Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
Sadırdan satıra
Yavuz Sert

Tasavvufun kâl ilmi değil, hâl ilmi olduğunu gösteren çok güzel bir söz vardır: “Tasavvuf satırdan okunmaz, sadırdan okunur.”

Âmennâ ve saddaknâ… Bu yüzden tasavvuf eserleri arasında hâl tercümeleri önemli bir yer tutar. Bir yandan da sadırdan okuyanları bulmak, onları anlamak için satırdan da okumak gerekir. İrfan için ilim lâzımdır. İlim olmadan irfan olur ancak bu istisnaî bir durumdur, Allah lutfederse olur. İstisnalar kaideleri güçlendirir.

Devamı için tıklayın
(Röportaj) Tekkeler tekrar açılacaktır, bundan adım gibi eminim
Yavuz Sert

“İslâm Medeniyetindeki bütün kurumların anası Mescid-i Nebevî'dir. Tekkesi de orada, medresesi de orada, yönetim binası da orada, ulaştırması da orada, kışlası da orada... Mescid-i Nebevî bunların mayasını muhafaza ediyor. Dolayısıyla tasavvufun da tohumu oradadır.”

Tasavvuf konulu sayımızın hazırlıkları daha başlamadan röportaj yapabileceğim isimlerin başına Prof. Dr. Mustafa Kara Hocamızı yazmıştım. Çok şükür ki bu niyet ve hayal gerçek oldu. Uludağ Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Tasavvvuf Anabilim Dalı Başkanı olan Hocamızı üniversitesindeki odasında ziyaret ettik.

Devamı için tıklayın
Tasavvuf ve cemiyet
Ali Erdal

–Yaptığınız hesabın doğruluğundan nasıl emin olabilirsiniz?

–Emin olana kadar işlemi tekrar tekrar yaparak…

–Bu emin kılmaz, doğru olma kanaatini pekiştirir… Bir ‘acaba’ insanı kemirir.

–Ne lâzım?

–Sağlamasını yapmak lâzım… Ancak sağlamasını yaparsanız, emin olabilirsiniz. Hesaplama şartlarını ve kabiliyetini yaratan, bu imkânı da vermiştir.

–Hesap ve sağlama imkânı vermişse, Allah’a erme yolunun, yani halk arasında “tarikat” diye ifade edilen tasavvufun da sağlaması olmalı… Meselâ velinin hakikisi ile sahtesini ayırdetmenin matematik işlemi gibi bir sağlaması olmalı. Bu mümkün değilse öyle bir yol da olamaz.

–Haklısın, hesap işleminin sağlaması gibi Allah’a yücelme yolunun da hakikisi ile sahtesini ayırdedici sağlaması olmalı. Bu yolda olduğunu söyleyen her mektep, hakikisi ile sahtesini ayırdetmek usulünü yani sağlamasını ortaya koymalı. Evet vardır!.. Ve bu sadece İslâm tasavvufunda vardır. Aslında başka inanışlarda tasavvuf yok; Allah’a erme yolu, Allah’ın gönderdiği dinle olur. Ancak İslâm’ın dışında mistik bir takım inanışlar, uygulamalar, tavırlar, teşebbüsler var. İslâm tasavvufu diye belirtmek, onların da tasavvuf zannedilmesinden… İslâm’ın dışındakilerin zaten hakikileri olmadığı ve olamayacağı için sahtesi ile hakikisini ayırdetmek diye bir husus söz konusu olamaz. Aczlerini içten içe sezdikleri için, böyle bir yol söyleyemiyorlar.

Devamı için tıklayın
Şeyhim Edebâli
Kadir Bayrak

Bilecik, Edebâli yurdudur…

Rahmetli babam başka bir ilde bulduğu iş sebebiyle Pazarcık’ın (bugünkü ismiyle Pazaryeri) Esemen Köyü’nü terk edip, gurbette bir hayat kurunca benim ve kardeşlerimin doğum yeri Bilecik olamadı. Bu yüzden sıkça sorulan “nerelisin” sorusuna muhatap olmaktan uzun bir süre tedirgin oldum. Tedirginliğimin, doğduğun yerin değil, köklerinin bulunduğu yerin memleket olduğu kültürüne geç sahip olmaktan kaynaklandığını çok sonraları idrak edebildim…

Devamı için tıklayın
Batı tefekkürü ve İslâm tasavvufu
Kadir Bayrak

1.BÖLÜM: Batı tefekkürü

Üstad Necip Fazıl’ın, takdim bölümünde “İdeolocya Örgüsü’ne bağlı olarak benim en başa alınması gereken verimlerimden” dediği eseri. İlk kez 1982 yılında kitap haline getirilmiş. “Yeni İslâm gençliğinin şiddetle muhtaç bulunduğu kültürde temel vazifesi görmesi” amacıyla kaleme alınan eser, 1982’den 20 yıl kadar önce bir Ramazan ayında üç gece teravihten sahur vaktine kadar süren konferans notlarının derlenmiş hali.

