Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 26 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     513 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Durun kalabalıklar
Kadir Bayrak

  Sayı: 92 -

Ali Erdal Hocamızla çocuk denecek yaşta, ortaokul sıralarındayken tanıştık. Ancak dâvâsına aşinalığımız üniversite yıllarına denk gelir.

Hayata dâvâsının penceresinden bakan, fikreden, eser kaleme alan, dâvâsı için yazan, dâvâsı için susan, emsallerinden farklı bir insandı muhatabımız…

“Dâvâ ve dâvâsına sahip çıkan adam, öyle hâkim bir renk, öyle hâkim bir ses, öyle hâkim bir koku ki onu ve dâvâsını bir kez, bir anlığına görmek, duymak, hissetmek bile hayatınızın bir an’ında sizi kendisine çekmeye ve iç muhasebesi yaptırmaya yetiyor... Aslında dâvâ adamının şahsında kader, sizi hesaba çekiyor. Onu bilene, duyana, görene kadar ne yaptığınız ve yapmadığınız sizin meseleniz ama mademki artık onu bildiniz, gördünüz, duydunuz bundan sonraki hayatınızı yeniden ona göre şekillendirmek mecburiyetindesiniz. Görüşlerini kabul et veya etme ama kabul ederken de itiraz ederken de dâvâ adamı, hayatınızın merkezine yerleşmiştir artık.” (Kardelen, 80. Sayı, Sohbet)

Beşinci ve son eseri “Durun Kalabalıklar” yayınlandı. Ömrünü vakfettiği Büyük Doğu dâvâsına yakışan bir kitap çıktı ortaya.

“Necip Fazıl hakkında bir eser kaleme almak…

İçimden bir ses, uzun zamandır, bir saniye bile durma, diyor… Diğer ses: Haddini bil, yazılanları okumak neyine yetmiyor?.. Bu baş döndürücü tahterevalliyi, bir kararla durdurmalıyım…”

Eser, kaleme alınmasaydı inandığı değerler bütünü sebebiyle bir şeyler eksik kalacaktı. Emir kipiyle söylenmiş “Kitap yazın, kitap!” hitabına kendini muhatap kabul etmenin tabii neticesi olarak Durun Kalabalıklar’ın yazılması gerekiyordu.

“Onun hakkında kitap yazmakta tereddüt edenler, “damla ummanı anlatamaz” diyor. Evet, ama bir kanaat sahibi olunur, bir hükme varılır. Bunu söylersiniz! Siz anlamamış ve anlatamamış olsanız bile, onun ve eserlerinin anlaşılması için yeni bir bakış açısına, yeni bir usule vesile olmuş, yeni bir ufuk açmış olabilirsiniz. Çorbada tuzunuz olur ve bir hayra vesile olabilirsiniz.”

Rahmetli Üstad’ı merkeze aldı eserinde, Üstad’a ilişkin fikirlerini, hatıralarını paylaştı bizimle.

“Bir gün, bu memlekette, her şeyi yeniden nizamlamak mecburiyeti anlaşılacak ve o gün, -ademe mahkûmiyetin tam tersi olarak- onu hakikatiyle anlamak şart olacak.”

Eserinin giriş kısmına aldığı bu iddialı cümle; Üstad’dan bahsetmenin, ondan bir iki mısra okumanın “moda” olduğu ve onun izinden gittiklerini söyleyenlerin hayli çoğaldığı günümüzde ne ifade eder, onu okuyucu takdir edecektir ama sahibinin, bu cümlenin içinde barındırdığı mânâya şiddetle inandığına, dâvâsına muttali olduğum 1994 yılından beri tam 23 yıldır şahidim. Ve öyle zannediyorum ki o buna, eserinde anlattığı şekilde, Büyük Doğu’yu bulduğu anda inanmıştı:

“… Bir gün, benim için yeni olan bir dergi gösterdi:

–Bunu da alır mısın?

Dosya kâğıdı ebadında bir dergi… Kapakta iki arslan resmi… Alttaki uyuyor. Üstte, cami önündeki gayet heybetli!.. Yeleleri kabarmış, gözlerinden şimşekler çakıyor… Ve iki resmin arasında bir not: “Arslan uyanırken!”…

O an… Öyle geldi ki bana… Uyanan arslan Büyük Doğu’ydu ama bu kapağı her gören, bu kompozisyonun, kendi içindeki arslanın uyanışını temsil ettiğini de hisseder. Hiç tereddüt etmedim:

–Alırım!

Derginin adını bilmeden, kapak kompozisyonunu gördüm aldım...

Baktım, en üstte derginin adı… Sınıf arkadaşımın “çok kötü bir şeymiş” dediği dergi:

“Büyük Doğu… Necip Fazıl Kısakürek… Yirmibirinci yıl, 30 Eylül 1964. Sayı: 1”

“Birincilik şartlarıyla doğruluş ve doğuş.”

Benim için de öyle... (…)”

Bir insan sevdiğini nasıl anlatsın? Hele sevilen Üstad ise… Onun koyduğu ölçülere riayet ederek, sınırları aşmadan, gerçekleri de sınırlara feda etmeden… Zor iş… Durun Kalabalıklar’da bu zor işin de üstesinden gelinmiş. Üstad’ın edebiyatımızdaki, fikir dünyamızdaki, hayatımızdaki yeri matematik bir gerçeklikle tespit edilmiş, delillendirilmiş.

