Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     1870 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

D?NYA
Kürsü Nizam

  Sayı: 67 - Temmuz / Eylül 2009

(İman ve İslâm Atlası’ndan)

MÜSPET BİLGİ

İslâm'ın, boyuna karşısına diktikleri müspet ilim (pozitif) bilgi umacısından korkusu yoktur.

Bilmek gerektir ki, müspet bilgi marifeti nereye varsa İslâm'ı tekzip kudretine eremez.

Bu bakımdan maddeyi tefahhus, tarassut ve tasarruf mânâsına gelen kendisini daha ziyade (teknik-fen) tabirinde özleştiren müspet bilgilere İslâm, hadlerini tanımaları ve daha ileri mânâlara geçmemeleri şartiyle saygı besler.

Felsefede "metafizik-fizik ötesi arayıcılık", fezada milyarlarca ışık senesi yol almakla hiçbir yere varamayacağı bir yana, bağlantısız aklın ıstırabını haykırmaktan başka bir şeye yaramaz. Fizik dairesi ise maddeyi yararlandırma ilmi, "tecrübeyle sabit" düsturunda görüldüğü üzere İslâm'ın himayesi ve emirleri altındadır.

Yer çekiminin, manivelânın, elektriğin, mikrobun, radyomun, atomu çatlatmanın ve daha nelerin ve nelerin keşfini görenler ve görecek olanlar, kavramalıdır ki, bütün bunlar, Allah'ın maddeye nakşettiği hikmetler yolunda mesafe kazanmaktan ibarettir; asla mutlak olana vardırıcı ve onu kuşatıcı değil; ve hattâ kıymetleri bakımından, dümdüz bir satıh üstünde sonsuzluğu arşınlama işi olan tekerleğin keşfi derecesinden bile aşağıdadır. Mağrur ilme İslâm'da yer yok...

Bunlara dayanarak eşya ve kâinatın sırlarına tahakküm edebileceğini sananlar ve ruh (fenomen)ini göremeyenler ve zaten demiri dövmekten, su üzerinde tekneyi yürütmeye kadar her icadın Peygamber eliyle geldiğini, onlar olmasaydı bugün insanlığın dağlarda ot toplayacak olduğunu kavramayanlar... Bunlar vasıtayı gaye sanmanın ve aslında gayeyi, ufuk misali varılamaz bir hedef bilmemenin simsiyah gafleti içindedir. Asrımızın baş hastalığı da budur.

Evet, bu hastalığa "ilim ve akıl gururu" teşhisi kondurabilir ve tedavisinin İslâm'dan başka bir yerde olmadığını mahyalaştırabiliriz.

İslâm'ın bu tedavi kefalet ve kifayeti, biri bünye yapısının su fazlalığından çatladığı, öbürü de su eksikliğinden kuruduğu, Batı ve Doğu dünyalarını beraberce kuşatır ve iki tarafı da dengeye kavuşturur.

Bu hal, "niçin"i ve "nasıl"ı muamma çapında girift, İlahî bir cilvedir ve Batılının papaz istibdadına karşı aklın intikamı diye isimlendirdiği (Rönesans)tan beri İslâm temsilcisi ülkelerin başına gelenler, hep, kendisinin ihmal edip de Batının gözden kaçırmadığı müspet bilgiler tuzağına düşmekten gelmiştir. Hâlbuki bu hak İslâm'a aitti.

Doğu, mücerrette muallâ olan İslâm'ı müşahhasta süflîye indirirken, Batı, kendi hâkim müşahhasiyle onu falakaya yatırmış, canını çıkarmış ve bu hale bakıp esir ettiğinin ulvî mücerredini göremez olmuştur. Ayrıca falakayı Batı âlemine tatbik edebilecek hale gelmeden İslâm'ın şanına ermeye yol yoktur.

Bugün insanlara ölü kalbi dikmekten tüpte çocuk yetiştirmeye, aya gitmekten elektronik beyinlere fikir şırınga etmeye kadar giden ve sınırını her tecavüz edişinde apışıp kalan mağrur hokkabazlığın burnunu kırmak ve hakikat derecesini göstermek, aynı madde teshiri işine, sınırı içinde İslâm'da yer aramakla olur. O yer hazır ve asırlardır boş...

GÜZEL SANATLAR

Edebiyat, musikî, tezyin sanatı, mimarî, resim, minyatür, heykel, tiyatro, raks şubelerinde mütalaâ edilen güzel sanatlar, İlâhî vecd, tefekkür ve telkine hizmetleri mikyasınca dinen makbul, hayvanî ilcalara, günaha ve küfre yol açma istidadınca da merdut (reddedilmiş)... Ve güzel sanatlar öyle müesseselerdir ki, hem insanı kapıp uçurma, hem yere çalma, hem bağlama, hem de bağlarını çözme bakımından korkunç bir sihir sahibi...

