Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     1101 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Ortadoğu'da taşlar yerinden oynuyor
Mustafa Büyükgüner

  Sayı: 87 - Ocak / Mart 2016

Geçtiğimiz 2015 yılının son ayları Ortadoğu’da uluslararası güç ile bölge devletleri arasında yeni işbirlikleri ve diyalogların kurulduğu, eski dostların düşman, eski düşmanların ise can ciğer kuzu sarması olduğu yeni gelişmelere sahne oldu. Yaşanılan bu olayların bölgeye etkisi önümüzdeki günlerde hissedilmeye başlanacak.

Bu olayların başında İran’ın yeniden sistem içerisine alınması geliyor. Sistem içine almaktan kasıt İran’a uygulanan ambargoların kısmen kaldırılması ve kısmen hafifletilmesi ile İran’la ticari ilişkilerin başlatılması… İmzalanan bu anlaşma İran ve Batı âleminde sevinçle karşılanırken, Amerika ve İngiltere’nin bölgede ezelden beri dostu olan başta Suudi Arabistan ve diğer Sünnî körfez ülkelerinde tedirginlik meydana getirdi. Nitekim bu tedirginlikten kaynaklanan dalgalanmalar sonucunda da zaten bir iki yıldır pamuk ipliğine bağlı olan İran ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkiler tamamen koptu.

Şii âlimi ve İran yanlısı görüşleri ile bilinen Nimr'in provokasyon yaptığı gerekçesi ile Suudi Arabistan tarafından asılması üzerine, İran'da gösteriler düzenlendi ve Suudlara ait kimi konsolosluk binalarında patlamalar oldu. Bunun üzerine Suud yönetimi İran ile diplomatik ilişkilerini durdurduğunu açıklayarak İranlı diplomatlara ülkeden çıkmaları için 48 saat süre verdi. Bu hamle İran tarafından da görüldü ve aynı şekilde karşılık verildi.

İki ülke arasında başta Yemen krizi olmak üzere son iki yılda zaten İran'ın Güney Arabistan’daki şiileri kışkırtması ve örgütlemesi, Irak ve Suriye politikaları ve Basra Körfezi’nin kullanımı ve güvenliğinin sağlanması yüzünden siyasi gerginlik mevcuttu. Bu gerginlik batı dünyasının nükleer araştırmalar konusunda İran ile anlaşma masasına oturmasından sonra İran’ın şii yayılmacılığına kalkışması sebebiyle doğmuştu. Ambargonun gevşemesi ile nefes alan İran bölgedeki karışıklıkları değerlendirerek, başta Irak ve Suriye olmak üzere Yemen ve diğer şii nüfusunun bulunduğu topraklara tesir etmekteydi. Bu tesir ekonomik ve askerî desteği de kapsamaktaydı. İran böylece Arap yarımadasında kendisine rakip gördüğü Suudi Arabistan’ı her yönden sarmaladı. Ama öldürücü hamleyi yapmaktan hep kaçındı. Çünkü Suudî devleti, 100 yıl önce bir İngiliz projesi olarak kurulmuş olup Suud ailesinin hamisi halen İngiltere ve Amerika’dır.

Batı bloğu Suriye'deki üsleri ve İran’la olan ittifakı sebebiyle Rusya’yı ambargo ve İran yakınlaşması ile kontrol altında tutmayı amaçlamışken İran’ın biraz nefes alması batı aleyhine ve Rusya lehine kartların yeniden karılmasına sebep olmuş gözüküyor.

Bunun üzerine petrol fiyatları hiç olmadığı kadar geriletildi ve başta Rusya ve İran olmak üzere bölgedeki bütün üreticilerin kulağı çekilmek istendi. Rusya’nın bu hamleye cevabı İran’ı Suudi Arabistan üzerine salmak oldu. Çünkü İsviçre bankalarını ağzına kadar dolduran Suudî yönetimi belki barış zamanı düşük fiyatlardan etkilenmez ancak ekonomisi sadece petrole dayalı olan bu devletin uzun süreli bir çatışma haline ne kadar dayanacağını kimse bilemez. Petrol fiyatlarının bu kadar düşük olmasından en fazla etkilenen Rusya’nın çıkış kapısı olarak diğer üreticilerin de zarar etmesine yönelik İran Arabistan gerginliği hamlesi aslında bir Rus ruleti oynadığını da göstermekte ve içinde barındırdığı riskler de düşünüldüğünde Rusya bakımından çok tehlikeli bir hamle olarak kaydedilmeli.

Cephelerin bu kadar keskinleştiği Orta Doğu’da bundan sonra ne olacağına ise herhalde batı karar verecek. Arap baharından beri fokur fokur kaynayan bu coğrafyada Rusya’nın da Suriye üzerinden sahaya inmesini engelleyemeyen batı dünyası, Arap Yarımadası’ndaki sünnî bloğa karşı daha fazla İran’ı destekleyemez, zira batının sahada kalması ancak sünnîler ile şiiler arasındaki zaaf ve güç dengelerinin bozulmamasına bağlıdır. O halde İran’ın bu saldırganlığının tırpanlanması en makul çözüm olmalı. İran’a karşı batı müdahalesi üç noktadan gelebilir. Irak, Yemen veya Suriye… Bu üç seçenekten en makulü bu konjonktürde Suriye gözüküyor ama orada da Rusya var.

