Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     553 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

GIDA
Kürsü Nizam

  Sayı: 93 - Temmuz / Eylül 2017

(Gıda bahsi devam ediyor)

Sahabilerden bazıları da aynı şekilde “visal orucu” na başlayınca Allah'ın Resûlü bu hareketi önlediler ve buyurdular:

“Ben sizin gibi değilim. Allah beni yedirir ve içirir. Onun için oruç tutacağınız zaman, akşama iftar edin ve yemeden oruca devam etmeyin!”

Bu Hadîsten kuvvet alan bazı din büyükleri Allah Resûlü'nün mübarek karınlarına taş bağladıkları rivayetini bâtıl kabul etmişler ve Allah tarafından nimetlendirilen Resûlün böyle bir harekette bulunmalarına sebep olmadığını ileriye sürmüşlerdir. Bazıları da, bu görüşe itiraz ve taş bağlamanın sevap ve hikmeti icabı olduğunu beyan etmişlerdir.

Bazı âlimler de Peygamberler Peygamber’inin açlık çekmiş olduklarında şüphe etmişlerdir. Bunların düşünceleri öz olarak şudur:

“Bu nasıl olur ki, sahih Hadîsle sabit olduğuna göre, Allah'ın Resûlü, evlerine bir yıllık zahirelerini alırlardı. Bir defa da ganimet malından 1000 deveyi sahabilerden 4 kişiye vermişlerdi. Bir bedeviye 1000 koyunu bir defada bağışladıkları da vaki olmuştur. Kaldı ki, sahabilerden Ebu Bekr, Ömer, Osman ve Talha, zengin kişilerdi. Peygamberlerinin yolunda mallarını değil, başlarını bile fedaya hazır bulunuyorlardı. Hiç Allah'ın Resûlünü açlığa terk ederler miydi?”

Bu şüphenin cevabını İmam-ı Taberî Hazretleri vermiştir:

“Bildirilen haller devamlı ve daimi değildi. Kâh zaruret çekerler ve kâh genişliğe nail olurlardı. Zaruretleri de, bulamadıklarından değil, açlığı tercihlerindendi.”

Bazıları da, İmam-ı Taberi izahına şöyle bir ilave yapmışlardır:

-Cevap güzel! Fakat “bulamadıklarından değil” tâbiri yanlış… Genişlik halinde sun’i olarak darlığa düşülemez. Belki Allah Resûlü'nün fiilen bulamayıp darlık çektikleri zaman olmuştur. Zira bir çok Hadîs bu hakikati ayan beyan etmiştir ki: “Bizim doyasıya hurma yediğimizi size söyleyen yalan söyler! Ama Kurayza fetholunduktan sonra bir miktar hurma ve yağlı, tuzlu şeyler elimize geçti.” Bu nakilde bellidir ki, Kurayza fethine kadar Allah Resûlü'nün evi darlık çekmiştir.

Gerçek şudur ki, bazı büyük bir genişlik hâsıl olur ve Allah'ın Resûlüne hediye ve ganimet olarak yüklerle mal getirilirdi. Ama, nazarlarında dünya metaının zerrece değeri olmadığı için bunları dağıtırlar ve habbesini bile alıkoymazlardı. Nice günler de, İlâhî hikmetler gereğince hiçbir taraftan hiçbir şey gelmez ve darlık çekerlerdi.

İbn-i Hacer:

“Müslümanların çoğu, Hicretten evvel Mekke’deyken darlık içindeydiler. Hicretten sonra ekseriyeti yine bu hal üzerindeydi. Ensâr topluluğu bunlara yardım edip kendilerini korudular. Kendilerine mesken ve sütü sağılır davarlar verdiler. Yani bunları, mal sahipliği Medinelilerde kalmak üzere muvakkat istifade kaydiyle verdiler. Sonra sonra, bazı fetihlerin arkasından sahabilere genişlik geldi. Ensâr’dan aldıkları emanetleri sahiplerine iade ettiler.”

İmam-ı Tirmizî nakli bir Hadîsten meâl:

“Hiç kimse korku çekmezken, ben, Allah yolunda korku çektim. Hiç kimse eza olunmazken, ben, Allah yolunda eza olundum. Vallahi, benim üzerimden 30 gece geçmiştir ki, ne benim, ne de Bilâl’in tek kişiye yetecek yemeğimiz vardı. Ancak Bilâl’in koltuğu altında gizli, azıcık bir şey…”

Bu darlığın, Kureyş kâfirlerine ait azgınlık zamanında olması ihtimal dâhilindedir. Ve bütün bu hallerden Kâinatın Efendisi incinmez, duruma öz iradeleriyle katlanırlardı.

