Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     84 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Tarihin eşiğinde...
Kadir Bayrak

  Sayı: 98 -

"Önündeki taşa, elindeki tek malzemesi daha sert bir taşla, ancak akşama kadar bir yüz kazıyabilen insanın; bir gün bütün yaptıklarının resim gibi, film gibi, ayna gibi, aynen yaşadığımız gibi karşısına çıkarılacağını anlayamamasına, haydi hakkı var diyelim (aslında yok ya...)... Ama bugün koskoca kütüphaneyi bir küçük maddeye görüntülü, hareketli ve sesli kaydedebilen ve onları istediği zaman tekrar tekrar görebilen, uzaklara adını sanını bilmediği insanlara bile anında ve istediği vakit gönderebilen, hattâ üzerinde oynayabilen insanın "Hesap gününde" her şeyin, karşısına çıkarılacağını anlamamaya hakkı yok..." (Ali Erdal, Yeni Bir Diyalektik, 2000)

Rahmetlik dedeme dair hiçbir hatıram yok. Mekânı cennet olsun, doğumumdan yıllar önce ahirete göç etmiş. Şimdi e devlet’ten geçmişimizi öğrenme imkânı var ya açıp baktık. Çektikleri çileler rahmete vesile olsun, 93 Harbi’nden sonra emsalleri gibi Balkanlardaki Türk yurdunu bırakıp kendisine gösterilen Anadolu toprağına; Bilecik’in Pazarcık ilçesinin Esemen Köyü’ne yerleştirilmiş. 7 çocukla ekmiş biçmiş, afedersiniz büyük baş, küçükbaş hayvan bakmış, ömrünü tüketmiş. Suyu çeşmeden taşımış, son anına kadar elektriği bilmemiş…

Rahmetlik babam daha şanslıymış. O, okumuş, büyük şehirde iş bulmuş. Baktığı iki üç tavuk hariç, eti kasaptan almış. Suyu evinin içindeki çeşmeden içmiş, elektrik düğmesine basınca evinin içi aydınlanmış. Ajansı radyodan dinlemiş. Hatta hayatının son demlerinde tek kanallı siyah beyaz televizyona da yetişmiş.

Ben de ilkokul çağlarımda radyodan çocuk programları, şarkıları dinlediğimi hatırlıyorum. Siyah beyaz yayın yapan devlet televizyonunun hafta içi akşam saatlerinde, cumartesi günleri öğle vakti ve Pazar günleri sabah onda açıldığı da hafızamda çok net. İstiklâl Marşı eşliğinde başlayan yayının gece onikide aynı şekilde bittiği de.

Nostaljik bir hislenme olsun diye yazmıyorum bunları. Neticede yazarken bile bir duygu yoğunluğu oluyor ama niyetim bu değil.

Ortaokul yıllarımda renklenen televizyona hem devlet hem özel kanallar eklendi. Panayırlarda, lunaparklarda gördüğümüz atari oyunları evlerin içine girdi. Sabit telefonlarla, merkezî bir santrale bağlanmadan isteyen istediğini aramaya başladı. Bundan daha ilerisi olamaz dediğimiz bilgisayarlarla tanıştığımızda lise yıllarındaydık. Askerden dönünce elimize cep telefonu tutuşturdular.

Çocuklarım, internet çağında dünyaya geldi.

Dünya kuruldu kurulalı dedeyle torun arasında, aynı mekânı paylaşıp da değişen şartlar sebebiyle bu denli farklı hayatlar yaşayan, başka bir nesil var mıdır, onu merak ediyorum. Batılının hayalinde canlandırdığı Atlantis medeniyeti böyle bir tefekkürün mahsulü müydü yoksa? Veya Nuh Tufanı’nın öncesi ve sonrası… Öyle bile olsa onların teknoloji alanında bir ömür boyu görüp geçirdiğinin daha fazlasının bizim gözlerimizin önünde cereyan ettiği muhakkak.

İnternet eliyle teknoloji, yeni bir hayat inşa ediyor. İnsanlık, makineye teslim ediliyor. Milyar dolarlık sermayeleriyle bütün insanlığı güden sosyal medya şirketleri yeni hayatın görünen yüzü. Renkli hayatlar, şehirler, tatil beldeleri, cinsellik, yemek, spor… Nefsin hoşuna giden ne varsa sınırsız sunuluyor, bu dünyada.

