Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     784 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Ahlâk
Kürsü Kainatın Efendisi

  Sayı: 90 - Ekim / Aral?k 2016

(Ahlâk bahsi devamı ediyor.)

Kâinatın yüzü suyu hürmetine yaratıldığı Allah Sevgilisi’nin cömertlikleri de her mikyasın üstünde… Evvelâ “sehâ” denilen cömertliğin ne olduğu üstünde duralım:

O, aziz bir sıfattır ve karşılığı, yani zıddı olan sıfat hasisliktir. Menfaatinin karşılığı ve zıddı zarar olduğu gibi… Hasislik nefs sıfatındandır. Onun içindir ki Allah hasisliği nefse bağlayıp buyurmuştur:

“Onlar ki nefslerini hasislikten sakınırlar ve mal hırsı bakımından nefslerine aykırı davranırlar, iki dünyada zafer buluculardır.”

Cömertlikte “sehâ” dedikleri hal “cûd”dan üstündür. “Cûd” lâyık olandan esirgememektir. Cûd çalışmakla, iradî hareketle elde edilebilir. Fakat “Sehâ” ve zıddı olan aşırı hasislik böyle değildir; tabiî ve halkîdir. Her “Sehâ” sahibi “cûd”a maliktir, fakat her “cûd” sahibi “Sehâ”ya malik değil…

“Sehâ” odur ki herhangi bir şeyin ikram edildiği zaman gönül zevki ve şevkiyle verilmiş olsun ve asla kalbe keder girmesin… Eğer maslahat icabı verilmiş ve ihsandan zevk ve sevinç hasıl olmamış ise hareket “Cûd” sınırlarını geçemez.. “Sehâ”ya erişemez. “Sehâ” denilen meleke de hiçbir menfaat hesabı yoktur ve yalnız yüce bir ruhun tecellisi vardır.

Allah’ın Resûlü’nün nefis olan nefsleri nefsler arasında en ulvîsi olup, keremli mizaçları her bakımdan duygu, tavır ve edada insanoğlunun ufuk noktasını göstermekteydi. Böyle olunca kendilerinin, “sehâ”da da en üstün olmamaları kabil değildi.

İmam-ı Müslîm:

“Allah’ın Resûlü’nden hiçbir şey istenmemiştir ki, onu hemen bahşetmemiş olsunlar…”

Bir gün huzurlarına gelen birine koca bir sürü koyun bağışladılar. Adam kabilesine gidip haykırdı:

“M…..’e teslim olunuz! O, fakirlikten korkmayan bir insan gibi bağışlıyor!”

Ve ilâve etti:

“O şimdiye kadar benim gözümde insanların en kötüsüydü. Bana öyle bir bağışta bulundu ki, nazarımda insanlarının en iyisi oldu.”

Demek istiyordu ki:

“Sonunda korkmayarak elindeki avucundakini bağışlayan insanın Allah’a ne büyük tevekkül ve güveni olmak lazım!...”

Sözünde devam etti:

“Ben O’nun Allah ile işi olduğuna inandım ve iman getirdim. Siz de iman ediniz!”

Huneyn Gazâsında o insana 100 koyun vermişlerdi. İmam-ı Vâkıdî rivayetince Allah’ın Resulü, Huneyn Gazâsında Saffân’a bir çayır dolusu koyun ve deve bağışladı.

Bunun üzerine Saffân dedi:

“Böyle bir cömertliğe hiçbir nefs katlanamaz; ancak Peygamber nefsi katlanabilir!”

Kâinatın Fahri, Saffân’a bir defa da böyle bir ihsanda bulunmuşlardı ki, ondaki küfür marazına bundan daha tesirli ilaç olamazdı. Nitekim Saffân, bu ilâcın tesiriyle Müslüman oldu. Allah Resûlü’nün, Saffân’ı hem dünya ölçüleriyle zengin etmeleri hem de bu yoldan onu cehennem azabından korumaları ve cennete lâyık kılmaları, şefkat ve merhametlerindendir.

Hazret-i Ali, Allah’ın Resulünü vasfederken şöyle buyurmuştur.

“Halkın, eli açıklık ve doğruluktan en üstünü...”

İmam-ı Buharî’den Câbir Hazreleri:

“Allah’ın Resûlü’nden bir şey istenilip de O’nun yok dediği olmamıştır!”

