Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     967 kez okundu.     1 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

Dil kavramı üzerine bir düşünce havzalarını keşif atlası denemesi
Sinan Ayhan

  Sayı: 94 - Ekim / Aralık 2017

-Kanaatime göre, Türkçe, tekâmül ufku olan bir dil; belki derin düşünme aracı olarak zayıf kalmış; ama derin düşünceyi ifade etmek açısından geliştirilmeye müsait bir dil... Çünkü bir karakteri var; çünkü bir “gramer”i var; ölçüleri, prensipleri, baskın değerleri var... Çünkü Türkçe; her ne şart altında olursa olsun, karakteriyle günümüze kadar gelmiş ve bugüne kalabilmiş...

Meselâ, “özne-tümleç-yüklem” dizilimi Türkçe'nin bir karakteri... Türkçe'nin kelime türetmede sondan ekli bir dil olması, onun bir karakteri... Türkçe deyimler, Türkçe atasözleri bahsedilen karakterin ortaya konmuş hali... İstanbul Türkçesi'ne evrilmiş hali ise, ona has bir durum... Dolayısıyla karakteri olan şeyde, ihtiyaç hâsıl olursa, tekâmülün yolu bulunur ve zor şeyleri ifade etmek noktasında da, ifade düzenleri kemale erdirilebilir...

-Dil, misal ve tasavvur ufkuna binlerce çentik… Kelimeyi bir kıyafet olarak misallendirirsek; o vakit, herhalde cümle, kelimelerden müteşekkil dilin ifade gardırobu...

Ve dil, bir milletin misal kıyafetlerinden oluşan anlatım gardırobu... Bu gardıropta, millet mizacını ortaya çıkaran misaller...

“Hüdhüd”e dönüşen “Kızıl Elma” misali gibi... Doğudan Batı'ya alınan mesafe adalet ölçüsüyse, dilde alınan mesafe de Allah'ın rızasına kavuşmaya hasret kuşlar, kanatlar... Hepsi iç içe...

Bir dilin cevherinde hem adalet olmalı, hem merhamet... Türkçe, her ikisine de talip...

-Kavram olarak alınan bilgi kodları, yani eşyaya dair bilgiler ve eşya adları; o dilin hançeresine gelir ve ses, harf, hece, kelime olur; ama hepsinin ötesinde anlam atlasının keşifleri cümleye ait...

Bir bebek büyürken dilin en ham halinden en kemale ermiş haline doğru bütün misillere ve misallere şahit, bir dil zevkinin kendinde vücut bulmasına şahit; bilmeden biliyor olmanın kodlarını, genetiğine işlenmiş olarak, Hz. Adem'den almış çünkü...

-Dil, her alanda milletin hafızası... Dolayısıyla bu milleti bu topraktan sökmek için, bu toprakların mimarî dilini çözmeleri gerekir; bu da zorun ötesinde zor...

Mimarî dil, bir milleti o coğrafyaya göbekten bağlayan şey... Toprağı, “vatan” yapan şey...

Misal, Mimar Sinan'ın Süleymaniye'si; o sadece bir yapı değil; Türk'ün köklerini taşıyan bir ruh... O ruhu Türk'ten sökmek için her taşın, her kıvrımın yerleştirilme usulünü, kaidelerini ve artık dilleşen kemiyet ve keyfiyet ölçülerini topluca bilmek gerekir; o da yetmez, bütün usullerin birleştiği yerde, parçadan farklı, çok daha büyük ve anlamlı bir bütünlük şahsiyeti oluşur; o şahsiyete de paha biçilemez; ya onun parçası olunur, ya ona uzaktan bir şaheser nazarıyla bakılabilir; o şahsiyete saldırmak dünyayı yerinden oynatmak gibidir, başka türlüsü mümkün değil...

Türk'ün şahsiyet çivisi Süleymaniye ve benzerleriyle Anadolu'ya çakılmıştır artık; onu hiç bir iptidaî savaş hüneri oradan sökemez...

