Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 30 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     260 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Rosetonun gizemi
Ekrem Esad Atan

  Sayı: 103 -

“Bu insanlar yaşlılıktan ölüyordu, o kadar”

Roseto, İtalya’nın güney doğusunda Apenin dağları eteklerinde ortaçağ köyleri tarzında bir kasabadır. Tarıma imkân vermeyen coğrafyasıyla okumaya yazma bilmeyen ve son derece yoksul halkın gidişatı içlerinden 11 kişilik bir grubun 1882 yılında Amerika’ya gitmesiyle değişmeye başladı.

Önce New York’un küçük İtalya’sı Mullberry caddesindeki bir işletmeye sığındılar. Sonra batıya giderek bir maden ocağında iş buldular. Ertesi yıl 15 Rosetolu daha İtalya’dan ayrılarak onlara katıldı. Yenidünyanın haberleri İtalya’daki Roseto’ya ulaştıkça Rosetolu gruplar ardı ardına çantalarını toplayarak onların yanına geldi. 1894 yılına kadar eski köylerinin bütün sokaklarını terk edilmiş halde bırakarak hep birlikte Amerika’ya yerleşmiş oldular.

Rosetolular kendi kurdukları yeni kasabalarını başlangıçta “New İtaly” olarak adlandırmış olsa da sonradan Roseto’ya çevirdiler. Kiliselerini kurarak başlattıkları canlanma sosyo-ekonomik gelişmelerle devam ederek İtalya’da terk edilmiş ölü Roseto Amerika’da hayat bulmuş oldu.

1950’li yılların sonlarında yazlarını Roseto’ya yakın bir çiftlikte geçiren Doktor Wolf oradaki bir meslektaşıyla sohbet ederken; Rosetoluların son derece sağlıklı insanlar olduğunu, 65 yaşın altında kalp hastalığına yakalanan birisiyle hiç karşılaşmadım sayılır dediğini duyunca hayretler içinde kaldı. Bu yıllarda Amerika’da kalp krizleri yaygındı. Kolesterol düşürücü ilâçlar ve kalp hastalıklarını engellemeyi hedefleyen sert önlemlerin ortaya çıkmasından yıllar önceydi. Kalp krizleri 65 yaş altı erkekler arasında önde gelen ölüm nedeniydi. Doktor Wolf bu durumu araştırmaya karar verdi ve şaşırtıcı sonuçlar aldı.

Roseto’da 65 yaşın altında kalp krizinden ölen ya da her hangi bir kalp hastalığı belirtisi gösteren hemen hiç kimse olmamıştı. Hattâ her tür nedene bağlı ölüm oranı beklenenin %30 ile 35 altındaydı.

Sonra bir sosyologdan yardım alarak çalışmalarını derinleştirdi ve daha da şaşırtıcı sonuçlar elde ettiler: “Roseto’ da hiç intihar yoktu, hiç alkolizm, ilâç ya da uyuşturucu bağımlılığı yoktu ve çok az suç vardı. Sosyal yardım alan hiç kimse yoktu. Sonra peptik ülserlere baktık. O da hiç kimsede yoktu. Bu insanlar yaşlılıktan ölüyordu. O kadar.”

Dr.Wolf’un ilk düşüncesi, Rosetoluların Eski Dünya’dan getirip devam ettikleri ve onları Amerikalılardan daha sağlıklı kılan kimi beslenme alışkanlıkları olabileceği şeklindeydi ancak böyle olmadığını çabucak fark etti. Diyetisyenlere Rosetoluların tipik beslenme alışkanlıklarını analiz ettirdiğinde kalorilerini %41 gibi okkalı yağlardan aldıkları ortaya çıktı. Burası insanların gün doğumunda yataktan kalkıp yoga yaptıkları ya da bisiklete atlayıp altı mil aktif pedal çevirdikleri bir kasaba değildi. Çoğu sigara içiyordu ve birçoğu şişmanlıktan muzdaripti.

Bulgular diyet ve egzersizle açıklanamıyorsa, genetikle açıklanabilir miydi? Roseto’lular İtalya’nın aynı bölgesinden gelen kenetlenmiş bir gruptu ve Wolf’un bir sonraki düşüncesi onların hastalıktan korunmalarını sağlayan güçlü kuvvetli bir soydan gelip gelmedikleri oldu. Bu nedenle Amerika’nın diğer bölgelerinde yaşayan akrabalarını inceledi ama onlar böyle değildi.

Bu kez coğrafyayı inceledi ama onlara komşu olan diğer kasabalardakilerin durumu da onlar gibi değildi. Roseto’nun sırrı, diyet, egzersiz, genler ya da coğrafî bölge şartlarında değildi ve Dr. Wolf işin sırrını bir türlü bulamıyordu.

Sır Roseto’nun kendisi olmalıydı. Bir gün kasaba çevresinde yürüyüş yaparlarken bu sırra erdiler.

Rosetoluların birbirlerini nasıl ziyaret ettiklerini, meselâ İtalyanca sohbet etmek için sokakta nasıl durduklarını ya da arka bahçelerinde birbirleri için nasıl yemek pişirdiklerini gördüler. Kasabanın sosyal yapısının altında yatan geniş aile klanları hakkında bilgi sahibi oldular. Kaç evde üç kuşağın bir arada yaşadığını ve büyük annelerle büyük babalara nasıl saygı duyulduğunu gördüler. Kiliselerindeki ayine gittiler ve kilisenin bütünleştirici ve sakinleştirici etkisini gördüler. Nüfusu 2 bin kişinin altında olan bir kasabada 22 sivil kuruluş tespit ettiler. Toplumun zenginleri kendi başarılarıyla gösteriş yapmaktan alıkoyan ve onları diğerlerinin başarısızlıklarını kapatmaya yardımcı olmaları için teşvik eden eşitlikçi hayat felsefesini keşfettiler.

