Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
İnternete, kulak versek
Ali Erdal

YARATICI ve İNSAN

Her şeyi (vardan değil) yoktan var eden Kâmil Kudret; her mahlûkuna had tayin etmiş, sınır çizmiş… Işıkla, sesle, renkle, zamanla, gıda ile, dozla, görülmeyle, görmeyle, duymayla, hislerle, içgüdülerle, ölümle, miktarla, soğuk ve sıcakla, iklimle, mesafe ile eşya ile vesaire… Her türe kendine has yaşama şartları… “Şüphesiz Biz her şeyi bir ölçüye göre yaratmışızdır.” (Kamer; 49).

Meselâ ışık… Ne büyük nimet… Görmeyi sağlıyor… Ama belli bir volttan sonrası karanlık tesiri yapıyor. Halbuki biz, daha fazla ışık, daha iyi görmek diye düşünürüz. Belli bir volttan sonrası, daha iyi görmeyi sağlaması bir yana geçici körlük yapıyor. Haddini aşmış ışığa bakmakta ısrar eden, gözünden olur. Demek ki “El Muktedir” aynı şeyle hem görme nimeti veriyor hem sınır çiziyor… Dilediği gibi tasarruf eden ve her şeyi kolayca yaratan… Kudretine nihayet olmayan… Demek ki bir şey, şartlara göre hem fayda, hem zarar olabiliyor.

Sınırlama, her varlığa ve ayrı ayrı… Biz önümüzde belli bir açıyı görebilirken, bukalemun 360 dereceyi kontrol edebiliyor. Üstelik bunu iki gözü ile ayrı ayrı yapabiliyor… Bize uzaktaki eşya küçük görünüyor, kartal yükseklerden yerdeki istediği noktayı zum yaparak daha büyük ve net görüyor, yılan 2 metre ötesini göremiyor, üstelik sağır da... Köpek bizim duymadığımız sesleri duyuyor; koku üstünlüklerinin ne kadar faydalı olduğunu haberlerde görüyoruz, duyuyoruz. Soğuk da, belli bir dereceden sonra hissedilmiyor; ama şiddeti artınca hayatı sona erdiriyor. Ateş sayesinde sıcak yemek yiyebiliriz; ama kontrolden çıkan ateş, her şeyi kömür ediyor, ormanları kül haline getiriyor. Aynı maddenin farklı dozları, birbiri ile alâkasız tesirler meydana getiriyor. Kopya yok, tekrar yok; her yaratması orijinal. “Es Samed”… Hiçbir şeye muhtaç olmayan ama herkesin muhtaç olduğu Kâmil Kudret; İmam-ı Rabbânî'nin buyurduğu gibi, kanununu koymuş: 

“HADDİNİ AŞAN ZIDDINA DÖNER!”…

Devamı için tıklayın
Tarihin eşiğinde...
Kadir Bayrak

Rahmetlik dedeme dair hiçbir hatıram yok. Mekânı cennet olsun, doğumumdan yıllar önce ahirete göç etmiş. Şimdi e devlet’ten geçmişimizi öğrenme imkânı var ya açıp baktık. Çektikleri çileler rahmete vesile olsun, 93 Harbi’nden sonra emsalleri gibi Balkanlardaki Türk yurdunu bırakıp kendisine gösterilen Anadolu toprağına; Bilecik’in Pazarcık ilçesinin Esemen Köyü’ne yerleştirilmiş. 7 çocukla ekmiş biçmiş, afedersiniz büyük baş, küçükbaş hayvan bakmış, ömrünü tüketmiş. Suyu çeşmeden taşımış, son anına kadar elektriği bilmemiş…

Devamı için tıklayın
İnternet rüya mı, kâbus mu..?
Sinan Ayhan

FELÂKETİN KAPISINI ARALAYAN EL

İnternet ve kapitalizm iki, iç içe döngü haline geldi ve aynı zamanda bütün insanlık üzerine tasarlanmış (matruşka)dan kötü niyetleri modern zihinlerde besleyen, çağın iki uç noktası oldu… Ve sonuçta, sadece endüstri hammaddesine dönüşen maddî, manevî her şey…