O halde Rusya'nın içinde Kırım’ın da bulunduğu Doğu Ukrayna işgaline sessiz kalarak bunu zımnen kabul eden batı, Rusya ile anlaşarak fiilen tanıdığı bu durumu hukuken de tanıyacağını taahhüt ederek Rusya’nın Suriye’deki haklarının bir kısmından feragat etmesini sağlayabilir. Böylece İran’ı Suriye’de boğabilir ve sünnî dünyasına karşı hizaya sokabilir.

Rus uçağının düşürülmesinden sonra Erdoğan’ın Katar ve Arabistan ziyaretleri, Barzanî’nin Türkiye’de devlet başkanı gibi ağırlanması ve Türk askerinin Musul’da konuşlanması, sünnî ordusu projesi ve Mısır Dış İşleri Bakanı’nın Türkiye ile ilgili olumlu açıklamaları ABD Başkan Yardımcısının ocak ayındaki Türkiye ziyareti hep bununla ilgili olmalı.

Uluslararası siyaset, bolca güç gösterisi, sabır ve zaman işidir. Lâkin demir de tavında dövülür.

Bu tavır uluslararası siyasette en iyi İsrail bilir. Burnunun dibinde yaşanılan bunca gelişmeye sessiz kalan, Arap Baharı hareketlerinden beri rengini ve tavrını belli etmeyen, Filistin’in uluslararası kamuoyunda tanınma girişmelerinde bile sessizliğini bozmayan İsrail’in bu sessizliği hayra alamet değil… Gelişmeleri okuyamadığı ve müdahale etme kudretinin bulunmadığını düşünmediğimiz İsrail, muhtemel ki bir plân dâhilinde gelişmeleri takip ediyor ve kendisi için en iyi kazancın doğacağı anı bekliyor ve bunun için de Ortadoğu’daki gerilimin daha da artmasını bekliyor.

Şimdi İsrail’den kesip atmadan önce bu düğümü iyice sıkacak, yani safları daha da sıklaştıracak hamleyi bekleyelim.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henüz yorum bırakılmadı...
 
Nefes... - Sayı 96
Bir Naim Süleymanoğlu por... - Sayı 95
Budinden Yemene sazım çal... - Sayı 94
Türk Budun(u)... - Sayı 94
Tüm Yazıları

Son Eklenen Yorumlardan
 Teşbihler çok güzel... Cengiz

 Türk Milleti hiçbir zaman dış düşmanlar tarafından yıkılmamıştır. Hep kendi içindeki hainler tarafın... Ahmet Güney

 Amin.Allah razı olsun.Kaleminize kuvvet elinize sağlık hocam.... Faruk Aktı

 Güzel sindire sindire okumak lazımmış ...

 Teşekkürler Sinan abi, devam etmeyi ben de istiyorum inşallah.... Yavuz


Sonsuz karanlıklarıma gömülüşümü anlamayıp bilmeden kendi karanlıklarına denk sayanlar tarihin karanlığında boğulmaya mahkûmdurlar.
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Batı tefekkürü ve İslâm tasavvufu (isiml
Gamsız buğday tanesi
Tasavvuf ve cemiyet
Gönül kahramanlarının izinde...

Gamsız buğday tanesi
(Röportaj) Tekkeler tekrar açılacaktır,
Gönül kahramanlarının izinde...
Dıştaki alçaklar mı, içteki hainler mi


Yavuz Sert - Sadırdan satıra
Yavuz Sert - (Röportaj) Tekkeler ...
Ali Erdal - Tasavvuf ve cemiyet
Kadir Bayrak - Şeyhim Edebâli
Kadir Bayrak - Batı tefekkürü ve İs...
Sinan Ayhan - Su sulbünde, gül ile...
Ekrem Yılmaz - İbretlik not ve insa...
Dergi Editörü - Gönül kahramanlarını...
Site Editörü - Tasavvuf: insanı olg...
Haceloğlu - Parti mezarlığının y...
Mehmet Hasret - Karınca günlükleri: ...
Necip Fazıl - Batı tefekkürü ve İs...
Necdet Uçak - Allahtan umudunu kes...
Necdet Uçak - Rabbim
Necdet Uçak - Kibir gururu bırak
Mustafa Büyükgüner - Bir Naim Süleymanoğl...
M. Nihat Malkoç - Sözün özü
Hızır İrfan Önder - Ben değilim!
Hızır İrfan Önder - Aşkullâh
Mehmet Balcı - İnsan gibi
Mehmet Balcı - Bekleyiş
İktibas - Yaşadıklarını Sabaha...
Gelecek sayı konusu -
Kubilay Ertekin - Dıştaki alçaklar mı,...
İbrahim Şaşma - Mescid-i Aksa
Halis Arlıoğlu - Hastane köşeleri
Halis Arlıoğlu - Bir mağrur bakışlıya
Kürsü Kainatın Efendisi - Gıda
Yasin Uçan - O gözler ki
Er Tuğrul - Tasavvuf
Murat Yaramaz - 95.sayı mizah köşesi
Murat Yaramaz - Öte
Murat Yaramaz - Oluşum
Murat Yaramaz - Duvar
Murat Yaramaz - Varı
Kardelen - Kardelen, İDPde
Işın Erenoğlu Üstündağ - Gamsız buğday tanesi
Ekrem Esad Altan - İhtiyaç
Nedim Demirbaş - Sargı bezi
Harun Ekici - Bekleyiş
Harun Ekici - Bir gülümseme
Mert Tahta - Sevda bekçisi
Muammer Çalar - Hani gönlüm
Muammer Zeki Aygur - Kendi kendime
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 4130579
 Bugün : 225
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 430466
 Bugün : 7
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 105
 95. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 9
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 4
Son Güncellenme: 5 Şubat 2018
Künye | Abonelik | İletişim