Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     2928 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

“To Rin Tei Ko Şin Nyo”: Anlamın Yaşadığı Bedenler veya Dünya'nın Yüzüne atılmış Tatlı Mimikler
Sinan Ayhan

  Sayı: 64 - Nisan / Haziran 2010

Mallarmé'ye göre şiir, iki kelime arası “beyaz aralık”ta kurulur... Anlam, cümleyi öpene, o mimik ona verilene kadar... Doğru bir yerden konuşmak, sanırım bu da o “beyaz aralık”ta tutunan, inkişaf eden başka türlü bir hal, bir hassasiyet...

Temeli doğru bir yerden konuşmak, bunun tesisi için söyleyenin kendinden vazgeçmesi, doğruluk karşısında kendini feda etme ahlâkında olması şart... Aksi takdirde ne makul bir görüş, ne üstün bir ölçü, ne de güzel bir dünya ortaya çıkar... Her şey ilk elde, daha hakikate varmadan heba olur gider... Sartre bir yerde, Husserl ve Heidegger'i kıyaslayarak Heidegger'in betimlemeci olmadığını, meseleyi kaynağından eşeleyip kurduğunu söyler, benzetmeye kaçmadan... Bir şeyi, bir tarif dolayına sapmadan, doğrudan tanımla anlatmak mesele... Betimleyici olmak da yanlış değil... Sadece, ara bir basamak... 

Temeli doğru bir yerden konuşanlar veya meseleyi kaynağından konuşabilenler bizce hayatlarıyla konuşur, yaşadıklarının konuşturduğu öte bir anlamla... Falanca yazar için otururken, yemek yerken, gazete okurken, tramvaya binerken, denizi seyrederken, elinden bir şey düştüğünde onu eğilip alırken yazar; bir tek kâğıt karşısında, elinde kalem varken yazar değil; denmiş... Oysa zaten oraya kadar tanımı tarayarak gelir yazar; kalem ve kâğıt derdine düştüğünde hakikati tüketen tariflerin kıskacındadır... O kıskaca rağmen yazıyor olmak da o yaşamanın içindeyse, yazma eylemi anlamlıdır... Yazıda meseleden taklidi olanı arındırıp yazarken yaşıyor olmak; yaşarken bedeninle, halinle, duruşunla bir kalem olarak bir keyfiyeti yazmak... Heidegger bunu “varoluşun nasıl bir anlam olduğu değil, anlamın nasıl bir varoluş olduğu mesele” diye anlatıyor... “Dasein”; olduğu yerde olan şey veya anlamın yaşadığı beden...

Bir şeyden, bir halden, bir oluştan kendini ne kadar çıkarmak mümkün olursa, o şeyin zamana karşı dünyada kalan etkisi o kadar çok olur... Modern zamanlarda bu cüssede adam var mıdır, bunun keyfiyetini kurcalayıp bir estetik çatmak başka mesele... Ancak belki birkaç doğru yerden konuşma, doğru duruş örneğini kişilerden öte, sadece o zaman kesitine ait olarak göstermeyi deneyebiliriz... Muhammed Ali, tutuklanmayı göze alıp Vietnam için askere alınmayı reddederek bütün amerika'ya karşı “evde, sokakta düşmanım sizsiniz; otobüse binerken düşmanım sizsiniz... Vietnamlılar benim düşmanım olamaz...” diyebilmiştir... Keza Bruce Lee bir duruş sahibidir, bu duruşun ne kadar yer kapladığı başka mesele; ama o, hem amerikan ırkçılığıyla, hem tutucu çinlilerle mücadele etmiş bir kişilik... Dünyadaki etkisi de farklı olmuş... İsmi hâlâ bir çok çocuğun kulağına kazınmış durumda; ondan sonra dövüş bir sanat... Yumruk, tekme bir sanat... Felsefe eğitimi almış, Uzakdoğu bilgeliğiyle tanışmış ve bu iki hali harmanlamış; onun bir sözü var: “Bir dal parçası kırılır, etten kemikten bir şey zarar görür; ama su akar, bulunduğu kabın şeklini alır, ona uyum sağlar ve kırılmaz; o zaman mesele su olabilmekte, biz de su olalım(be water my friend)...” Japon yönetmen Kurosawa ise, sadece sinemayla ilgili kişiler tarafından bilinir; kendi tabiriyle hümanist bir sulu-gözdür; ama ölen ablası ardından söylediği şu söz çok güzeldir, çünkü ancak bir aşk iklimindeyseniz bu kelimeler sizden çıkar: “to rin tei ko şin nyo-içten kadın için şeftali ormanında doğruluğun güneş ışığı”... 