Çokluk, haysiyete galip geldi…

Adorno’nun 1936 yılında Walter Benjamin’e yazdığı mektupta geçen ifadeler…

Devamı için tıklayın
Dijital (Hermeneutik-Yorumbilim) ve İnternet Rafeal CAPURRO nun Makalesinden Alıntılar...
Sinan Ayhan

Günümüz toplumlarında; siyasî, hukukî, askerî, kültürel ve ekonomik sistemleri, dijital iletişim ve bilgi ağlarına bağlayan insanî kararlar arasındaki kopukluklar, üstesinden gelinemeyecek sorunları da beraberinde getirmiştir. Belki de bu durum, yorumlama ve iletişim meseleleriyle ilgili felsefî bir teorisi olan (hermeneutiğin-yorumbilimin), yirminci yüzyılda, insanlığın metodolojisi ve insan varoluşunu anlama noktasında, neden ona karşı akademik ilgisini yitirdiğinin bir delili olmuştur. Santiago Zabala, “Modernitenin Sonu” adlı kitabında; felsefî hermeneutiğin kurucu babası Hans-Georg Gadamer'ı ölçü alan Vattimo'dan şu cümleleri aktarıyor:

Devamı için tıklayın
Hamletten (internet)e ulvi bir yol
Sinan Ayhan

(...) Kalpten kalbe bir yol, cevherimiz bu... Dalgalar üstünde gövde olan, mesafeler aşan ve muhabbete eren şey; çöle dudak olan, çöl ikliminde denizler içen... Kalbten kalbe bir yol var, evet, ama bu derin damar üzerinde muhabbetimiz kim ile...

(...) Hamlet'te (Şekspir'in) dillendirdiği bir hikmet... Ne o; gökleri kurcalayan ilim; nasıl, Hamlet'in içine düşen haşyetle tohumlaşan bir şey gibi... Hamlet'in üzerindeki sözler... Nedir şeylerin iç yüzü ve ne ile birbirlerine bağlılar...

Devamı için tıklayın
Makine
Necip Fazıl Kısakürek

Radyoların günlerce “anarşiyi gidermeye ve reformları gerçekleştirmeye memur başbakan namzedi” diye bahsettiği bir Başbakan, yani kötülükleri götürmesi ve iyilikleri getirmesi beklenen iddialı zat namzetlik günlerindeki konuşmalarında şöyle bir lâf etmişti:

–Makineyi yapacak makineyi yapmak… Hedefimiz budur!

“Makineyi yapacak makine yapılmadıkça makinenin sömürücü ve öldürücü bir şey olduğu” tezi ve “makineyi yapan makine” tabiri doğrudan doğruya Büyük Doğu’nundur ve kaynağını göstermemiş olmasına rağmen Kandıralı Nihat Bey’in bu iktibası bizce memnuniyete şayandır. Keşke bütün Büyük Doğu ideolocyasını iktibas etse de kaynak göstermese…

Şu var ki, felsefî mânâda makineye ait bu kültüre ulaşmış olmak, makinenin mahiyetini kuşatan büyük mânâya sahip bulunmak mânâsına gelmez.

Devamı için tıklayın
Bilgelik çağına doğru
Özgür Alkan Alkış

İlkel çağ-Tarım ÇağıSanayi Çağı- Enformasyon Çağı-Bilgi Çağı:

İnsanlığın üretim biçimlerine göre, avcı toplayıcı toplum, tarım toplumu, sanayi toplumu, enformasyon toplumu gibi evrelerden geçtiği varsayılıyor. Oysa bilgi çağı olarak tercüme edilen kavram Batıda daha doğru olarak enformasyon çağı olarak adlandırılıyor. Mesele, enformasyon çağından bilgi çağına nasıl geçeceğimizdir.

