Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     4237 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

???t
Kürsü Nizam

  Sayı: 63 - Ekim / Aralık 2008

* Aşağıdaki satırlar Hazret-i Ali'nin son öğütleri olarak Mürşidimin lisanından:

"Oğullarım!

Allah'a, O'nun huzurunda veya huzuru dışında bağlılık ve haşyetinden ayrılmayın! Ahrete yaklaşma ve dünyadan uzaklaşma duygusunu kaybetmeyin! Dünya kayıplarından kedere düşmeyin ve daima hayr işlemeye bakın! Zalime düşmanlık ve mazluma dostluk gösterin! Öfke ve yumuşaklık halinizde daima hak kelimesi üzerinde olsun! Genişlik ve darlıkta doğru yoldan sapmayın! Dost ve düşmanınıza adaletle muamele edin! Sevinçli ve gamlı anlarınızda iyi iş ve ölçülere bağlılık şuurunu kaybetmeyin; ve şiddette, mülâyemette, sevinçte, kederde Allah'tan razı olun!

Oğullarım!

Bir iş ki, dışı şerli ve kerih görünür, fakat sonu cennettir; siz o fiili işleyin! Bir iş ki, dışı güzel ve cazibeli durur, fakat sonu cehennemdir; siz o fiilden kaçının! Cennet nimetinin en aşağısında olan her şey hakîr ve kıymetsizdir. Ahret azabının aşağısında olan her belâ ise âfiyettir!

Oğullarım!

Bir insan kendi nefsinin ayıbını görür ve bilirse başkasının ayıbını göremez ve ondan haberi olmaz, bir insan Allah'ın takdir ve taksimine rıza gösterirse, kayıp ve eksikliklerine esef etmez!..

Bir insan nefs ve hırs kılıcını çekip havale edecek olursa, âkıbet, o kılıçla kendi maktul düşer. Mümin kardeşi yuvarlansın diye kuyu kazan, âkıbet, o kuyuya düşer. Başkasının yanlışını büyüten kimse, kendi hatasını unutur. Bir kimse rey ve tedbirinde gurura kapılacak olursa, hata ve dalâlete sapmış olur. Başkasına rey ve fikrinden müstağni davrananlar, yani danışmaya yanaşmayanlar zillete düşer. Halka kibir gösterenler neticede hakîr ve zelil olur. Bir kimse, serseri ve ipsiz sapsız kişilerle düşüp kalkar ve kötülük yerlerine girip çıkarsa iştiraki olmasa bile itham altına girer. İyiler ve ilim sahipleriyle düşüp kalkanlarsa, yücelir ve saygı görür. Mizah ve lâtifeye düşkün olan hafife alınır. Kendi fiilleri, sözleri ve amelleriyle mağrur olan, nefsi tarafından mağdur olur. Çok söz söyleyen çok hata eder. Hatası çok olanda edep ve hayâ azalır. Edep ve hayâsı az olanda takvâ da fakirleşir. Takvâsı fakirleşenin ise kalbi ölür.

Oğullarım!

Edep mîzandır. İyi ahlâk en iyi arkadaştır. Âfiyet 10 kısımdır ve bunun 9 kısmı, Allah'ın zikri dışında sadece susmak, sükût etmektir. 1 kısmı ise sefihlerle düşüp kalkmayı bırakmak...

Oğullarım!

Fakirliğin süsü sabır, zenginliğin de şükür... İslâm'dan üstün şeref olmaz. Züht ve takvâdan üstün keramet olmadığı gibi... Tövbe ve istiğfardan yüksek şefaatçi yoktur. Vücut âfiyetinden güzel elbise olmadığı gibi...

Hırs ve tamah, yorgunluk ve meşakkatin anahtarıdır."

Bu öğütler, nefs tedbirinde, malda ve ahlâkta, Kitap ve Sünnete tam uygun birer ölçü belirtir. Hazret-i Ali bu öğütleri, verdikten iki gün sonra aldığı yara yüzünden ruhunu teslim etmiş, cennet âlemine kanat açmıştır.

Nurlu kabirleri, oğullarının emriyle gizlenmiştir. Bu sebeple, nerede medfun bulundukları ihtilâflı bir meseledir. Necef taraflarında olduğu rivayeti vardır.

 

TECAVÜZE MUKABELE

* Edep bahsinde dışarıdan gelecek tecavüzlere karşı, aynı tecavüz tavrına bürünüp küçülmemek ve hırlaşmadan uzak kalmaya en güzel misal, Peygamber torunlarından birinin bir zavallıya mukabelesidir. Nâdanlıkta ve hayâsızlıkta yırtık bir adam, Nur neslinin yürütücüsü Peygamber torununa kapalı bir şekilde etmediği tecavüz bırakmıyor. Peygamber torunu ise bu hale tebessümle bakıyor ve hiçbir mukabelede bulunmuyor. Nihayet nâdan herif daha ileri gidiyor ve haykırıyor: "Seni kastediyorum, anlamıyor musun* "... Cevap şudur: "Anladığım için karşılık vermiyorum ya!.."