İbn-i Hâcer:

“Cabir’in rivayetindeki mânâ şudur ki, Allah Resulü kendilerinde mevcut ve verilmesi caiz olan hiçbir şeye “hayır!” demezlerdi; yoksa sükût buyurulardı.”

Bir kere kendilerine 90 bin akçe getirmişlerdi. Bu parayı hasır üstüne döktüler ve taksim ettiler. Hiçbir ferdin isteği reddedilmedi. Para bitince biri geldi ve Allah’ın Resûlü’nden yardım istedi:

Buyurdular:

“Verecek şey kalmadı. Fakat sen git pazardan dilediğini al! Bir yerden geldiği zaman parasını biz öderiz!”

Hazret-i Ömer atıldı.

“Ey, Allah’ın Resulü, Allah senin elinde olmayan şeyi teklif etmedi.”

Hazret-i Ömer’in bu sözü Kâinatın Efendisine hoş gelmedi.

Ensâr topluluğundan biri araya girdi:

“Ey Allah’ın Resulü sen dilediğini bağışla ve Allah’ın sana az vermek ihtimali gibi bir kaygıya düşme!”

Allah’ın Resulü bu sözden hazzettiler, gülümsediler ve dediler:

“Bana böyle emrolundu!”

Böyle davranışların bir sırrı da insanları kendilerine yaklaştırmak ve İlâhî emirlere ısındırmaktı.

Huneyn Gazasında bir kadın gelip, Allah’ın Resûlü’nün Hevâzin topluluğu içinde geçirdiği çocukluk zamanlarını ve emdiği sütü anlatan bir şiir okudu. Bu yüzden onlardan alınan ganimeti iade ettiler ve kadına şöyle ihsanlarda bulundular ki, yükleri sayıca yüzleri geçti.

Sahih-i Buharî’den Enes Bin Mâlik rivayetine göre, Allah’ın Resûlü’ne Buhreyn mallarını getirdikleri zaman hepsinin mescide dökülmesini emrettiler. Mallar mescide döküldü. Allah Resulü namaz kılmak üzere mescide çıktılar. Asla mallara nazar etmeden mihraba girip namazı tamamladılar. Ondan sonra malın yanına oturup gördükleri her ferde ihsanda bulunmaya başladılar.

Amcaları Hazret-i Abbas şöyle rica etti:

“Allah’ın Resulü, bana da ihsanda bulun!”

Abbas’ın dilediği, maldan çokça bir şey almaktı.

Allah’ın Resulü:

“Al, yâ Abbas dilediğin gibi al!”

Buyurdular:

Hazret-i Abbas muradınca kaftanının içini doldurdu. Bir miktar malı da sırtına almak istedi. Fakat ayağa kalkamadı!

“Ey, Allah’ın Resulü, emir ver de beni arkamdan kaldırsınlar!”

Allah’ın Resulü bu teklifi kabul etmediler.

O zaman Abbas:

“Ey Allah’ın Resulü, bizzat sen kaldır!”

Diye yalvardı. Yine red…

Malı bir kısmını döküp yine aynı ricalarda bulundu:

“Emir verin kaldırsınlar!”

“Hayır!”

“Sen kaldır!”

“Hayır!”

Abbas bir kısım fire daha verip kalkabildi, boynu ve sırtı çil çil paralarla dolu çıkıp gitti!

Kâinatın Efendisi, Hazret-i Abbas’ın belirttiği hırs ve tamaha taaccüple bakıp, amcalarının ardından nazar ediyorlardı. Bahreyn ganimetlerinden bir akçe bile kalmayıp hepsi tükeninceye kadar ihsanda devam ettiler.

Bir gün Câbir Hazretleri, Allah’ın Resulünü devesine almış bir yere gidiyordu.

Allah’ın Resulü buyurdular:

“ Yâ Câbir, deveni bana sat!”

Câbir:

“Ey Allah’ın Resulü, dedi: anam babam sana feda olsun, devem senindir!”

Câbir böylelikle deveyi bağışladığını anlatmak istiyordu. Kâinatın Efendisi ısrar ettiler:

“Hayır, sat!”

Câbir de sattı. Hazret-i Bilâl, devenin parasını ödedi.

O zaman Allah’ın Resulü, Câbir’e döndüler.

“Devenin parası da kendisi de senindir! Hediyemi al!”

