Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     3037 kez okundu.     3 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

Bul?? ?a?ynda Y?z? Porselen Falyna D??mek
Sinan Ayhan

  Sayı: 55 - Ocak / Mart 2007

–Kuş yürürken de kanatlıdır, hissedilir (Baudelaire)

Parmaklarımdan tirşe bir insan doğuyor sanki; artık bir hattat sabrına bulanmış bir bulûğum ben... Çok yürüdüm, bir duvarı aşacak kadar çok yürüdüm, ey hücre, ey ateş, ey soğukluk; elit olan sensin...

Çokluk gözümle yürüdüm, gözümün retinasında ayaklar buldum, öyle yürüdüm; gönlüm yorulmak nedir bilmezken, cesetteki arazları gördü; sürçmelerin, eşiklerin eşinmelerin arazlarını; topuklar yarıldı, yürüyüşte sekmeler başladı; yalnız cesedim yoruldu benim; gönül denilen diridir, gönlümle yokladım bana uzak geleni; yürüdüm, yürüdüm, hasletler, haller bulmak üzere yürüdüm, rüzgâr topuklarıyla, karınca çenelerinde glikoz enerji çözünmeleriyle, gönlümü işaretleri, suretleri kayıp bir ateş şekli yapıp yürüdüm; çevrem için, köşem-bucağım-yurdum için bir ateş koynu olmalıydı izdüşümlerim, ateşlerden kıvrımlar alıp öyle yürüdüm, ey ateş, ey hücre, ey soğukluk; yetişilmez olanda bir hünerdin sen, deşilecek yiv, önü alınacak yol, bulunacak maden...

Beni götüren, gönlümün bir yerlere akması; nasıl akıyor, nasıl kayıyor; sekmeler, tökezlemeler ışık-gölge oyunlarından sökülüp geliyor; bir zamandan sökülüyorum, gelecek bana doğru sökülüyor; derken her şeye bir tebeşir iklimi yapışıyor; bense dünyanın bir yutkunması gibi hissediyorum kendimi; yer yer bir kabartma, yer yer bir ikon oluyorum; kutsallığım beni ele veriyor, her şeye karşı dili çözülmüş bir sayfa oluyor dirimlerim; herkese özderisinde, bu "zapturapt üzere" çıplak ayak yürümeyi nasihat ediyorum, söz şarabına bulanınca nasihat çağına girdim ve sonra, gözlerim bir hitap rengi kazanıyor, bir sözümle eşyaların yerini değiştiriyorum; ben yürüdükçe işte dünya daha bir ses veriyor, ben yürüdükçe dünya içlenen bir göğüs oluyor, çoklukla bronz süslemeler kullanan bir göğüs, göğüste sözden, söylemden tılsımlı bir eriyik duruyor, dünya ben yürüdükçe bir çevre ediniyor, çevrenin yüzde mimikleri, gövdede bir vakarı oluyor; yürüdükçe aklım kendi ayaklarına dolaşıyor; biten bir şey yoksa da manzarayı bir elem kaplıyor, ben bir ispatım desem de hiçbir şeyin sonu gelmiyor, gel zaman-git zaman elemin bir dünya cismi oluyor, dünya bir elem gövdesine el, kol ve dudak veriyor; beni götüren benimle şekillenen bir dünya oluyor elem denilen; elemin bir ilmi oluyor halim, haller bende bir ayak buluyor; ayaklar harf oluyor, harfler ayak; bir cümle kuruluyor; her şeyde hüküm, o vakit başlıyor...

Bir atlamayım ben, eski hikâyemi bilmiyorum; kadim bir sargı gibi yaralarımın, izlerimin başı (ve dahi sonu) belli değilken; duruyorum işte burada, hazır bulunulan yerde, "ey insanoğlu" denilen yerde, kalbi muhatap alınan yerde; dağların ve ağaçların söz dinlediği yerde; tıpkı bir söz ve akis lehimi gibi, tıpkı incisi için kendini parçalamış sözde kabuklar gibi, bir dile gömülü görüntüler vererek, duruyorum en çapraşık olandan patlayıp geldikten sonra; uzun hikâyeme bakmadan buluyorum kendime yaraşacak bir bulûğ...

Kaldırımlarda oynak bir karıncalanmayım, izleği kaplayan tütsü... Karanlık odadaki gölgeyim; kaldırım taşıyla, yolla, yolun ucuyla, yola atılmış kavisler, kıvrımlar, çukurlar, tümseklerle aynı bedenim; ben kendi çehresini, duruşunu, ifadesini, anlamını ölçemeyen bir cetvelim; bazen T'lerin üzerinde, bazen E'lerin üzerinde ev şekli; bazen L şeklinde bir salonu yerinden söküp çıkaranım; D'nin deri değiştiren yılanı, tekrar bir es veren bir E'nin el ayasında kayan kedi tırmıkları; K'nın kapanı andıran ağzıyım ve İ'nin iyelik eklerine dağılmış nota kâğıdı benim; C'nin hece karnı, A'nın anakaralar üzerinde gezinen "adacyosu", M'nin çarmıhtaki marangoz tavrı, B'nin Meryem buhuru, A'nın yer yer azı dişi ve Z'nin zımpara kâğıdı dokunuşuyum, bir harf ilmiyim yani, harfi harfte kilitleyen cümleyim...

