Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     2909 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

MUAMELE
Kürsü Nizam

  Sayı: 49 - Temmuz / Eylül 2005

>(İman ve İslâm Atlası’ndan)

TİCARET

İslâm, topluluğu emreder ve ticaret, insan emeğinin mübadele (değiş – tokuş) işi olduğu için dince makbûldür. Aslında makbûl, kıl farkiyle menfûr...

Kâinatın Efendisi, Hicaz ve Suriye arası Hazret-i Hatice’nin mallarını kıymetlendirmek yolunda, ilk defa ticaretle meşgul oldular.

“Cesur tacir rızklandırılmıştır” hükmü O’nundur.

Doğru tacirin, âlimler ve mücahitler arasında yer alacağını O haber verdi.

Malını istif edip darlık çıkaran ve sonra ona göre değerlendirenin ismini ve halini O bildirdi: “Muhtekir mel’undur.”

Mübadele vasıtası paranın menfaat unsuru olarak ne tehlikeli bir nesne olduğunu ve topyekûn iman ve ihlâsın para muamelesinden tüttüğünü, her şey gibi yine O’ndan öğrendik: Kişinin namaz ve orucuna bakmayınız; dinarlar ve dirhemlerle muamelesine bakınız!

Para, pisliğini zekât çeşmesinde temizlerken, öbür yandan da üremeye, üretimi hızlandırmaya ve emeğini değerlendirmeye memurdur ve boyuna adalet mihveri etrafında devretmesi için en kuvvetli bir zâbıtaya muhtaçtır. Onu ticaret üretir ve ahlâk kayıt zapt altına alır.

Ziraat, sınaat, iktisadi nizam, şirket, vakıf, hibe, miras gibi, işlerini parayla tercüme eden faaliyetlerin hepsi emirler manzumesi içinde sınırlandırılmış, mânalandırılmış, şekillendirilmiş, kıymetlendirilmiştir.

Bunlardan ticaret hududu içinde muhakemesi mümkün ziraat ve sınaat, biri beslenmenin kay- nağı, öbürü maddeyi teshir etmenin kudret merke- zi olarak, Allah ve Resulünün övgüsüne mazhar… Allah diyor ki: “Ben kulumu, eşya ve hadiseleri zapt ve teshir etmesi için kendime halife ola- rak yarattım…” Ve yine Allah, İki ortağın bulun- duğu yerde üçüncüsünün kendisi olduğunu bildi- riyor.

İKTİSADÎ NİZAM

Neticede ortaya hem ferdi mülkiyete dayalı, hem de şeytan müdahalesine açık bırakılmış bu mülkiyet hakkının kötüye kullanılmasını engelleme tedbirine sahip bir sistem çıkıyor. Bu sistemde, ne ferdin hakkı cemiyete, ne de cemiyetin hakkı ferde kaptırılmış; çift ka- natlar halinde mutlu izdivaç meydana getirilmiş ve her görüşün “doğru” tarafındaki hakikat özü, “eğri” tarafındaki mâna tedbiriyle İslâm’ da toplanmıştır. Bunu ismi de ne kapitalizma, ne liberalizma, ne sosyalizma, ne ko- münizma… Sadece İslâm… Aradığı içtimaî ada- let cennetinin hayalinden öteye geçemeyenler, dâvalarının hakikatini İslâm'da bulsun; sö- mürücü, ezici ve kurutucu servet istibdadı al- tında ezilenler de şifalarına İslâmda ka- vuşsun… Eyvah, İslâm'ı bu mezheplerin b- irinden birine (römork-çekici kuvvete bağlı vasıta) diye takmak isteyenlere!.. İslâm, beşeri dünya görüşü sistemlerinin lokomotifine bağlı bir vagon değil, asıl onları peşine takıcı bir lokomotiftir.

MÜRŞİDİMDEN

“Kazanç dört yoldandır: Ziraat, ticaret, sanat, hizmet…

Maişet, yani geçim ise altı yoldan: Ziraat, ticaret, sanat, hizmet, miras ve hibe…

Kazanç, bu dört şekliyle müminler üzerine kifaye farzıdır. Fakat İslâm diyarında bu dört türlü iş şekli için yeteri kadar insan bulundurulmazsa, öbür Müslü- manlardan farz borcu düşmeyeceği için topluluğun günaha düşmesinden korkulur. Onun içindir ki, devlet reisinin böyle beldeler ahalisini, kifaye farzına davet ve ona mecbur etmesi lâzımdır. Ondan sonra da bütün bu iş mükellifiyetlerinin ibadet yerine geçmesi için şuur ve niyetin şart olduğu bilinecektir. İnsanlar, neyi ve ne için yaptıklarını ve bunların İslâmi emirler manzumesinden olduğunu şuurlaştıracak ve niyete bağlayacaklardır. Niyetsiz namaz olmadığı gibi, hiçbir ibadet şekli ve amel de düşünülemez”

VAKIF- HİBE MİRAS

Son zamanlarda “vakıf’’ tabiri, hiçbir kontrolü olmayan ticaret şekillerinin, menfaat karası üzerine püskürtülü beyaz hak pudrası… Vakıf, doğrudan doğruya İslâma bağlı ve tamamiyle (orijinal-asli) ve Batılıları hayran bırakmış bir müessise… Medine hurmalıklarının, geliri muhtaçlara dağıtılmak üzere bir idare eline teslim ve tefrikiyle başlar, büyür, serpilir genişler ve tarih boyunca, zengin ve hayır sever Müslümanların himmetiyle, vergi almak yerine vergi veren bir devlet çapında âbideleşir.