Bu rivayet İmam-ı Buharî İmam-ı Müslim ve başka Hadîs âlimlerinde aynen mevcuttur. Allah Resûlü’nün ellerinde mal adına ne varsa hepsini ihsan etmeleri sadece Allah içindi. Kâh kâfir ve muhtaçlara verirlerdi, kâh Allah için cihada harcarlardı ve kâh bir kimsenin gönlünü almak için sarf ederlerdi. Bunlar, İslâm’a gelmeleriyle dinin kuvvet bulacağı şahsiyetlerdi. Bu bakımdan onlar fakir olmadıkları halde sadece üstün ve İslâmî şahsiyet icabı kendilerine bol bol hediye verilir ve hatırları hoş edilirdi. Bu vasıtayla nice kimseye iman nasip oldu ve İslâm kuvvetlendi.

Kendi evlâtlarına ve yakınlarına ihsan etmektense, din uğruna böyle insanları bağlamayı tercih ederlerdi. İhsan ve bağışları o kadar bol, taşkındı ki, onu Kisrâlar ve Kayserler bile yapamazdı. Ama kendileri, muazzez nefisleri için darlık ve fakirlik üzerindeydiler. Zaman olurdu ki, bir ay müddetle evlerinde ateş yanmazdı; ve açlıktan mübarek karınlarına taş bağlarlardı.

Bir kere bir gazâda esirler getirilmişti. Hazret-i Fatıma mukaddes babasına:

“Ey Allah’ın Resulü dedi, benim hizmetçim yok! Bana bir esir ihsan et!”

Şu cevabı aldı:

“Tesbih, tahmîd ve tekbir ile uğraş! Ben sana esir bağışlayıp Suffa Ehlini aç bırakamam!”

“Suffa Ehli” dedikleri, sahabilerin, hiçbir şeye malik olmayan fakirler kadrosuydu. Yatacak ve oturacak yerleri bile yoktu. Peygamber mescidinin sofasında barınırlardı. Sahabilerin zenginleri onları alırlar, evlerine götürürler ve doyururlardı. Kâinatın Efendisi, bunlar dururken en sevgili evlâdına esir bağışlamadığına göre, hem cömertlik, hem de nefsaniyet dışı prensip ölçülerini anlayabiliriz.

İmam-ı Buharî, Sehl Bin Saad Hazretlerinden şu hikâyeyi rivayet etmiştir:

Kadının biri, Allah Resûlü’ne güzel bir hırka takdim ediyor:

“Ey Allah’ın Resulü: bu hırkayı size getirdim ki, mübarek sırtınıza geçiresiniz.”

Allah Resulü, hırkayı ihtiyaçları olduğu için onu alıp sırtlarına geçiriyorlar.

O sırada biri gelip:

“Ey Allah’ın Resulü; ne güzel hırka! Onu bana ver!” Diyor. Kâinatın Efendisi hemen hırkayı üzerlerinden çıkarıp isteyene veriyorlar.

İhsan ve zerafet derecesinin bu kadarı görülmemiştir.

Sofi taifesinin büyükleri, bu Hadîse dayanarak, müritlerin, şeyhlerinden tasavvuf libası mânâsında, hırka istemelerinin caiz olduğunu belirtmişlerdir. Nitekim, şeyhin müridlerine hırka giydirmesindeki cevaz hükmünü, Allah Resûlü’nün İmam-ı Halid’e hırka giydirmesinden çıkarmışlardır. Hasan Basri Hazretlerinin de Hazret-i Ali’den hırka giydiği rivayeti vardır. Fakat bütün bunların hepsini iddia edenler ve Allah’ın Resûlü’nün hırka giydirişindeki üslûbu sofîlerin usullerinde bambaşka gören de mevcuttur. 

(Devam edecek)


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henüz yorum bırakılmadı...
 
Giyim... - Sayı 96
Gıda... - Sayı 95
... - Sayı 92
... - Sayı 91
Tüm Yazıları

Gelecek sayı konusu (97): Bu sene 737.si yapılacak Ertuğrul Gazi İhtifali'nden hareketle TÜRK TEŞKİLÂTLANMA KABİLİYETİ...


