Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 26 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     593 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Dua, kulun acizliğini gösterir
Mustafa Kınıkoğlu

  Sayı: 89 - Temmuz / Eylül 2016

Güzel hikâye yazmayı çok isterdim. Bu hevesten olsa gerek, bazen aklıma hikâyesi yazılabilecek kurgular gelir, bunları not ederim. Bu notlardan bir tanesi dua ile ilgiliydi. Dua ederken dikkatli olmamız gerektiğini gösteren kurgu özetle şöyleydi:

Köyde yaşayan anne ile oğul… Baba daha oğlan küçükken, belki de doğmadan vefat etmiş. Annesi oğluna çok emek vermiş, oğlu da hem annesine hem köylülere çok saygılı, tabiri caizse pırlanta gibi bir genç, yirmibeşine yaklaşıyor. Çok muhterem bir genç, namazında niyazında...

Bir cuma günü oğlan tarlada... Cuma namazı için köye dönene kadar tarlada çalışacak, annesi evde, komşuları ile… Tarlada çalışan genç kendisine doğru hararetle gelen bir köylüyü görüyor. Köylüsü kötü bir haber getiriyor, gencin validesi rahatsızlanmış, durumu ciddi… Hemen dönüp annesini ilçe hastanesine yatırıyorlar. Genç ve haberi getiren köylü doktorlardan haber beklerken saatler cuma namazının saatini gösteriyor.

Sonunda doktor geliyor ve bekleyenlere kötü haberi veriyor. Ömründe sadece annesini bilen gencin üzüntüsü çok çok büyük, köylüsü ona destek olmak için sarıldığında gencin ağzından şu dua çıkıyor “... emmi, Allah şu memlekette kimseye ana baba acısı tattırmasın, çok zor, çok zor...” Bu sırada ilçe merkez camisinde müezzin efendi iç ezanı okumakta...

Kurguyu özetleyelim derken biraz uzattık ama esas olay bundan sonra başlıyor. Bu saatten sonra ilçede ve civarında genç cenazelerinde çok büyük bir artış oluyor. Allah sıralı ölüm versin denir ya, işte o sıra tepe taklak oluyor. Bebekler, çocuklar, gençler bir bir defnediliyor. Bir, üç, beş cenaze derken artık iş herkesin “bu işte bir iş var” demesine varıyor.  Sonunda civarın  önde gelen ağzı dualı mübareklerinden birine gidiliyor. O da durumun farkında, manevî istişarelerinden bahsediyor ve iş dönüyor köylü gencin duasına geliyor. Ne dua etmişti genç, “Allah kimseye ana baba acısı tattırmasın”. Eşref vaktiymiş demek, duası kabul edilmiş. Bu duanın kabul edilmesi yani kimsenin ana baba acısı tatmaması nasıl olacak peki? Evlâtların ana babalarından önce ölmeleri ile olacak. Neyse, sonra duanın üstüne bir dua daha ediliyor ve sıralı ölümler geri geliyor, insanlar ana baba acısı çekmeye tekrar başlıyorlar.

Eskiden pek bir moda olan “Kalp Gözü” gibi dizilerin senaryosuna benzemiş diyebilirsiniz ancak duanın gücünü ve dua ederken dikkatli olunması gerekliliğini anlatmak için bu örnek anlamlı.

Dua ederken dikkatli olmamız gerekiyor. Bir zamanlar bir sohbet halkasına katılmıştık, orada “dua ederken istediğiniz şeye dikkat edin” demişlerdi, örneğin Allah’tan gönlü geniş olmayı, Gaffar isminin tecellisi olarak affedici olmayı mı istiyorsunuz, affedici olmanız için affetmeniz gereken olayların başınıza gelmesine hazırlıklı olun. Efendimiz, Allah’tan sabır isteyen birine “Allah’tan belâ istemiş oldun” derken de bunu kastetmiyor muydu, insan neye sabreder, başına gelecek bir musibete, belâya sabreder.

O sohbetlerde söylenen bir diğer söz de dualarımızın hayatımızın akışını çizdiği idi. “Geçmişte ettiğiniz duaları hatırlayın, şimdi onları yaşıyorsunuz” demişti biri. Sonra eski dualarımızı hatırlayınca, bu cümlenin doğruluğunu görmüştük.

Bir de Allah’tan isterken sınırlamalarınıza dikkat edin demişti oradaki bir zât. Orada bulunan bir hanım buna uygun bir örnek verdi, bir gün arkadaşı ile boğaza nazır otururlarken bu hanım geçen bir takayı göstererek, “şöyle bir takamız olsa yeter”, demiş. Diğer arkadaşı da, “taka neymiş, yatımız olsun inşallah” diye eklemiş. O hanım gülerek ve orta halli bir aile kurdukları yanında oturan kocasını işaret ederek şöyle devam etti, “O arkadaşım çok zengin birisi ile evlendi, ben de eşimle.”