Vakıf, bir irad kaynağını dince makbul hayır işlerinden birine tahsis etme, bağışlama fiilidir; ve hem sahibine, hem de idarecilerine hiçbir ticaret ve menfaat kokusu kondurmaksızın, mülkiyetini işe ve gayeye devretme davranışı…

Ya bir gelir kaynağı olacak, yahut cami, mektep, kütüphane, hastane gibi, ister sadece binaları, ister masraflariyle birlikte Müslümanlık hizmetine bağlanacak… Bu mâna ve mahiyet harici vakıf olamaz, ve “Evkaf-ı İslâmiye’’ tabirinin tefrik hududu dışında kalır ve tâbir ulviyetini peçe diye kullanamaz.

Hele şundan bundan aidat, iane ve yardım toplayıp veya böyle bir yardıma müminleri cebredip vakıf kurmak diye bir şey düşünülemez.

İslâm ölçülerini telkin kuvvetlerinden faydalanıp isim ve kabuk tarafından kullanan ve sonra onlara apayrı, yahut büsbütün aykırı bir hedef gösterenlerin hali, jimnastikteki eğilme, doğrulma ve yere yatma hareketlerine namaz ismi vermekten daha acıklıdır. Bu kadar özenilen “vakıf” ismine gerçek ruh ve şekli verilmiyor da lügat mânası üzerinde sömürü tezgâhları kurmaya bakılıyor.

Vakfın millî korunma gayesiyle gelirini devlete tahsis edici şekli, canını vakfetmeye kadar makbul olsa da, ona “vakıf” ismi verilemez, kendinden geliri olmayan bir hibe “vakıf” mevzuuna sığdırılamaz ve maziden kalma gerçek vakıfların gayelerine aykırı yönlerde kullanılması istismar fiilinden başka bir şey ifade edemez. Sadece ismiyle yanlış, fakat fiiliyle tam yerinde bulduğumuz orduya yardım müessisesini istisna ederek kaydedelim ki, Diyanet vakfı, Müslümanları zimmî yerine koyucu bir iman vergisi mahiyetindedir. Vakıf meselesini çözümlerken “hibe”yi de ifade etmiş olduk. Hibe serbesttir. Dileyen dilediğine ne isterse hibe edebilir; ve hibe, İslâmın cömertlik şartından bir koku taşır, “ikram”a varır, şahsi sevgiye dayanır, fakat daima “vakıf ayrı, o ayrı” olmak mahiyetini muhafaza eder.

Miras, vasiyet de içinde olarak ferdin mülkiyet hakkına sahip çıkacaklara bu hakkın İslâmi esaslar gereğince tasarruf selâhiyetini de bağışlayan ve doğradığı dilimlerde mutlak adaleti yansıtıcı müessise…

Kötü evlâdı mirasından mahrum bırakmak, biri erkek, üçü kadın mirasçılar arasında 5 hurmayı erkeğe iki, kadınlara birer hurma ayırarak bölüştürmek,aile reisini emir suretiyle tanınmış bir hak… Başka hak sahibine cebirsiz helâl ettirmek yoluyla bir miras bölümü taksimi serbesttir. Fıkıh kitaplarını dolduran bu muamele bahsini sadece temel prensip halinde göstermekle yetiniyoruz. Miras bahsinde kıymet hükmü, erkeğe ait verimlendirme hakkının gözetilmiş olması ve herhangi bir ihtilaf zuhurunda helalleşme tedbirinin mahfuz tutulmuş bulunması… Allahın taksimine razı olmayanın hırsını hiçbir endaze doyuramaz.

Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henüz yorum bırakılmadı...
 
Gıda... - Sayı 94
GIDA... - Sayı 93
MEVLİT... - Sayı 68
D?NYA... - Sayı 67
Tüm Yazıları

Gelecek sayı konusu (97): Bu sene 737.si yapılacak Ertuğrul Gazi İhtifali'nden hareketle TÜRK TEŞKİLÂTLANMA KABİLİYETİ...


Son Eklenen Yorumlardan
 Allah rahmet eylesin.Mekanı cennet olsun.O güzel yerler de bir gün sevdiklerimizle buluşacağız... ... BİRSEN YURTSEVER

 necdet amcacıgım.emeğinize kaleminize sağlık... BİRSEN YURTSEVER

 cox mənalı bir şerdir. cox sağ olun. her birinize teşekkür edirəm. ... ruslan

 Məhəbbətsiz ömür sürən kimsədən-Bir aşiqin məzar daşı yaxşıdır.... Ulduz Qəzvini

 Güzel yorumlarla, günüme güneş olan herkese, çok teşekkür ederim. Ne mutlu ki, okuyanlar, mısralara... Işın Erenoğlu Üstündağ


ACIYORUM

Millet, Meclis’i seçiyor...

