Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     2544 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Askerlik Yan Gelip Yatma Yeri midir?..
Mustafa Büyükgüner

  Sayı: 53 - Ekim / Aralık 2006

“Savaş Böyle bir şey mi?

Arazideyiz yine. Bugün iki takım arkadan öne; yani hedefe doğru hareket halin- deyiz. İki takım, yani sekiz manga, yani yetmiş iki kişi. Tek bir hedefe ulaşabilmek için eğitim görüyoruz. Düşman silahı yerine hedefte bulunan komutanın düdük sesleri var. Bu büyük harekette ilk amaç sağ kalmak, sağ olarak belirlenen noktalara ulaşabilmek. Üç aşamadan oluşan bir ilerleyişimiz var. İlk aşamada mangaca düşmanın bizi görmeden yaptığı atışlardan korunmanın yollarını arıyoruz. Yani dağın ardından gelen top ve havan topu mermilerinden. Sözde mermiyi ilk gören “Mermi geliyor tam siper” diye bağırıyor. Ardından bütün manga mermi geliyor tam siper diye bağırarak kendimizi yere atıyoruz. Yere yapıştırıyoruz daha doğrusu vücutlarımızı. Ardından manganın tim tim ilerlemesine sıra geliyor. Bir devin hantal hantal yürümesi gibi. Manga komutanının emriyle bir yanındaki tim düşmana ateş açarken, diğer taraf sıçrayıp ilerliyor. Amaç düşmanı yanıltmak, hareket edenleri hedef olmaktan kurtarmak. Düşmanın piyade tüfeklerinin de menziline girince şahsiyet ön plana çıkıyor ve her er destekçisiyle birlikte ilerliyor. Bir biri bir diğeri, düşmanı yanıltıyorsun, mevzi alıyorsun, mevzi değiştiriyorsun, sonra da sıçrayıp beş saniye koşup yeniden yere kapaklanıyorsun. Beş saniyeden fazla ayakta kalırsan, sıcak çatışmada büyük bir ihtimalle ölürsün. Arazide iki tur attık böyle.”

Yukarıdaki hatıralar, er eğitim birliklerinde bulunan bir askerin hatıra defterinden alındı. Bu hatıraları yazan acemi er, çoktan yemin ederek usta oldu ve birliğine katıldı. Acemiyken öğrendiği sıçrama ve yere yatma tekniklerini kullanmasına gerek kalmadan terhis oldu ve sivil dünyada, hayatla olan mücadelesine bıraktığı yerden yeniden başladı. Büyük ihtimal oturduğu koltukta, tıpkı sizin ve benim gibi başbakanın “Askerlik yan gelip yatma yeri değildir” sözü üzerine kopartılan fırtınaları, sözün nasıl saptırıldığını, bazı kesimlerin ve her türlü muhalefetin bu sözle başbakana nasıl yüklendiğini, bir kısım medyanın bazı sinir uçlarını kaşımak için kopartılan fırtınaya nasıl çanak tuttuğunu belki de askerlik hatıralarını da hatırlayarak hayretler içinde izledi.

Bu sözle ilgili fikir beyan etmeden önce bir tespitte bulunmakta fayda var. Yaklaşık 4 yıldır ülkeyi yöneten iktidarın başı, bu dönem içinde pek çok kere örneklerini gördüğü ve geçmişte de okuduğu bir şiir yüzünden başına gelmedik kalmadığı halde, hâlâ çoğu zaman ağzından çıkan sözün tesirini doğru değerlendiremiyor. Ülke kamuoyunda sürekli küçük tartışmalar olması gerektiğine inanan bazı çevreler, özellikle başbakan ve bakanların söyledikleri sözleri çarpıtmaya, bu sözlere söylenme amacının üzerinde başka anlamlar yüklemeye meraklı görünüyorlar. Başbakanın ve bakanların bunun bilincinde olarak konuşurken iki kere dikkatli olmaları, bin düşünüp bir konuşmaları gerekmez mi? Halbuki meşhur reklam repliğindeki gibi bizim ülkemizde “ağzı olan konuşuyor”…

Medyadan izlediğimiz kadarıyla olay kısaca şu şekilde gelişti. Lübnan’a asker gönderme tartışmaları başladığında, Lübnan’daki güvenlik sorunlarından dolayı Mehmetçik’in buraya gitmesine karşı çıkanlar oldu. Muhalefet “Lübnan’a asker göndermeye meraklı hükümet, Türk Bayrağına sarılı cenazeler yurda geldiğinde halkının gözüne nasıl bakacak” sözünde birleşti. Bunun sorulması üzerine de başbakan kısa sürede literatürlere geçen meşhur beyanını söyleyiverdi: “Askerlik yan gelip yatma yeri değildir…” Cımbızla yerinden çıkartılan bu lafı, konuşmaya geri koyduğumuzda, başbakanın aslında şu mesajı verdiğini anlıyoruz: “Lübnan’daki güvenlik sorunlarını biliyoruz, risklerin farkındayız, ancak bölgede güçlü bir ülke olmak istiyorsak, bölgemizde yaşananlara uluslararası hukuk kurallarına göre müdahil olmamız gerekir. Risk mutlaka olacak, zaten askerlik de yan gelip yatma yeri değildir.”

