Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 26 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     3513 kez okundu.     2 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

Gizli Kalmy? Bir A?k Hik?yesinin Kapy?n? Konu?malary
Sinan Ayhan

  Sayı: 44 - Nisan / Haziran 2005


Bir duyuruyla başlıyor bu hikâye
Duyuru:

Aşağıdaki metin milattan sonra 11... yılının erken dönem birleşikkaplaryasası- İspanyası’nda o günün şartlarına göre devlet ricalince kanun tarafından düzenlenmiş yaptırımlar gereği suçun doğma sebebine bağlı olarak suçlunun suçundan haberdar olması için suçlu ikâmetgâhının kapısına çakılan bir bildirge örneği… O günün gelenekleri suçun suçlu ağzından beyanını şart koşmakta; bu beyan suçlunun gıyaben bile olsa tutukluluk halini gerektiriyor ve onu ibretlik bir nişan olarak cebren kamunun yüksek alakasına sunmayı kanuni bir yükümlülük kisvesine sokuyordu... Bu kisve, o zamanın arşivleme olanakları göz önünde tutularak bildirgeyle birlikte bildirgenin çakıldığı kapıdan alınan numunenin engizisyon tarafından kişiselleştirildikten ve bir araya getirildikten sonra, dönemin mülki amirince mülki idare kütüphanesinin depolarında diğer yetkin zamanlara bir belge olarak kalmak üzere muhafaza edilmesiyle resmileşiyor ve tarihi kaynaklara bir medeniyet ölçüsü olarak bırakılıyordu.İşbu mevzudan hareketle ilginize sunulan örnekçedeki metin halihazırda sayısız metne ana fikir teşkil edecek şekilde bugün, Birbiriyle Bağlantısız Eşyalar Müzemizde geçmeyen dakikalar boyunca takdirlerinize sunuluyor…
Müze Müdürü
Do minik Val de Romeo

Kapı olma duyumu;
Merkez kaç kuvvetine karşı çıkan bilim kurulu öndeyişiyle…
Ben maunum, yapışkan una benzer… Havada henüz cisimleşmemiş o kapının kolluyum, kolum bir kapı kakmasına geçmiş…
1 no’lu bildirge;
…………………………………………………
…369 no’lu bildirge;
-Başlık: “Amaçsız aşk ilanı” dizgesi
Ben, Astor Valentin… içi boşaltılmış bir limon, nedir: yüzde seğiren bir mimiği böyle çiziyordum bazen, ben Astor yani fazla çekirdeği olmayan kavun sarısı, her yere sızmasını bilirdim ya, bunu kimse bilmezdi. Ben Karmenya’lı Valentin, yani posası çıkmış kabukları derisine yedirmeyi bilen… kimine göre küstah, kimine göre dingin…
Uzun zamandır aşıktım; uzunlu kısalı kibrit çöpleri arasında gibi… maketten bir kentteydim sanki. Uzun zamandır, yani Astor’dan sonra Astor olalı beri aşıktım, kime ve neye aşık olduğumu bilmeden… İnkâr edecek değilim: Uzun zamandır bir aşka düşmüştü gözlerim; gözlerim de faltaşından iriydi; lakin gözlerimden çok beni endişelendiren kafatasımı kaplayan ince lif kümeleriydi; kümeler saman kokulu urganlar kadar cansız, boş bir şatoda dehlizlerin çıkardığı sessizlik uğultusu kadar iç içe geçmeliydi… Bu yüzden içsesimi kısamıyordum bir türlü…
Ben, Astor’u atlayıp geçen Valentin; ne zaman bir kalıba dökülsem, endamım herkese boyama kitaplarından çıkmış gibi gelirdi. Hiç olmadım desem, bu acının dünyayı işgali olurdu; hep vardım desem, kalbi eşyaların arzında ve arşında atanlara haksızlık olurdu bu… Kimliğimden vazgeçersem, bana bir şey olmaz; tek diyeceğim; gün ışıklar altında aşık bir gölgeydim, uzadım uzayabildiğim kadar…
Ben Valentin, Astor’un gölgede kalma hali… Hiçbir fikrim yoktu. Bir göğüs nasıl kalkar iner; bir burnun içinde gezen hava nedir; bronşların karbon kâğıdı acısı nasıl meydana gelir… Benim duruşuma tekâmül derler… Haberim yoktu; dantel göze değdiğinde, görünenin bir büyü tarifi olacağından veya havanın terleyebileceğinden, güneşin kumaştan bir et olacağından…
Ben, parşömende kalmış leke: yani Astor Karmenya Valentin; nice tene bir gönül sızdım, nice aşk iksirinden ilham aldım; ama ne yazık ki sentaksı hiçbir aşk cümlesine uymayan bir Dulsina veya İzabel yahut Plasenta Julyet yüzünden beni gömecek bir gövde bulamadı bu kanun koyucu hazretler…

…………………………………………………
Ve bu hikâye bir kendini hiç duyuramama duygusuyla bitiyor
Ben Astor yani kendini duyuramayan kişi
Kalıbına girebildiğim canlı cansız her bedenden seslenebiliyorum
Kaçtır Valentin’in öteki adı olan, ama anlatacak bir şeyi olmayan kişi
Kendimi duyurmamak için çok saklandım sessizliğim ele verdi beni
Şimdi sırma gözlerimden, sırma ayaklarımdan, kalem yürüyüşümden açığa vuruyorum bütün suretimi
Ben Astor yani kısaca kendini duyuramayan kişi

Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen : n'importe quoi    
Yorum : ;) je vous salut, mais je suis perdu, pour quoi est-ce que vous evoquez notre curiosite, expliquez vous, s'il te plait...