İlkel toplumda, insan tabiatın verdiğiyle veya ondan doğrudan elde ettiğiyle yetinirken, tarım toplumunda ekip-biçerek daha çok üretmeyi bunu depolamayı şehirleşmeyi ve şehirli bir yönetim biçimi kurarak devletleşmeyi başarmıştır. 

Devamı için tıklayın
Son ve tek kıvılcım
Dergi Editörü

Kardelen, bu sayıdan itibaren 7,50 lira. Kâğıt fiyatlarının fahiş oranda yükseldiği bir dönemde mecburî bir artış.

Az sonra söyleyeceklerim, şikâyet değil durumun tespiti. Çok uzun yıllardan beri derginiz 5 liraydı. Yazı, çizi her türlü fikir veriminin telifsiz yayınlandığı, dizgisinin, kapaklarının, il içi dağıtımının gönüllülük esasına dayalı olarak ücretsiz veya çok cüz’î rakamlarla yapıldığı Kardelen’de, sadece baskı ve il dışı dağıtımının bile derginin üzerinde yazan ederinin çok üzerinde maliyetleri bulunduğunu belirtelim.

Ama esas problem bu değil. Asıl, derdiyle dertlendiğimiz milletimizin, bütün insanlığın hali üzüyor, bizi. Okumuyoruz, okuyamıyoruz, okutmuyorlar. Hal böyle olunca tefekkür etmiyoruz, edemiyoruz. Yaradılış gayemizin uzağında, sınırlarını bizim çizmediğimiz bir hayal ve hiçlik dünyasında ömür tüketiyoruz. Gazete, kitap, dergi yani fikir, her geçen gün bizden uzaklaşıyor. Fiyat artışı bahane. Dün okumadık ki bugün bahane üretelim. Nasreddin Hoca’nın “ben senin gençliğini de bilirim” kerameti aynıyla tecelli ediyor.

Devamı için tıklayın
İnternetin fâsık habercileri
Site Editörü

Hucurât suresinin ilk âyetleri, insanların Allah ve O’nun Resûlüne ve birbirlerine karşı nasıl davranmaları gerektiğine dair ahlâk kurallarını bildiren âyetlerdir. Konumuzla ilgili olan bölüm altıncı âyetle başlasa da, öncesinde gelen diğer âyetler çok önemli bir uyarı içerdiği için gelin ilk olarak bu uyarıyı hatırlayalım.

Allahu zü’l Celâl, Hucurât suresinin ilk âyetlerinde özetle şöyle demektedir: “Ey iman edenler, Allah’ın ve Resûlü’nün önüne geçmeyin. Seslerinizi Nebi’nin (sav) sesinin üstüne yükseltmeyin, birbirinize bağırdığınız gibi O’na yüksek sesle bağırmayın, yoksa siz farkına varmadan amelleriniz boşa gider”. Bu âyetler ilk okuyuşta muhterem veya kıdemli birine gösterilmesi gereken saygıdan bahsediyor gibi geliyor ancak işin ciddiyeti son cümlede anlaşılıyor: “Amellerinizi yok sayarım.” Bu cümlenin anlamı şu: Alnınız secdede delinse, oruçtan mideniz sırtınıza yapışsa, Resûlüme edepsizlik ederseniz bu amellerin katımda hiçbir değeri olmaz!.. Efendimiz’i sadece postacı olarak gören bazı zamane hocalarına (!) ders niteliğinde bir âyet...

Devamı için tıklayın
Acıyorum
Acıyorum

●İnternet, dijital görüntü üzerine kurulmuş bir icat; görüntü var, esas yok; aynayı düşündüğümüzde görüntü varsa, kaynağı da vardır; o zaman internetin kaynaklandığı esas ne; bu esası Rahmanî olana bağlamazsak sanal âlemde kalacağız; Rahmanî olana bağlarsak hakiki âlemle irtibata geçeceğiz; bizim hakikat ile bir irtibatımız var mı..? 

