Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     2231 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Tavuktan gazete abonesi olur mu?
Medya Sepeti

  Sayı: 59 - Ocak / Mart 2008

Tavuk ve horozlardan dergi abonesi olur mu? Karşıma çıkan oldukça duygulu bir vefa hikâyesi ile karşılaştığımda aklıma ilk gelen, bunu en kısa zamanda haber7.com okuyucuları ile paylaşmalıyım düşüncesi oldu.

Üsküdar Belediyesi her yıl Üsküdar Sempozyumu adıyla uluslar arası bir toplantı düzenliyor. Birkaç gün süren bu toplantılarda birbirinden kıymetli bildiriler sunuluyor. İşin güzel tarafı, yüzlerce bildiriden oluşan bu hazineler çok geçmeden kitap ve CD halinde istifadeye de sunuluyor. Sempozyumun bu yıl beşincisi yapılırken, bir önceki toplantının bildirileri de 2 kalın cilt halinde istifadeye sunuldu. Bir solukta diyebileceğim şekilde kitapları okurken, sizlere paylaşmayı düşündüğüm ilginç notlar da aldım. Bugün bunlardan sadece birini sizlerle paylaşmak istiyorum. Ta ki, nerede ise unutulmayı yüz tutan “vefa” duygusunu az da olsa hatırlayalım diye…

Necip Fazıl'ın etrafındakilere, “Fare tıkırtısından ürkecek kadar hassas, krallara diklenecek kadar gözü kara, aslanların önüne çıplak atlayacak kadar cesur! Aziz dostum, işportacı Hilmi!” diye tanıttığı vefa abidesinin hikâyesine göz atalım..

Necip Fazıl'ın cezaevine ilk girişi, Ahmet Emin Yalman'ın 22 Kasım 1952 Cumartesi günü (şu an Vakit gazetesi yazarı olan) Hüseyin Üzmez tarafından vurulması ile gerçekleşen Malatya Hadisesi'nin patlak vermesini takip eden günlerde gerçekleşir. Necip Fazıl şeker hastası olduğu için daha önceden kesinleşmiş mahkûmiyetin infazı raporlarla ertelenirken, Malatya Hadisesi üzerine bir daha rapor alamaz ve 12 Aralık 1952 Cuma günü tutuklanarak Toptaşı cezaevine konulur. Necip Fazıl'a cezaevi kapısına kadar eşlik edenler arasına eşi de vardır.

Necip Fazıl, 24 Haziran 1957'de toplam yirmi aylık hapis cezasını çekmek üzere ikinci kez Toptaşı Hapishanesine girer.

Bir vefa abidesi işportacı…

Necip Fazıl'ın Toptaşı'nda üçüncü kez çile doldurduğu 1960-1961'li yıllarda birisi vardır ki, onu hiç yalnız bırakmayacaktır. Mehmed Niyazi Özdemir Bey'in tabiri ile bu kişi; Necip Fazıl'ın “azad kabul etmez kölesi” Hilmi Oflaz'dır.

27 Mayıs darbesini yapanlar af çıkardılar, bir tek Necip Fazıl'ı affetmediler.   Necip Fazıl Toptaşı Cezaevi'ne atıldı ve bir buçuk yıl yattı. İşte o günlerde Hilmi Oflaz Mahmutpaşa'daki işportacı tezgâhını 'Üstad'a bir şey olabilir' endişesiyle Cezaevi'nin kapısına taşıdı. Necip Fazıl cezaevinden çıkana kadar orada bekledi.

Hilmi Oflaz Mahmut Paşa'da işportacılık yapan nev'i şahsına münhasır biridir. Kazandığı bütün parayı kitaba ve hayır işlerine harcamıştır. Oturduğu gecekondu tıka basa kitapla doludur. 30 bin adet kitabı olduğu söylenir. Belirtmeye gerek yok, bunların başında Necip Fazıl'ın kitaplarıyla Büyük Doğu dergileri en başta gelmektedir. Üstad'ın adıyla özdeş hale gelen Büyük Doğu'nun yaşaması için en büyük gayreti o göstermiştir. Bunun için bazen akla hayale gelmedik yöntemlere başvurmuştur.

