Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     3097 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

“To Rin Tei Ko Şin Nyo”: Anlamın Yaşadığı Bedenler veya Dünya'nın Yüzüne atılmış Tatlı Mimikler
Sinan Ayhan

  Sayı: 64 - Nisan / Haziran 2010

Mallarmé'ye göre şiir, iki kelime arası “beyaz aralık”ta kurulur... Anlam, cümleyi öpene, o mimik ona verilene kadar... Doğru bir yerden konuşmak, sanırım bu da o “beyaz aralık”ta tutunan, inkişaf eden başka türlü bir hal, bir hassasiyet...

Temeli doğru bir yerden konuşmak, bunun tesisi için söyleyenin kendinden vazgeçmesi, doğruluk karşısında kendini feda etme ahlâkında olması şart... Aksi takdirde ne makul bir görüş, ne üstün bir ölçü, ne de güzel bir dünya ortaya çıkar... Her şey ilk elde, daha hakikate varmadan heba olur gider... Sartre bir yerde, Husserl ve Heidegger'i kıyaslayarak Heidegger'in betimlemeci olmadığını, meseleyi kaynağından eşeleyip kurduğunu söyler, benzetmeye kaçmadan... Bir şeyi, bir tarif dolayına sapmadan, doğrudan tanımla anlatmak mesele... Betimleyici olmak da yanlış değil... Sadece, ara bir basamak... 

Temeli doğru bir yerden konuşanlar veya meseleyi kaynağından konuşabilenler bizce hayatlarıyla konuşur, yaşadıklarının konuşturduğu öte bir anlamla... Falanca yazar için otururken, yemek yerken, gazete okurken, tramvaya binerken, denizi seyrederken, elinden bir şey düştüğünde onu eğilip alırken yazar; bir tek kâğıt karşısında, elinde kalem varken yazar değil; denmiş... Oysa zaten oraya kadar tanımı tarayarak gelir yazar; kalem ve kâğıt derdine düştüğünde hakikati tüketen tariflerin kıskacındadır... O kıskaca rağmen yazıyor olmak da o yaşamanın içindeyse, yazma eylemi anlamlıdır... Yazıda meseleden taklidi olanı arındırıp yazarken yaşıyor olmak; yaşarken bedeninle, halinle, duruşunla bir kalem olarak bir keyfiyeti yazmak... Heidegger bunu “varoluşun nasıl bir anlam olduğu değil, anlamın nasıl bir varoluş olduğu mesele” diye anlatıyor... “Dasein”; olduğu yerde olan şey veya anlamın yaşadığı beden...

Bir şeyden, bir halden, bir oluştan kendini ne kadar çıkarmak mümkün olursa, o şeyin zamana karşı dünyada kalan etkisi o kadar çok olur... Modern zamanlarda bu cüssede adam var mıdır, bunun keyfiyetini kurcalayıp bir estetik çatmak başka mesele... Ancak belki birkaç doğru yerden konuşma, doğru duruş örneğini kişilerden öte, sadece o zaman kesitine ait olarak göstermeyi deneyebiliriz... Muhammed Ali, tutuklanmayı göze alıp Vietnam için askere alınmayı reddederek bütün amerika'ya karşı “evde, sokakta düşmanım sizsiniz; otobüse binerken düşmanım sizsiniz... Vietnamlılar benim düşmanım olamaz...” diyebilmiştir... Keza Bruce Lee bir duruş sahibidir, bu duruşun ne kadar yer kapladığı başka mesele; ama o, hem amerikan ırkçılığıyla, hem tutucu çinlilerle mücadele etmiş bir kişilik... Dünyadaki etkisi de farklı olmuş... İsmi hâlâ bir çok çocuğun kulağına kazınmış durumda; ondan sonra dövüş bir sanat... Yumruk, tekme bir sanat... Felsefe eğitimi almış, Uzakdoğu bilgeliğiyle tanışmış ve bu iki hali harmanlamış; onun bir sözü var: “Bir dal parçası kırılır, etten kemikten bir şey zarar görür; ama su akar, bulunduğu kabın şeklini alır, ona uyum sağlar ve kırılmaz; o zaman mesele su olabilmekte, biz de su olalım(be water my friend)...” Japon yönetmen Kurosawa ise, sadece sinemayla ilgili kişiler tarafından bilinir; kendi tabiriyle hümanist bir sulu-gözdür; ama ölen ablası ardından söylediği şu söz çok güzeldir, çünkü ancak bir aşk iklimindeyseniz bu kelimeler sizden çıkar: “to rin tei ko şin nyo-içten kadın için şeftali ormanında doğruluğun güneş ışığı”... 

Son zamanların bir felsefe tekerlemesi var; “bu değil bu değil bu değil”; ama ne...  İşte bizim aradığımız tam olarak, Muhamed Ali değil, Bruce Lee değil, Kurosawa değil; ama belki “şeftali ormanında doğruluğun güneş ışığı” adına şiir soluğunda yürüyen, bu...


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henüz yorum bırakılmadı...
 
(Üç Nok-ta)nın muhasebesi... - Sayı 100
Kardelenin muhasebesi ve ... - Sayı 100
Tapdukun kapısında Bizim ... - Sayı 99
Kıyas ve gidişat... - Sayı 99
Tüm Yazıları

Gelecek sayı konusu (101): Doğu - Batı tefekkürünü doğru yapamayanın ufku dardır.

