"Beyaz perde"yi ilk defa, ilkokul çağında gördüm... Köye gelen "sinemacı" bir yumurta karşılığında bu tarihî ilki gerçekleştirdi. Siyah perdelerle karartılmış odada, burnumuzun dibindeki bir metrekarelik "beyaz perde" üzerinde birtakım insanlar geldiler gittiler, koştular dinlendiler... Görüntüdekiler birbirleriyle konuştu ama sesleri bize gelmedi. Sinema makinesinin manivelâsını eliyle döndürerek görüntüyü sağlayan "sinemacı", neler konuşulduğunu da aklınca bize anlattı. Hareketi sağlamakla yetinmeyip bilemeyeceği âleme ait lâflar etmesine rağmen, böyle bir imkânı köyümüze kadar getirdiği için ona minnettar olmuştum.
Ortaöğretim çağlarında öğrendik ki hareket algısını, birbirinin devamı film karelerinin arka arkaya geçişi sağlıyormuş. Beyaz kartonun bir yüzüne sağ, diğer yüzüne sol adımını atmış bir insan çizip, yanlara bağladıkları iplerle kartonun iki tarafını arka arkaya göstererek, yürüyen insan görüntüsü ortaya çıkaran arkadaşlarımız bunu ispat etti. Bir yüzüne adamın ilerisinde, diğer yüzüne gerisinde birer ağaç çizerek, görüntüyü daha inandırıcı hale getirenler de oldu.
Siyah beyaz ve sessizden, sesli, renkli ve boyutlu görüntülere, silik ve karıncalıdan "ayna gibiye" doğru baş döndürücü gelişmeye ve her yeni icada kendisini kabul ettirmesine rağmen "beyaz perde"nin özü bu hareket algısı... Daha doğrusu yanılgısı... Sadece arka arkaya fotoğraflar geçiyor, o kadar... İmam-ı Azam'ın buyurduğu gibi "Her şey bir'den ibaret"... Bir parti genel başkanını "sahne-yi siyaset"ten uzaklaştıran "kaset olayında" gördük ki gerçeğin ortaya çıkması her film karesinin tek tek incelenmesi ile mümkün... Hareket değil, birbirinin devamı farklı film kareleri var ve "beyaz perde" üzerinde bir "HAYAT" yok. Biz büyük bir yanılgı içindeyiz...
Başyücelik emirleri – SİNEMA Necip Fazıl Kısakürek
Bundan böyle sinema, yerli ve ecnebi bütün nevîleriyle kat’î devlet murakabesi altına geçecektir.
Batı dünyasının, hain bir ticaret gayesiyle bütün tefessüh mikroplarını, en kesif mikyasta, çerçeve çerçeve, bir film kordelâsının içine yerleştirilmiş olarak cihana yayan ve tek çerçevesi atom bombasından daha tehlikeli olan cinayet, hırsızlık, rezalet, fuhuş, macera ve başıboşluk filmleri kat’î olarak yasaktır.
Derginiz 19 YAŞINDA Dergi Editörü
Köklü medeniyetimizin halkta tecelli eden ve nesilden nesile aktarılan yüzü bizim kuşağa yeteri kadar intikal edemedi. Kahramanlarımızı konu alan hikâyeleri, masalları, efsaneleri dededen, nineden, babadan, anneden dinlemek varken ancak okuma merakı olanlar kitap sayfalarından öğrendi.
Sitede Kimler Var? Site Editörü
Ev taşımak, insan psikolojisini ölümden sonra en çok etkileyen olayların başında geliyormuş. Babamın memuriyeti sebebi ile çok olmasa da, biz de birkaç kez adres değiştirdik. Gerçekten yerinde bir tespit... İnternet sitelerinin de adresleri vardır. Örneğin www.kardelendergisi.com, dergimizin internet adresi. İnternet tarayıcılarınızda bu adresi yazdığınızda, bilgisayarınız bu sitenin gerçek adresini...
Türkiye, Ergenlik Çağını Mı Yaşıyor? Av.Mustafa Büyükgüner
İnsanlar doğar, ergenlik çağından geçerek büyür, olgunluk dönemini geçirirler. Sadece insanlar mı, yeryüzündeki bütün canlılar bu evrelerden geçiyorlar. Ama insanınki farklı... İnsana verilen irade ile iyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan ayırt etme yeteneğine sahip olması, hayatının belli basamaklarını teşkil eden bu dönemlerde karakterinin gelişimini de etkilemekte... İradeye sahip olmanın elbet böyle küçük külfetleri de olacak. İnsan karakterinin daha anne karnındayken oluşmaya başladığını ve bebeğin yaşını tamamladığında neredeyse karakterinin tamamının oluştuğunu bilim adamları söylemekte.