Şiirin, insan olmanın alâmet-i farikası; şairin de düşünen adamlar orkestrasının şefi olarak tarif edildiği bölümü takip eden “Büyük şair kriterleri” kimsenin itiraz edemeyeceği ölçüleri ortaya koyuyor. Büyük şair kriterlerinin tek tek ele alındığı ve Yunus Emre ile Üstad arasındaki benzerliklerin öne çıkarıldığı bölümler ise hayli dikkat çekici…

“Allah Türk milletini seviyor ki, “hanesinin” yıkılacağı iki buhranlı dönemde, dertlerine derman olacak iki şair ihsan etti. İki yâr… İkisi de milletlerini ruh kökünde tutan, ruh köküne yapıştıran, ruh köküyle kaynaştıran ruh ikizleri…” 

Kitabın “Takdim” bölümünde Muzaffer Doğan Ağabeyimizin çok doğru bir tespitle, Üstad’ın “sadece lafına değil çilesine de dost” olduğuna şahitlik ettiği Hocamız, son eseriyle sadece Necip Fazıl hakkında bir eser kaleme almadı, eseriyle esaslı bir şeye de imza attı: Yarının gündemini teşkil edecek Büyük Doğu davasında kendi yerini de enlem ve boylam verircesine tayin etti, gösterdi…


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henüz yorum bırakılmadı...
 
Hangi Türkçe?... - Sayı 94
TÜRK KİMLİĞİ... - Sayı 93
Çile... - Sayı 92
Durun kalabalıklar... - Sayı 92
Tüm Yazıları

Gelecek sayı konusu (95): Tasavvuf; herkesin içinde fıtrî olarak var olan aşkı, merkezine, hakikatine yerleştirme ve yüceltme mektebi... Yüce kahramanların harcı... Karşı çıkanlar evvelemirde içlerindeki aşk istadına yazık eder.


Son Eklenen Yorumlardan
 Ekrem, zaman ayırıp cevap lütfetmişsiniz; takdirleriniz, inşallah dua yerine geçer. Çalakalem yazılm... Ali Erdal

 Çok akademik; kılı kırk yararak, hissedilerek, çilesi çekilerek, araştırması olabildiğince yapılarak... ekrem yılmaz

 İsmini belirtmeyen değerli okuyucu... Çok güzel ifade etmişsiniz... Tebrikler ve teşekkürler...... Ali ERDAL

 ALLAH Türk Milletini seviyor; niçini için bir çok gerekçe sayılabilir. Bir kısmı yazıda mevcut. Ama ...

 Bir yazar için en değerli anlardan biri, "Anlaşıldığı An" olmalı...Yazılan bir yarımın, okuyucularıy... Işın Erenoğlu Üstündağ


Batı’nın Pompei’sinin günlerini andırmasının sebepleri Osmanlı Devleti’ni çökerten “metal yorgunluğu”nun ilk safhası değil midir?
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Türkçenin serencamı
Topyekûn ölçü
Ninemden bana kalan şey, bahçe ve fındık
Aranan kan
Türk dilini dert edinenler
Türkçenin serencamı
Yavuz Sert - Türk dilini dert edi...
Yavuz Sert - Annelerimiz-15 - Hz....
Ali Erdal - Türkçenin serencamı
Ali Erdal - Kedicik
Kadir Bayrak - Hangi Türkçe?
Sinan Ayhan - Dil kavramı üzerine ...
Sinan Ayhan - Ninemden bana kalan ...
Sinan Ayhan - Konuşan düşünce
Fatma Pekşen - Ses bayrağımız dilim...
Dergi Editörü - Aranan kan
Site Editörü - Ana dilimiz Türkçe
Mehmet Hasret - Bir küçük kedi için ...
Kürsü Nizam - Gıda
Acıyorum -
Necip Fazıl - Topyekûn ölçü
Necip Fazıl - İllet
Necip Fazıl - Kanun
Necdet Uçak - Anadilim Türkçe
Necdet Uçak - Rabbim
Necdet Uçak - Kucak açtık mazlumla...
Necdet Uçak - Niğbolu meydan savaş...
Mustafa Büyükgüner - Türk Budun(u)
Mustafa Büyükgüner - Budinden Yemene sazı...
M. Nihat Malkoç - Tabelâlarda Türkçe k...
M. Nihat Malkoç - Büyülü kelimeler
Hızır İrfan Önder - Hangi hücremde saklı...
İsimsiz - Dilinizi eşek arası ...
İsimsiz - Dil üzerine söylenen...
İktibas - Necip Fazıl
Muhammed İsa Öztürk - Silâhlar
Kubilay Ertekin - Müslümanın ilk vasfı
İbrahim Şaşma - Lüzum müzekkeresi
Halis Arlıoğlu - "Hero" ne demektir?
Halis Arlıoğlu - Arafatta niyâz
Halis Arlıoğlu - Ah bu yalnızlık
Bahadır Kaya - 94.sayı medya sepeti
Er Tuğrul - Eşek arısı ve kemâla...
Murat Yaramaz - 94.sayı mizah köşesi
Murat Yaramaz - Küs
Murat Yaramaz - Silgi
Murat Yaramaz - Gibi
Kamran Murquzov - Azerbaycan toprağına...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 3588301
 Bugün : 632
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 415460
 Bugün : 15
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 99
 94. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 2
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncellenme: 16 Kasım 2017
Künye | Abonelik | İletişim