Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     3756 kez okundu.     1 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

YUMURTA ve KÜHEYLÂN
Ali Erdal

  Sayı: 39 - Ocak / Mart 2003

Atasözü, “Bir tavuk yumurtlar, yedi mahalle duyar; ahırda cins küheylân doğar, kimsenin haberi olmaz!” diyor. Evet doğru, az sonra bir tavuğun yumurtlayacağını yedi mahallede duymayan kalmaz... Ama meydana gelen yumurta bir (çıt)la biter; en iyi akıbet, bir yiğide yemek olmaktır. Cılk olup çöplüğü boylama ihtimali de cabası... Küheylândan ise, ıstırabını çeken asil anne dışında kimsenin haberi olmaz; ama bir gün iyi yetiştirilirse yedi mahalleyi değil, yedi düvele, hattâ cihana şan olur... Hem de ömründen çok uzun bir zaman... Yumurta en fazla bir övünlük aş, küheylânsa hisseden, ağlayan, fedakârlık yapan, rüya gören yani uykusunda bile ayrı bir hayat yaşayan, “eşref-i mahlûkat”a en yakın hayvan; yiğidin sırdaşı... Köroğlu’nun dediği gibi:

“At yiğidin öz kardaşı!”

Benim memleketimde (Bilecik) bir mani şöyle başlar:

“Yumurtanın sarısı

Yere düştü yarısı...”

Yaygarayla gelenin akıbeti, işte bu kadar...

Küheylânsa, yiğitle beraber tarihe geçer... Hattâ, Köroğlu’nun kendisi değil de,

“Atlaslarla donatayım yolunu,

Altınlardan edeyim nalını,

Üç güzele dokutayım çulunu...

Elma gözlü, kız perçemli Kıratım!...”

Ve

“Canım Kırat, gözüm Kırat!”

Diyerek yücelttiği atı: “ab-ı hayatı” (ölümsüzlük suyunu) içmiştir... O nihayet bir efsane mi diyeceksiniz? Evet, ama küheylânın insan gözünde, yani Allah’ın yeryüzündeki halifesi nazarında nelere lâyık görüldüğünü olsun göstermez mi?

Tek başına, fethi müjdelenen şehri fethe kalkan kahramanı... Şuna bakın, öyle inanıyor Kur'ân müjdeye, tek başına bile müjdenin gerçekleşmesini mümkün görüyor. Böyle cesur ve gözükara yiğidi, Battal Gazi’yi; atı Aşkar’dan söz etmeden anlatabilir misiniz? Yok böyle hikâyelere karnımız tok diyor, masalda da tavus kuşu yumurtasının yüceltildiğini söyleyip ille de elle tutulur (somut) kimsenin itiraz edemeyeceği bir değer isteyecekseniz, ağızların suyunu akıtan arabalardan fazla değer taşıyan asil yarış atlarını gösterebiliriz. Sadece bizde değil, bütün dünyada böyle... At yaratıldığından beri... İnsanlığın Ufku’nun (sav) diliyle övülmüş:

“Zafer atların alınlarına nakşedilmiştir.”...

At tabloları galeriler doldurur. Kahramanlar at üzerinde resmedilir... İnsan, en üstün sanatla, şiirle ifade etmiş onu... Hakkında yazılmış şiirler, her dilde antolojiler doldurur. Atasözümüz, “At bir gün için (beslenir)...” demiştir. Atlar yılda kaç yarışa katılabilir ki...

Demek asıl değer, yaygara koparanlarda değilmiş. Gerçek değer; yaygarayla, şamatayla, tantanayla gelmiyormuş... “Kuvvet mahcuptur!” diyen Avrupalı fikir adamı haklı imiş. Şirretlik, bir zaman için hakkı olmayan bir yeri işgal edebilir, bazı zihinleri kandırarak istilâ edebilir; ama eninde sonunda lâyığını bulur. Gerçek değer, zor anlaşılsa da bir gün kafaları ve gönülleri fetheder... Atasözümüzün dediği gibi, “Doğru sallanır ama yıkılmaz”.

