Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 26 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     153 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

K:
Sinan Ayhan

  Sayı: 38 -

“Hikâyem burada bitse de olur. Zaten bitti. Fakat hikâye olsun, hayat olsun, biten her şeyin devam eden bir sonu olduğunu zannetmek fena değildir. Bu hadisenin de bir sonu var.” Zamanın Mimarisi, NFK (1934)

Yaklaştığı yerde güneşin bir görüntü suret bitiveriyor hemen; kıskançlığın el oynattığı bir metnin sığlıktaki görüntüsü bu, belki hiçbir yazarın bitiremediği, bitiremeyeceği bir tasvir bir vakum gibi kirli bir zekâyı çekiyor üzerine.

Bela mı, değil, yemin edebilir buna; lâkin sevecen olmayanın kılığıdır kalemlerin ucunu açan… Kalemler bu yüzden ısırır değdiği görüntüyü, görüntü bir yazı olur… Hiç beklemediği halde… Ruhi bir hastalık mı peki, hayır, hiç sanmıyorum; o zaman sözlerin sihir benzeri şekilleri olurdu ve hiç yoksa zihne oyulanlarından renkleri dökülmüş bir güneş bulurduk elimizde.

Elimde olsaydı ben de bir kalem ödünç verebilirdim, ama yok, görüntü hiç sabit kalmıyor burada… Bu metinde hava olabildiğine açık görünüyor ve bazen… X Göründüğü gibi kalamıyor hiçbir şey, meselâ Sol Elle Metin Yazma Kursuna katılındığı vakit, görülecek olan şey en basitinden güneşin sınıfın içinde çalkalandığı ve her yüze bir nefret sarılığı bulaştırdığı olurdu, oysa burada bir fazlalık duruyor; bir koku, güneşten gelmeyecek, kendini soluk aralarına gizleyen, çapraşık bir koku baş döndürüyor… Şüpheli bur durumun baş gösterdiği ise işte buradan belli oluyor.

Bildik şeylerle ters düşmek istemem, şartlar zorluyor beni, bir koku elbisesi giymiş gibi ben de o görüntünün alışkanlıklarına uyarak, ara ara ortadan silinip tekrar geri dönüyorum…

Çok iyi biliyorum şimdi, beni tanıyacak biri çıkmaz burada, tabi görüntünün üstelemeleri ve beni öne sürmeleri olmasaydı… Oysa ilk bakışta benim de gözüm tutmamıştı bu halimi… Koltuğumun altında bir sürü dua kitabı, arkasında bir kapalı mekân kokusu beni de hayli kuşkulandırmıştı… Metnin bu kısmı bir şeylerden kaçar gibi alelacele yazılmış gibi duruyordu, beni de bulanık bir atmosfere sokan şey buydu.

Ben olsam başka türlü karşılardım kendi görüntümü, ben olsam sahnede olanın sahnede olmayana olan baskısı daha bir farklı olurdu… Divit ucu gibi kâğıdı örseleyen bir metodu sınıfımdan içeri sokmazdım örneğin, örneğin 0.5’ler, 0.7’ler ve 0.9’lar kullanmazdım asla… Elbette kalem kullanmak şart değil bir metni yazmak için, yorum meselesi; bazen bir gövde de dil olabilir pekâla… Ne kadar tarif edersem edeyim anlatamam herhalde, metne eşlik ederken tam bu esnada gövdemin bir kalem gibi durduğunu ve güneşin ayaklarımla dolaştığını toprakta…

Her korkunun bir görüntüsü vardır, nerden hangi kurdan kalmışsa aklımda, bana da dünya böyle her kokudan sonra bir görüntüyle geliyordu… Kurs notlarıma bakınca ara sıra hatırlıyordum her şeyi, bu yetenek kokusu hangi sıkıcı dekorda saklı kalmış olursa olsun, unutulmuyordu… Bu yüzden ağzımda bir kurşun kalem dururdu; ben konuşmuş olmadan daha, havaya yazılar yazılırdı; tüyleri diken diken eden o koku bir görüntü vererek eşyaya tatlı öpücüklerle üzerime kapaklanırdı…

Sanırım, ilk önce ışıkların sönüşü geldi, güneş ortada kalsa da, ilk buydu metinleri birbirine karıştıran, kokular ardından sürünüyordu; sanırın, sonra sirenler çaldı, görüntüler kayboldu. Sonra bir dekor… Çiyanlar, akrepler, kalın, kabuklu sürüngenler arzın merkezine doğru saatlerini bir adım geri aldı.

