"HAYAL" ve "HAKİKAT" Ali Erdal "Beyaz perde"yi ilk defa, ilkokul çağında gördüm... Köye gelen "sinemacı" bir yumurta karşılığında bu tarihî ilki gerçekleştirdi. Siyah perdelerle karartılmış odada, burnumuzun dibindeki bir metrekarelik "beyaz perde" üzerinde birtakım insanlar geldiler gittiler, koştular dinlendiler... Görüntüdekiler birbirleriyle konuştu ama sesleri bize gelmedi. Sinema makinesinin manivelâsını eliyle döndürerek görüntüyü sağlayan "sinemacı", neler konuşulduğunu da aklınca bize anlattı. Hareketi sağlamakla yetinmeyip bilemeyeceği âleme ait lâflar etmesine rağmen, böyle bir imkânı köyümüze kadar getirdiği için ona minnettar olmuştum. Devamı için tıklayın | OLAYLARA BAKIŞ Kadir Bayrak
MAVİ MARMARA
Ne acıdır ki, bir zamanların mazlum milleti Yahudiler, bugün zalimlikte sınır tanımaz hale geldi.
İnsanî Yardım Vakfı'nın "Rotamız Filistin, yükümüz insanî yardım" sloganıyla, Filistin'in Gazze şehrine yardım götüren filosuna, İsrail tarafından uluslar arası sularda düzenlenen saldırıda 9 Türk vatandaşı şehit edildi.
Devamı için tıklayın | Başyücelik emirleri – SİNEMA Necip Fazıl Kısakürek
Bundan böyle sinema, yerli ve ecnebi bütün nevîleriyle kat’î devlet murakabesi altına geçecektir.
Batı dünyasının, hain bir ticaret gayesiyle bütün tefessüh mikroplarını, en kesif mikyasta, çerçeve çerçeve, bir film kordelâsının içine yerleştirilmiş olarak cihana yayan ve tek çerçevesi atom bombasından daha tehlikeli olan cinayet, hırsızlık, rezalet, fuhuş, macera ve başıboşluk filmleri kat’î olarak yasaktır. Devamı için tıklayın | Müziğimiz ve YOZLAŞAN SANAT ANLAYIŞI Turgay Ertem Çok derin ve köklü bir müzik kültürüne sahibiz. Orta Asya'dan getirdiğimiz sazlara yenileri eklenmiş, tabiî seslerle müzik yapan müzisyenler yetişmiş. Dünyaya orkestrayı mehterle tanıtmışız. Ama son yüzyılda müzikte ve diğer hemen her konuda taklit ve bozulma batağına saplanmışız. Devamı için tıklayın | MİSTİK BİR DAĞCILIK HİKÂYESİ Mücahit Koca
Dağ, bende kendimi bildim bileli önemli bir yer tutar. Yedi yaşına kadar bir orman köyünde yaşamış olmamın bunda etkisi olduğunu hep düşünmüşümdür. Kirmasti Deresi'nin ılık ve bulanık sularından, Çatalca Dağları'nın nefes açan bol oksijeninden aldığım şey; bana dağ aşısı gibi gelirdi.
Dedemle sabahladığım harmanda uzaklardan gelen kaval sesini ninni gibi dinlemelerim, çoban ateşlerini karanlık gökyüzünün yıldızları gibi arkadaş edinmelerim de o gün bugündür bende dağda tutunduğum bir el gibi kalmıştı.
