Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 26 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     3126 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

VİZÖR AKRABALIĞI
Sinan Ayhan

  Sayı: 40 -

"Yazın matematik gibi, söylensel düşünce için çok önemli olan varlık ile var-olmayan arasındaki antitezde bir gediktir... Hamlet ve Falstaff'ın ne varolduklarını ne de olmadıklarını söyleyebiliriz"
Northrop FRYE

Belki bir cambazhanede olmayacak şeylerden biridir dil. Dilin üstünde tüy bitmez mecaz olmasa Bir şey anlatmak sözcüğün ufkunu genişletir; fırtınaya kas, bir yük gemisine ruh verir...

Saksı dendiğinde ne anlatır örneğin... Çiçek? Yeryüzü? Gökyüzü? Ayna?.. En uzak görüntüdür ayna, önce cümle içinde saksı telaffuz edildiği vakit... Yeryüzünün derisindeki gözenekten çıkartır başını çiçek... Kendine güzel kokulu bir gök seçer sonra, yalnız arıların dilinden anladığı bir çekim fanusu yani...

Saksı bir işarettir çiçeğe, dekor içinde bir işaret; çiçek, "çiçek" sözcüğünün kavram olarak, ruh vatanından muhacir olmasının getirdiği çekimle temsili bir şahsiyete dönüşür, kendini bir "imaj-kliğin" içinde bulur, ona örneğin kasvetli Uzun ömürlü, kopartılmış bir çiçektir aslında, her saksı çiçeği ve çiçeğin aynası da günü gelince solmaktır tabi.

Sözcükler arası yakınlıklar ve uzaklıkların, tonlamaların nasıl iç yakıcı bir sanat dili çattığına şehit olabilmenin yolu çözümleme yapmaktan geçer... Çözümleme zihinde kendiliğinden olan bir şeydir. Bu tür bir sözcük simyasını keşfetmek içinse yan yana gelen "tasarı-idea"ların nasıl bir doğa oluşturduğuna dikkat etmeli...

Örnek:
"Bir zerreciğim ki, Arş'a gebeyim, Dev sancılarımın budur kaynağı!"
"Atıyor sızıların, çıplak duvarda nabzı,"
"Ben artık ne şairim, ne fıkra muharriri"
Sadece, beyni zonk zonk sızlayanlardan biri"

Sancı, sızı ve zonklama gibi kelimelerle azap, kader ve acı gibi kelimeler arasında bir kan bağı kurulabilir mi... Hangisi hangisinde bir yankı, bir izdüşüm, bir beden dili bulur...
"Ne azap, ne sitem bu yalnızlıktan, Kime ne, aşılmaz duvar bendedir."
"Ne vakit karanlık kaplarsa yeri, Başlar çocukların büyük kaderi;"
"Ne acı kaybetmek için sahiplik! Ölümlüyü sevmek, ne korkulu iş!.."

Not : Burada sancı azapla, sızı keder'le, zonklama acıyla ilişkilendirilmiştir. Bu ikillilerin "anlam-kombinasyonları" birbirlerine benzer veya birbirlerine yakın bulunmuştur. Ve ortaya bir "literal" matris çıkmıştır.

Yukarıdaki kurgu-şemaya göre önceki sözcük gruplarına bakıldıktan sonra, "sitem-yalnızlık", "karanlık", "ölümlü-korkulu" gibi sözcüklere taradıkları kavram örgüsü bakımından daha anlamlı nazarlar atmalıdır... Kimsenin hatırına gelmeyecek bir hikâye bulmaktan çok, bir üslubu olmak daha üstün bir şahsiyet belirtisidir. Üslup, ancak sözcüklerin kurduğu gizil anatomide varlık sayfasını aralar... Sözcük anatomisi, bir metinin künhündeki "kadraj-sözcük"lerin dağılımıdır... Ve bizce bunların hepsi, çok taraflı birer göstergedir... Dünya üzerinde belki en zor çıkarılan harita insanın gen haritası değil, bir metnin içindeki gösterge haritasıdır...