 

HATARAT

* Edep bahsinde, içe ve dışa doğru ferdin tavırlarını muhafazasında en yıkıcı rolü oynayan "Hatarat" dediğimiz müessirdir.

* Hatarat veya "Havâtır", insanın elinde olmadan ve davet edilmeden kalbine iniveren menfî telkinler... Bu telkinler ya şeytandan, ya nefsten gelir. Sabit ve üst üste gelirse nefsten, değişik tecelli ederse şeytandan...

* Hatarlar (Havâtır), tel dolaptaki ciğere musallat aç kedi gibi insanın imanına kadar bütün inançlarına saldırır, onu kötüye yöneltmek için elinden geleni yapar, yöneltemezse bu defa "suret-i hak" edasına bürünüp altından kalkılamaz ibadet tekliflerine kadar gider. İbadet tatbikatında şüphe, vesvese, marazî korku, aşırı günah kaygısı ve daha nice hal nefs ve şeytandan gelme "hatarat"ın silâhlarıdır.

* Bu hal, önüne geçmenin ilim ve sırrına erilmedikçe insanı cinnete kadar götürebilir ve neticede hayrlardan mahrum bırakır.

* Muazzez Sahabîlerden bir topluluk bu nevi hatarat altında eridiklerinden Kâinatın Efendisi'ne şikâyette bulunmuşlar ve "imanın kemalindendir" cevabını almışlardır. Evet hatarat, şiddetli imanın cezp ettiği ilâhî bir imtihan, nefs ve şeytan emrinde bir (antitez-tersinden muhakeme) zehiri olmaktan başka bir şey değildir. Ve bâtıla sürerken de, doğruyu abartıp tahammül üstü seviyeler çıkarırken de gayesi isyandır.

* Tek çaresi, ne olduğunu, nereden ve niçin geldiğini bilmek ve asla aldırmamak, edep ve ölçü içinde işi ve gücüyle meşgul olmak ve onun yerleşip kökleşmemesi için de suratına tokat çarpmayı başarabilmektir. Bu ruhî davranışa havâtırın nefyi, yalanlanması derler ve eğer bu yapılmayacak olursa, ruh, olanca irade ve kuvvetini yitirebilir.

* Hatarata keskin bir ilâç da şudur: "Allah" kelimesini med halinde çekip, kalpten kafaya doğru bir hat üzerinde yükseltmek ve oradan vesveseyi dışarı atmak... "Allah" kelimesinin med ile kalpten kafaya doğru çekilmesi ikinci hecesi üzerine binilerek yapılacaktır.

* Mevlâna Halid Hazretleri, mürşidinin kendisini memur ettiği üzere dervişlerin yıkanma yerlerine su taşırken içinden şöyle bir hatarat geçiyor: "Senin gibi ilimde ve idrakte mümtaz bir adam nasıl olur da bir takım basit ve cahil müritlerin abdesthanelerini temizlemeye rıza gösterir?"... Bu hataratı duyduğu anda, Nakşî yolunun büyük kolbaşısı şu cevabı veriyor: "Gerekirse sakalımla bile temizlerim!".

* Hatarat mevzuunda daha nice büyükler nice muharebeler vermişlerdir. Hataratın madde ötesini kurcalama cehdindeki cins kafalara musallat, mücerret mânâda tefekkürî nevileri de vardır; ve her şey onu yenmeyi bilmekte ve dengeyi korumaktadır.

* Hatarat mevzuunda edep tavrı, halini örtmek, o halden mürşidinden gayrı kimseye bahsetmemek, tutturduğu yerde zikre ve Kur'ân'ın son üç suresine yapışmak ve öz nefsine bizatihi telkin kelepçesini vurmaktır.

* Hataratı, "hırsız, içinde kıymetli mal olmayan eve girmez!" diye tarif edenler doğruyu söylemişlerdir. Siz de bu hırsızı daha yatak odasına çıkmadan kelepçelemek suretiyle tutuklayabilirsiniz.

* Aslında dinî bir mevzu olan ruh ve akıl doktorluğu kuvvetini "Hatarat" rejimindeki verilerden alacak olursa, bir takım çocuk oyuncağı hap ve iğnelerden vazgeçebilir veya bunları, esası ruhî telkine bağlı bir tedavinin yardımcı tedbirleri olarak kullanmaktan öteye geçmez. Hâsılı, bu mevzuda ne üfürükçüden, ne de maddeci asabiyeciden bir şey beklenebilir.