Devamı için tıklayın
İnternet kumarhane olmasın
M. Nihat Malkoç

Toplumları çökerten bir kısım zararlı unsurlar vardır. Bunların başında hırsızlık, zina, alkol, uyuşturucu ve kumar gelir. Bunlara bulaşan kişilerin iflâh olması pek mümkün değildir. Çünkü bu gibi davranışlar ahlâkı zedeler. Kısa zamanda vücuda yayılan mikroplar gibi ahlâkî bünyeyi felç ederler. Öyle bir noktaya gelinir ki kişi yaptığının hata olduğunun farkına varamaz olur. Bu aşamadan sonra yapılacak fazla bir şey yoktur.

Kumar dinimizde haram kılınmıştır. Çünkü bu gibi oyunlar tamamen şansla alakalıdır. Bu oyunlardan medet uman kişi maddî bir şey elde etmek için emek sarf etmemektedir. Yüce dinimiz İslâmiyet haksız kazancı reddetmiştir, haram kılmıştır. Kumar da haksız kazanç sınıfına girdiği için dinimizce haram sayılan fiiller arasında gösterilmiştir.

Devamı için tıklayın
Gelecek sayı konusu
Gelecek sayı konusu

Gelecek sayı (99) konusu, 12.11.2018 tarihinde sitemizden (kardelendergisi.com) ilân edilecek.

Kardelen'e eser gönderecekler; sitemizden gelecek sayı konusunu, kalem erbabına mesajı ve düşünen adama hitabı okumalıdır.

Eserler, 17-23.12.2018 tarihleri arasında “KARDELEN’DE YAYINLANMASI TALEBİYLE” Word dosyası olarak (kardelen@kardelendergisi.com) adresine gönderilmelidir.

Devamı için tıklayın
Onuncu gün
Av. Mustafa Büyükgüner

Doğu ile Batı toplumlarını temelde birbirinden ayıran bir fark var… Bu fark, inanışları, milliyetleri ve yaşama biçimleri ne olursa olsun doğu ve batı toplumlarına ayrı ayrı siyaret etmiş ve bütün hayat örgüsünü temelleyici bir ayrım olarak belki de insanlık tarihinin başlangıcından beri yaşayagelmiştir. Doğu ve Batı insanı arasındaki hayata, meselelere, maddeye bakıştaki tüm incelik ve nüansları işte bu fark ortaya koymaktadır.

Devamı için tıklayın
Sanal âlem mi?
Muhsin Hamdi Alkış

İnternet bize nazaran sanal âlem,

Biz ise Allah’ın diğer bazı âlemlerine nazaran sanal mıyız?

Evrenleri yaratıp mükemmelen donatan, atomları yaratan, onların arasındaki bağı var eden, elektriği yararlanmamıza sunan, algıladığımız evrenin gerçekliğini kuantum seviyesinde sanallaştıran ve her an yeni bir yaratmada olan Allah’ın asıl fail, bizlerin cüzî irademizle oluşlara vesile olduğumuz apaçık bir gerçektir.

Devamı için tıklayın
Doğum ve sonrası
Kubilay Ertekin

Kültürümüzde, geleneğimizde, örfümüzde ve inancımızda; her doğan İslâm fıtratı (yaratılışı) üzere doğar (mâsum ve günahsız). Ancak âilesi, çevresi, aldığı eğitim ve bağlı bulunduğu düşünce sistemi, ideolojiler ona kendi rengini ve şeklini verir.  Gerçek de budur. O yüzden İslâm’da çocukların öldürülüp kuma gömülmesi şiddetle yasaklanmıştır. 

Devamı için tıklayın
Buhranların çocuğu
Ahmet Değirmenci

Ben, buhranların çocuğuyum. Normal vaktime erişemezsiniz, boşuna çabalamayın!

