Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     2987 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

“To Rin Tei Ko Şin Nyo”: Anlamın Yaşadığı Bedenler veya Dünya'nın Yüzüne atılmış Tatlı Mimikler
Sinan Ayhan

  Sayı: 64 - Nisan / Haziran 2010

Mallarmé'ye göre şiir, iki kelime arası “beyaz aralık”ta kurulur... Anlam, cümleyi öpene, o mimik ona verilene kadar... Doğru bir yerden konuşmak, sanırım bu da o “beyaz aralık”ta tutunan, inkişaf eden başka türlü bir hal, bir hassasiyet...

Temeli doğru bir yerden konuşmak, bunun tesisi için söyleyenin kendinden vazgeçmesi, doğruluk karşısında kendini feda etme ahlâkında olması şart... Aksi takdirde ne makul bir görüş, ne üstün bir ölçü, ne de güzel bir dünya ortaya çıkar... Her şey ilk elde, daha hakikate varmadan heba olur gider... Sartre bir yerde, Husserl ve Heidegger'i kıyaslayarak Heidegger'in betimlemeci olmadığını, meseleyi kaynağından eşeleyip kurduğunu söyler, benzetmeye kaçmadan... Bir şeyi, bir tarif dolayına sapmadan, doğrudan tanımla anlatmak mesele... Betimleyici olmak da yanlış değil... Sadece, ara bir basamak... 

Temeli doğru bir yerden konuşanlar veya meseleyi kaynağından konuşabilenler bizce hayatlarıyla konuşur, yaşadıklarının konuşturduğu öte bir anlamla... Falanca yazar için otururken, yemek yerken, gazete okurken, tramvaya binerken, denizi seyrederken, elinden bir şey düştüğünde onu eğilip alırken yazar; bir tek kâğıt karşısında, elinde kalem varken yazar değil; denmiş... Oysa zaten oraya kadar tanımı tarayarak gelir yazar; kalem ve kâğıt derdine düştüğünde hakikati tüketen tariflerin kıskacındadır... O kıskaca rağmen yazıyor olmak da o yaşamanın içindeyse, yazma eylemi anlamlıdır... Yazıda meseleden taklidi olanı arındırıp yazarken yaşıyor olmak; yaşarken bedeninle, halinle, duruşunla bir kalem olarak bir keyfiyeti yazmak... Heidegger bunu “varoluşun nasıl bir anlam olduğu değil, anlamın nasıl bir varoluş olduğu mesele” diye anlatıyor... “Dasein”; olduğu yerde olan şey veya anlamın yaşadığı beden...

Bir şeyden, bir halden, bir oluştan kendini ne kadar çıkarmak mümkün olursa, o şeyin zamana karşı dünyada kalan etkisi o kadar çok olur... Modern zamanlarda bu cüssede adam var mıdır, bunun keyfiyetini kurcalayıp bir estetik çatmak başka mesele... Ancak belki birkaç doğru yerden konuşma, doğru duruş örneğini kişilerden öte, sadece o zaman kesitine ait olarak göstermeyi deneyebiliriz... Muhammed Ali, tutuklanmayı göze alıp Vietnam için askere alınmayı reddederek bütün amerika'ya karşı “evde, sokakta düşmanım sizsiniz; otobüse binerken düşmanım sizsiniz... Vietnamlılar benim düşmanım olamaz...” diyebilmiştir... Keza Bruce Lee bir duruş sahibidir, bu duruşun ne kadar yer kapladığı başka mesele; ama o, hem amerikan ırkçılığıyla, hem tutucu çinlilerle mücadele etmiş bir kişilik... Dünyadaki etkisi de farklı olmuş... İsmi hâlâ bir çok çocuğun kulağına kazınmış durumda; ondan sonra dövüş bir sanat... Yumruk, tekme bir sanat... Felsefe eğitimi almış, Uzakdoğu bilgeliğiyle tanışmış ve bu iki hali harmanlamış; onun bir sözü var: “Bir dal parçası kırılır, etten kemikten bir şey zarar görür; ama su akar, bulunduğu kabın şeklini alır, ona uyum sağlar ve kırılmaz; o zaman mesele su olabilmekte, biz de su olalım(be water my friend)...” Japon yönetmen Kurosawa ise, sadece sinemayla ilgili kişiler tarafından bilinir; kendi tabiriyle hümanist bir sulu-gözdür; ama ölen ablası ardından söylediği şu söz çok güzeldir, çünkü ancak bir aşk iklimindeyseniz bu kelimeler sizden çıkar: “to rin tei ko şin nyo-içten kadın için şeftali ormanında doğruluğun güneş ışığı”... 

Son zamanların bir felsefe tekerlemesi var; “bu değil bu değil bu değil”; ama ne...  İşte bizim aradığımız tam olarak, Muhamed Ali değil, Bruce Lee değil, Kurosawa değil; ama belki “şeftali ormanında doğruluğun güneş ışığı” adına şiir soluğunda yürüyen, bu...


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henüz yorum bırakılmadı...
 