Meclis, millet namına kanun yapıyor...

Anayasa Mahkemesi de bu kanunları bozabiliyor...

 

Şimdi söyleyin:

Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletin mi?

Hâkimiyet kayıt ve şartla mı milletin?

Hâkimiyet kayıtsız şartsız Anayasa Mahkemesi’nin mi?

Hâkimiyet kayıt ve şartla Anayasa Mahkemesi’nin mi?..

(Kardelen; 13; Mart 1997)

 

ACIYORUM

Bir takım kimselerin, yetkilerini aşarak, kanun dışı teşkilâtlar kurduğu ve kanun dışı faaliyetlerde bulunduğu artık kimsenin yok diyemeyeceği bir gerçek halinde ortaya çıktı.

Bunlar, başlangıçta en azından, kanunların kötülerle ve kötülükle mücadelede yetersiz kaldığını düşünüyor.

Böyle örgütlere karşı çıkanlar da, gizli ve kanun dışı teşkilât kurulacağına falan falan kanunlara ve filân filân mekanizmalara dayanarak şöyle şöyle mücadele mümkündür, demiyorlar...

 

Öyleyse...

Ya bu ülkede kanunlar ve işleyen mekanizma yetersizdir... Ya devleti idare edenler...

Bu işin (ya)sı, (ma)sı yok... Hem kanunlar ve işleyen mekanizma, hem idareciler yetersiz...

(Kardelen; 13; Mart 1997)
66
Gün gelir de, hayatı anlat derlerse
İnsanın içindeki Hanifliğe ve Ümmiliğe ç
Boya sandığı
MƏHƏBBƏT
Başyücelik emirleri - Vatandışı
MƏHƏBBƏT
Gün gelir de, hayatı anlat derlerse
Kudüs
Vade doldu hanım gitti


Yavuz Sert - Kudüs... Ey Kudüs
Yavuz Sert - Prof. Dr. Ömer Faruk...
Ali Erdal - Kudüs
Kadir Bayrak - Müminleri Emiri: Hz....
Kadir Bayrak - Aynadaki yüz: Mehmed
Sinan Ayhan - İnsanın içindeki Han...
Sinan Ayhan - Can feda...
Bedran Yoldaş - Her yer Kerbelâ
Fatma Pekşen - Peçe
Ahmet Mahir Pekşen - Mescid-i Aksa -Kudüs...
Dergi Editörü - Kudüsü tefekkür
Site Editörü - Kolayı tersten okuma...
Mehmet Hasret - Devletler kuran, dev...
Necip Fazıl - Başyücelik emirleri ...
Necdet Uçak - Kudüs
Necdet Uçak - Kendini hesaba çek
Necdet Uçak - Muhacire ensarız biz
Mustafa Büyükgüner - Nefes
Ayhan Aslan - Hakikat
Ayhan Aslan - Zındık
Ayhan Aslan - Hesap günü
Mehmet Balcı - Susmam ben
Mehmet Balcı - Taşlama
Ahmet Çelebi - Kudüste bir çocuğum
Gelecek sayı konusu -
Vural Gündüz - Boya sandığı
Mustafa Gül - Mekkenin fethinden ç...
Kubilay Ertekin - Rahatizm ve ötesi
Halis Arlıoğlu - Zeytin dalı ve bana ...
Halis Arlıoğlu - Anlayana izafe
Ahmet Değirmenci - Şehadet türküsü
Ahmet Değirmenci - Bir yangındı işte
Kürsü Kainatın Efendisi - Giyim
Er Tuğrul - Kudüs nereden başlar...
Er Tuğrul - Kutlu kıyam
Murat Yaramaz - 6 gün savaşları
Murat Yaramaz - Naci El Ali
Murat Yaramaz - Kan
Murat Yaramaz - Kirli
Murat Yaramaz - Küsme işareti
Işın Erenoğlu Üstündağ - Gün gelir de, hayatı...
Ekrem Esad Altan - Bir oyun oynanır, oy...
Tamer Uysal - İlgisiz bilgililer, ...
Harun Ekici - Hüzün
Şevket Karayiğit - Kudüsün anlattıkları
Hakan Karahan - Bu cemiyetin - Süley...
Harika Ufuk - Birlik beraberlik ka...
Astan QASIMOV - Gəldim
Əlişad CƏFƏROV - Qayçıquyruq qaranquş
Şəfa VƏLİYEVA - Güldüm… Gülüşüm d...
Şəfa EYVAZ - MƏHƏBB'...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 4402671
 Bugün : 4334
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 437280
 Bugün : 58
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 68
 96. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 5
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 11
Son Güncellenme: 5 Şubat 2018
Künye | Abonelik | İletişim