* Bazı kötü terbiyeci, ruh tecellilerinden anlamaz softaların, çocuğu, bülûğundan hayli önce diz üstü oturtup hafızlığa zorlamaları, kemal yönünde olmak yerine zeval yönünde olmak yerine zeval yönünde hatarata kaptırmak ve ruhunu kamaştırmak gibi esefli bir neticeye ulaşır; ve ancak namaz kılabilecek kadar sûre ezberlenmesi farz olan vazifeyi incitir. Ondan ötesini gönüle ve gönül vasıtasıyle elde edilecek Kur'ân cazibesine havale etmeliyiz. Aşksız meşk olmaz, aşkı örselemekse cinayet olur.

* İslâm, asırlardır, dine dışından katkılar yapmanın değil, onu yine kendi i içinde arayarak bulmanın, yeniden keşfetmenin ve eşya ve hadiselere hâkim kılmanın inkılâbını bekliyor.

* Aslında inkılâpların inkılâbı İslâm, onu büsbütün saffet ve asliyetiyle bir inkılâp üstü inkılâpla meydana çıkarılabilir. Sız ışığı yakın, o kendini gösterir.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henüz yorum bırakılmadı...
 
Gıda... - Sayı 94
GIDA... - Sayı 93
MEVLİT... - Sayı 68
D?NYA... - Sayı 67
Tüm Yazıları

Son Eklenen Yorumlardan
 Türk Milleti hiçbir zaman dış düşmanlar tarafından yıkılmamıştır. Hep kendi içindeki hainler tarafın... Ahmet Güney

 Amin.Allah razı olsun.Kaleminize kuvvet elinize sağlık hocam.... Faruk Aktı

 Güzel sindire sindire okumak lazımmış ...

 Teşekkürler Sinan abi, devam etmeyi ben de istiyorum inşallah.... Yavuz

 Sevgili Nilgün,Yorumunu okuyunca, koskoca bir tebessüm suratıma geldi yerleşti, kalkmak bilmiyor. Bu... Işın Erenoğlu Üstündağ


Devekuşunun kafasını kuma gömmesi misali kafasını toprağa gömen Avrupa bilmez mi ki, nefesi kesilince kafasını (soktuğu yerden) çıkarmak zorunda kalacak ve pişman olacaktır(pişmanlık duyacaktır).
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Batı tefekkürü ve İslâm tasavvufu (isiml
Gamsız buğday tanesi
Tasavvuf ve cemiyet
Gönül kahramanlarının izinde...

Gamsız buğday tanesi
(Röportaj) Tekkeler tekrar açılacaktır,
Gönül kahramanlarının izinde...
Dıştaki alçaklar mı, içteki hainler mi


Yavuz Sert - Sadırdan satıra
Yavuz Sert - (Röportaj) Tekkeler ...
Ali Erdal - Tasavvuf ve cemiyet
Kadir Bayrak - Şeyhim Edebâli
Kadir Bayrak - Batı tefekkürü ve İs...
Sinan Ayhan - Su sulbünde, gül ile...
Ekrem Yılmaz - İbretlik not ve insa...
Dergi Editörü - Gönül kahramanlarını...
Site Editörü - Tasavvuf: insanı olg...
Haceloğlu - Parti mezarlığının y...
Mehmet Hasret - Karınca günlükleri: ...
Necip Fazıl - Batı tefekkürü ve İs...
Necdet Uçak - Allahtan umudunu kes...
Necdet Uçak - Rabbim
Necdet Uçak - Kibir gururu bırak
Mustafa Büyükgüner - Bir Naim Süleymanoğl...
M. Nihat Malkoç - Sözün özü
Hızır İrfan Önder - Ben değilim!
Hızır İrfan Önder - Aşkullâh
Mehmet Balcı - İnsan gibi
Mehmet Balcı - Bekleyiş
İktibas - Yaşadıklarını Sabaha...
Gelecek sayı konusu -
Kubilay Ertekin - Dıştaki alçaklar mı,...
İbrahim Şaşma - Mescid-i Aksa
Halis Arlıoğlu - Hastane köşeleri
Halis Arlıoğlu - Bir mağrur bakışlıya
Kürsü Kainatın Efendisi - Gıda
Yasin Uçan - O gözler ki
Er Tuğrul - Tasavvuf
Murat Yaramaz - 95.sayı mizah köşesi
Murat Yaramaz - Öte
Murat Yaramaz - Oluşum
Murat Yaramaz - Duvar
Murat Yaramaz - Varı
Kardelen - Kardelen, İDPde
Işın Erenoğlu Üstündağ - Gamsız buğday tanesi
Ekrem Esad Altan - İhtiyaç
Nedim Demirbaş - Sargı bezi
Harun Ekici - Bekleyiş
Harun Ekici - Bir gülümseme
Mert Tahta - Sevda bekçisi
Muammer Çalar - Hani gönlüm
Muammer Zeki Aygur - Kendi kendime
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 4121436
 Bugün : 2634
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 430104
 Bugün : 107
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 149
 95. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 8
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 4
Son Güncellenme: 5 Şubat 2018
Künye | Abonelik | İletişim