Güney İtalya’nın Paesani kültürünü doğu Pennsylvania dağlarına nakleden Rosetolular kendilerini modern dünyanın baskılarından soyutlayan güçlü, koruyucu bir sosyal yapı oluşturmuştu. Rosetolular geldikleri yer nedeniyle dağlardaki küçücük kasabalarında kendileri için oluşturdukları dünya nedeniyle sağlıklıydı.

 “Roseto’ ya ilk kez gittiğim zamanı hatırlıyorum; üç kuşağın bir araya geldiği aile yemeklerini, bütün o fırınları, insanların sokaklarda gezindiklerini, verandalarında oturup birbirleriyle konuştuklarını, erkekler arduaz ocaklarında çalışırken kadınların da gün boyu çalıştığı giysi atölyelerini görebilirdiniz” diyor sosyolog Bruhn. “Büyüleyiciydi”

O zamana kadar yapılan sağlık çalışmaları hep birey odaklıydı ve hiç kimse sağlığı topluluk çerçevesinde düşünmüyordu. Oysa bireyin ötesine bakmak gerekiyordu.

İnsanın parçası olduğu kültürü, arkadaşlarının ve ailesinin kimler olduğu, aile kökenleri, kimlerle ve ne şekillerde yaşadığı kısaca derin kimliği onun sağlığını belirler.

(Malcolm Gladwell’in Outliers-Çizginin Dışındakiler kitabından alıntılarla düzenlenmiştir.)


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Rosetonun gizemi... - Sayı 103
Kaygılanacak ne var... - Sayı 101
Sahte diplomalı zanlılar... - Sayı 100
Bir oyun oynanır, oyalanı... - Sayı 96
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (106): Mevlâna, Yunus etrafında Anadolu irfanı...

Son Eklenen Yorumlardan
 Allah(celle celaluhu) razı olsun. Bizim böyle bilimsel makalelere de ihtiyacımız var. Teşekkürler!... Himmet

 Hocam yazılarınızdan istifade ediyoruz. Bu yazınızda da çok faydalı bilgiler ve öğütler mevcut. Yaln... Mustafa GÜNEY

 Göz yaşı dökmemek kabil mi; bu satırlar işte tam göz yaşı pınarının yeri, İsa Yusufalptekin, güzel i... Sinan AYHAN

 Dünyaya düzen verdiklerini düşünenler, ne yazık ki dünyayı çökertiyor... Görünen köy kılavuz istemez... Sinan AYHAN

 Sevgili Mertali, bir yalınlık cevheri yolunu tutmuş, yani sen öyle bir yol tutmuşsun, ne güzel; sorm... Sinan AYHAN


Batı’nın Pompei’sinin günlerini andırmasının sebepleri Osmanlı Devleti’ni çökerten “metal yorgunluğu”nun ilk safhası değil midir?
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Maarif
Nasıl bir insan
Çeyrek asır
Kardelenden haberler-105
Payitahtın sesi


Ali Erdal - Nasıl bir insan
Ali Erdal - Büyük depremin öncül...
Kadir Bayrak - Filmin sonu
Sinan Ayhan - Türkü, Anadolu harcı...
Necip Fazıl Kısakürek - Maarif
Bedran Yoldaş - Paklanmak
Dergi Editörü - Çeyrek asır
Site Editörü - Maariften eğitime
Mehmet Hasret - Dost cemali
Necdet Uçak - İslâm gelince
Necdet Uçak - Geçer
Necdet Uçak - Değil
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler...
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu ...
M. Nihat Malkoç - Her şey eğitimle baş...
Hızır İrfan Önder - Elem gazeli
Hızır İrfan Önder - Gafil olma
Ayhan Aslan - İhtiras
Olgun Albayrak - Münacaat
Mehmet Balcı - Kurban açıklaması
Mehmet Balcı - Kalmadı
Mehmet Balcı - Doluyum
Yusuf Karagözoğlu - Kazandıklarımızı kay...
Muhsin Hamdi Alkış - Olaylara Bakış-105
Kubilay Ertekin - En tehlikeli virüs.....
Halis Arlıoğlu - Hasret ve hüsranla g...
Halis Arlıoğlu - Felek
Büşra Doğramacı - İnsanlığın maarif da...
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - Tedrisat
Murat Yaramaz - Mizah köşesi-105
Murat Yaramaz - Vesile
Murat Yaramaz - Bıçak
Murat Yaramaz - Eğilim
Mehmet izzet Gülenler - Dubalı dünya düzeni ...
Gülşen Ayhan - İki kelime arasındak...
Eyyub MEMMEDOV - Deniz boyu sevgim...
Mertali Mermer - İnsanlar anlamaz ben...
Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin...
İlkay Coşkun - Maarif meselemiz
İlkay Coşkun - Mülâkat-105
İlkay Coşkun - Vatanım
Turgut Yıldızan - İnsandan hazreti ins...
Turgut Yıldızan - Öğretmen olabilir mi...
Vildan Poyraz Coşkun - Eğitimde anne eli
Mehmet Şirin Aydemir - Keder kardelenleri
Çakmakçıoğlu - Hangi eğitim
Tuba Kanlıkama - Payitahtın sesi
Mustafa Kadir Atasoy - Göktaşı
Ülvi ƏLƏKBƏRZADƏ - Edilen dualar
Ülvi ƏLƏKBƏRZADƏ - Sevgi notumuz
İlknur Şimşek - 1453
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 7600120
 Bugün : 3797
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 512013
 Bugün : 46
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 67
 105. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncellenme: 2 Mayıs 2020
Künye | Abonelik | İletişim