Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     2733 kez okundu.     4 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

KURTULU? SAVA?I D?NEMYNDE S???T
Mustafa Büyükgüner

  Sayı: 46 - Ekim / Aralık 2004

Hiç kuşku yok ki I.Dünya Savaşı sonunda yurdumuzun işgal edilmesinden, en fazla zarar gören bölge Söğüt, Bilecik ve dolayları olmuştur.


Bu bölgeleri işgal ederek uzun bir süre halka zulmeden Yunanlılar, geçmişten gelen öfke ve kinlerini masum halktan almaktan bile sakınmamışlar, bununla da yetinmeyip bu kentleri harap etmişlerdir.
Söğüt ve çevresine gelen misafirler merakla soruyorlar, "Osmanlı İmparatorluğu'nun kurulduğu bu topraklarda, ibadethâne ve resmi binalardan başka Osmanlı'yı hatırlatacak neden tek bir yapı mevcut değil..." Bu acı sorunun cevabı çok basittir...


Bu çekirge sürüsü gibi, işgal ettiği toprakların üzerinde verimli ve sevimli ne varsa talan eden Yunan ordusu, gittiği her yeri bir kere yaktıysa Bilecik ve Söğüt'ü üç kere yakmıştır... Masallardaki kötü kalpli (haramî)nin, (hırsız)ın, (arsız)ın yerini, gerçekte Yunan askeri almış ve adeta "Taş üstünde taş, gövde üstünde baş" bırakmamacasına Söğüt ve Bilecik'i yakmış yıkmış, talan etmiştir. Yangınlar sırasında sadece Bilecik'te 1956 ev, 331 dükkân, 18 han, hükümet konağı, tüm ipek fabrikaları, okul, cami ve türbeler yanarak kullanılamaz duruma gelmiştir.


Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, Söğüt'te tek bir tane bile Osmanlı döneminden kalma ev bulunmamaktadır... Bilecik'te yıktığı evler de kâr etmeyince Müslümanların en çok kutsal saydıkları yerlere, camilere saldırmış ve eski Bilecik'in yerleşim mahallinde bulunan bütün camileri kullanılmaz hale getirmiştir. Bu camilerden geriye şerefesinin üstü olmayan boynu bükük minareler kaldı... Sırplar'ın Bosna'daki Müslüman kardeşlerimizin bağımsızlığını engellemek için saldırdıklarında toplarla minarelerinin tepelerini uçurmaları ve şerefesinin altındaki bölüme dokunmadıklarını televizyondan izleyerek bir anlam veremeyenler, aynı zulmün yaklaşık 80 yıl önce öz vatanımızda da yapılmış olduğunu Bilecik'e gelip görsünler...


Söğüt'te Ertuğrul Gazi'nin türbesini kurşun yağmuruna tutan, bununla da yetinmeyip kabri şerifine zarar ver ve arsız bir edayla "Kalk da kurtar bakalım vatanını" diyen Yunan, kaderin şu cilvesine bakın ki, yine ilk tokadı 700 küsur yıl önce kılıcının hakkıyla fethettiği Ertuğrul Gazi7nin topraklarında, Ertuğrul Gazi'nin torunlarından yemiştir...
I. ve II. İnönü Savaşları; Bilecik, Söğüt ve Bozüyük üzerinde oluşturulan bir savunma hattında gerçekleşmiş ve bu iki savaş da kesin olarak Türk askerinin zaferi ile sonuçlanmıştır... Bu savaşları kazandıran en etken, Söğüt ve çevresinde yaşayan onurlu ve namusunu ve vatanını kurtarmaya kararlı bir halkın işgalcilerin karşısına çıkmış olmasıdır.