Ne teller kopardım cambazların elinden ve ne kılıklar beğendim kendime gökleri yıldız şeklinde yırtan; hangi pençenin belasıyım şimdi, neye dokunsam yer gök tarumar, kimim daha ey ateş, ey pütür, ey yeğlik, ey zuhur... Bir porselen falıyım... yürüdükçe... huuu... sûra... üflenmiş... şekil... üstümdeki... Kim...


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen : FATYH KARA    27.03.2008
Yorum : Bu yazı gerçekten beni çok etkiledi. Bir edebiyatçı değilim.Ama okuduğum en güzel yazılardan bir tanesi.Sinan AYHAN'ı tebrik ederim.




Ekleyen :     16.03.2008
Yorum : çok güzel fakat bence biraz daha sade yazın. emin olun o zaman sizi daha çok okuyacaktır. benzetmeleriniz çok güzel




Ekleyen : mustafa    23.01.2008
Yorum : çok güzel tebrikler





 
Can feda...... - Sayı 96
İnsanın içindeki Hanifliğ... - Sayı 96
Su sulbünde, gül ile bülb... - Sayı 95
Konuşan düşünce... - Sayı 94
Tüm Yazıları

Son Eklenen Yorumlardan
 Türk Milleti hiçbir zaman dış düşmanlar tarafından yıkılmamıştır. Hep kendi içindeki hainler tarafın... Ahmet Güney

 Amin.Allah razı olsun.Kaleminize kuvvet elinize sağlık hocam.... Faruk Aktı

 Güzel sindire sindire okumak lazımmış ...

 Teşekkürler Sinan abi, devam etmeyi ben de istiyorum inşallah.... Yavuz

 Sevgili Nilgün,Yorumunu okuyunca, koskoca bir tebessüm suratıma geldi yerleşti, kalkmak bilmiyor. Bu... Işın Erenoğlu Üstündağ


Kim demiş okumuyoruz diye?
*Sevmediklerimizin, televizyon ekranlarında ve gazete sayfalarında canına okuyoruz!
*Trafik kazalarında ölenler ve PKK canilerinin katlettikleri için rahmet okuyoruz!
*Törenlerde nutuk okuyoruz!
*Kim ne derse desin, bildiğimizi okuyoruz.
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Batı tefekkürü ve İslâm tasavvufu (isiml
Gamsız buğday tanesi
Tasavvuf ve cemiyet
Gönül kahramanlarının izinde...

Gamsız buğday tanesi
(Röportaj) Tekkeler tekrar açılacaktır,
Gönül kahramanlarının izinde...
Dıştaki alçaklar mı, içteki hainler mi


Yavuz Sert - Sadırdan satıra
Yavuz Sert - (Röportaj) Tekkeler ...
Ali Erdal - Tasavvuf ve cemiyet
Kadir Bayrak - Şeyhim Edebâli
Kadir Bayrak - Batı tefekkürü ve İs...
Sinan Ayhan - Su sulbünde, gül ile...
Ekrem Yılmaz - İbretlik not ve insa...
Dergi Editörü - Gönül kahramanlarını...
Site Editörü - Tasavvuf: insanı olg...
Haceloğlu - Parti mezarlığının y...
Mehmet Hasret - Karınca günlükleri: ...
Necip Fazıl - Batı tefekkürü ve İs...
Necdet Uçak - Allahtan umudunu kes...
Necdet Uçak - Rabbim
Necdet Uçak - Kibir gururu bırak
Mustafa Büyükgüner - Bir Naim Süleymanoğl...
M. Nihat Malkoç - Sözün özü
Hızır İrfan Önder - Ben değilim!
Hızır İrfan Önder - Aşkullâh
Mehmet Balcı - İnsan gibi
Mehmet Balcı - Bekleyiş
İktibas - Yaşadıklarını Sabaha...
Gelecek sayı konusu -
Kubilay Ertekin - Dıştaki alçaklar mı,...
İbrahim Şaşma - Mescid-i Aksa
Halis Arlıoğlu - Hastane köşeleri
Halis Arlıoğlu - Bir mağrur bakışlıya
Kürsü Kainatın Efendisi - Gıda
Yasin Uçan - O gözler ki
Er Tuğrul - Tasavvuf
Murat Yaramaz - 95.sayı mizah köşesi
Murat Yaramaz - Öte
Murat Yaramaz - Oluşum
Murat Yaramaz - Duvar
Murat Yaramaz - Varı
Kardelen - Kardelen, İDPde
Işın Erenoğlu Üstündağ - Gamsız buğday tanesi
Ekrem Esad Altan - İhtiyaç
Nedim Demirbaş - Sargı bezi
Harun Ekici - Bekleyiş
Harun Ekici - Bir gülümseme
Mert Tahta - Sevda bekçisi
Muammer Çalar - Hani gönlüm
Muammer Zeki Aygur - Kendi kendime
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 4121466
 Bugün : 2664
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 430104
 Bugün : 107
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 149
 95. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 8
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 4
Son Güncellenme: 5 Şubat 2018
Künye | Abonelik | İletişim