EDEBİYAT

Kuru kuru tebliğden ziyade için için nüfuz ve telkin vasıtası diye gösterebileceğimiz güzel sanatların başında söz sanatı, edebiyat gelir. Edebiyat çok şubeli ve ilmi de kucaklayan tarafları olmasından ötürü, kuru fikre muhtaç olmayan öbür sanatlardan farklı... Ama kanatlarının çokluğu ve genişliği, hem saf tefekkür, hem de tahassüste onu birinci mevkide oturur ve güzel sanatların başına geçirir. Şiir, nesir, roman, hikâye, hitabe, kitabe nevileriyle edebiyat, İslâm'ın kanadı altında koruduğu ve azizleştirdiği bir sindirme, kana geçirme ve büyüleme vasıtasıdır. Söz bizzat güzel sanat...

Şiir söz sanatının en (pürifiye-saffet bağlamış) şekli... İslâm'ın (senfonik) çapta başlıca tahassüs aleti... Evvela Arapta tecelli eden ve büyük dil Arapçada önceden hamurlaşan İslâmî ruh, şiire öylesine yatkındır ki, baba ölüm döşeğinde bile, kızlarının, tek tek arkasından okuyacağı mersiyeleri dinlemeden ruhunu teslim edemez. Nitekim mucize de, edebiyat ve şiirden mücerret ve münezzeh Kur'ân'la kelâm yolunda geldi.

Nice hadisle methedilen, bazı şairlerin mısraları hadis içinde bile yer alan şiir, Varlığın Tacı tarafından taçlandırılırken, bir hadiste, her iyi şeyde olduğu gibi ne zaman kötü olacağını gösterici delâleti ele alıp asıl delâleti görmemezlikten gelen bazı zâhir ehli şiiri tümüyle suçlandırmaya kadar gitmişse de emekleri boşa çıkmış ve şeyhülislâmlardan sultanlara, şiir söylemedik gerçek şahsiyet kalmamıştır. Geriye kalan edebiyat nevileri, muhtevalarına göre hüküm giyecek, fakat neviyetleriyle küçümsenemeyecek şekiller...

MUSİKÎ

Kâinatta her şeyin kendisine göre ses çıkardığı, suyun şırıldadığı, kuşun öttüğü, koyunun melediği, telin inlediği ve göğün gürlediği bir âlemde, perde perde nispet helezonlariyle, mutlak hakikat arayıcılığından başka bir şey olmayan musikîyi, asliyle nasıl inkâr edebiliriz?..

Davut Peygamber'in, erkek sesine sıfat olan yakıcı sedasiyle Zebur'u okurken etrafında insanlar ve cinlerden ölenler bulunduğunu biliyoruz. Fakat buna âdi mânâsiyle musikî diyemeyiz.

Sâf mânâsiyle musikî ve bilhassa insan sesi (semâ), İlâhî tefekkür ve tahassüse hizmet ettiği, sır ve hikmetleri düşündürdüğü nispette helâle, göbek ve nâra attırmaktan ibaret kaldığı çapta da harama kaçar, iki kutuplu bir sanattır ve bu kıstas içinde İslâmîdir.

Satıh üstü zâhir ehli bu inceliğe de el ve dil uzatmış fakat zâhirle bâtını toplayıcı büyükler bu yasak hükmüne iltifat etmemiştir. Biz zâhirden bâtına ve bâtından zâhire geçenlerin izindeyiz. Hakikat planını çift gözle görenler onlardır.

Yedi perdeli nağmelerin, iç içe dönen yedi kat gökte, yedi renk içindeki sayısız tonlara eş ne ses ve (ritm) muadeleri ördüğünü ve nasıl bir mânâ gergefi dokunduğunu kulaklariyle dinleyen bâtın kahramanları, musikînin şeraitteki hükmünü de en iyi bilirler ve helâl-haram kutuplarını bir ibre hassasiyetiyle gösterirler. Ama bu demek değildir ki, musikî, burnunu ibadete kadar sokabilir ve âyinler şeklinde tecelli edebilir. Hayır; burada akan sular durur; ne namazda, ne Kur'ân tilâvetinde, ne de âyin edası altındaki bazı sonradan eklemelerde musikî kabul edilebilir. Olamaz!.. Doğrudan doğruya ibadetlerde tecrit ve tenzih o mertebeye yükselir ki, kalbin yedi kat gök musikîsinden sâf (ritm)den başka bütün nağmeler haram olur. Musikî, ibadet eşiğinin dışında tefekkür ve tahassüs planında güzeldir; eşikten içeriye adım atmasına izin yoktur; kötülüğe yamaklık ettiği yerlerde de kat'î haram...

TİYATRO

İslâmî edep ve kaideler noktasından birçok meselesi olan büyük telkin kıymetinde sanat müessesesi... İslâm davası uğrunda pürüzlü taraflarına katlanılabilir. (10) vâhitli bir tam sayının (9) vâhidini büyük faide, (1) tanesini de zarar olarak gösteren tesir ve telkin vasıtası... Belâsı, roman gibi mücerret olmamak ve müşahhas olmaktan geliyor. Ama kuvvetini de bu hususiyetinden alıyor. Ama öyle bir alet ki, faydaları uğrunda bazı uymaz taraflarına katlanmak gerekiyor. Affa sığınarak onu İslâm davasında kullanabiliriz.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henüz yorum bırakılmadı...
 