 Bu tespitimiz için elimizde bir de belge var:


Söğüt Müdafa-i Hukuk Cemiyeti'nin 9-10 Temmuz 1920 tarihinde Bilecik, Yenişehir, Göynük, Geyve, Nallıhan, Mudurnu, Eskişehir, Kütahya, Mihalıççık, Simav, Gediz, Uşak, Sivrihisar sancak ve kazalarıyla Osmaneli, Taraklı, Küplü, Emet, Pazarcık, Tavşanlı, Seyitgazi Nahiye ve Belediye Mudafa-i hukuk Cemiyetlerine çektiği telgraflar Ertuğrul Gazinin torunlarındaki olgunluk ve vatanperverliği de gözler önüne sermektedir:
"... Önünden kaçtığınız düşmanın kuvvet ve kıymeti nedir? Bu müslüman yurdunda bu sefil düşmana karşı koyacak, ırzına, dinine, toprağına, kitabına sadık, ecdadına lâyık evlâdı kalmadı mı? Tüfeği olmayanların orak ve baltası da mı yoktur? Ecdadın lanetine muhatap kalmayı Söğüt halkı asla kabul etmeyecektir. İmkân her nereye kadar müsait ise erkek, dişi, genç, ihtiyar düşman karşısına gideceğiz. Sizleri de Müslüman Türk kanını, din ve namus hissiyatınızı bizimle beraber çalışmaya her fikri, her nifakı bugün için terk etmeye davet ediyoruz. Din, namus ve vatan namına... Yarına kadar netayic-i teşebbüsatınıza dair cevabınızı bekleyerek evlatlarımızı cepheye göndermek üzere sözümüze burada hitam veriyoruz."


Bu olgunlukta bir cemiyete sahip olan bir bölgeden, 600 yıl üç kıtaya sahip bir imparatorluğun doğmuş olmasına şaşmamak gerekir. Kuruluşun beşiği olan bölgemiz, Kurtuluş savaşında da üzerine düşen vazifesini yerine getirmiş ve büyük Osmanlı medeniyetinin kurucusu atalarını utandırmamıştır...

 


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen : FERHAT    09.06.2008
Yorum : bende söğütten ferhat haklısınız kurşun izleri birde yukarderede dağların üstünde bombalarla toplarla açtıkları delikler işaretler duruyo




Ekleyen : ?ENOL AYDENYZ    19.03.2008
Yorum : Bende Yeniköy'lüyüm. Bilecik ilinin geçmişi, tarihi ve turistik yerleri, doğal güzellikleri ile ilgili bilgi, belge ve resimlere internet ortamında pek bulamıyoruz. Bu konu ile ilgili uzun zamandan beri süren belge ve resim toplama arayışım devam etmekte. En kısa zamanda bir site kurarak sizlerle paylaşmayı düşünüyorum. Bu konuda diğer Bilecik'lilerinde duyarlılığını bekliyorum. TEŞEKKÜRLER.......




Ekleyen : Osman Eker    25.02.2008
Yorum : Sevgili Mustafa, Ben babanla uzun yıllar arkadaşlık etmiş biri olarak yazını büyük bir zevkle okudum.Bilecik'le ilgili belge ve bilgilerin azlığıyla ilgili sana bir anımı anlatayım.Ben Yeniköy'lüyüm.Bizim köyün bakkalı rahmetli Selim amca Osmanlıca yazıp okuduğu için bakkal defteri dediğimiz veresiye defterlerini hep Osmanlıca yazardı.O defterdeki alacakları bittiği zamanda çöp tenekesine atardı.Bir gün köydeki çocuklardan biri çöp tenekesinden aldığı Selim amcanın veresiye defterinin sayfalarını yırtarak atmış sokağa.Rüzgar estiği zaman dağılıyor ortalığa.Yaşlılardan biri de rüzgarın önünden toplamaya çalışıyor onları.Toplayabildikleri dürüp bir samanlık duvarındaki kovuğa sokuyor kutsal bir şey sanarak.Arap alfabesiyle yazılan yazıları görünce öyle sanıyor gariban.Ben Yunan işgali sırasında yakılmayan köylerde bazı belgelere rastlanabileceğini umuyorum;ama,o belgelerin bir çoğunun yukarıda anlattığım anımda olduğu gibi belki bir dua sanılarak yerden yüksekte bulunsun diye ya bir duvar kovuğuna sokulduğunu,ya da bir tavan arasına konulduğunu sanıyorum.Ondan da yine bu memleketin insanına askerdeyken ailesine bir mektup bile yazacak kadar okuma yazma öğretmeyen sorumlular kimlerse onlar utansın diyorum.Sağlıcakla kal.Babana selamlar.




Ekleyen : hakan can    07.09.2007
Yorum : Atalarını utandırmayan, onurlandıran Mustafa'ya teşekkürler.