Önce görüntüler satırlardan dökülüp havaya karışıyordu, sonra güneş gövdelerin yerini alabildiğine koyultuyordu. Dikkatli bakınca bir kesit içinde uyuşmazların hava saldırısı nedeniyle hepimizin sığınaklara (s)indiğini gördük, görüntüler alıcılar yüzünden kaybolsa bile hiçbir elbise veya eşya solmuyordu… Bir şeyler direniyor, sır vermiyor ve artlarındakini açığa vurmamak adına bulundukları yerden kopmuyordu… Nedense bizler de, burnumuzun dikine giderek kokmayan hiçbir elbise giymiyorduk…

Kursta sanırım bizler, 7. kurun başındaydık, bu kur ileri seviye gök yerleşimi için düzenlenmiş bir kurdu, müfredata bakılınca gök kırışıklıklarının bir an önce bir kenara istif edilmesi gerekiyordu, ama bu kurun en güzel yanı ders sayısı biz kalem kullanmayı bıraktıkça azalıyordu. Programa göre kahramanlar içinde K’lar ve ortak K’lar, ar K’lar, vesaire… Özellikle, yeraltı dekorları için bize metnin yapay uğultuları, Karamazof’lar K’sını tavsiye ediyordu…

Bugünkü dersimiz işte Retrospektif Bakışla K Sorunsalıydı ve biz ne yazık ki, bir imaj bombardımanı yüzünden hayalimizdeki K’ların çehrelerini bir buluyor, bir kaybediyorduk… Sığındığımız yerde, birkaç battaniye, plastik çatallar ve kaşıklar, birkaç çeşit konserveden bir lüküs lambası, bir el-feneri ve pillerden başka K’nın ruhuna girebileceğimiz bir nesne yoktu; güzlerimizi o karanlıkta oldukça zorlayarak battaniyelere uzanmış K gövdeler tasarlasak, çatalların üzerindeki K kırılmalarını keşfetsek, el-fenerlerinin ve pillerin üzerine K markalar yapıştırsak da yaptığımız hiçbir şey içimize sinmiyordu…

 

Ve durum öyle gösteriyor ki artık, mevcut metnin yazı karakteri tükenmek üzereyken bile, K’ların vücut kokularına ulaşmadıkça bu göksel kuru geçmemiz hiçbir şartta mümkün olmayacak ve bu kur için bitirme ödevimiz de herhalde yeraltına bir gök nasıl yerleştirilir, gibi hem sıra dışı, hem sınırdışı olarak tarif edebileceğimiz bir konu olacak…


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henüz yorum bırakılmadı...
 
Konuşan düşünce... - Sayı 94
Ninemden bana kalan şey, ... - Sayı 94
Dil kavramı üzerine bir d... - Sayı 94
KAHRAMAN MİLLET... - Sayı 93
Tüm Yazıları

Gelecek sayı konusu (95): Tasavvuf; herkesin içinde fıtrî olarak var olan aşkı, merkezine, hakikatine yerleştirme ve yüceltme mektebi... Yüce kahramanların harcı... Karşı çıkanlar evvelemirde içlerindeki aşk istadına yazık eder.


Son Eklenen Yorumlardan
 "...tefekkür etmek ekmek gibi, su gibi bir ihtiyaç... " belki insan o maddelerden evvel o hassa ile ... ekrem yılmaz

 Ekrem, zaman ayırıp cevap lütfetmişsiniz; takdirleriniz, inşallah dua yerine geçer. Çalakalem yazılm... Ali Erdal

 Çok akademik; kılı kırk yararak, hissedilerek, çilesi çekilerek, araştırması olabildiğince yapılarak... ekrem yılmaz

 İsmini belirtmeyen değerli okuyucu... Çok güzel ifade etmişsiniz... Tebrikler ve teşekkürler...... Ali ERDAL

 ALLAH Türk Milletini seviyor; niçini için bir çok gerekçe sayılabilir. Bir kısmı yazıda mevcut. Ama ...