Devamı için tıklayın | Derginiz 19 YAŞINDA Dergi Editörü Köklü medeniyetimizin halkta tecelli eden ve nesilden nesile aktarılan yüzü bizim kuşağa yeteri kadar intikal edemedi. Kahramanlarımızı konu alan hikâyeleri, masalları, efsaneleri dededen, nineden, babadan, anneden dinlemek varken ancak okuma merakı olanlar kitap sayfalarından öğrendi. Bunda bizden önceki neslin geçmişle bağlarının koparılması, yetişme tarzı, köyden şehre göçle başlayan kültürüne yabancılaşma eğilimi, eğitim seviyesi etkili oldu, muhakkak. Devamı için tıklayın | SİTEDE KİMLER VAR? Site Editörü
Ev taşımak, insan psikolojisini ölümden sonra en çok etkileyen olayların başında geliyormuş. Babamın memuriyeti sebebi ile çok olmasa da, biz de birkaç kez adres değiştirdik. Gerçekten yerinde bir tespit…
İnternet sitelerinin de adresleri vardır. Örneğin www.kardelendergisi.com, dergimizin internet adresi. İnternet tarayıcılarınızda bu adresi yazdığınızda, bilgisayarınız bu sitenin gerçek adresini sorguluyor ve o adrese gidiyor.
Devamı için tıklayın | ÂLEME NİZAM VERMEK Hidayet Diler
Bu dünyanın nizamını elbette Yaradan programladı. Allah, böceğinden çiçeğine, sineğinden kartalına, toprağına suyuna muhteşem bir denge ve hayatiyet kazandırmış, hiçbir şeyi sebepsiz yaratmamıştır. Yarattığı her şeyi de insanın hizmetine vermiştir.
İnsanoğlu, kâinatın bu ilâhî ahengine ne kadar uygun hareket ederse, yaradılış şeklini bozmadan dünyanın nimetlerinden ne kadar güzel yararlanırsa, dünya o kadar yaşanır bir yer olacaktır. İnsanın eşyaya bakışı yaradılışa uygun olmalıdır. Aksi halde düzensizlik ve haksızlıklar artar. Yaradılışa uygun olmayan her iş, her hamle düzeni bozar ve zulüm olarak adlandırılır. Yani taşı konması gereken yere koymayan zulüm yapmış olur. Söylenmesi gerekeni söylemeyen de... Devamı için tıklayın | TÜRKİYE, ERGENLİK ÇAĞINI MI YAŞIYOR? Mustafa Büyükgüner İnsanlar doğar, ergenlik çağından geçerek büyür, olgunluk dönemini geçirirler. Sadece insanlar mı, yeryüzündeki bütün canlılar bu evrelerden geçiyorlar. Ama insanınki farklı... İnsana verilen irade ile iyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan ayırt etme yeteneğine sahip olması, hayatının belli basamaklarını teşkil eden bu dönemlerde karakterinin gelişimini de etkilemekte... İradeye sahip olmanın elbet böyle küçük külfetleri de olacak. Devamı için tıklayın | HAİNLER ve GERÇEK KIZILLAR Hüseyin Kete
Sultan 2. Aldülhamid Han'ın reddettiği serveti, devleti rahatlatma fırsatını kim reddedebilir? Ve ne uğruna üstelik bu yapılabilir?
Lâik ve Atatürk'çü düşünce temelinde taviz vermeden yürütülen sistemin savunucuları buna cesaret edebilir mi?
Yahudiler Filistinde bir karış toprak uğruna 2. Abdülhamid'e milyonlarca altın ile devletin tüm dış borçlarını silmeyi teklif edince, Ulu Hakan tereddütsüzce hepsini elinin tersiyle itmiştir. Buna mukabil mükâfatı ne olmuştur? Kendisine "Hain" "Kızıl Sultan" ve daha nice iftiralar!.. Devamı için tıklayın | GÜZEL ve GÜZELLİK ÜSTÜNE Hızır İrfan Önder
Derleyen: Hızır İrfan ÖNDER
•Güzellik sevgi ve şefkatle başlar.
•Yüksek bir dağa çıkmak güçlüğünden kaçınırsanız, güzellikleri tam göremezsiniz.
•Güzellik, altından daha çok hırsız çağırır.
(Shakespeare)
•Çirkinliğin güzellikten üstün olduğu tek yön vardır: Kalıcılık.
(Daniel Mussy)
•Çirkin kadına güzelsin demek, ona bir hazine bağışlamaktır.
(Rıfat Necdet Evrimer)
•Güzellik ona sahip olanı değil, onu sevebilen ve onu baş tacı edinebilen kişiyi mutlu kılar.