Son zamanların bir felsefe tekerlemesi var; “bu değil bu değil bu değil”; ama ne...  İşte bizim aradığımız tam olarak, Muhamed Ali değil, Bruce Lee değil, Kurosawa değil; ama belki “şeftali ormanında doğruluğun güneş ışığı” adına şiir soluğunda yürüyen, bu...


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henüz yorum bırakılmadı...
 
Yazarlık, Mezarlık veya N... - Sayı 98
Hamletten (internet)e ulv... - Sayı 98
Dijital (Hermeneutik-Yoru... - Sayı 98
İnternet rüya mı, kâbus m... - Sayı 98
Tüm Yazıları

Gelecek sayı konusu (98): İNTERNET


Son Eklenen Yorumlardan
 Fıtratımız gereği aslolana yöneliriz. Ne kadar doğru bir söz. Şüphe yok ki tebaa da fıtratı gereği a... Tebaa

 Çok teşekkürler proje ödevime çok yardımcı oldunuz.... Emine

 İnsan düşündüğü için değil sadece, bunun ötesinde öteleri merak ettiği ve her şeyin künhünü kurcalad... Sinan AYHAN

 Soru: "YouTube", "twitter", "Facebook", "instagram" gibi başlıkların altına listelenen kullanıcılar ... Sinan AYHAN

 Yazar hakkında minik bir araştırma yaptım su an yazmıyor ve bir yerde okudum bu yazıları lisedeyken ... Halil Aktan


Batı’nın Pompei’sinin günlerini andırmasının sebepleri Osmanlı Devleti’ni çökerten “metal yorgunluğu”nun ilk safhası değil midir?
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Makine
İnternete, kulak versek
Son ve tek kıvılcım
Bilgelik çağına doğru
İnternet hayatımız, hayatımız internet
Makine
Mevlid
Ady; Sen, Ben, O...
İnternete, kulak versek
Alın teri


Ali Erdal - İnternete, kulak ver...
Kadir Bayrak - Tarihin eşiğinde...
Sinan Ayhan - İnternet rüya mı, kâ...
Sinan Ayhan - Dijital (Hermeneutik...
Sinan Ayhan - Hamletten (internet)...
Sinan Ayhan - Yazarlık, Mezarlık v...
Necip Fazıl Kısakürek - Makine
Özgür Alkan Alkış - Bilgelik çağına doğr...
Dergi Editörü - Son ve tek kıvılcım
Site Editörü - İnternetin fâsık hab...
Mehmet Hasret - Ağır kefe, baskın ta...
Acıyorum - Acıyorum
Necdet Uçak - Mezar
Necdet Uçak - Ebrehe ve ebabil kuş...
Necdet Uçak - Kürşad
M. Nihat Malkoç - İnternet kumarhane o...
Hızır İrfan Önder - Nerdesin?
Olgun Albayrak - Dervişane
Olgun Albayrak - Millet destanı
Mehmet Balcı - Zamanla
Mehmet Balcı - Kızım
Ahmet Çelebi - Meçhul sevgililer
Ahmet Çelebi - İçimdeki sesler
Gelecek sayı konusu - Gelecek sayı konusu
Av. Mustafa Büyükgüner - Onuncu gün
Muhsin Hamdi Alkış - Sanal âlem mi?
Kubilay Ertekin - Doğum ve sonrası
Halis Arlıoğlu - Hicran
Halis Arlıoğlu - Bir başka açıdan yör...
Ahmet Değirmenci - Buhranların çocuğu
Ahmet Değirmenci - Dinlediğim türküler
Büşra Doğramacı - Çağın bilinçsiz hare...
Bahadır Kaya - 98.sayı medya sepeti
Kürsü Kainatın Efendisi - Kürsü
Hüseyin Selçuk Bozkurt - Sırf gece
Murat Yaramaz - İnternet hayatımız, ...
Murat Yaramaz - Yalnız sen, yalnız b...
Murat Yaramaz - Mevlid
Murat Yaramaz - Masal
Murat Yaramaz - 98.sayı mizah köşesi
Kenan Aydınoğlu - Əlliyə çat...
Ahmet Yalçınkaya - Tuş üstünde savrulan
Kamran Murquzov - Hakdan gelen haber i...
Yarının Büyüklerine Sorduk - Yarının Büyüklerine ...
Mehmet izzet Gülenler - Ön söz, Öz Söz, S(öz...
Güldərən VƏLİYEVA - QORXURAM
İsmail Güçtaş - İhtiyar çınar
İsmail Güçtaş - Alın teri
Əkbər QOŞALI - MƏN HƏL...
Mehmet Şerif Cebe - Bir an dicleyle
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 4912623
 Bugün : 934
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 452207
 Bugün : 11
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 118
 98. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 13
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncellenme: 30 Ekim 2018
Künye | Abonelik | İletişim