ayıramazlar
İbrahim İlyaslı - Məni bu qə...
Erkan Karakaya - Beni bul...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 5073075
 Bugün : 981
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 456976
 Bugün : 10
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 82
 99. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 1
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 13
Son Güncellenme: 16 Ocak 2019
Künye | Abonelik | İletişim