Süleymaniye sadece bir eser değil, Türkçe'nin plâstiğe dökülmüş şekli... Varlık felsefesi, bilgi felsefesi, ahlâk ve iyi-kötü kıyasının ötesinde, estetik duygusu ve bilgisi bunu gerektirir... Düşüncenin sistemleşme merhaleleri; son kertede, Süleymaniye'yi ve diğer bu toprak üzerindeki şaheserleri, dille bütünleşmiş bir hafıza yapar...

Hafıza, asırlarca katmanlaşan ve katmanlar etrafında örüle örüle griftleşen bir şey olduğu için de, kolayca silinemez, yok edilemez...

-Yakın zamanda tanıdığım, eski ve yeni harfleri kendi kendine öğrenmiş, 80 yaşlarında bir büyüğüm diyor ki; “eski yazıyı okuduğumda, gözlerimden yaş geliyor”; “neden” diye soruyorum ona; “Lâtin harfleri dümdüz; hiç bir şey hissettirmiyor; ama eski yazı harfleri öyle mi, o harflerin her hangi bir kıvrımı sizi ağlatmaya yetiyor; çünkü o harflerin bir ilhamı var...” diye cevap veriyor bana...

Anlamakta zorlansam da, bu ilham meselesini; tam bu noktada, kafamda, milletin gönlünde yatan aslanın ne olduğuna dair bir fikrim oluşuyor... Millet, lisanını ve kendini, Allah'a teslim etmekten yana; bu yolda her türlü araçla bir “gözyaşı lisanı” kurmak istiyor... Gerisi, onun için boş lâf...

-Batı ve Doğu dilleri bir havanda dövülse, dillerin ifade imkânlarının geçişgenliği tek bir dil olabilir mi... Olamaz, çünkü her dil varlığını ve şahsiyetini korumak idealindedir; ama her dil, kendi ifade imkânını çoğaltma ve ifade etkisini genişletme peşinde olacak; bunu da, başka dillerden etkilenerek ve beslenerek elde edecektir...

Şahsiyetini koruyarak bir ifade imkânını anadilde araştırmak ise, ters bir durum anlamına gelmez...

Anadile yabancı dillerin kıyası bilgisiyle gelen katkılar, teklifler, denemeler reddedilemez; anadilin “gramer”i ihlâl edilmediği sürece, her yol, her deneme bu uğurda mübah...

Ölçü, “neyi, ne kadar ifade etmek istiyorum” ve “düşüncemin derinliği nereye varıyor” sorularında; buralarda bir ihtiyacınız varsa, ister istemez hamle gelecektir zaten...

Türkçe, tarihî sürece bakıldığı vakit, bu anlamda bir çok dille karşılaşmış, sınanmış ve bu zamana kalabilmiş bir dil; o sebeple, derin düşünceye bağlı prensiplerini geliştirip, daha öte zamanlara kalabilme yolunu da bulacaktır, kendi içinde...

Yeter ki; cemiyet, tefekkür etmeye niyetli olsun; tefekkür etmenin ekmek gibi, su gibi bir ihtiyaç olduğunun farkına varsın...

 


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen : ekrem yılmaz    19.12.2017
Yorum : "...tefekkür etmek ekmek gibi, su gibi bir ihtiyaç... " belki insan o maddelerden evvel o hassa ile var ve onunla insan. Yeme içme bedene lâzım; tefekkür ruhtan ve ruha gerekli, ruha gıda! Aleti de dil... Lisân: Ne güzel kelime...





 
(Üç Nok-ta)nın muhasebesi... - Sayı 100
Kardelenin muhasebesi ve ... - Sayı 100
Tapdukun kapısında Bizim ... - Sayı 99
Kıyas ve gidişat... - Sayı 99
Tüm Yazıları

Gelecek sayı konusu (101): Doğu - Batı tefekkürünü doğru yapamayanın ufku dardır.

