Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     683 kez okundu.     1 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

Dil kavramı üzerine bir düşünce havzalarını keşif atlası denemesi
Sinan Ayhan

  Sayı: 94 - Ekim / Aralık 2017

-Kanaatime göre, Türkçe, tekâmül ufku olan bir dil; belki derin düşünme aracı olarak zayıf kalmış; ama derin düşünceyi ifade etmek açısından geliştirilmeye müsait bir dil... Çünkü bir karakteri var; çünkü bir “gramer”i var; ölçüleri, prensipleri, baskın değerleri var... Çünkü Türkçe; her ne şart altında olursa olsun, karakteriyle günümüze kadar gelmiş ve bugüne kalabilmiş...

Meselâ, “özne-tümleç-yüklem” dizilimi Türkçe'nin bir karakteri... Türkçe'nin kelime türetmede sondan ekli bir dil olması, onun bir karakteri... Türkçe deyimler, Türkçe atasözleri bahsedilen karakterin ortaya konmuş hali... İstanbul Türkçesi'ne evrilmiş hali ise, ona has bir durum... Dolayısıyla karakteri olan şeyde, ihtiyaç hâsıl olursa, tekâmülün yolu bulunur ve zor şeyleri ifade etmek noktasında da, ifade düzenleri kemale erdirilebilir...

-Dil, misal ve tasavvur ufkuna binlerce çentik… Kelimeyi bir kıyafet olarak misallendirirsek; o vakit, herhalde cümle, kelimelerden müteşekkil dilin ifade gardırobu...

Ve dil, bir milletin misal kıyafetlerinden oluşan anlatım gardırobu... Bu gardıropta, millet mizacını ortaya çıkaran misaller...

“Hüdhüd”e dönüşen “Kızıl Elma” misali gibi... Doğudan Batı'ya alınan mesafe adalet ölçüsüyse, dilde alınan mesafe de Allah'ın rızasına kavuşmaya hasret kuşlar, kanatlar... Hepsi iç içe...

Bir dilin cevherinde hem adalet olmalı, hem merhamet... Türkçe, her ikisine de talip...

-Kavram olarak alınan bilgi kodları, yani eşyaya dair bilgiler ve eşya adları; o dilin hançeresine gelir ve ses, harf, hece, kelime olur; ama hepsinin ötesinde anlam atlasının keşifleri cümleye ait...

Bir bebek büyürken dilin en ham halinden en kemale ermiş haline doğru bütün misillere ve misallere şahit, bir dil zevkinin kendinde vücut bulmasına şahit; bilmeden biliyor olmanın kodlarını, genetiğine işlenmiş olarak, Hz. Adem'den almış çünkü...

-Dil, her alanda milletin hafızası... Dolayısıyla bu milleti bu topraktan sökmek için, bu toprakların mimarî dilini çözmeleri gerekir; bu da zorun ötesinde zor...

Mimarî dil, bir milleti o coğrafyaya göbekten bağlayan şey... Toprağı, “vatan” yapan şey...

Misal, Mimar Sinan'ın Süleymaniye'si; o sadece bir yapı değil; Türk'ün köklerini taşıyan bir ruh... O ruhu Türk'ten sökmek için her taşın, her kıvrımın yerleştirilme usulünü, kaidelerini ve artık dilleşen kemiyet ve keyfiyet ölçülerini topluca bilmek gerekir; o da yetmez, bütün usullerin birleştiği yerde, parçadan farklı, çok daha büyük ve anlamlı bir bütünlük şahsiyeti oluşur; o şahsiyete de paha biçilemez; ya onun parçası olunur, ya ona uzaktan bir şaheser nazarıyla bakılabilir; o şahsiyete saldırmak dünyayı yerinden oynatmak gibidir, başka türlüsü mümkün değil...

Türk'ün şahsiyet çivisi Süleymaniye ve benzerleriyle Anadolu'ya çakılmıştır artık; onu hiç bir iptidaî savaş hüneri oradan sökemez...

Süleymaniye sadece bir eser değil, Türkçe'nin plâstiğe dökülmüş şekli... Varlık felsefesi, bilgi felsefesi, ahlâk ve iyi-kötü kıyasının ötesinde, estetik duygusu ve bilgisi bunu gerektirir... Düşüncenin sistemleşme merhaleleri; son kertede, Süleymaniye'yi ve diğer bu toprak üzerindeki şaheserleri, dille bütünleşmiş bir hafıza yapar...

Hafıza, asırlarca katmanlaşan ve katmanlar etrafında örüle örüle griftleşen bir şey olduğu için de, kolayca silinemez, yok edilemez...

-Yakın zamanda tanıdığım, eski ve yeni harfleri kendi kendine öğrenmiş, 80 yaşlarında bir büyüğüm diyor ki; “eski yazıyı okuduğumda, gözlerimden yaş geliyor”; “neden” diye soruyorum ona; “Lâtin harfleri dümdüz; hiç bir şey hissettirmiyor; ama eski yazı harfleri öyle mi, o harflerin her hangi bir kıvrımı sizi ağlatmaya yetiyor; çünkü o harflerin bir ilhamı var...” diye cevap veriyor bana...

Anlamakta zorlansam da, bu ilham meselesini; tam bu noktada, kafamda, milletin gönlünde yatan aslanın ne olduğuna dair bir fikrim oluşuyor... Millet, lisanını ve kendini, Allah'a teslim etmekten yana; bu yolda her türlü araçla bir “gözyaşı lisanı” kurmak istiyor... Gerisi, onun için boş lâf...