Dün petrol başta bütün zenginlikleri sömürülen Doğu adamının, Batının bu yeni icadını nasıl ve ne maksatla kullandığına dair bütün yakınmaları anlamsız kalıyor bugün. Bu cümle, bizim de içinde yer aldığımız dünya için çok iyimser bir düşünce oldu. Doğu adamının, ormanı basan bu yeni canavara karşı kayıtsız kaldığı, hiçbir refleks göstermediği daha doğru bir tespit olur. Küçük ve büyük ölçekte etrafımıza baktığımızda, herkesin hayatından memnun olduğunu görüyoruz zira. Hatta bu gidişatın gidiş olmadığını fikir ahlâkı taşıyan Batılı bizden çok dert ediyor. Daha 19. Asrın sonunda Çarli Çaplin eserlerinde makine meselesine el atıyor:

“Bugünün en büyük problemi makine meselesidir. Şarlo’nun makine ile alayı, o kadar zariftir ki, ancak ruhçu telâkkiye yakışabilir. Mesela, bir filminde, bir fabrikada iş tasarrufu için her şey alete dökülmüştür. Amele, soframsı bir yerde oturur. Makine gelir bir kolla ağzına yemek verir, sonra başka bir kolla da ağzını siler. Makine esasta ahmak… Yemek veren kolu bozulur, havada işler ve yemekler yere dökülür. Fakat diğer kol tarafından aç adamın ağzı silinir.” (Necip Fazıl, Batı Tefekkürü ve İslâm Tasavvufu)

İlmî çalışmalarından bihaber olduğumuz ve ancak izlediğimiz filmleriyle anlayabildiğimiz Batı’nın, teknolojinin bir ruha bağlanmadan gelişmesi karşısında, Matriks filmiyle başlattığı ve kanaatimce Vol-i filmiyle zirveye taşıdığı tefekkürünün bizim dünyamızdan olması gerekmez miydi?

Rahmetlik dedem ve babam, emredilen ve nehyedilenleri yapmak ve yapmamak noktasından Allah’a karşı mesuldüler. Onlara kadar gelen ve onlardan sonra devam eden hayat, kendilerinden sonra gelecek nesillere karşı bir mesuliyet yüklemedi omuzlarına.

Ama biz, onlardan fazla bir mesuliyetle muhatabız, bugün. Yeni bir hayat şekilleniyor. Bizim icat etmediğimiz enstrümanlarla şekillenen hayat. Bugünkü tavrımız, bizden sonraki nesillere de intikal edecek, emsal olacak. Nerede olursa olsun ilmi almak emrine baş kesenlerin, kendi icat etmedikleri yeniliklere karşı takınmaları gereken şahsiyetli tavrı sergilemekle mükellefiz. Eşyanın hakikatini olduğu gibi anlamak boynumuzun borcu. İlkokullarda hâlâ tarih devirlerini gösteren tablolar asılı mı bilmiyorum, hani ilkçağ, ortaçağ, yakın çağ diye isimlendirdiğimiz. Eğer asılıysa o tabloya bir de internet çağının eklenmesi gerekir, bugün. Teşbihte hata olmasın, Fatih’in müjdeli beldeyi fethettiği zamanda hayat sürenler tarihe karşı ne kadar mesulseler, biz de aynı durumdayız şu an. Bir çağ kapanıp bir yenisi şekilleniyor. Surlara bayrak diken Ulubatlı olmak da elimizde, Fransız İhtilali’ne yol veren “ekmek bulamıyorlarsa, pasta yesinler” cümlesiyle meşhur ahmâk kraliçe de…


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henüz yorum bırakılmadı...
 