Âyetlerde dua kavramı

Dua ile ilgili ilk akla gelen âyet Furkân sûresinin 77. âyetidir. Bu âyet meâlen şöyledir: “De ki: ‘Duanız olmasa Rabbim size ne diye değer versin! Siz yalanladınız. Öyle ise azap yakanızı bırakmayacak.’” 

İlk bakışta “duanız olmasa Rabbim size ne diye değer versin” cümlesinin kolay anlaşıldığı düşünülebilir. Ancak tefsirlere bakıldığında buradaki dua kavramının aslında kulluk, acziyet ifade ettiği anlaşılıyor. Bu nedenle âyeti doğru anlamak için Furkân Sûresi’nin tümüne bakmak faydalı olacaktır.

Furkân Sûresi ana hatları ile Allah’ın kendi sıfatlarını belirtmesi ile başladıktan sonra müşriklerin hallerini, Efendimiz ve vahiy hakkındaki iftiralarını ve bunlara Allah’ın cevaplarını içermektedir. Aynı zamanda “Rahman’ın has kullarının” sıfatları da bu sûrede anlatılmaktadır. Özetle, bu sûrede tüm cehaletim ile bendenizin anladığı Allah’a kul olmayanların durumu, Resûl’ün de bir kul olduğu, has kulların nasıl olması gerektiği, kul olanların mükâfatları, kul olmayanların da karşılıkları anlatılmaktadır. Zaten sûrenin ilk âyetinde Efendimiz’den “kul” diye bahsedilmiştir: “Âlemlere uyarıcı olsun diye kuluna Furkân’ı indiren Allah aşkındır, cömerttir.”

Sûrenin son âyetine gelirsek, bu âyetteki “dua” kavramının da kulluk ile doğrudan ilişkisi var. Şöyle ki, isteyen kişi daima acizdir. Bir dilencinin dilenmesini düşünün, ihtiyacını karşısındaki kişiden almak için nasıl boyun büker, ne diller döker. Buna benzer olarak kulun Allah karşısındaki acziyeti, istemesi yani duası ile izhar olmaktadır. Bu mânâ ile bakıldığında âyeti şöyle anlayabiliriz: “Rabbiniz karşısında acziyetinizi bilmezseniz, O’na kul olduğunuzun farkına varmazsanız ne kıymetiniz olur.”

Rad Sûresinin 14. âyetinde geçen dua kavramlarını da bu doğrultuda anlayabiliriz. Âyette “Gerçek dua ancak O’nadır” buyruluyor ve Allah’tan başkasına yapılan dualar “sudan su istemeye” benzetiliyor. Bu âyet de dua kavramı ile kulluğun, acziyetin sadece Allah’a karşı olacağını belirtiyor. Âyetin devamında “kâfirlerin duası daima boşa çıkar” denilmesinden de buradaki dua kavramının da kulluk manâsında kullanıldığını görüyoruz. Kâfirler, Allah’a kul olmayıp nefislerine kul oldukları için “istemelerinin”, acziyetlerinin hiç bir getirisi yok.

Duaya “kulluk” açısından baktığımızda “Allah’ım, dualarımızı kabul eyle” duasının da güzel bir anlama eriştiğini görmekteyiz. İnsanın kulluğu kabul edilirse daha ne istesin.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henüz yorum bırakılmadı...
 
Necip Fazıl hakkında iki ... - Sayı 92
Bir Derviş Sultan Ulu Hak... - Sayı 91
Dua, kulun acizliğini gös... - Sayı 89
Hicret ve hicri yıl... - Sayı 86
Tüm Yazıları

Gelecek sayı konusu (94):
"Dil; milletin hayata, eşya ve hadiselere bakış, hayatı ve eşyayı algılayış, anlayış ve yorumlayış tefekkürüdür... Milletin tefekkür yüceliği ve zaafı, dilde ve dille tezahür eder... Dilini geliştirmek isteyen millet, hayatı ve eşyayı isimlendirme noktasında, fikre derinden değer vermelidir..."



Son Eklenen Yorumlardan
 Yüreğinize ve elinize sağlık, CHP ve onu hazırlayan jön Türkler ancak böyle güzel açıklanabilirdi. ... Ahmet Güney

 Ayaklar baş, kavuk ile örtülmüş teşbih güzel olmuş.... nitrojen

 Abi eline yüreğine kalemine sağlık. Abi genç şairlerden yeri bambaşka olan bir şair yürekli insansın... Ahmet70

 maşallah çok güzel... Dertli İnsan

 Allah razı olsun abi gerçekten çok güzel bir yazı kaleme almışsın... Yasin orhan


ACIYORUM

Millet, Meclis’i seçiyor...