Bir seher vaktinde, dağların ardındaki güneş usulca yürürken zeval vaktine doğru, en çelimsiz horozlar bile çığlık çığlığa şafağı haber verip uyandırmaya çalışırken gafleti, koyunlar, kuzular rızıklarının derdinde yaylalara doğru yollanırken, Ezan seslerine isyan eden köpekler bile sabah sarhoşluğunda salınırken yollarda, üç-beş zeytin tanesi, bir parça peynir, fırından tazece çıkmış ekmek, sıcacık bir çay yahut portakal suyunun donattığı bir sofrada bulamazsınız beni.

Devamı için tıklayın
Çağın bilinçsiz hareketi: İnternet
Büşra Doğramacı

İnsanoğlu her ne yaparsa yapsın fark etmeli ki her şey aslına rücu etmektedir. Fıtratımız gereği aslolana yöneliriz her konuda ister istemez, gözlerimizin aradığı bir sadelik bir tabiîliktir. Son zamanlarda bunu her konuda görmeye başladık. Her ne kadar farklı lüks yaşamlara özensek de yoğun bir kitle aslına dönmek konusunda ciddi çaba sarfediyor. Hem de her türlü hayatî bağlantıyı kullanıyorlar diyebiliriz. 

Devamı için tıklayın
98.sayı medya sepeti
Bahadır Kaya

Necip Fazıl Kısakürek Kültür ve Araştırma Vakfı’nın, Yönetim Kurulu Başkanı Emrah KISAKÜREK imzalı bildirisi:

Star Gazetesi tarafdan ilk olarak 2014 yılında dpüzenlenen ve her yıl tekrarlanmakta olan "Necip Fazıl Ödülleri", başlangıcından itibaren Üstad Necip Fazıl Kısakürek'in fikir ve estetik dünyasına yabancı; onun manevîmirasını hic sayan tahrif ve tahkir edici bir üslupla, siyasi istismar zemininde yürütülmektedir.

Devamı için tıklayın
İnternet hayatımız, hayatımız internet
Murat Yaramaz

İnternet olgusunun hayatımıza girmesiyle, gerçek dünya ile bağlantılı ancak bir o kadar da gerçek dünyadan bağımsız bir dünyanın içinde yaşamaya başlamış olduk. Kendine ait kuralları, psikolojisi ve coğrafyası olan bir dünyanın içinde... İnternetin dünyaya gelme süreci ve ülkemizde kullanılmaya başlandığı tarihe bir göz atıp, ardından istatistiksel bilgileri inceleyerek devam edelim.

Devamı için tıklayın
Yarının Büyüklerine Sorduk
Yarının Büyüklerine Sorduk

Zehra BAYRAK

(Lise 2. Sınıf öğrencisi.

Edebiyata ve tarihe ilgisi var.)

Teknoloji çağı diye adlandırılan bir zamanda yaşadığımızı düşünürsek internetten uzak durmamız oldukça zor. Her şeyde olduğu gibi internetin de olumlu ve olumsuz yönleri var. İnternet doğru bir şekilde kullanıldığında hayatımızı birçok yönden kolaylaştırıyor. Tarihin tozlu sayfalarında kalmış bilgilere saniyeler içinde ulaşıyoruz, bütün dünya parmaklarımızın ucunda. Adından bile bihaber olduğumuz ülkeler hakkında sayfalarca bilgi bulabiliyoruz. Sanattan spora internet sayesinde hepsinden haberdarız.

Devamı için tıklayın

Gelecek sayı konusu (98): İNTERNET


Son Eklenen Yorumlardan
 Sayın Halis bey, bu şiirde yönteminizi değiştirip beyitler halinde denemeniz olmuş. Bence güzelde ol... Ahmet Güney

 Sevgili Özgür, meselenin can alıcı yerini gösteren, esaslı bir yazı olmuş, Allah razı olsun; eşya ve... Sinan AYHAN

 "Vurgun köleler" devrinine hoşgeldiniz..! Tuş ve parmak arası cennet ve cehennem... Geçmişte misalle... Sinan AYHAN