Tarihin eşiğinde...... - Sayı 98
Ertuğrul Gazi... - Sayı 97
Aynadaki yüz: Mehmed... - Sayı 96
Müminleri Emiri: Hz.Ömer... - Sayı 96
Tüm Yazıları

Gelecek sayı konusu (98): İNTERNET


Son Eklenen Yorumlardan
 Sayın Halis bey, bu şiirde yönteminizi değiştirip beyitler halinde denemeniz olmuş. Bence güzelde ol... Ahmet Güney

 Sevgili Özgür, meselenin can alıcı yerini gösteren, esaslı bir yazı olmuş, Allah razı olsun; eşya ve... Sinan AYHAN

 "Vurgun köleler" devrinine hoşgeldiniz..! Tuş ve parmak arası cennet ve cehennem... Geçmişte misalle... Sinan AYHAN

 Evet Sinan Her meselede ölçü olacak söz: "İslâma nüfuz etmeden bu âlemde nüfuz edebileceğimiz hiçb... Ali ERDAL

 "İslâma nüfuz etmeden bu âlemde nüfuz edebileceğimiz hiçbir şey yoktur."Her meselede ölçü olacak söz... Sinan AYHAN


Cinayet, hırsızlık, fuhuş, içki, kumar ve uyuşturucu karışımından ibaret düzeni ambalajlayıp medeniyetin ta kendisi diye yutturmak isteyen “tek dişi kalmış canavar”a karşı hani, “iman dolu göğsümüz” vardı?
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1993
Makine
İnternete, kulak versek
Ağır kefe, baskın tarafı keşif
İçimdeki sesler
Bilgelik çağına doğru
Makine
Alın teri
Tuş üstünde savrulan
Bir başka açıdan yörükler
Bilgelik çağına doğru


Ali Erdal - İnternete, kulak ver...
Kadir Bayrak - Tarihin eşiğinde...
Sinan Ayhan - İnternet rüya mı, kâ...
Sinan Ayhan - Dijital (Hermeneutik...
Sinan Ayhan - Hamletten (internet)...
Sinan Ayhan - Yazarlık, Mezarlık v...
Necip Fazıl Kısakürek - Makine
Özgür Alkan Alkış - Bilgelik çağına doğr...
Dergi Editörü - Son ve tek kıvılcım
Site Editörü - İnternetin fâsık hab...
Mehmet Hasret - Ağır kefe, baskın ta...
Acıyorum - Acıyorum
Necdet Uçak - Mezar
Necdet Uçak - Ebrehe ve ebabil kuş...
Necdet Uçak - Kürşad
M. Nihat Malkoç - İnternet kumarhane o...
Hızır İrfan Önder - Nerdesin?
Olgun Albayrak - Dervişane
Olgun Albayrak - Millet destanı
Mehmet Balcı - Zamanla
Mehmet Balcı - Kızım
Ahmet Çelebi - Meçhul sevgililer
Ahmet Çelebi - İçimdeki sesler
Gelecek sayı konusu - Gelecek sayı konusu
Av. Mustafa Büyükgüner - Onuncu gün
Muhsin Hamdi Alkış - Sanal âlem mi?
Kubilay Ertekin - Doğum ve sonrası
Halis Arlıoğlu - Hicran
Halis Arlıoğlu - Bir başka açıdan yör...
Ahmet Değirmenci - Buhranların çocuğu
Ahmet Değirmenci - Dinlediğim türküler
Büşra Doğramacı - Çağın bilinçsiz hare...
Bahadır Kaya - 98.sayı medya sepeti
Kürsü Kainatın Efendisi - Kürsü
Hüseyin Selçuk Bozkurt - Sırf gece
Murat Yaramaz - İnternet hayatımız, ...
Murat Yaramaz - Yalnız sen, yalnız b...
Murat Yaramaz - Mevlid
Murat Yaramaz - Masal
Murat Yaramaz - 98.sayı mizah köşesi
Kenan Aydınoğlu - Əlliyə çat...
Ahmet Yalçınkaya - Tuş üstünde savrulan
Kamran Murquzov - Hakdan gelen haber i...
Yarının Büyüklerine Sorduk - Yarının Büyüklerine ...
Mehmet izzet Gülenler - Ön söz, Öz Söz, S(öz...
Güldərən VƏLİYEVA - QORXURAM
İsmail Güçtaş - İhtiyar çınar
İsmail Güçtaş - Alın teri
Əkbər QOŞALI - MƏN HƏL...
Mehmet Şerif Cebe - Bir an dicleyle
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 4801147
 Bugün : 110
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 448823
 Bugün : 3
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 162
 98. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncellenme: 30 Ekim 2018
Künye | Abonelik | İletişim