Devamı için tıklayın
Su sulbünde, gül ile bülbül suretinde…
Sinan Ayhan

“İçmek ister bülbülün kanın meger bir reng ile

Gül budağınun mizâcına gire kurtara su

Tıynet-i pâkini rûşen kılmış ehl-i âleme

İktidâ kılmış târîk-i Ahmed-i Muhtâr'a su”

Fuzuli, Su Kasidesi

Karanlık kat kat kulaçsız kirdi, nurda yüzülen menzil, mevki neresi bilemezdik; aklımız gül dalında kalp diye çarpan bülbül sesine takılırdı, bülbülün bir gül yastığı, bir işaret olduğunu bilemezdik;

Devamı için tıklayın
İbretlik not ve insan sınıflandırmaları
Ekrem Yılmaz

SEYYİD ABDÜLHAKÎM ARVASÎ HAZRETLERİ BUYURDULAR:

I-Şu iki şey için göz çıkıncaya kadar ağlansa, yine de hakkı ödenemez. Bunlar:

1)Dosttan ayrılık

2)Gençlikten mahrumluktur.

*

Devamı için tıklayın
Gönül kahramanlarının izinde...
Dergi Editörü

AĞZIMI DİKSELER

Tel tel ve iplik iplik dikseler de ağzımı;

Tek ses duysalar; Allah… Yoklayanlar nabzımı. (Necip Fazıl, Çile, 1973)

Gönül kahramanlarını, “Mevzuunu bulamaz ki ‘ben’ desin!” cümlesiyle tasvir ediyor Allah dostu… Beyaz sayfalar, kalem ve başta kulak ve göz olmak üzere duymaya, görmeye memur ne kadar uzuv varsa şahit ki, biz ise nefsimizin “öznesi” olmadığı cümleler kuramıyoruz… Böyleyken bir büyük işe kalkıştık ve Üstad’ın ‘esasın ruhu’ diye tarif ettiği “tasavvuf”u elinizdeki sayı konusu ilân etmeye cesaret ettik. Allah, cahil cesaretimize, kararmış gönüllerimize, kıt aklımıza rağmen kalkıştığımız bu zorların zoru işte, sırf o “gönül dostlarına” duyduğumuz muhabbet hürmetine bizi afv etsin ve yazdıklarımızı, dergimizi kendi rızasına uygun ve sevdiklerine lâyık kılsın…

Devamı için tıklayın
Tasavvuf: insanı olgunlaştırma sanatı
Site Editörü

Ağzımıza attığımız bir meyve daha tam olmamışsa, yüzümüzü ekşiterek “bu daha olgunlaşmamış” deriz. Ham meyve sert olur, tadı oturmamıştır, ağızda kekremsi bir tat bırakır. Adı üstünde hamdır, olgunlaşması için güneş, su, topraktan alacağı mineraller, hava ve en önemlisi zamana ihtiyacı vardır.

Yazı için kalemi elinize aldığınızda da -bakmayın kalem dediğime, bilgisayar başına geçtiğimiz zaman demek lazım- ilk yazdığınız cümleler, muhtemeldir ki yazının son halinde yer almazlar veya değişirler. Cümleler de olgunlaşırlar. Hattâ, kalemi elinize almadan önce, birikiminize göre zihninizde konunun olgunlaşması da bir zaman alır.

Devamı için tıklayın
Parti mezarlığının yeni adayı
Haceloğlu

Bugüne kadar ülkemizde 200’e yakın parti kurulmuş. Biri batmış, biri çıkmış. Kısa ömürlü sinekler… Demek ki hiç biri kendini millete kabul ettirememiş.