Ebu İmame’den Hadîs meâli:

“Rabbim bana Mekke’nin Bathâ isimli deresini altunla doldurup bahşetmeyi teklif etti. Ben kabul etmedim ve dedim: Hayır Allahım; bir gün tok ve bir gün aç olayım. Açlığımda sana yalvarayım, seni anayım; tokluğumda da şükredeyim!

İbn-i Abbas:

-Bir gün Allah'ın Resûlü, Cebrâil ile Safâ üzerindeydiler. Allah'ın Resûlü Cebrâil’e dediler: “Seni gönderen Allah hakkı için bildiriyorum ki, Muhammed ailesinin evinde bir avuç unla bir avuç şüveyk (unla yapılan bir nevi çörek) hiçbir defa gecelememiştir.” Allah'ın Resûlü bu sözü söyler söylemez gökten müthiş bir ses geldi ve bu sesten Kâinatın Efendisi ürktü ve sordu: “Allah, kıyamet kopmasını mı emrediyor?” Cebrâil cevap verdi: “Hayır! Allah İsrâfil’i sana gönderiyor!” İsrâfil geldi ve Allah'ın Resûlüne dedi: “Allah söylediğin söz üzerine beni dünya hazinelerinin anahtarlariyle sana gönderdi, istersen yanınca yürüteyim! İstersen dünya hakimi Nebî, dilersen Kul Peygamber ol!.. “Cebrâil, “Kul Peygamberliği seç!” gibilerinden O’na işaret etti. Allah'ın sevgilisi, üç kere haykırarak Kul Peygamberliği seçtiklerini belirttiler.

İmam-ı Halimi “Şuab-ül İman” adlı eserinde der ki: “Kâinatın Efendisinin yüceltme usullerinden biri de, halk için kullanılan bazı sıfatların, haklarında kullanılmamasıdır. Meselâ “Peygamberimiz fakirdi” tarzında bir vasıflandırma, edep ve hürmet ifadesi bakımından çirkin ve yanlıştır. Bazı âlimler zühd ile vasıflandırılmalarını da uygunsuz görmüşlerdir. “Zühd”, rağbetin zıddıdır. Meselâ “filan kimse zahittir.” Demek, dünya ile alâkasız olduğu ve ona rağbeti kestiği mânâsındadır. Rağbetin kesildiği şey öyle bir nesne olmalıdır ki, böyle bir kesilişe değsin… Dünya fani bir harabe olduğuna göre ona rağbetin kesilmesi en büyük Resûlü için medih mevzuu teşkil edebilir mi? Allah Resûlü'nün, muazzam şanını düşünen kimse kestirir ki, dünyaya rağbet etmemek O’na nispetle hüner değildir. O’nun ümmetinden bazı büyükler hakkında bile medih teşkil etmeyen bir vasıf kendileri için asla övme yerine geçemez. Bu bakımdan, Kâinatın Efendisi hakkında vasıf kullanırken aleladeliklerin üstüne çıkmaya bilhassa dikkat etmek lazımdır.”

Şeyh Bedreddin Zerkeşî, bazı fıkıh büyüklerine dayanarak ifade etmiştir ki, Allah Resûlü mal cihetinden fakir değildir. Kendi nefsine ve ev halkına yetecek kadar dünyası verilmişti. Bu bakımdan Allah’a bağlılığı ile halkın en ihtiyaçsız ve zengin olanıydı. Fakre ait dualar da, bulamamaktan değil, tevazu ve kanaatlerindendi.

Şeyhülislâm İbn-i Hâcer, Allah'ın Resûlünden rivayet edilen:

“Fakr, fahrimdir.”

Hadîsinin bâtıl ve uydurma olduğunu iddia etmiştir. Kâinatın Fahri, açlığa rıza üzerindeydiler. Açlıkta gördükleri faziletler sayısızdı. Nübüvvetlerinin başındaysa, darlık çekmiş bulunmaları, bazı nebîlerde olduğu gibi vâki idi. Ama sonraları, İslâm kuvvet ve şevket bulduktan sonra ettikleri riyazet ve perhizkârlık iradeleriyle olurdu… Eğer isteselerdi, bütün dünya nimetleri ayaklarının altındaydı. Fakat bu gibi şeylere asla iltifatları yoktu. Öyle bir âlemde kendilerinden geçmiş bulunuyorlardı ki, gözlerine yemek, içmek gibi bir şey görünmesine imkân mevcut değildi.

Şu veya bu türlü görüşler arası, hakikati şöyle çerçevelemek ve kabul etmek lazımdır.

 

Gıda unsurlarından tek çeşide devam etmezlerdi. Böyle yapmanın sıhhate zarar verdiği malûmdur. Halkın verdiği çeşitlere, meselâ ekmeğe, hurmaya ve türlü yemişlere iltifat ederlerdi. Helva ve baldan ikisini de severlerdi. Helvaları, umumîyetle, sütle yoğrulmuş hurmaydı. (Devam edecek)


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henüz yorum bırakılmadı...
 