Tapdukun kapısında Bizim ... - Sayı 99
Kıyas ve gidişat... - Sayı 99
"Göklerle temasa geçmek"... - Sayı 99
Malcolm bir kere "Allah" ... - Sayı 99
Tüm Yazıları

Son Eklenen Yorumlardan
 Allah...... ...

 Allah dualarını kabul etsin. İki cihanda aziz ol. Selâmlar.... Ali ERDAL

 Allah kaleminize kelamınıza kuvvet versin hocam baki selam.... Faruk Aktı

 Mənə göstərdiyiniz diqqətə görə təşəkkür edir, sevgi və... Rafiq Oday

 Ellerin sağlıq kardeşim Rafiq Oday.... Nazim


ACIYORUM

Millet, Meclis’i seçiyor...

Meclis, millet namına kanun yapıyor...

Anayasa Mahkemesi de bu kanunları bozabiliyor...

 

Şimdi söyleyin:

Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletin mi?

Hâkimiyet kayıt ve şartla mı milletin?

Hâkimiyet kayıtsız şartsız Anayasa Mahkemesi’nin mi?

Hâkimiyet kayıt ve şartla Anayasa Mahkemesi’nin mi?..

(Kardelen; 13; Mart 1997)

 

ACIYORUM

Bir takım kimselerin, yetkilerini aşarak, kanun dışı teşkilâtlar kurduğu ve kanun dışı faaliyetlerde bulunduğu artık kimsenin yok diyemeyeceği bir gerçek halinde ortaya çıktı.

Bunlar, başlangıçta en azından, kanunların kötülerle ve kötülükle mücadelede yetersiz kaldığını düşünüyor.

Böyle örgütlere karşı çıkanlar da, gizli ve kanun dışı teşkilât kurulacağına falan falan kanunlara ve filân filân mekanizmalara dayanarak şöyle şöyle mücadele mümkündür, demiyorlar...

 

Öyleyse...

Ya bu ülkede kanunlar ve işleyen mekanizma yetersizdir... Ya devleti idare edenler...

Bu işin (ya)sı, (ma)sı yok... Hem kanunlar ve işleyen mekanizma, hem idareciler yetersiz...

(Kardelen; 13; Mart 1997)
66
Tevhid
"Tek"
Allaha inanıyoruz!
Ön söz, öz söz, s(öz)-II
Malcolm bir kere "Allah" derse...
"Tek"
Keşik çəkir
Ön söz, öz söz, s(öz)-II
Veliler ordusundan


Yavuz Sert - Röportaj - Bir Müslü...
Ali Erdal - "Tek"
Kadir Bayrak - Veliler ordusundan
Sinan Ayhan - Malcolm bir kere "Al...
Sinan Ayhan - "Göklerle temasa geç...
Sinan Ayhan - Kıyas ve gidişat
Sinan Ayhan - Tapdukun kapısında B...
Necip Fazıl Kısakürek - Tevhid
Necip Fazıl Kısakürek - İtikad ve İman
Bedran Yoldaş - İşte biz böyleyiz
Mustafa Kınıkoğlu - "O"
Fatma Pekşen - Çıtırtı - Ev yerleşi...
Ahmet Mahir Pekşen - Esmâ-ül Hüsnâ
Dergi Editörü - Allaha inanıyoruz!
Site Editörü - Doksan dokuzun berek...
Gönüldaş - Hem affet
Necdet Uçak - Omzumuzdaki melekler
Necdet Uçak - Kurân dağa inseydi
M. Nihat Malkoç - Buz tutmuş karanfill...
Hızır İrfan Önder - Şiire dair
Hızır İrfan Önder - Karabağ
Ayhan Aslan - Öfkezede
Mehmet Balcı - İnsan name
Mehmet Balcı - Köylüyüz
Muhsin Hamdi Alkış - Deliller
Kubilay Ertekin - İbâdetsiz inanç düşm...
Halis Arlıoğlu - Vefa
Ahmet Değirmenci - Keşmekeş
Oğuz Askan Kocagöz - Kıyam
Kürsü Kainatın Efendisi - “İmam-ı Kastalanîden...
Murat Yaramaz - Belgesel
Murat Yaramaz - Mâlik
Murat Yaramaz - Seni saymazsak
Kenan Aydınoğlu - Yoxdan var eylə...
Işın Erenoğlu Üstündağ - Tasavvuf
Rafiq Oday - Keşik çəkir
Rafiq Oday - Gözəl, nə ...
Ferhat Nitin - Fehrarengiz şeyler
Harun Ekici - Ekim
Hakan Karahan - Yunus Emre
Mehmet izzet Gülenler - Ön söz, öz söz, s(öz...
İsmail Güçtaş - Tertemiz
İsmail Güçtaş - Eşyanın dilinden red...
Recep Şen - Denizin şiiri
İlahə İmanova - Qıskanıram
Figen Ketenci Evren - Trakya kızı / Istıra...
Mevlüt Yavuz - Ayıramazlar
İbrahim İlyaslı - Məni bu qə...
Erkan Karakaya - Beni bul...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 5193760
 Bugün : 2007
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 459537
 Bugün : 40
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 108
 99. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 13
Son Güncellenme: 16 Ocak 2019
Künye | Abonelik | İletişim