Ekleyen : n'importe qui    
Yorum : je tire chapeau





 
Konuşan düşünce... - Sayı 94
Ninemden bana kalan şey, ... - Sayı 94
Dil kavramı üzerine bir d... - Sayı 94
KAHRAMAN MİLLET... - Sayı 93
Tüm Yazıları

Gelecek sayı konusu (95): Tasavvuf; herkesin içinde fıtrî olarak var olan aşkı, merkezine, hakikatine yerleştirme ve yüceltme mektebi... Yüce kahramanların harcı... Karşı çıkanlar evvelemirde içlerindeki aşk istadına yazık eder.


Son Eklenen Yorumlardan
 "...tefekkür etmek ekmek gibi, su gibi bir ihtiyaç... " belki insan o maddelerden evvel o hassa ile ... ekrem yılmaz

 Ekrem, zaman ayırıp cevap lütfetmişsiniz; takdirleriniz, inşallah dua yerine geçer. Çalakalem yazılm... Ali Erdal

 Çok akademik; kılı kırk yararak, hissedilerek, çilesi çekilerek, araştırması olabildiğince yapılarak... ekrem yılmaz

 İsmini belirtmeyen değerli okuyucu... Çok güzel ifade etmişsiniz... Tebrikler ve teşekkürler...... Ali ERDAL

 ALLAH Türk Milletini seviyor; niçini için bir çok gerekçe sayılabilir. Bir kısmı yazıda mevcut. Ama ...


Tüm gazetelerimizin toplam tirajı, 70milyon nüfusa karşılık, 3,5 milyon…
Elâlemin memleketinde tek gazete bile çift rakamlı tiraja sahip. Mesela Japonya’da günde 13 milyon satan gazete var.
Bizde nüfus artıyor, gazete tirajları yerinde sayıyor, hattâ azalıyor. Demek ki “basın” diye piyasaya sürülen kâğıt parçalarına millet güvenmiyor. Bu güvensizliğe rağmen basından ödleri kopanlara yazıklar olsun!
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1993
Türkçenin serencamı
Topyekûn ölçü
Ninemden bana kalan şey, bahçe ve fındık
Aranan kan
Türk dilini dert edinenler
Türkçenin serencamı
Dil kavramı üzerine bir düşünce havzalar
Yavuz Sert - Türk dilini dert edi...
Yavuz Sert - Annelerimiz-15 - Hz....
Ali Erdal - Türkçenin serencamı
Ali Erdal - Kedicik
Kadir Bayrak - Hangi Türkçe?
Sinan Ayhan - Dil kavramı üzerine ...
Sinan Ayhan - Ninemden bana kalan ...
Sinan Ayhan - Konuşan düşünce
Fatma Pekşen - Ses bayrağımız dilim...
Dergi Editörü - Aranan kan
Site Editörü - Ana dilimiz Türkçe
Mehmet Hasret - Bir küçük kedi için ...
Kürsü Nizam - Gıda
Acıyorum -
Necip Fazıl - Topyekûn ölçü
Necip Fazıl - İllet
Necip Fazıl - Kanun
Necdet Uçak - Anadilim Türkçe
Necdet Uçak - Rabbim
Necdet Uçak - Kucak açtık mazlumla...
Necdet Uçak - Niğbolu meydan savaş...
Mustafa Büyükgüner - Türk Budun(u)
Mustafa Büyükgüner - Budinden Yemene sazı...
M. Nihat Malkoç - Tabelâlarda Türkçe k...
M. Nihat Malkoç - Büyülü kelimeler
Hızır İrfan Önder - Hangi hücremde saklı...
İsimsiz - Dilinizi eşek arası ...
İsimsiz - Dil üzerine söylenen...
İktibas - Necip Fazıl
Muhammed İsa Öztürk - Silâhlar
Kubilay Ertekin - Müslümanın ilk vasfı
İbrahim Şaşma - Lüzum müzekkeresi
Halis Arlıoğlu - "Hero" ne demektir?
Halis Arlıoğlu - Arafatta niyâz
Halis Arlıoğlu - Ah bu yalnızlık
Bahadır Kaya - 94.sayı medya sepeti
Er Tuğrul - Eşek arısı ve kemâla...
Murat Yaramaz - 94.sayı mizah köşesi
Murat Yaramaz - Küs
Murat Yaramaz - Silgi
Murat Yaramaz - Gibi
Kamran Murquzov - Azerbaycan toprağına...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 3717665
 Bugün : 4892
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 419812
 Bugün : 90
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 74
 94. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 3
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncellenme: 16 Kasım 2017
Künye | Abonelik | İletişim