ACIYORUM

Millet, Meclis’i seçiyor...

Meclis, millet namına kanun yapıyor...

Anayasa Mahkemesi de bu kanunları bozabiliyor...

 

Şimdi söyleyin:

Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletin mi?

Hâkimiyet kayıt ve şartla mı milletin?

Hâkimiyet kayıtsız şartsız Anayasa Mahkemesi’nin mi?

Hâkimiyet kayıt ve şartla Anayasa Mahkemesi’nin mi?..

(Kardelen; 13; Mart 1997)

 

ACIYORUM

Bir takım kimselerin, yetkilerini aşarak, kanun dışı teşkilâtlar kurduğu ve kanun dışı faaliyetlerde bulunduğu artık kimsenin yok diyemeyeceği bir gerçek halinde ortaya çıktı.

Bunlar, başlangıçta en azından, kanunların kötülerle ve kötülükle mücadelede yetersiz kaldığını düşünüyor.

Böyle örgütlere karşı çıkanlar da, gizli ve kanun dışı teşkilât kurulacağına falan falan kanunlara ve filân filân mekanizmalara dayanarak şöyle şöyle mücadele mümkündür, demiyorlar...

 

Öyleyse...

Ya bu ülkede kanunlar ve işleyen mekanizma yetersizdir... Ya devleti idare edenler...

Bu işin (ya)sı, (ma)sı yok... Hem kanunlar ve işleyen mekanizma, hem idareciler yetersiz...

(Kardelen; 13; Mart 1997)
66
Türkçenin serencamı
Topyekûn ölçü
Ninemden bana kalan şey, bahçe ve fındık
Aranan kan
Türk dilini dert edinenler
Türkçenin serencamı
Dil kavramı üzerine bir düşünce havzalar
Yavuz Sert - Türk dilini dert edi...
Yavuz Sert - Annelerimiz-15 - Hz....
Ali Erdal - Türkçenin serencamı
Ali Erdal - Kedicik
Kadir Bayrak - Hangi Türkçe?
Sinan Ayhan - Dil kavramı üzerine ...
Sinan Ayhan - Ninemden bana kalan ...
Sinan Ayhan - Konuşan düşünce
Fatma Pekşen - Ses bayrağımız dilim...
Dergi Editörü - Aranan kan
Site Editörü - Ana dilimiz Türkçe
Mehmet Hasret - Bir küçük kedi için ...
Kürsü Nizam - Gıda
Acıyorum -
Necip Fazıl - Topyekûn ölçü
Necip Fazıl - İllet
Necip Fazıl - Kanun
Necdet Uçak - Anadilim Türkçe
Necdet Uçak - Rabbim
Necdet Uçak - Kucak açtık mazlumla...
Necdet Uçak - Niğbolu meydan savaş...
Mustafa Büyükgüner - Türk Budun(u)
Mustafa Büyükgüner - Budinden Yemene sazı...
M. Nihat Malkoç - Tabelâlarda Türkçe k...
M. Nihat Malkoç - Büyülü kelimeler
Hızır İrfan Önder - Hangi hücremde saklı...
İsimsiz - Dilinizi eşek arası ...
İsimsiz - Dil üzerine söylenen...
İktibas - Necip Fazıl
Muhammed İsa Öztürk - Silâhlar
Kubilay Ertekin - Müslümanın ilk vasfı
İbrahim Şaşma - Lüzum müzekkeresi
Halis Arlıoğlu - "Hero" ne demektir?
Halis Arlıoğlu - Arafatta niyâz
Halis Arlıoğlu - Ah bu yalnızlık
Bahadır Kaya - 94.sayı medya sepeti
Er Tuğrul - Eşek arısı ve kemâla...
Murat Yaramaz - 94.sayı mizah köşesi
Murat Yaramaz - Küs
Murat Yaramaz - Silgi
Murat Yaramaz - Gibi
Kamran Murquzov - Azerbaycan toprağına...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 3708770
 Bugün : 2907
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 419535
 Bugün : 119
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 117
 94. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 3
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncellenme: 16 Kasım 2017
Künye | Abonelik | İletişim