Mesela evinde bulunan herkesi, hatta çeşitli isimler takarak tavukları ve horozlarını bile Büyük Doğu mecmuasına abone kaydetmiştir. Ona göre en büyük şair, en büyük mütefekkir, en büyük tiyatro yazarı; hikâyeci, romancı, aksiyon adamı sadece ve sadece Necip Fazıl'dır. Bu bağlılığın, bu olağanüstü hayranlık duygusunun verdiği hazla ve hızla ömür boyu üstadının peşini bırakmaz.

Necip Fazıl hapse düşünce o da peşine düştü. Mahmutpaşa'daki tezgâhlarını bırakıp pılını pırtısını Toptaşı Cezaevi'nin kapısına taşıdı. Hem geçimini sağlamak hem de bu arada Üstad'ın ihtiyacını karşılamak, arandığı zaman “Ben buradayım!” demek için tam bir buçuk yıl cezaevinin önünde zarf kâğıt vesaire satmakla meşgul oldu.

“Aziz dostum, işportacı Hilmi!”

Gece gündüz buradan ayrılmadığına göre, bari Üstad'ı görebiliyor musun diye soranlara, “Bulutların arkasından güneşin görünmesi gibi, camın önünden geçerken, parmaklıkların arasından görüyorum!” cevabını verdi.

Necip Fazıl'ın ona düşkünlüğü de çok fazladır. Necip Fazıl'ın konferanslardan birini vermek için gittiği Bursa'da Çelik Palas Oteli'nde şerefine bir yemek verilir. Yemeğe iş adamları, mebuslar, bürokratlar katılmıştır. Çıkışta sokak kalabalıklaşır. Tezahürat yapan gençler arasında yaşlıca bir adam vardır... Üstad derhal yanına gider ve elini omzuna koyarak, bu aziz dostu yanındakilere tanıtır:

“Fare tıkırtısından ürkecek kadar hassas, krallara diklenecek kadar gözü kara, aslanların önüne çıplak atlayacak kadar cesur! Aziz dostum, işportacı Hilmi!”

Necip Fazıl işsiz kalırsa nasıl geçinir?

Hapisten çıkınca, dönemin baskısından olacak Necip Fazıl'a kimse yazdırmıyordu. Etrafındakilerin üzüldüğünü anlayınca, “Benim geçimimi düşünmeyin. Ben 53 eser sahibiyim. Beyazıt'ta bir boya sandığı koyar, üzerine de “53 eser sahibi Necip Fazıl” yazarım. Millet utansın. Ben utanmam. Hayatımı kazanırım. Ama hizmetimiz aksıyor” dedi.

Toptaşı Hapishanesi Necip Fazıl Kısakürek'in toplam on yedi ayını almıştı. Necip Fazıl Toptaşı günlerini Cinnet Müstatili adlı kitabında bütün ayrıntıları ile anlatır. Yazıya son vermeden önce, Necip Fazıl'ın cezaevi günlerinde aldığı notlara da dikkatinizi çekmek isterim.

Necip Fazıl Toptaşı'nda çektiklerini yıllar sonra şöyle anlatacaktır: “Toptaşı Cezaevi'nde, bir buçuk sene içinde, ayrıca birkaç yıllık kaza namazı kıldım ve bulutlar dolusu ağladım. Bugün tek hasretim, işkence şartlarından uzak olmak şartı ile o gözyaşı... O kadar ezildi ki orada nefsim, zindandan çıkınca benden intikam almaya kalktı ve ilk iş olarak gözlerimi kuruttu. 1962 başından beri gözlerim kurumuş çeşme ve ben, gözyaşından uzak kaldıkça fikir ve harekette ne olursam olayım, duyguda bir kütükten farksızım...”

Toptaşı Hapishanesi'ni, içinde unutulmuş insanların hayaletleri gezen bir orta çağ kalesi olarak niteler. Onu en çok, eşinin mahzun mahzun hapishane kapısına bırakarak yanından ayrılışı üzer. Eşini uğurlarken ağlayamaz. Gözyaşını içine gömmüştür. “Onun arkasından o kadar gözyaşı zaptettim ki; onları Toptaşı kasvet ocağının, asırlık, şerha şerha süngere dönmüş duvarlarına verseydim içmezdi, yutamazdı, alamazdı bu duvarlar!” şeklinde tasvir eder.

1 Ocak 1952 Perşembe günü defterine şu satırları not eder; “İbadet, ibadet, gözyaşı, ibadet, Allah'ı düşünmek... Başka işim yok yahut ben öyle zannediyorum.”