Sözcük, bazen bir girinti-çıkıntı, bazen de desendir. Cümle, zamana vurulan damga, bazen de beti-benzi atmış bir karalamadır... Bir metnin dili vardır ve bu dil bir kurmacak, mecaz olarak bir iskelet taşır yapısında. Alt-dil, üst dil; yan-dil, ön-dil, arka-dil; yabancı-dil. Ana dil, çeviri dili; anlatım dili, türemiş-dil, evrimle-dili; ateş dili, su dili, hava dili; kuş dili, eşya dili vs... hepsi üstümüzde erimiş görüntü gibidir; olgudur. Olgular dizisidir, eşyayla olan izafiyeti mühürler ve onu kurgulanmış bir doğada asrın ruhuna iade eder...

Çözümleme, kavrayış, zihniyet dil cambazlığını başkalaştıran kavramlar...

"Yolculuk için bir kefen diktim kendime Etobur güneşin karşısında"

Bunu söyleyen Dylan Thomas'tır ve söyleyicisi olduğu dünya kadar da şairdir, geçmişin sesi hafızasına karalar çalmıştır, eşya sündürülmüş bir acıdır ona göre, bu yüzden o da, hem acı çeker, hem acı çektirir... Çünkü Dylan Thomas ölümü getiren bir dizedir. Dylan Thomas'ta "güneşin etobuzluğu" bir kısaltma sayılır... Bir simge...
Benzer bir simge kullanımı Robert Bresson'da vardır. Bresson yönetmendir, lâkin belki şairden türemiştir... Onun "Vizör"ünden seyredilen dünya da bir simgedir... Görünen çerçeveye bir sandalye almışsa, görünmeyen çerçeveden o sandalyeye hayaletler bekliyor demektir. Onun dünyasında sandalhye, "sanki-sandalye"dir
Sanat simgesiz yapamaz.

Çözümlemeyi, kavrayışı ve zihniyeti insan doğasında hem derin, hem nahif yapan şey, simgelerin dökümünü çıkarmaktır. Simge, kemikleşmiş göstergedir. Döküm, hikâyenin seyrini görmemizi sağlar. Bu seyrin tespiti sayesinde teorilerimiz olur. Teorilerle sistem çatarız, sistemlerle hayata bakarız...

Thomas'ın veya Bresson'un duyularımıza attığı çentik bu "zincirleme-bakış"a etki ettiği için örneğidir... Bir söz, bir güneş-akrabalığı veya bir "vizör-akrabalığı" izinizi acıtıyorsa zaten siz cevherinize uygun metinleri, görüntüleri gördüğünüz an tanır ve onun peşinden gidersiniz... Dünyayı her tür varoluş düzeyinde anatominize veya üslubunuza dahil edebilmek için...

Bütün bunlar; bütün bu çözümleme, kavrama, bir zihniyet oluşturma denklemleri yani, sizin zevkinizi gösterir ve bizce her zevk tartışılmaya değerdir... Yeter ki zevk sahibi olmaktan, kendini bir sanat eseri gibi tasarlamaktan geri durmayalım. Babadan oğla geçen tiplemelerden çok, eşyayı ve hadiseleri okumayı bilen bir ruh aristokratı olalım...


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henüz yorum bırakılmadı...
 
Konuşan düşünce... - Sayı 94
Ninemden bana kalan şey, ... - Sayı 94
Dil kavramı üzerine bir d... - Sayı 94
KAHRAMAN MİLLET... - Sayı 93
Tüm Yazıları

Gelecek sayı konusu (95): Tasavvuf; herkesin içinde fıtrî olarak var olan aşkı, merkezine, hakikatine yerleştirme ve yüceltme mektebi... Yüce kahramanların harcı... Karşı çıkanlar evvelemirde içlerindeki aşk istadına yazık eder.