Parti, “bir fikir etrafında, aynı tavrı, tarzı ve metodu, ülke idaresinde hâkim kılmak için kurulmuş siyasî teşkilât” olduğuna göre… Şu anda da yeni parti arayışları devam ettiğine göre… Demek ki hiç biri, “etrafında toplanılacak bir fikir” sunamamış millete, bir buçuk asırdır. İçi boş teneke gibi tangırdayan partiler için tek akıbet, er veya geç, parti mezarlığını boylamak... Ölümcül hastanın, akıbetini beklemesi gibi…

Devamı için tıklayın
Karınca günlükleri: üste alınacak nazarın menkul, gayrimenkul sahipliği
Mehmet Hasret

“Allah’ım Sana teşekkür etmeyeyim mi…”

Sana sığınmam şükrüm olsun; benim söz dediğim, şükrün evinde bir kıymet; her an Senin ile olmak, Sana teşekkürle başlar…

Kimsesizlik kıyısında değilim, bunu ancak bilmediğim kadar bilebilirim, hile ve desiseyi yıkma ilmine muhtacım, ben eksikliklerim altında ezilmişim, bana dua olandan uzak kalmışım, her zaman merhamete, Sen’in merhametine, Sen’in emirlerine itaat etmeye ve sünnetlerine gıpta etmeye muhtacım; bir incir yaprağının altında kalmışım, bir kalabalığın altında çıplak kalmışım… 

Devamı için tıklayın
Batı tefekkürü ve İslâm tasavvufu (isimli eserden)
Necip Fazıl

(...) Korkunç bir hayal kuvveti olan bir ressamın çizdiği bir dağ resmi düşünün! Billûrdan bir dağ… Kat kat göğe doğru yükselmiş bu dağın etrafında nâmütenâhiye çıkan bir yol… Yol asfalttır. Yanında incecik bir çimen pist onu takip eder. Asfaltın bir yerde durur gibi olduğunu görürüz. Ondan sonra çimen pist devam eder. Dağın tepesinde muhteşem bir saray… İçinde göze görünmez mahlûkların meclis kurduğu bir saray… Bu sarayın kapısına yalnız çimen pist varıyor…

Tasavvufu böyle hayal edebiliriz. Şu var ki, bu çimen pist, geldiği asfaltın, yani ana caddenin bir kopuntusu değildir ve doğrudan doğruya ondan gelmektedir. 

Devamı için tıklayın
Bir Naim Süleymanoğlu portresi
Mustafa Büyükgüner

Naim Süleymanoğlu’nun hikâyesi, aslında bütün bir millet olarak hepimizin hikâyesidir… 

Osmanlı Devleti kurulduktan çok kısa bir süre sonra… Henüz Ankara bile fethedilmemişken, Osmanlı Akıncıları Çanakkale üzerinden Trakya’ya geçtiler. Bizans İmparatoru ile yapılan anlaşma gereğince de İstanbul’u Avrupa’dan gelen yağmacılardan korumak ve İstanbul’daki taht kavgasında İmparator’u desteklemek için Çimpe Kalesi’ne yerleştiler. O günden sonra da en büyük seferlerini hep batıya, Avrupa topraklarına doğru yaptılar. Osmanlı Akıncıları henüz Kayseri’ye ulaşmadan Budin’i fethetmişler ve Balkanlar’ın tek hakimi haline gelmişlerdi. 

Devamı için tıklayın
İnsan gibi
Mehmet Balcı

Cümlemizi yaradan bir

İnsan gibi yaşayalım

Bu kavga ve dövüş nedir

İnsan gibi yaşayalım

Devamı için tıklayın
Yaşadıklarını Sabaha anlattı
İktibas

(sabah.com.tr; Ergün KAFTANCI, 23.8.2016)

FETÖ lideri F. Gülen'in 'Hiç sevmem' diye bahsettiği efsane halterci Naim Süleymanoğlu SABAH'a çarpıcı açıklamalarda bulundu. 1990'lı yıllarda Türkiye'yi dünyada zirveye çıkardığı için tüm gözlerin kendisinde olduğunu ifade eden cep herkülü, "Beni sohbetlerine çağırdılar. Gitmeyince beni hedef seçtiler." dedi.

Devamı için tıklayın

Gelecek sayı konusu

Gelecek sayı (95) konusu, 12.02.2018 tarihinde ilân edilecek.

Kardelen'e eser gönderecekler; irtibat kolaylığı için sitemizden gelecek sayı konusunu, kalem erbabına mesajı ve düşünen adama hitabı okumalıdır.