Gıda... - Sayı 94
GIDA... - Sayı 93
MEVLİT... - Sayı 68
D?NYA... - Sayı 67
Tüm Yazıları

Gelecek sayı konusu (97): Bu sene 737.si yapılacak Ertuğrul Gazi İhtifali'nden hareketle TÜRK TEŞKİLÂTLANMA KABİLİYETİ...


Son Eklenen Yorumlardan
 Allah rahmet eylesin.Mekanı cennet olsun.O güzel yerler de bir gün sevdiklerimizle buluşacağız... ... BİRSEN YURTSEVER

 necdet amcacıgım.emeğinize kaleminize sağlık... BİRSEN YURTSEVER

 cox mənalı bir şerdir. cox sağ olun. her birinize teşekkür edirəm. ... ruslan

 Məhəbbətsiz ömür sürən kimsədən-Bir aşiqin məzar daşı yaxşıdır.... Ulduz Qəzvini

 Güzel yorumlarla, günüme güneş olan herkese, çok teşekkür ederim. Ne mutlu ki, okuyanlar, mısralara... Işın Erenoğlu Üstündağ


Tüm gazetelerimizin toplam tirajı, 70milyon nüfusa karşılık, 3,5 milyon…
Elâlemin memleketinde tek gazete bile çift rakamlı tiraja sahip. Mesela Japonya’da günde 13 milyon satan gazete var.
Bizde nüfus artıyor, gazete tirajları yerinde sayıyor, hattâ azalıyor. Demek ki “basın” diye piyasaya sürülen kâğıt parçalarına millet güvenmiyor. Bu güvensizliğe rağmen basından ödleri kopanlara yazıklar olsun!
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1993
Gün gelir de, hayatı anlat derlerse
İnsanın içindeki Hanifliğe ve Ümmiliğe ç
Boya sandığı
MƏHƏBBƏT
Başyücelik emirleri - Vatandışı
MƏHƏBBƏT
Gün gelir de, hayatı anlat derlerse
Kudüs
Vade doldu hanım gitti


Yavuz Sert - Kudüs... Ey Kudüs
Yavuz Sert - Prof. Dr. Ömer Faruk...
Ali Erdal - Kudüs
Kadir Bayrak - Müminleri Emiri: Hz....
Kadir Bayrak - Aynadaki yüz: Mehmed
Sinan Ayhan - İnsanın içindeki Han...
Sinan Ayhan - Can feda...
Bedran Yoldaş - Her yer Kerbelâ
Fatma Pekşen - Peçe
Ahmet Mahir Pekşen - Mescid-i Aksa -Kudüs...
Dergi Editörü - Kudüsü tefekkür
Site Editörü - Kolayı tersten okuma...
Mehmet Hasret - Devletler kuran, dev...
Necip Fazıl - Başyücelik emirleri ...
Necdet Uçak - Kudüs
Necdet Uçak - Kendini hesaba çek
Necdet Uçak - Muhacire ensarız biz
Mustafa Büyükgüner - Nefes
Ayhan Aslan - Hakikat
Ayhan Aslan - Zındık
Ayhan Aslan - Hesap günü
Mehmet Balcı - Susmam ben
Mehmet Balcı - Taşlama
Ahmet Çelebi - Kudüste bir çocuğum
Gelecek sayı konusu -
Vural Gündüz - Boya sandığı
Mustafa Gül - Mekkenin fethinden ç...
Kubilay Ertekin - Rahatizm ve ötesi
Halis Arlıoğlu - Zeytin dalı ve bana ...
Halis Arlıoğlu - Anlayana izafe
Ahmet Değirmenci - Şehadet türküsü
Ahmet Değirmenci - Bir yangındı işte
Kürsü Kainatın Efendisi - Giyim
Er Tuğrul - Kudüs nereden başlar...
Er Tuğrul - Kutlu kıyam
Murat Yaramaz - 6 gün savaşları
Murat Yaramaz - Naci El Ali
Murat Yaramaz - Kan
Murat Yaramaz - Kirli
Murat Yaramaz - Küsme işareti
Işın Erenoğlu Üstündağ - Gün gelir de, hayatı...
Ekrem Esad Altan - Bir oyun oynanır, oy...
Tamer Uysal - İlgisiz bilgililer, ...
Harun Ekici - Hüzün
Şevket Karayiğit - Kudüsün anlattıkları
Hakan Karahan - Bu cemiyetin - Süley...
Harika Ufuk - Birlik beraberlik ka...
Astan QASIMOV - Gəldim
Əlişad CƏFƏROV - Qayçıquyruq qaranquş
Şəfa VƏLİYEVA - Güldüm… Gülüşüm d...
Şəfa EYVAZ - MƏHƏBB'...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 4407853
 Bugün : 917
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 437495
 Bugün : 51
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 56
 96. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 5
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 11
Son Güncellenme: 5 Şubat 2018
Künye | Abonelik | İletişim