 Evet Sinan Her meselede ölçü olacak söz: "İslâma nüfuz etmeden bu âlemde nüfuz edebileceğimiz hiçb... Ali ERDAL

 "İslâma nüfuz etmeden bu âlemde nüfuz edebileceğimiz hiçbir şey yoktur."Her meselede ölçü olacak söz... Sinan AYHAN


Kim demiş okumuyoruz diye?
*Sevmediklerimizin, televizyon ekranlarında ve gazete sayfalarında canına okuyoruz!
*Trafik kazalarında ölenler ve PKK canilerinin katlettikleri için rahmet okuyoruz!
*Törenlerde nutuk okuyoruz!
*Kim ne derse desin, bildiğimizi okuyoruz.
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Makine
İnternete, kulak versek
Ağır kefe, baskın tarafı keşif
İçimdeki sesler
Bilgelik çağına doğru
Makine
Alın teri
Tuş üstünde savrulan
Bir başka açıdan yörükler
Bilgelik çağına doğru


Ali Erdal - İnternete, kulak ver...
Kadir Bayrak - Tarihin eşiğinde...
Sinan Ayhan - İnternet rüya mı, kâ...
Sinan Ayhan - Dijital (Hermeneutik...
Sinan Ayhan - Hamletten (internet)...
Sinan Ayhan - Yazarlık, Mezarlık v...
Necip Fazıl Kısakürek - Makine
Özgür Alkan Alkış - Bilgelik çağına doğr...
Dergi Editörü - Son ve tek kıvılcım
Site Editörü - İnternetin fâsık hab...
Mehmet Hasret - Ağır kefe, baskın ta...
Acıyorum - Acıyorum
Necdet Uçak - Mezar
Necdet Uçak - Ebrehe ve ebabil kuş...
Necdet Uçak - Kürşad
M. Nihat Malkoç - İnternet kumarhane o...
Hızır İrfan Önder - Nerdesin?
Olgun Albayrak - Dervişane
Olgun Albayrak - Millet destanı
Mehmet Balcı - Zamanla
Mehmet Balcı - Kızım
Ahmet Çelebi - Meçhul sevgililer
Ahmet Çelebi - İçimdeki sesler
Gelecek sayı konusu - Gelecek sayı konusu
Av. Mustafa Büyükgüner - Onuncu gün
Muhsin Hamdi Alkış - Sanal âlem mi?
Kubilay Ertekin - Doğum ve sonrası
Halis Arlıoğlu - Hicran
Halis Arlıoğlu - Bir başka açıdan yör...
Ahmet Değirmenci - Buhranların çocuğu
Ahmet Değirmenci - Dinlediğim türküler
Büşra Doğramacı - Çağın bilinçsiz hare...
Bahadır Kaya - 98.sayı medya sepeti
Kürsü Kainatın Efendisi - Kürsü
Hüseyin Selçuk Bozkurt - Sırf gece
Murat Yaramaz - İnternet hayatımız, ...
Murat Yaramaz - Yalnız sen, yalnız b...
Murat Yaramaz - Mevlid
Murat Yaramaz - Masal
Murat Yaramaz - 98.sayı mizah köşesi
Kenan Aydınoğlu - Əlliyə çat...
Ahmet Yalçınkaya - Tuş üstünde savrulan
Kamran Murquzov - Hakdan gelen haber i...
Yarının Büyüklerine Sorduk - Yarının Büyüklerine ...
Mehmet izzet Gülenler - Ön söz, Öz Söz, S(öz...
Güldərən VƏLİYEVA - QORXURAM
İsmail Güçtaş - İhtiyar çınar
İsmail Güçtaş - Alın teri
Əkbər QOŞALI - MƏN HƏL...
Mehmet Şerif Cebe - Bir an dicleyle
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 4801159
 Bugün : 122
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 448823
 Bugün : 3
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 162
 98. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncellenme: 30 Ekim 2018

Künye | Abonelik | İletişim