Eserler, 12-18.03.2018 tarihleri arasında “KARDELEN’DE YAYINLANMASI TALEBİYLE” Word dosyası olarak (kardelen@kardelendergisi.com) adresine gönderilmelidir. Bu tarihler dışında gönderilenlerin takibi mümkün değildir.

Topluca değil, her sayı için ayrıca gönderilmeli; bir seferde, fikir yazıları ve hikâye en fazla (2), şiir en fazla (3) âdet; karikatür en fazla iki sayfa olmalıdır.

 

Başta inceltme işaretleri olmak üzere imlâ kaidelerine dikkat edilmeli. Elle düzenleme yapılmamalı...

Devamı için tıklayın
Dıştaki alçaklar mı, içteki hainler mi
Kubilay Ertekin

Geçmişte ve günümüzde ülkemiz için en büyük tehdit ve tehlike, dıştaki alçaklar değil, içteki hâinler olmuştur. Bunlar öyle sıradan ve rastgele kimseler de değil, ülkenin sözde aydın ve çağdaş (!) geçinen ama, bu ülkeye en büyük ihânet ve hıyâneti yapan ahlâksız ve hayâsız kimselerdir. Bunlar batıya sığınıp onlara uşaklık ve câsusluk yapmayı ülkesine hizmetten daha üstün (!) gören sefiller ve rezillerdir. Bu zihniyettekilerin beslendiği asıl kaynak, ülkede millî, manevî değerlere karşı düşmanlıkta kronikleşmiş siyasî bir yapı ve onun şarlatanıyla, yandaşlarıdır. 

Devamı için tıklayın
Tasavvuf
Er Tuğrul

Bu sayının konusunun, tasavvuf olacağını ilk öğrendiğimde, bu konu hakkında çok şey yazabilirim diye düşünüyordum. Yazıya Tasavvuf kelimesinin terim mânâsından başlayıp, İslâm literatüründe ne anlamlara geldiğinden bahseder, günümüze bakan yönünden dem vurur, birkaç da Allah dostlarından örnek yazarsam, tamam olur diye düşünüyordum.

Tasavvuf, tarikat, derviş, mürşit, seyr-i sülûk, vahdet-i vücût... Aslında bahsedilecek ne çok şey var değil mi? Hem gizemli, hem sırlar âlemine açılan bir kapı... Kimi kızar, kimi anlamaz, kimi cevap arar sorusuna, kimi tartar sözlerimi, kimi yargılar, kimi de...

Devamı için tıklayın
95.sayı mizah köşesi
Murat Yaramaz

KÂMİL EFENDİDEN KÂMİL CEVAP

Kamil Efendi at bakıcısıdır. Bir cuma günü, camiye gelir. Bakar ki, kimse yok! Vaaza hazırlanan hoca, cemaat olmadığını görünce, Kamil Efendi’ye sorar: ”Senden başka kimse yok. Ne dersin; Vaaz edeyim mi, yoksa etmeyeyim mi?”

Kamil Efendi, “Ben seyisim, bu işlerden anlamam. Benim yirmi atım var. Hepsi kaçıp gitse biri kalsa, onu ihmal etmem, yine bakarım” der.

Devamı için tıklayın
Kardelen, İDPde
Kardelen

Dergimiz, İslâmcı Dergiler Projesi’nde yerini aldı.

İslâmcı Dergiler Projesi, İlmî Etüdler Derneği’nin bir faaliyeti. Kültür Bakanlığı tarafından da desteklenen proje kapsamında, Osmanlı’nın son döneminden bugüne kadar, fikir hayatımızda önemli bir vazife ifa etmiş dergilerin incelenmesi, kayıt altına alınması ve kamuoyuna sunulması amaçlanıyor.

Devamı için tıklayın
İhtiyaç
Ekrem Esad Altan

Yine yapamadıklarımla fakat yapmak istediklerimle dolu bir güne merhaba…

Böyle günler uyandığınızda içinizi kaplayan derin bir boşlukla başlar, ardından bu boşluğu bir şeyler ile doldurma ihtiyacı doğar. Peki ya nasıl? Evet, şimdi bunun düşüncesi de başlar.