Son Eklenen Yorumlardan
 👍👏👍👏👍👍... BEYZA ATEŞ

 Acayip güzel olmuş 😉... BEYZA ATEŞ

 Dilin anlatamadığını şiire dökmek çok zordur ve siz zoru başarmışsiniz tebrik ediyorum 👍 ... BEYZA ATEŞ

 Çok başarılı ... Meryem

 Şiir tek kelimeyle mükemmel olmuş. Şiirde de geçtiği gibi gönül istediği bir damla huzuru ruhuna sı... Fatma


Sanatımızın, özellikle şiirimizin şu andaki seviyesini güneş ışığının yokluğuna mı, yoksa ondan gelen ışığın yansımasını engelleyip, bizi suni bir güneş tutulmasıyla karşı karşıya bırakanlara mı bağlamalı?..
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Fikirsizlik
Kardelen nasıl doğdu?
Zaman tünelinden iki yazı
Zamanın kısa tarihi
Ön söz, Öz Söz, S(öz) -III-
Yüreğinle gel
Ruhsa sızan şiir
Zaman tünelinden iki yazı
Kardelen nasıl doğdu?
Ön söz, Öz Söz, S(öz) -III-


Yavuz Sert - Zamanın kısa tarihi
Ali Erdal - Zaman tünelinden iki...
Kadir Bayrak - Kardelen olmasaydı
Kadir Bayrak - Röportaj - “Tehlikel...
Sinan Ayhan - Kardelenin muhasebes...
Sinan Ayhan - (Üç Nok-ta)nın muhas...
Bedran Yoldaş - Dokuz köyün delisi
Özgür Alkan Alkış - Kardelen nasıl doğdu...
Fatma Pekşen - Erik ile kiraz
Dergi Editörü - Her sayı ayrı bir de...
Site Editörü - Yüz
Mehmet Hasret - Askıda şiir
Acıyorum - Acıyorum nedir?
Necip Fazıl - Fikirsizlik
Necdet Uçak - Gözyaşı çeşmesi
Necdet Uçak - Seyir tepesi
Necdet Uçak - Metristepede
Necdet Uçak - Dağlar
Altan Atan - Akıllı ol
Kardelen Dergisi - Çıkış Beyannamesi
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
M. Nihat Malkoç - Gece korkutuyor beni
M. Nihat Malkoç - Gül kokulu ramazan
Ayhan Aslan - Hikaye
Ayhan Aslan - Sufle
Ayhan Aslan - Değirmen
Ayhan Aslan - Ecel vakti
Mehmet Balcı - Senin
Mehmet Balcı - Kardeşim
İsimsiz - Giden-Kalan
Gelecek sayı konusu - Gelecek sayı konusu ...
Av. Mustafa Büyükgüner - Kardelen...Yüz...
Kubilay Ertekin - Hırsızlık ve haramla...
İbrahim Şaşma - Ben sevdayı aradım
Halis Arlıoğlu - Müslümanlar ne zaman...
Halis Arlıoğlu - Uyan diyorlar
Ahmet Değirmenci - Ferman
Oğuz Askan Kocagöz - Ruhsa sızan şiir
Büşra Doğramacı - ‘Derin bir külliyat’...
Kürsü Kainatın Efendisi - “İmam-ı Kastalanî’de...
Murat Yaramaz - 100.sayı mizah köşes...
Murat Yaramaz - Dalya
Murat Yaramaz - 100.sayı
Murat Yaramaz - Kardelen
Ekrem Esad Altan - Sahte diplomalı zanl...
Ferhat Nitin - Gece yarısı uyanmala...
Hakan Karahan - Battal Gâzi
Mehmet izzet Gülenler - Ön söz, Öz Söz, S(öz...
Erkan Karakaya - Gölge
Fatih Öz - Beklediğim
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 5659933
 Bugün : 2856
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 470235
 Bugün : 46
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 70
 100. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 13
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 7
Son Güncellenme: 2 Mayıs 2019
Künye | Abonelik | İletişim