-Batı ve Doğu dilleri bir havanda dövülse, dillerin ifade imkânlarının geçişgenliği tek bir dil olabilir mi... Olamaz, çünkü her dil varlığını ve şahsiyetini korumak idealindedir; ama her dil, kendi ifade imkânını çoğaltma ve ifade etkisini genişletme peşinde olacak; bunu da, başka dillerden etkilenerek ve beslenerek elde edecektir...

Şahsiyetini koruyarak bir ifade imkânını anadilde araştırmak ise, ters bir durum anlamına gelmez...

Anadile yabancı dillerin kıyası bilgisiyle gelen katkılar, teklifler, denemeler reddedilemez; anadilin “gramer”i ihlâl edilmediği sürece, her yol, her deneme bu uğurda mübah...

Ölçü, “neyi, ne kadar ifade etmek istiyorum” ve “düşüncemin derinliği nereye varıyor” sorularında; buralarda bir ihtiyacınız varsa, ister istemez hamle gelecektir zaten...

Türkçe, tarihî sürece bakıldığı vakit, bu anlamda bir çok dille karşılaşmış, sınanmış ve bu zamana kalabilmiş bir dil; o sebeple, derin düşünceye bağlı prensiplerini geliştirip, daha öte zamanlara kalabilme yolunu da bulacaktır, kendi içinde...

Yeter ki; cemiyet, tefekkür etmeye niyetli olsun; tefekkür etmenin ekmek gibi, su gibi bir ihtiyaç olduğunun farkına varsın...

 


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen : ekrem yılmaz    19.12.2017
Yorum : "...tefekkür etmek ekmek gibi, su gibi bir ihtiyaç... " belki insan o maddelerden evvel o hassa ile var ve onunla insan. Yeme içme bedene lâzım; tefekkür ruhtan ve ruha gerekli, ruha gıda! Aleti de dil... Lisân: Ne güzel kelime...





 
Yazarlık, Mezarlık veya N... - Sayı 98
Hamletten (internet)e ulv... - Sayı 98
Dijital (Hermeneutik-Yoru... - Sayı 98
İnternet rüya mı, kâbus m... - Sayı 98
Tüm Yazıları

Gelecek sayı konusu (98): İNTERNET


Son Eklenen Yorumlardan
 Sevgili Sehrzad, kalbinin değer kattığı sıcacık yorumun, okuduğum günün en güzel hediyesi oldu. Varl... Işın Erenoğlu Üstündağ

 Sehrzad da derki; bir canlının hayatı, yaşamı anlamlandırmaya çalışması ve yüreğine sığmayan duygul... Sehrzad davudi

 En azından "doğru tarafta olmak" nasıl bir nizam köpürtür... "Geride kalıyor olmak" faslını konuşaca... Sinan AYHAN

 "Demek ki, zaten aslında ve lûgatta bir kavmin ruhunu dayadığı iman kaynağı mânasına gelen ve son za... Sinan AYHAN

 Hocam, kaleminize sağlık, işin ruhunu etraflıca veren, hoş bir yazı olmuş... Allah razı olsun... Güç... Sinan AYHAN


“Yeni Dünya Düzeni” diye bir şey attılar ortaya… Ondan sonra ne ses çıktı, ne soluk… “Yeni Dünya Düzeni” dedikleri, boşluğun sessizliğini dinlemek gibi bir şey mi acaba?..
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1993
Milliyetçilik
Doktor anne
Türk teşkilâtlanma kabiliyeti ve kapasit
Çamurdan kale
Türkün halelendiği ufuk, istikamet...
Gün gelir de, hayatı anlat derlerse
Dergi fuarındaydık
Aydınlar üzerine
Türk teşkilâtlanma kabiliyeti ve kapasit
Milliyetçilik


Yavuz Sert - Keyif verici cümlele...
Ali Erdal - Türk teşkilâtlanma k...
Kadir Bayrak - Ertuğrul Gazi
Sinan Ayhan - Türkün halelendiği u...
Sinan Ayhan - Arşetip: eşyaların b...
Necip Fazıl Kısakürek - Milliyetçilik
Bedran Yoldaş - Filistin
Fatma Pekşen - Fatmalar ve diğerler...
Ahmet Mahir Pekşen - Sarhoşun saygısı
Ahmet Mahir Pekşen - Sarmaşık günaydını
Dergi Editörü - Dergi fuarındaydık
Site Editörü - Kardelen IX. uluslar...
Mehmet Hasret - Körbaykuş
Gönüldaş - "Ümmetim kötüde itti...
Necdet Uçak - Uyku
Necdet Uçak - İmtihan
Mustafa Büyükgüner - Taşlar dile geldi
M. Nihat Malkoç - Kudüs terennümleri
Hızır İrfan Önder - Az-öz
Ayhan Aslan - Karikatür
Ayhan Aslan - Babam
Ahmet Çelebi - 15 Temmuz
Gelecek sayı konusu -
Vural Gündüz - Çamurdan kale
Muhsin Hamdi Alkış - Türk milletinde devl...
Kubilay Ertekin - Çıban başı
İbrahim Şaşma - Kudüs mektubu
Halis Arlıoğlu - İnanç ve milli irâde...
Halis Arlıoğlu - Can Azerbaycan
Erdem Özçelik - Doktor anne
Mahir Adıbeş - Şahit
Kürsü Kainatın Efendisi - Giyim
Murat Yaramaz - Vicdan
Murat Yaramaz - Belki
Murat Yaramaz - Tavsiye
Tamer Uysal - Aydınlar üzerine
Harun Ekici - Unutmak
Hakan Karahan - Mevlânâ
Zaman Yolcusu - İki soru
Konyalı - Bir anma gününden rö...
Enes Yeşil - Kıyamam
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 4692321
 Bugün : 3718
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 445117
 Bugün : 28
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 123
 97. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 5
Son Güncellenme: 7 Ağustos 2018
Künye | Abonelik | İletişim