İlk insan ve Peygamber’le başlayan İlâhî Tez’e (vahye) karşı nefsin alternatif olarak ortaya attığı fikirler, düşünceler, inanışlar, aldatıcı tantanalı reklâmlara, şaşırtıcı, zihin karıştırıcı yaygaralara, haksız iddialara, ahmak şişinmelere rağmen tarih içinde birer çakımlık kibrit misali yanıp söndüler. Küheylân fikir ve iman manzumesi ise yaşıyor. İlk insan ve Peygamber’den beri... Küfür safındaysa her devirde ayrı bir çakıntı... Firavun ve Nemrut gibi bugünlere ismi kalanlarsa zulüm timsali olarak anıldı. İnsanlık ne kazandı ise imandan kazandı, küfürden günümüze sadece zulüm timsalleri kaldı...

“Allah’a inananlar devletler, imparatorluklar kurdular; sadece insana değil cine, dağa-taşa, kurda-kuşa ota, ağaca; yani her şeye ‘Allah’ın halifesi’ olmak hakkıyla hâkim oldular.

Allah’a inanmanın; bağlıları, devlet adamları, âlimleri, uzmanları, sanatkârları, velileri, sevdalıları, divaneleri, meczupları, mensupları, halkı, tebaası oldu... Tarih sayfaları şahittir... Hattâ tarih bu sayede yazıldı; ilim, teknik, sanat, kültür, medeniyet bu sayede doğdu; her sahada gelişme bu sayede oldu.

Küfürse; sadece fert seviyesinde kaldı. Fert seviyesinde ve muteriz... Sadece muteriz... Hakka!.. Hiçbir zaman devlet olamadı. Halkı ve tebaası hiç olamadı. Kâfir devlet adamı, kâfir âlim, kâfir uzman, kâfir sanatkâr, kâfir teknik eleman, kâfir sıradan fert görüldü; fakat küfür sanatı, küfür edebiyatı, küfür idaresi, küfür kültürü, küfür tekniği, küfür devlet idaresi ve küfür kamuoyu olmadı. Küfür mayalaşamadı, ekolleşemedi. Sanatın, edebiyatın ve tekniğin –hak olmadığı halde- küfür için kullanılması ve bunların küfrün malı imiş gibi gösterilmesi de küfrün ayrı bir haksızlığı zulmü...

Küfür, ferdi aşamadı dedik... Hattâ, hakiki mânâda ferdi bile kazanamadı. Bunun için de değil velileri, sevdalıları, divaneleri ve dedikleri olmak... sıradan bir ferdi bile olamadı. Öyle görünmekte fayda umanları oldu. Kendisini tanrılaştıran günün despotu karşısında günübirlik çıkarlar için öyle görünenler oldu... Ancak küfür inadının delileri görüldü. Onlar bile küfrün delileri değil, küfür inadının delileri...” (Günümüze ne kaldı?; Yeni bir diyalektik).

Bunun için küheylân fikir, kafaları ve gönülleri fethedebilir ve bunun içindir ki küheylân fikrin kahramanları FATİHtir!.. Zaman ve mekân onların müktesep hakkıdır. O’nun dışındaki fikirler, inanışlar ve düşüncelerse, şirretlikle kıza bir zamanda bir mekânı işgal ederler... Onun için İSTİLÂCIdırlar.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen : fahriye    20.11.2010
Yorum : ali amca ben küreden fahriye çok güzel okudum atasözü çok hoştu





 
İnternete, kulak versek... - Sayı 98
Türk teşkilâtlanma kabili... - Sayı 97
Kudüs... - Sayı 96
Tasavvuf ve cemiyet... - Sayı 95
Tüm Yazıları

Gelecek sayı konusu (98): İNTERNET


Son Eklenen Yorumlardan
 Fıtratımız gereği aslolana yöneliriz. Ne kadar doğru bir söz. Şüphe yok ki tebaa da fıtratı gereği a... Tebaa

 Çok teşekkürler proje ödevime çok yardımcı oldunuz.... Emine

 İnsan düşündüğü için değil sadece, bunun ötesinde öteleri merak ettiği ve her şeyin künhünü kurcalad... Sinan AYHAN