 
Taşlar dile geldi... - Sayı 97
Nefes... - Sayı 96
Bir Naim Süleymanoğlu por... - Sayı 95
Budinden Yemene sazım çal... - Sayı 94
Tüm Yazıları

Son Eklenen Yorumlardan
 Adam olmak, içe doğru derinleşmek, hiç bir şey beklemeden kendini bilme ilminde ilerlemeye çalışmak,... Sinan AYHAN

 Fıtratımız gereği aslolana yöneliriz. Ne kadar doğru bir söz. Şüphe yok ki tebaa da fıtratı gereği a... Tebaa

 Çok teşekkürler proje ödevime çok yardımcı oldunuz.... Emine

 İnsan düşündüğü için değil sadece, bunun ötesinde öteleri merak ettiği ve her şeyin künhünü kurcalad... Sinan AYHAN

 Soru: "YouTube", "twitter", "Facebook", "instagram" gibi başlıkların altına listelenen kullanıcılar ... Sinan AYHAN


Emanet gazete isteyen, “bakabilir miyim?” diyor; “okuyabilir miyim” değil… Demek okunması gereken gazeteler, bakılır duruma düşmüş; yani albüm olmuş… Hem de (görmeyen gözlere yazıklar olsun) “fuhş albümü”…
Ortada bir basın olmadığına göre, neyin krizinden söz ediyorlar?..
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1993
Tevhid
Ön söz, öz söz, s(öz)-II
"Tek"
Tasavvuf
Allaha inanıyoruz!
Ön söz, öz söz, s(öz)-II


Yavuz Sert - Röportaj - Bir Müslü...
Ali Erdal - "Tek"
Kadir Bayrak - Veliler ordusundan
Sinan Ayhan - Malcolm bir kere "Al...
Sinan Ayhan - "Göklerle temasa geç...
Sinan Ayhan - Kıyas ve gidişat
Sinan Ayhan - Tapdukun kapısında B...
Necip Fazıl Kısakürek - Tevhid
Necip Fazıl Kısakürek - İtikad ve İman
Bedran Yoldaş - İşte biz böyleyiz
Mustafa Kınıkoğlu - "O"
Fatma Pekşen - Çıtırtı - Ev yerleşi...
Ahmet Mahir Pekşen - Esmâ-ül Hüsnâ
Dergi Editörü - Allaha inanıyoruz!
Site Editörü - Doksan dokuzun berek...
Gönüldaş - Hem affet
Necdet Uçak - Omzumuzdaki melekler
Necdet Uçak - Kurân dağa inseydi
M. Nihat Malkoç - Buz tutmuş karanfill...
Hızır İrfan Önder - Şiire dair
Hızır İrfan Önder - Karabağ
Ayhan Aslan - Öfkezede
Mehmet Balcı - İnsan name
Mehmet Balcı - Köylüyüz
Muhsin Hamdi Alkış - Deliller
Kubilay Ertekin - İbâdetsiz inanç düşm...
Halis Arlıoğlu - Vefa
Ahmet Değirmenci - Keşmekeş
Oğuz Askan Kocagöz - Kıyam
Kürsü Kainatın Efendisi - “İmam-ı Kastalanîden...
Murat Yaramaz - Belgesel
Murat Yaramaz - Mâlik
Murat Yaramaz - Seni saymazsak
Kenan Aydınoğlu - Yoxdan var eylə...
Işın Erenoğlu Üstündağ - Tasavvuf
Rafiq Oday - Keşik çəkir
Rafiq Oday - Gözəl, nə ...
Ferhat Nitin - Fehrarengiz şeyler
Harun Ekici - Ekim
Hakan Karahan - Yunus Emre
Mehmet izzet Gülenler - Ön söz, öz söz, s(öz...
İsmail Güçtaş - Tertemiz
İsmail Güçtaş - Eşyanın dilinden red...
Recep Şen - Denizin şiiri
İlahə İmanova - Qıskanıram
Figen Ketenci Evren - Trakya kızı / Istıra...
Mevlüt Yavuz - Ayıramazlar
İbrahim İlyaslı - Məni bu qə...
Erkan Karakaya - Beni bul...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 5073041
 Bugün : 947
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 456976
 Bugün : 10
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 82
 99. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 1
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 13
Son Güncellenme: 16 Ocak 2019
Künye | Abonelik | İletişim