(Hermann Hesse) Devamı için tıklayın | HANGİ ÇAĞDA YAŞIYORUZ Olgun Albayrak
Günümüzde yaşayıp da, "Hangi çağda yaşıyorsun?" gibisinden bazen sitem, bazen tahkir, bazense tehdit içeren sözleri duymayan yoktur herhalde... Gerek evrensel, gerek toplumsal ölçekte ve gerekse daha küçük cemiyetlerde bu mealdeki sözlerle bir toplum, içindeki bazı unsurları rahatlıkla çağ dışı ilân edebilmektedir. Bunun mânâsı şu değil midir: "İnsan kardeşim, sen ruhun ve bedeninle bu dünyaya (zamana) ayak uyduramıyorsun. Bu benim hayat ve kafa konforumu rahatsız ediyor, hattâ tehdit bile ediyor."
Bu mânâda, her toplumda kendini çağın çocuğu, lâyığı ve sözcüsü ilân edenler var diyebiliriz. Devamı için tıklayın | DEĞİŞİM, DEĞİŞİMİ BİTİRDİ Hikmet Öztürk Hükümetin değişim açılımını net olarak bilen varsa beri gelsin. Başbakan açılım toplantıları yapıyor. Bir gün sanatçılarla, bir gün roman vatandaşlarla, bir başka gün başka bir kesimle görüşüyor. Konuşmalarında "neye malolursa olsun, değişimden vazgeçmeyeceğiz" diyor. Ama dikkat ediyoruz, net olarak değişimin ne olduğunu dile getirmiyor! Bir vatandaş olarak, hükümetin ne yapmak istediğini, açılımdan neyi kastettiğini bilmeye hakkımız yok mu? Belki iyi şeyler plânlanıyor, belki de ülkenin önünü açacak, topluma huzur ve refah getirecek değişim amaçlanıyor. Ancak, ortada netlik olmadığı için vatandaş da tedirgin. Hele, son günlerde terör olaylarındaki artış, Hükümetin ve askerin çaresiz görüntüleri, toplumu karamsarlığa itmektedir. 3 aylık eğitim gördükten sonra teröriste kalkan edilen fidanlarımızın şahadeti hepimizi derinden üzmektedir. Yıllardır, yazar, çizer pek çok insan bunu yüksek sesle dillendirdiği halde, terörle mücadelede değişim yapılmaması Hükümetin zaafıdır. Teröristin nişangâhı halindeki karakollar kaldırılmalı, çadırlarda ve seyyar konaklayan, iyi eğitim almış komandolar, sınır boyunca yayılmalı, teröriste, onların anlayacağı gibi mücadele edecek sistem getirilmelidir. Değişimin, önce terörle mücadelede yapılması zarureti vardır. Değişimin nerelerde olacağı, öncelikleri ve detayları belirlenmediği için Hükümet bir açmazın içine girmiştir. Devamı için tıklayın | 20. Asrın "Çile" Harmanı Üstad Necip Fazıl Kısakürek İktibas
(Dr. Mehmet Güneş;Altınoluk, Mayıs 2010, Sayı: 291)
O Türkçe'yi emsâlsiz bir mahâretle kullanan, kelimeleri bir kuyumcu titizliliğiyle işleyip taçlandıran, infilâk hâlindeki yanardağlar gibi için için yanan, rûhu fırtınalı ummanlar gibi dalgalanan, engin muhayyilesiyle has şiirin şafağına dayanan ve "her mısraı bir şiir mecmuası" olan "Şâirler Sultânı"ydı...
O, çölleşen fikir dünyamıza düşünceleriyle hayat veren, kandilleri sönmeye yüz tutmuş bir kubbenin rûhunu kalemiyle ateşleyen, kendimize ait mukaddes rüyâları görmemiz için "küllî bir tefekkür şuuru" oluşturmayı hedefleyen ve yeniden câmi merkezli bir medeniyet inşâ etmeyi gâye edinen eşsiz bir mütefekkirdi... Devamı için tıklayın | |
|