İçimde tarifini ve reçetesini benim de bilemediğim duygularım var. Bu duygularım yemek yemek, su içmek gibi en doğal ihtiyaçlarımdandır aslında. Hattâ yediğimin içtiğimin tadını tuzunu belirler bu duygularım. Bu kadar önemli bir ihtiyacın karşılanamaması bütün dengeleri alt üst eder işte...

Devamı için tıklayın
Bekleyiş
Harun Ekici

Aynı yoldan tekrar tekrar geçiyorum

Her yer gül kokuyor kaldırımlar mutlu

Sen geçeceksin diye herkes umutlu

Gül gitti umut bitti ben bekliyorum

Devamı için tıklayın

Son Eklenen Yorumlardan
 Türk Milleti hiçbir zaman dış düşmanlar tarafından yıkılmamıştır. Hep kendi içindeki hainler tarafın... Ahmet Güney

 Amin.Allah razı olsun.Kaleminize kuvvet elinize sağlık hocam.... Faruk Aktı

 Güzel sindire sindire okumak lazımmış ...

 Teşekkürler Sinan abi, devam etmeyi ben de istiyorum inşallah.... Yavuz

 Sevgili Nilgün,Yorumunu okuyunca, koskoca bir tebessüm suratıma geldi yerleşti, kalkmak bilmiyor. Bu... Işın Erenoğlu Üstündağ


Hislerin hissizleştiği noktada, onlarda kalan aklın varlığını sürdürebilmek için o noktaya varışın yaratıcısını bile inkâr edebilecek kadar “bencil”leşmesine kılıflar uydurarak (bunu) üstünlükmüş gibi gösterenleri iyi tanımak gerekir.
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Batı tefekkürü ve İslâm tasavvufu (isiml
Gamsız buğday tanesi
Tasavvuf ve cemiyet
Gönül kahramanlarının izinde...

Gamsız buğday tanesi
(Röportaj) Tekkeler tekrar açılacaktır,
Gönül kahramanlarının izinde...
Dıştaki alçaklar mı, içteki hainler mi


Yavuz Sert - Sadırdan satıra
Yavuz Sert - (Röportaj) Tekkeler ...
Ali Erdal - Tasavvuf ve cemiyet
Kadir Bayrak - Şeyhim Edebâli
Kadir Bayrak - Batı tefekkürü ve İs...
Sinan Ayhan - Su sulbünde, gül ile...
Ekrem Yılmaz - İbretlik not ve insa...
Dergi Editörü - Gönül kahramanlarını...
Site Editörü - Tasavvuf: insanı olg...
Haceloğlu - Parti mezarlığının y...
Mehmet Hasret - Karınca günlükleri: ...
Necip Fazıl - Batı tefekkürü ve İs...
Necdet Uçak - Allahtan umudunu kes...
Necdet Uçak - Rabbim
Necdet Uçak - Kibir gururu bırak
Mustafa Büyükgüner - Bir Naim Süleymanoğl...
M. Nihat Malkoç - Sözün özü
Hızır İrfan Önder - Ben değilim!
Hızır İrfan Önder - Aşkullâh
Mehmet Balcı - İnsan gibi
Mehmet Balcı - Bekleyiş
İktibas - Yaşadıklarını Sabaha...
Gelecek sayı konusu -
Kubilay Ertekin - Dıştaki alçaklar mı,...
İbrahim Şaşma - Mescid-i Aksa
Halis Arlıoğlu - Hastane köşeleri
Halis Arlıoğlu - Bir mağrur bakışlıya
Kürsü Kainatın Efendisi - Gıda
Yasin Uçan - O gözler ki
Er Tuğrul - Tasavvuf
Murat Yaramaz - 95.sayı mizah köşesi
Murat Yaramaz - Öte
Murat Yaramaz - Oluşum
Murat Yaramaz - Duvar
Murat Yaramaz - Varı
Kardelen - Kardelen, İDPde
Işın Erenoğlu Üstündağ - Gamsız buğday tanesi
Ekrem Esad Altan - İhtiyaç
Nedim Demirbaş - Sargı bezi
Harun Ekici - Bekleyiş
Harun Ekici - Bir gülümseme
Mert Tahta - Sevda bekçisi
Muammer Çalar - Hani gönlüm
Muammer Zeki Aygur - Kendi kendime
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 4121418
 Bugün : 2616
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 430104
 Bugün : 107
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 149
 95. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 8
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 4
Son Güncellenme: 5 Şubat 2018

Künye | Abonelik | İletişim