Meclis, millet namına kanun yapıyor...

Anayasa Mahkemesi de bu kanunları bozabiliyor...

 

Şimdi söyleyin:

Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletin mi?

Hâkimiyet kayıt ve şartla mı milletin?

Hâkimiyet kayıtsız şartsız Anayasa Mahkemesi’nin mi?

Hâkimiyet kayıt ve şartla Anayasa Mahkemesi’nin mi?..

(Kardelen; 13; Mart 1997)

 

ACIYORUM

Bir takım kimselerin, yetkilerini aşarak, kanun dışı teşkilâtlar kurduğu ve kanun dışı faaliyetlerde bulunduğu artık kimsenin yok diyemeyeceği bir gerçek halinde ortaya çıktı.

Bunlar, başlangıçta en azından, kanunların kötülerle ve kötülükle mücadelede yetersiz kaldığını düşünüyor.

Böyle örgütlere karşı çıkanlar da, gizli ve kanun dışı teşkilât kurulacağına falan falan kanunlara ve filân filân mekanizmalara dayanarak şöyle şöyle mücadele mümkündür, demiyorlar...

 

Öyleyse...

Ya bu ülkede kanunlar ve işleyen mekanizma yetersizdir... Ya devleti idare edenler...

Bu işin (ya)sı, (ma)sı yok... Hem kanunlar ve işleyen mekanizma, hem idareciler yetersiz...

(Kardelen; 13; Mart 1997)
66
NİYE YAZIYORUM?
ZÜMRÜT
‘PEYGAMBER OCAĞI BENDE TÜTER!’
15 TEMMUZ’DAN DERS ALACAK MIYIZ?
OLAYLARA BAKIŞ
LİSAN-I BİLECİK
ZÜMRÜT
ÇAPSIZ VE SEVİYESİZLER!...
Yavuz Sert - ANNELERİMİZ 14 HZ. Ü...
Ali Erdal - ‘PEYGAMBER OCAĞI BEN...
Kadir Bayrak - TÜRK KİMLİĞİ
Sinan Ayhan - “Küfür Tek Millettir...
Sinan Ayhan - KAHRAMAN MİLLET
Necip Fazıl Kısakürek - İHTİLAL
Dergi Editörü - NİYE YAZIYORUM?
Site Editörü - 15 TEMMUZ’DAN DERS A...
Haceloğlu - "KAHRAMAN"MIŞ...
Mehmet Hasret - DERVİŞ SÖZÜ
Kürsü Nizam - GIDA
Acıyorum - KARAKTER EDİNMİŞLER
Acıyorum - TİYATRO
Necdet Uçak - 15 TEMMUZ DARBE KALK...
Necdet Uçak - MEVL’M
Necdet Uçak - GAZİLERİMİZ VE ŞEHİT...
Mustafa Büyükgüner - OLAYLARA BAKIŞ
Kardelen Dergisi - BİLDİRİ
Hızır İrfan Önder - GECEYİ ÖRT ÜSTÜME
Mehmet Balcı - YUH
Mehmet Balcı - ZAMANE DESTANI
Fatih Öncü - ESRÂR
Ahmet Çelebi - SEN VE BEN
İğneci - MESAJ KİME
Kubilay Ertekin - ÇAPSIZ VE SEVİYESİZL...
İbrahim Şaşma - LİSAN-I BİLECİK
Halis Arlıoğlu - HENGÂME-İ REFERANDUM
Halis Arlıoğlu - BİR GÖNÜL YANGINI
Halis Arlıoğlu - HÂTIRÂLAR
Av. Özgür Alkan ALKIŞ - 15 Temmuz Kahramanlı...
Ahmet Değirmenci - DESTAN
Büşra Doğramacı - SERZENİŞ
Bahadır Kaya - MEDYA SEPETİ
Murat Yaramaz - MİZAH KÖŞESİ
Murat Yaramaz - ŞARK
Murat Yaramaz - ETKİLEŞİM
Murat Yaramaz - RAHMET
Murat Yaramaz - SÜKÛT
Işın Erenoğlu Üstündağ - ZÜMRÜT
Alkışlıyorum - ALKIŞLIYORUM
Ahmet Yalçınkaya - SINAV
Ferhat Nitin - YÜZ ON BİR KERE MENE...
Tamer Uysal - YAZDAN KALMA BİR YAZ...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 3218704
 Bugün : 416
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 404106
 Bugün : 14
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 93
 93. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 3
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 5
Son Güncellenme: 13 Ağustos 2017
Künye | Abonelik | İletişim