Başbakanın bu görüşüne karşı çıkabiliriz. Yani bu görüşe karşılık güçlü bir devlet olmak için illa yurt dışına asker göndermemiz gerekmez şeklinde bir tezi savunabiliriz, ancak bu konuşmada geçen bir sözü alıp, bu sözü lastik gibi uzatarak amacını aşırtırsak, en kibar tabiriyle bir takım çevrelere göz kırpmış oluruz.

Askerliğin yan gelip yatma yeri olmadığını herkes biliyor. Özellikle yaklaşık 20 yıldır terörle mücadele eden bizim ülkemizde askerinden siviline herkes biliyor. Küçücük bir ihmalin, hatanın kaç cana mal olduğunu daha geçtiğimiz günlerde üzülerek izlemedik mi? Peki bu söz neden bu kadar büyütülüyor? Bir söz üzerine çıkarılan fırtınada sözün muhatabı askerler neden susuyorlar?.. Sahi bu sözde bir ima varsa, yani “bizim askerimiz yan gelip yatıyor, biz onları böyle yatırmayacağız” gibi bir ifade anlaşılıyorsa, askerler neden konuşmuyor. Askerlik yan gelip yatma yeri değildir derken, sözün muhatabı askerler değil demek ki.

Yoksa, yoksa askerlerin konuşması için illaki meclisten teskere mi çıkması gerekiyor?..


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henüz yorum bırakılmadı...
 
Nefes... - Sayı 96
Bir Naim Süleymanoğlu por... - Sayı 95
Budinden Yemene sazım çal... - Sayı 94
Türk Budun(u)... - Sayı 94
Tüm Yazıları

Son Eklenen Yorumlardan
 Akıcı ve anlamlı anlatım... Semih Erenoglu

 Olmadı" "Yaşadığını" istediğin yaparsın " iyi fikir.... Kaptan

 Teşbihler çok güzel... Cengiz

 Türk Milleti hiçbir zaman dış düşmanlar tarafından yıkılmamıştır. Hep kendi içindeki hainler tarafın... Ahmet Güney

 Amin.Allah razı olsun.Kaleminize kuvvet elinize sağlık hocam.... Faruk Aktı


Hislerin hissizleştiği noktada, onlarda kalan aklın varlığını sürdürebilmek için o noktaya varışın yaratıcısını bile inkâr edebilecek kadar “bencil”leşmesine kılıflar uydurarak (bunu) üstünlükmüş gibi gösterenleri iyi tanımak gerekir.
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Gün gelir de, hayatı anlat derlerse
Kudüste bir çocuğum
Kudüsü tefekkür
Kudüs
Boya sandığı


Yavuz Sert - Kudüs... Ey Kudüs
Yavuz Sert - Prof. Dr. Ömer Faruk...
Ali Erdal - Kudüs
Kadir Bayrak - Müminleri Emiri: Hz....
Kadir Bayrak - Aynadaki yüz: Mehmed
Sinan Ayhan - İnsanın içindeki Han...
Sinan Ayhan - Can feda...
Bedran Yoldaş - Her yer Kerbelâ
Fatma Pekşen - Peçe
Ahmet Mahir Pekşen - Mescid-i Aksa -Kudüs...
Dergi Editörü - Kudüsü tefekkür
Site Editörü - Kolayı tersten okuma...
Mehmet Hasret - Devletler kuran, dev...
Necip Fazıl - Başyücelik emirleri ...
Necdet Uçak - Kudüs
Necdet Uçak - Kendini hesaba çek
Necdet Uçak - Muhacire ensarız biz
Mustafa Büyükgüner - Nefes
Ayhan Aslan - Hakikat
Ayhan Aslan - Zındık
Ayhan Aslan - Hesap günü
Mehmet Balcı - Susmam ben
Mehmet Balcı - Taşlama
Ahmet Çelebi - Kudüste bir çocuğum
Gelecek sayı konusu -
Vural Gündüz - Boya sandığı
Mustafa Gül - Mekkenin fethinden ç...
Kubilay Ertekin - Rahatizm ve ötesi
Halis Arlıoğlu - Zeytin dalı ve bana ...
Halis Arlıoğlu - Anlayana izafe
Ahmet Değirmenci - Şehadet türküsü
Ahmet Değirmenci - Bir yangındı işte
Kürsü Kainatın Efendisi - Giyim
Er Tuğrul - Kudüs nereden başlar...
Er Tuğrul - Kutlu kıyam
Murat Yaramaz - 6 gün savaşları
Murat Yaramaz - Naci El Ali
Murat Yaramaz - Kan
Murat Yaramaz - Kirli
Murat Yaramaz - Küsme işareti
Işın Erenoğlu Üstündağ - Gün gelir de, hayatı...
Ekrem Esad Altan - Bir oyun oynanır, oy...
Tamer Uysal - İlgisiz bilgililer, ...
Harun Ekici - Hüzün
Şevket Karayiğit - Kudüsün anlattıkları
Hakan Karahan - Bu cemiyetin - Süley...
Harika Ufuk - Birlik beraberlik ka...
Astan QASIMOV - Gəldim
Əlişad CƏFƏROV - Qayçıquyruq qaranquş
Şəfa VƏLİYEVA - Güldüm… Gülüşüm d...
Şəfa EYVAZ - MƏHƏBB'...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 4135027
 Bugün : 2690
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 430653
 Bugün : 86
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 108
 96. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 11
Son Güncellenme: 5 Şubat 2018
Künye | Abonelik | İletişim