Gıda... - Sayı 94
GIDA... - Sayı 93
MEVLİT... - Sayı 68
D?NYA... - Sayı 67
Tüm Yazıları

Gelecek sayı konusu (97): Bu sene 737.si yapılacak Ertuğrul Gazi İhtifali'nden hareketle TÜRK TEŞKİLÂTLANMA KABİLİYETİ...


Son Eklenen Yorumlardan
 Allah rahmet eylesin.Mekanı cennet olsun.O güzel yerler de bir gün sevdiklerimizle buluşacağız... ... BİRSEN YURTSEVER

 necdet amcacıgım.emeğinize kaleminize sağlık... BİRSEN YURTSEVER

 cox mənalı bir şerdir. cox sağ olun. her birinize teşekkür edirəm. ... ruslan

 Məhəbbətsiz ömür sürən kimsədən-Bir aşiqin məzar daşı yaxşıdır.... Ulduz Qəzvini

 Güzel yorumlarla, günüme güneş olan herkese, çok teşekkür ederim. Ne mutlu ki, okuyanlar, mısralara... Işın Erenoğlu Üstündağ


Kalem, İlahi Kelam’ın yazılmasına ve yayılmasına, yani insanın iki dünyasının da saadetle olmasına vasıta oluyor.
Kalem, insanın iki dünyasını da mahveden bâtıl fikirlerin yazılmasına ve yayılmasına alet edilebiliyor…
Kalemle kazığın şekil olarak birbirine benzemesini bir inceliğe işaret olarak göremez misiniz?
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Gün gelir de, hayatı anlat derlerse
İnsanın içindeki Hanifliğe ve Ümmiliğe ç
Boya sandığı
MƏHƏBBƏT
Başyücelik emirleri - Vatandışı
MƏHƏBBƏT
Gün gelir de, hayatı anlat derlerse
Kudüs
Vade doldu hanım gitti


Yavuz Sert - Kudüs... Ey Kudüs
Yavuz Sert - Prof. Dr. Ömer Faruk...
Ali Erdal - Kudüs
Kadir Bayrak - Müminleri Emiri: Hz....
Kadir Bayrak - Aynadaki yüz: Mehmed
Sinan Ayhan - İnsanın içindeki Han...
Sinan Ayhan - Can feda...
Bedran Yoldaş - Her yer Kerbelâ
Fatma Pekşen - Peçe
Ahmet Mahir Pekşen - Mescid-i Aksa -Kudüs...
Dergi Editörü - Kudüsü tefekkür
Site Editörü - Kolayı tersten okuma...
Mehmet Hasret - Devletler kuran, dev...
Necip Fazıl - Başyücelik emirleri ...
Necdet Uçak - Kudüs
Necdet Uçak - Kendini hesaba çek
Necdet Uçak - Muhacire ensarız biz
Mustafa Büyükgüner - Nefes
Ayhan Aslan - Hakikat
Ayhan Aslan - Zındık
Ayhan Aslan - Hesap günü
Mehmet Balcı - Susmam ben
Mehmet Balcı - Taşlama
Ahmet Çelebi - Kudüste bir çocuğum
Gelecek sayı konusu -
Vural Gündüz - Boya sandığı
Mustafa Gül - Mekkenin fethinden ç...
Kubilay Ertekin - Rahatizm ve ötesi
Halis Arlıoğlu - Zeytin dalı ve bana ...
Halis Arlıoğlu - Anlayana izafe
Ahmet Değirmenci - Şehadet türküsü
Ahmet Değirmenci - Bir yangındı işte
Kürsü Kainatın Efendisi - Giyim
Er Tuğrul - Kudüs nereden başlar...
Er Tuğrul - Kutlu kıyam
Murat Yaramaz - 6 gün savaşları
Murat Yaramaz - Naci El Ali
Murat Yaramaz - Kan
Murat Yaramaz - Kirli
Murat Yaramaz - Küsme işareti
Işın Erenoğlu Üstündağ - Gün gelir de, hayatı...
Ekrem Esad Altan - Bir oyun oynanır, oy...
Tamer Uysal - İlgisiz bilgililer, ...
Harun Ekici - Hüzün
Şevket Karayiğit - Kudüsün anlattıkları
Hakan Karahan - Bu cemiyetin - Süley...
Harika Ufuk - Birlik beraberlik ka...
Astan QASIMOV - Gəldim
Əlişad CƏFƏROV - Qayçıquyruq qaranquş
Şəfa VƏLİYEVA - Güldüm… Gülüşüm d...
Şəfa EYVAZ - MƏHƏBB'...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 4407812
 Bugün : 876
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 437494
 Bugün : 50
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 56
 96. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 5
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 11
Son Güncellenme: 5 Şubat 2018
Künye | Abonelik | İletişim