Son Eklenen Yorumlardan
 Allah rahmet eylesin.Mekanı cennet olsun.O güzel yerler de bir gün sevdiklerimizle buluşacağız... ... BİRSEN YURTSEVER

 necdet amcacıgım.emeğinize kaleminize sağlık... BİRSEN YURTSEVER

 cox mənalı bir şerdir. cox sağ olun. her birinize teşekkür edirəm. ... ruslan

 Məhəbbətsiz ömür sürən kimsədən-Bir aşiqin məzar daşı yaxşıdır.... Ulduz Qəzvini

 Güzel yorumlarla, günüme güneş olan herkese, çok teşekkür ederim. Ne mutlu ki, okuyanlar, mısralara... Işın Erenoğlu Üstündağ


Tüm gazetelerimizin toplam tirajı, 70milyon nüfusa karşılık, 3,5 milyon…
Elâlemin memleketinde tek gazete bile çift rakamlı tiraja sahip. Mesela Japonya’da günde 13 milyon satan gazete var.
Bizde nüfus artıyor, gazete tirajları yerinde sayıyor, hattâ azalıyor. Demek ki “basın” diye piyasaya sürülen kâğıt parçalarına millet güvenmiyor. Bu güvensizliğe rağmen basından ödleri kopanlara yazıklar olsun!
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1993
Gün gelir de, hayatı anlat derlerse
Boya sandığı
MƏHƏBBƏT
İnsanın içindeki Hanifliğe ve Ümmiliğe ç
Kudüsü tefekkür
MƏHƏBBƏT
Gün gelir de, hayatı anlat derlerse
Kudüs
Vade doldu hanım gitti


Yavuz Sert - Kudüs... Ey Kudüs
Yavuz Sert - Prof. Dr. Ömer Faruk...
Ali Erdal - Kudüs
Kadir Bayrak - Müminleri Emiri: Hz....
Kadir Bayrak - Aynadaki yüz: Mehmed
Sinan Ayhan - İnsanın içindeki Han...
Sinan Ayhan - Can feda...
Bedran Yoldaş - Her yer Kerbelâ
Fatma Pekşen - Peçe
Ahmet Mahir Pekşen - Mescid-i Aksa -Kudüs...
Dergi Editörü - Kudüsü tefekkür
Site Editörü - Kolayı tersten okuma...
Mehmet Hasret - Devletler kuran, dev...
Necip Fazıl - Başyücelik emirleri ...
Necdet Uçak - Kudüs
Necdet Uçak - Kendini hesaba çek
Necdet Uçak - Muhacire ensarız biz
Mustafa Büyükgüner - Nefes
Ayhan Aslan - Hakikat
Ayhan Aslan - Zındık
Ayhan Aslan - Hesap günü
Mehmet Balcı - Susmam ben
Mehmet Balcı - Taşlama
Ahmet Çelebi - Kudüste bir çocuğum
Gelecek sayı konusu -
Vural Gündüz - Boya sandığı
Mustafa Gül - Mekkenin fethinden ç...
Kubilay Ertekin - Rahatizm ve ötesi
Halis Arlıoğlu - Zeytin dalı ve bana ...
Halis Arlıoğlu - Anlayana izafe
Ahmet Değirmenci - Şehadet türküsü
Ahmet Değirmenci - Bir yangındı işte
Kürsü Kainatın Efendisi - Giyim
Er Tuğrul - Kudüs nereden başlar...
Er Tuğrul - Kutlu kıyam
Murat Yaramaz - 6 gün savaşları
Murat Yaramaz - Naci El Ali
Murat Yaramaz - Kan
Murat Yaramaz - Kirli
Murat Yaramaz - Küsme işareti
Işın Erenoğlu Üstündağ - Gün gelir de, hayatı...
Ekrem Esad Altan - Bir oyun oynanır, oy...
Tamer Uysal - İlgisiz bilgililer, ...
Harun Ekici - Hüzün
Şevket Karayiğit - Kudüsün anlattıkları
Hakan Karahan - Bu cemiyetin - Süley...
Harika Ufuk - Birlik beraberlik ka...
Astan QASIMOV - Gəldim
Əlişad CƏFƏROV - Qayçıquyruq qaranquş
Şəfa VƏLİYEVA - Güldüm… Gülüşüm d...
Şəfa EYVAZ - MƏHƏBB'...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 4311221
 Bugün : 3913
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 435161
 Bugün : 47
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 73
 96. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 5
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 11
Son Güncellenme: 5 Şubat 2018
Künye | Abonelik | İletişim