Son Eklenen Yorumlardan
 👍👏👍👏👍👍... BEYZA ATEŞ

 Acayip güzel olmuş 😉... BEYZA ATEŞ

 Dilin anlatamadığını şiire dökmek çok zordur ve siz zoru başarmışsiniz tebrik ediyorum 👍 ... BEYZA ATEŞ

 Çok başarılı ... Meryem

 Şiir tek kelimeyle mükemmel olmuş. Şiirde de geçtiği gibi gönül istediği bir damla huzuru ruhuna sı... Fatma


ACIYORUM

Millet, Meclis’i seçiyor...

Meclis, millet namına kanun yapıyor...

Anayasa Mahkemesi de bu kanunları bozabiliyor...

 

Şimdi söyleyin:

Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletin mi?

Hâkimiyet kayıt ve şartla mı milletin?

Hâkimiyet kayıtsız şartsız Anayasa Mahkemesi’nin mi?

Hâkimiyet kayıt ve şartla Anayasa Mahkemesi’nin mi?..

(Kardelen; 13; Mart 1997)

 

ACIYORUM

Bir takım kimselerin, yetkilerini aşarak, kanun dışı teşkilâtlar kurduğu ve kanun dışı faaliyetlerde bulunduğu artık kimsenin yok diyemeyeceği bir gerçek halinde ortaya çıktı.

Bunlar, başlangıçta en azından, kanunların kötülerle ve kötülükle mücadelede yetersiz kaldığını düşünüyor.

Böyle örgütlere karşı çıkanlar da, gizli ve kanun dışı teşkilât kurulacağına falan falan kanunlara ve filân filân mekanizmalara dayanarak şöyle şöyle mücadele mümkündür, demiyorlar...

 

Öyleyse...

Ya bu ülkede kanunlar ve işleyen mekanizma yetersizdir... Ya devleti idare edenler...

Bu işin (ya)sı, (ma)sı yok... Hem kanunlar ve işleyen mekanizma, hem idareciler yetersiz...

(Kardelen; 13; Mart 1997)
66
Fikirsizlik
Kardelen nasıl doğdu?
Zaman tünelinden iki yazı
Zamanın kısa tarihi
Ön söz, Öz Söz, S(öz) -III-
Yüreğinle gel
Ruhsa sızan şiir
Zaman tünelinden iki yazı
Kardelen nasıl doğdu?
Ön söz, Öz Söz, S(öz) -III-


Yavuz Sert - Zamanın kısa tarihi
Ali Erdal - Zaman tünelinden iki...
Kadir Bayrak - Kardelen olmasaydı
Kadir Bayrak - Röportaj - “Tehlikel...
Sinan Ayhan - Kardelenin muhasebes...
Sinan Ayhan - (Üç Nok-ta)nın muhas...
Bedran Yoldaş - Dokuz köyün delisi
Özgür Alkan Alkış - Kardelen nasıl doğdu...
Fatma Pekşen - Erik ile kiraz
Dergi Editörü - Her sayı ayrı bir de...
Site Editörü - Yüz
Mehmet Hasret - Askıda şiir
Acıyorum - Acıyorum nedir?
Necip Fazıl - Fikirsizlik
Necdet Uçak - Gözyaşı çeşmesi
Necdet Uçak - Seyir tepesi
Necdet Uçak - Metristepede
Necdet Uçak - Dağlar
Altan Atan - Akıllı ol
Kardelen Dergisi - Çıkış Beyannamesi
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
M. Nihat Malkoç - Gece korkutuyor beni
M. Nihat Malkoç - Gül kokulu ramazan
Ayhan Aslan - Hikaye
Ayhan Aslan - Sufle
Ayhan Aslan - Değirmen
Ayhan Aslan - Ecel vakti
Mehmet Balcı - Senin
Mehmet Balcı - Kardeşim
İsimsiz - Giden-Kalan
Gelecek sayı konusu - Gelecek sayı konusu ...
Av. Mustafa Büyükgüner - Kardelen...Yüz...
Kubilay Ertekin - Hırsızlık ve haramla...
İbrahim Şaşma - Ben sevdayı aradım
Halis Arlıoğlu - Müslümanlar ne zaman...
Halis Arlıoğlu - Uyan diyorlar
Ahmet Değirmenci - Ferman
Oğuz Askan Kocagöz - Ruhsa sızan şiir
Büşra Doğramacı - ‘Derin bir külliyat’...
Kürsü Kainatın Efendisi - “İmam-ı Kastalanî’de...
Murat Yaramaz - 100.sayı mizah köşes...
Murat Yaramaz - Dalya
Murat Yaramaz - 100.sayı
Murat Yaramaz - Kardelen
Ekrem Esad Altan - Sahte diplomalı zanl...
Ferhat Nitin - Gece yarısı uyanmala...
Hakan Karahan - Battal Gâzi
Mehmet izzet Gülenler - Ön söz, Öz Söz, S(öz...
Erkan Karakaya - Gölge
Fatih Öz - Beklediğim
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 5659955
 Bugün : 2878
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 470235
 Bugün : 46
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 70
 100. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 13
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 7
Son Güncellenme: 2 Mayıs 2019
Künye | Abonelik | İletişim