Olaylara Bakış - Mavi Marmara> Av.Kadir Bayrak
Siyasetçinin iki gömleği olur; biri bayramlık, biri idamlık... Devlet televizyonu tarafından hazırlanan ve rahmetli Adnan Menderes’i anlatan “Ali Adnan: Başvekil” belgeseliyle ilgili haberi izlerken kulağıma çalındı bu tanıdık cümle. Aynı gün özel bir televizyon kanalının haber bülteninde ise başbakana suikast ihbarı olduğu, bu sebeple yakın korumalarının sayısının arttırıldığı söyleniyordu. Cuma namazı çıkışında görüntülenen başbakanın etrafında onlarca koruma, eli silahlı yüzlerce resmi kıyafetli polis, kameraların tespit edemediği bir o kadar da sivil polis... Siyaset zor zanaat.
Hükümetin değişim açılımını net olarak bilen varsa beri gelsin. Başbakan açılım toplantıları yapıyor. Bir gün sanatçılarla, bir gün roman vatandaşlarla, bir başka gün başka bir kesimle görüşüyor. Konuşmalarında "neye malolursa olsun, değişimden vazgeçmeyeceğiz" diyor. Ama dikkat ediyoruz, net olarak değişimin ne olduğunu dile getirmiyor!
Müziğimiz ve Yozlaşan Sanay Anlayışı Turgay Ertem
Çok derin ve köklü bir müzik kültürüne sahibiz. Orta Asya'dan getirdiğimiz sazlara yenileri eklenmiş, tabiî seslerle müzik yapan müzisyenler yetişmiş. Dünyaya orkestrayı mehterle tanıtmışız. Ama son yüzyılda müzikte ve diğer hemen her konuda taklit ve bozulma batağına saplanmışız.
Araf: Savaş her Zerrenin Gövdesinden Başlar, Ya ebedi Öleceksin, Ya yalnız Dirilenlerden Olacaksın Sinan Ayhan
Kuzgun renkli gök kitabelerini temizleyecek bir yazıdır; gümüşi bulutların çehresinde seğiren ve yere inen atlas... küfe karşı filiz, pusa karşı billur olma halveti... kılıç ve kaftandır, iç organları çoşkun acıların; üç kuşun dağılmış parçalarından doğan güneş, güneşin el yordamıyla birleştirdiği kanatlar; kırlangıç, ebabil, insanın iç kuşamına dahil bıldırcın sürüleri mi bu, göğün redif çeken, rölyefli flüt parmaklarında gezinenler...
Kimler CENNET’E girecektir İbrahim Buğalı
Sûre-i Ali İmran ayet 133: “Ve rabbinizden bir mağfirete ve eni gökler ile yer genişliğinde olan bir cennete koşunuz ki, muttakiler için hazırlanmıştır.”
Bütün mahlûkatı hiç yoktan yaratan Allahü Teâlâ, dünyanın ve âhiretin saadetini emirlerine itaat etmeye bağlamıştır. Elbette cennete imanı olanlar, cehenneme de imanı olmayanlar girecektir. Sekiz cennet ve yedi cehennem el'an mevcuttur. Cennete kimler girecektir, onların vasıflarını açıklamaya çalışacağız.
Giriş: “Evin içinden Meseleler”
Kuram denilen şey, başımıza açılan bir dert midir; yoksa bizi dertten kurtarmak için önümüze tutulacak ışığın kaynağı mıdır..? Kuram sözcüğü, insanları korkutur bir nesne olmuştur çoğunlukla; üstelik bu korkunun gerekçeleri de ortada yoktur… Bu bağlamda birçok sosyoloji kuramı da, herhangi bir zekâ pırıltısından uzak, tavsamış veya bir anlam olmak için bütün temellerden yoksunmuş gibi gelir bize...
Dağarcık Wislawa Szymborska Türkçe Söyleyen: Sinan AYHAN
“polonya, polanya mı; korkunç soğuktur, değil mi, orası şimdi” diye sordu ve sızlandı madam; en bilgi dolu halinden ülkelerin, bir şey sorulduğunda, iklimdir son kapısını açan bilinmezin, madem iklimdir dağarcık ve sihir; o halde onunki soğuklukta kadim, ama yangın yeri gibi çarpan bir kalptir: “polanya, polanya mı; orası nasıl bir iklimdir, kim bilebilir, kim bilir...”
Sizce her şeyi yerli yerine oturtacak bir anayasanın hazırlanması için şartlar oluştu mu?
Hayır
34.0%
Evet
30.8%
Pekâlâ, hazırlanır ve taslak da halka sunulur, halkoylaması yapılır.
24.3%
Halk oylaması yapılsın
10.9%
Toplam Oy: 412
Daha önce oy kullandınız
Hislerin hissizleştiği noktada, onlarda kalan aklın varlığını sürdürebilmek için o noktaya varışın yaratıcısını bile inkâr edebilecek kadar “bencil”leşmesine kılıflar uydurarak (bunu) üstünlükmüş gibi gösterenleri iyi tanımak gerekir.