 Soru: "YouTube", "twitter", "Facebook", "instagram" gibi başlıkların altına listelenen kullanıcılar ... Sinan AYHAN

 Yazar hakkında minik bir araştırma yaptım su an yazmıyor ve bir yerde okudum bu yazıları lisedeyken ... Halil Aktan


Batılı düşünürler-Tolstoy ve niceleri gibi-mutlak olan bir şeyin olması gerektiğini gayet tabi bir şekilde fark edebiliyorlar. Ama bizim aydınımız (bulundukları yere nasıl geldikleri malum); bırakınız ülkenin dünya üzerindeki sorumluluğunu fark etmeyi, düşünmesi gereken bir beyinlerinin olduğunun bile farkında değiller. Ülkemizde, he sahada yaşanan boşluğu daha başka nasıl açıklayabiliriz?
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Makine
İnternete, kulak versek
Son ve tek kıvılcım
Bilgelik çağına doğru
Ağır kefe, baskın tarafı keşif
Makine
Mevlid
Ady; Sen, Ben, O...
İnternete, kulak versek
Alın teri


Ali Erdal - İnternete, kulak ver...
Kadir Bayrak - Tarihin eşiğinde...
Sinan Ayhan - İnternet rüya mı, kâ...
Sinan Ayhan - Dijital (Hermeneutik...
Sinan Ayhan - Hamletten (internet)...
Sinan Ayhan - Yazarlık, Mezarlık v...
Necip Fazıl Kısakürek - Makine
Özgür Alkan Alkış - Bilgelik çağına doğr...
Dergi Editörü - Son ve tek kıvılcım
Site Editörü - İnternetin fâsık hab...
Mehmet Hasret - Ağır kefe, baskın ta...
Acıyorum - Acıyorum
Necdet Uçak - Mezar
Necdet Uçak - Ebrehe ve ebabil kuş...
Necdet Uçak - Kürşad
M. Nihat Malkoç - İnternet kumarhane o...
Hızır İrfan Önder - Nerdesin?
Olgun Albayrak - Dervişane
Olgun Albayrak - Millet destanı
Mehmet Balcı - Zamanla
Mehmet Balcı - Kızım
Ahmet Çelebi - Meçhul sevgililer
Ahmet Çelebi - İçimdeki sesler
Gelecek sayı konusu - Gelecek sayı konusu
Av. Mustafa Büyükgüner - Onuncu gün
Muhsin Hamdi Alkış - Sanal âlem mi?
Kubilay Ertekin - Doğum ve sonrası
Halis Arlıoğlu - Hicran
Halis Arlıoğlu - Bir başka açıdan yör...
Ahmet Değirmenci - Buhranların çocuğu
Ahmet Değirmenci - Dinlediğim türküler
Büşra Doğramacı - Çağın bilinçsiz hare...
Bahadır Kaya - 98.sayı medya sepeti
Kürsü Kainatın Efendisi - Kürsü
Hüseyin Selçuk Bozkurt - Sırf gece
Murat Yaramaz - İnternet hayatımız, ...
Murat Yaramaz - Yalnız sen, yalnız b...
Murat Yaramaz - Mevlid
Murat Yaramaz - Masal
Murat Yaramaz - 98.sayı mizah köşesi
Kenan Aydınoğlu - Əlliyə çat...
Ahmet Yalçınkaya - Tuş üstünde savrulan
Kamran Murquzov - Hakdan gelen haber i...
Yarının Büyüklerine Sorduk - Yarının Büyüklerine ...
Mehmet izzet Gülenler - Ön söz, Öz Söz, S(öz...
Güldərən VƏLİYEVA - QORXURAM
İsmail Güçtaş - İhtiyar çınar
İsmail Güçtaş - Alın teri
Əkbər QOŞALI - MƏN HƏL...
Mehmet Şerif Cebe - Bir an dicleyle
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 4916374
 Bugün : 1020
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 452329
 Bugün : 25
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 108
 98. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 13
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncellenme: 30 Ekim 2018
Künye | Abonelik | İletişim