(Osman ÖZSOY; http://www.haber7.com/)


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henüz yorum bırakılmadı...
 
Erdoğan: Pısıp geri adım ... - Sayı 78
Artık tasada ve kıvançta ... - Sayı 78
?nl? yazarlardan ?stad yo... - Sayı 67
M. Kemal'in gizlenen vasi... - Sayı 64
Tüm Yazıları

Gelecek sayı konusu (101): Doğu - Batı tefekkürünü doğru yapamayanın ufku dardır.

Son Eklenen Yorumlardan
 Ulvi bir gaye ile yola çıkıp bu güzelliğe öncülük etmeniz vesilesi ile Allah sizden razı olsun Ali ... Ayhan ASLAN

 👍👏👍👏👍👍... BEYZA ATEŞ

 Acayip güzel olmuş 😉... BEYZA ATEŞ

 Dilin anlatamadığını şiire dökmek çok zordur ve siz zoru başarmışsiniz tebrik ediyorum 👍 ... BEYZA ATEŞ

 Çok başarılı ... Meryem


Bayramlar da insan ilişkilerinin koparılması için bir vesile haline getirildi. Yakında bayramlar da “bayram tatili”ne çıkarsa hiç şaşmayın!...
Kardelen-Gazete: Sayı 3, 1989
Fikirsizlik
Zaman tünelinden iki yazı
Kardelen nasıl doğdu?
Zamanın kısa tarihi
Ön söz, Öz Söz, S(öz) -III-
Zaman tünelinden iki yazı
Yüreğinle gel
Ruhsa sızan şiir
Kıyam
Fikirsizlik


Yavuz Sert - Zamanın kısa tarihi
Ali Erdal - Zaman tünelinden iki...
Kadir Bayrak - Kardelen olmasaydı
Kadir Bayrak - Röportaj - “Tehlikel...
Sinan Ayhan - Kardelenin muhasebes...
Sinan Ayhan - (Üç Nok-ta)nın muhas...
Bedran Yoldaş - Dokuz köyün delisi
Özgür Alkan Alkış - Kardelen nasıl doğdu...
Fatma Pekşen - Erik ile kiraz
Dergi Editörü - Her sayı ayrı bir de...
Site Editörü - Yüz
Mehmet Hasret - Askıda şiir
Acıyorum - Acıyorum nedir?
Necip Fazıl - Fikirsizlik
Necdet Uçak - Gözyaşı çeşmesi
Necdet Uçak - Seyir tepesi
Necdet Uçak - Metristepede
Necdet Uçak - Dağlar
Altan Atan - Akıllı ol
Kardelen Dergisi - Çıkış Beyannamesi
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
M. Nihat Malkoç - Gece korkutuyor beni
M. Nihat Malkoç - Gül kokulu ramazan
Ayhan Aslan - Hikaye
Ayhan Aslan - Sufle
Ayhan Aslan - Değirmen
Ayhan Aslan - Ecel vakti
Mehmet Balcı - Senin
Mehmet Balcı - Kardeşim
İsimsiz - Giden-Kalan
Gelecek sayı konusu - Gelecek sayı konusu ...
Av. Mustafa Büyükgüner - Kardelen...Yüz...
Kubilay Ertekin - Hırsızlık ve haramla...
İbrahim Şaşma - Ben sevdayı aradım
Halis Arlıoğlu - Müslümanlar ne zaman...
Halis Arlıoğlu - Uyan diyorlar
Ahmet Değirmenci - Ferman
Oğuz Askan Kocagöz - Ruhsa sızan şiir
Büşra Doğramacı - ‘Derin bir külliyat’...
Kürsü Kainatın Efendisi - “İmam-ı Kastalanî’de...
Murat Yaramaz - 100.sayı mizah köşes...
Murat Yaramaz - Dalya
Murat Yaramaz - 100.sayı
Murat Yaramaz - Kardelen
Ekrem Esad Atan - Sahte diplomalı zanl...
Ferhat Nitin - Gece yarısı uyanmala...
Hakan Karahan - Battal Gâzi
Mehmet izzet Gülenler - Ön söz, Öz Söz, S(öz...
Erkan Karakaya - Gölge
Fatih Öz - Beklediğim
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 5780847
 Bugün : 531
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 471947
 Bugün : 7
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 66
 100. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 14
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 7
Son Güncellenme: 2 Mayıs 2019
Künye | Abonelik | İletişim