Son Eklenen Yorumlardan
 "...tefekkür etmek ekmek gibi, su gibi bir ihtiyaç... " belki insan o maddelerden evvel o hassa ile ... ekrem yılmaz

 Ekrem, zaman ayırıp cevap lütfetmişsiniz; takdirleriniz, inşallah dua yerine geçer. Çalakalem yazılm... Ali Erdal

 Çok akademik; kılı kırk yararak, hissedilerek, çilesi çekilerek, araştırması olabildiğince yapılarak... ekrem yılmaz

 İsmini belirtmeyen değerli okuyucu... Çok güzel ifade etmişsiniz... Tebrikler ve teşekkürler...... Ali ERDAL

 ALLAH Türk Milletini seviyor; niçini için bir çok gerekçe sayılabilir. Bir kısmı yazıda mevcut. Ama ...


Batılı düşünürler-Tolstoy ve niceleri gibi-mutlak olan bir şeyin olması gerektiğini gayet tabi bir şekilde fark edebiliyorlar. Ama bizim aydınımız (bulundukları yere nasıl geldikleri malum); bırakınız ülkenin dünya üzerindeki sorumluluğunu fark etmeyi, düşünmesi gereken bir beyinlerinin olduğunun bile farkında değiller. Ülkemizde, he sahada yaşanan boşluğu daha başka nasıl açıklayabiliriz?
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Türkçenin serencamı
Topyekûn ölçü
Ninemden bana kalan şey, bahçe ve fındık
Aranan kan
Türk dilini dert edinenler
Türkçenin serencamı
Dil kavramı üzerine bir düşünce havzalar
Yavuz Sert - Türk dilini dert edi...
Yavuz Sert - Annelerimiz-15 - Hz....
Ali Erdal - Türkçenin serencamı
Ali Erdal - Kedicik
Kadir Bayrak - Hangi Türkçe?
Sinan Ayhan - Dil kavramı üzerine ...
Sinan Ayhan - Ninemden bana kalan ...
Sinan Ayhan - Konuşan düşünce
Fatma Pekşen - Ses bayrağımız dilim...
Dergi Editörü - Aranan kan
Site Editörü - Ana dilimiz Türkçe
Mehmet Hasret - Bir küçük kedi için ...
Kürsü Nizam - Gıda
Acıyorum -
Necip Fazıl - Topyekûn ölçü
Necip Fazıl - İllet
Necip Fazıl - Kanun
Necdet Uçak - Anadilim Türkçe
Necdet Uçak - Rabbim
Necdet Uçak - Kucak açtık mazlumla...
Necdet Uçak - Niğbolu meydan savaş...
Mustafa Büyükgüner - Türk Budun(u)
Mustafa Büyükgüner - Budinden Yemene sazı...
M. Nihat Malkoç - Tabelâlarda Türkçe k...
M. Nihat Malkoç - Büyülü kelimeler
Hızır İrfan Önder - Hangi hücremde saklı...
İsimsiz - Dilinizi eşek arası ...
İsimsiz - Dil üzerine söylenen...
İktibas - Necip Fazıl
Muhammed İsa Öztürk - Silâhlar
Kubilay Ertekin - Müslümanın ilk vasfı
İbrahim Şaşma - Lüzum müzekkeresi
Halis Arlıoğlu - "Hero" ne demektir?
Halis Arlıoğlu - Arafatta niyâz
Halis Arlıoğlu - Ah bu yalnızlık
Bahadır Kaya - 94.sayı medya sepeti
Er Tuğrul - Eşek arısı ve kemâla...
Murat Yaramaz - 94.sayı mizah köşesi
Murat Yaramaz - Küs
Murat Yaramaz - Silgi
Murat Yaramaz - Gibi
Kamran Murquzov - Azerbaycan toprağına...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 3696001
 Bugün : 712
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 419052
 Bugün : 28
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 90
 94. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 3
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncellenme: 16 Kasım 2017
Künye | Abonelik | İletişim