Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 26 Yaşında!..       
Annelerimiz -13-
Yavuz Sert

Efendimiz Medîne'ye teşrif ettikleri zaman Medîne'de ciddi bir yahudi nüfusu vardı. O zamanlar şehrin adı Yesrib idi. Medîne'nin eski ismini söylemek Efendimiz tarafından yasaklanmıştır. Medîne ismini de kısa olarak söylüyoruz, Medîne şehir demektir, uygun olan sadece Medîne demek yerine Medînetü'n Nebi, Medînetü'l Münevvere, Medîne-i Tâhire şeklinde söylemektir.

Devamı için tıklayın
Üstad için yazı kaleme almak
Ali Erdal

Konuşma ve yazma nimetini ihsan eden Allah’a (cc) hamd; bu sahanın da en üstünü, bu sahada da örneğimiz “Gaye – İnsan ve Ufuk – Peygamber”e salât ve selâm; bu yolun yolcularına, en küçüğünden en büyüğüne, tazim ve hürmet...

Necip Fazıl hakkında bir eser kaleme almak…

İçimden bir ses, uzun zamandır, bir saniye bile durma, diyor… Diğer ses: Haddini bil, yazılanları okumak neyine yetmiyor?.. Bu baş döndürücü tahterevalliyi, bir kararla durdurmalıyım…

Böyle med-cezir yaşayan sadece ben değilim. Bir zamanlar bir yayınevi; diğerlerine pek çok talip olduğu halde, şairler serisinde, onu tanıtacak yazar sıkıntısı çekmişti. Kapasitesinin, eserlerinin bir manzume halinde bütünlüğünün, fikir ve sanattaki derinliğinin ve anlaşılması müşkül çilesinin herkes farkında…

“Necip Fazıl’ın eserleri kolay kolay her yönetmen tarafından filme alınabilecek eserler değildir. (…) Bütün eserlerini okumadan, hele hele sanat çilesini, duyduğu fikir sancısını duymadan böyle bir işe kalkışmak, başarısızlığı başından kabullenmek demektir. (…) Söz konusu olan kişi Necip Fazıl ve onun eserleri olunca işin ehemmiyeti ve ciddiyeti daha da artmaktadır.” (Abdurrahman ŞEN)

‘Aykırı’ görenler de farklı bir şekilde, bunu ifade ediyorlar.

Devamı için tıklayın
Durun kalabalıklar
Kadir Bayrak

Ali Erdal Hocamızla çocuk denecek yaşta, ortaokul sıralarındayken tanıştık. Ancak dâvâsına aşinalığımız üniversite yıllarına denk gelir.

Hayata dâvâsının penceresinden bakan, fikreden, eser kaleme alan, dâvâsı için yazan, dâvâsı için susan, emsallerinden farklı bir insandı muhatabımız…

“Dâvâ ve dâvâsına sahip çıkan adam, öyle hâkim bir renk, öyle hâkim bir ses, öyle hâkim bir koku ki onu ve dâvâsını bir kez, bir anlığına görmek, duymak, hissetmek bile hayatınızın bir an’ında sizi kendisine çekmeye ve iç muhasebesi yaptırmaya yetiyor... 

Devamı için tıklayın
Çile
Kadir Bayrak

“Çile”sini ilk defa fakülte yıllarında tanıdım. Oysa ülkenin sınavla girilebilen, hatırı sayılır okullarından biriydi, mezun olduğum lise. O zamana kadar ismini de sık duyduğumu iddia edemem. Diğerleri gibi bir şairdi olsa olsa… Gerçi birilerine göre sakıncalı olan fikirlere kapalı edebiyat kitaplarında eserlerine yer verilmemesi, hakkında fikir sahibi olmaya yeterliydi belki ama…

Devamı için tıklayın
Büyük Doğu: Anahtarların kum üzerindeki yuvası
Sinan Ayhan

“Büyük Doğu: Anahtarın Kum Üzerindeki Yuvası”…

Üstad, “İdeolocya Örgüsü”nde diyor ki (8. Basım, Temmuz 96, sayfalar 8-9); 

“…bir zamanlar Doğunun teknesinde yuğurulan, kendi teknesinde de Doğuyu yuğuran şahsiyet hamurumuz, Doğunun zaafında biz, bizim zaafımızda ise Doğu mecalden düşerken kurtlanmaya yüz tuttu; ve o gün bugün, kendi öz cevheriyle yabancı cevherler arasındaki, anlayışsız, bilgisiz, ölçüsüz ve hikmetsiz katışmalar yüzünden çürüye çürüye şimdiki müzmin haline geldi…”

Devamı için tıklayın
Necip Fazıl hakkında iki kılavuz eser
Mustafa Kınıkoğlu

Necip Fazıl, yüzden fazla eser kaleme almış, ülkemizin yirminci yüzyılına damgasını vurmuş, bu etkisi yirmibirinci yüzyılda da devam eden bir mütefekkir. Hemen hemen tüm edebiyat türlerinde eserleri var. Bu eserleri arasında “Necip Fazıl’ı kimden okusak” sualini sormamıza gerek kalmayacak kadar açık yazılmış, kendinden bahsettiği eserler de var; örneğin “O ve Ben”, “Babıâli”, “Kafa Kâğıdı”...

Yine de farklı gözden yapılan değerlendirmelerin katkısı, açtığı kapılar inkâr edilemez. Kardelen’in doksanikinci sayısı için Üstad’ı anlatan iki kitabı inceledim. Bu kitaplar Necip Fazıl hakkında okuma yapmak isteyenler için çok kıymetli birer kılavuz.

Devamı için tıklayın
Benim de söyleyeceklerim var
Turgay Ertem

Milletlerin bağrından çıkan ve o milletin en çok ihtiyaç duyduğu konuda gereğini yerine getiren seçilmiş insanlar vardır. Tarih bunu teyit ediyor. Necip Fazıl KISAKÜREK, Türk Milleti’ne Hâlık’ının bir armağanıdır. Söyledikleri, yaptıkları, yazdıkları ile az fikir üreten ve az okuyan bir toplumun çok okunan ve çok konuşulan insanı oldu.

Devamı için tıklayın
Gençliğim eyvah!
Fatma Pekşen

Kendimi bildim bileli, daha doğrusu okumayı söktüm sökeli okurum. Bu konuda mübalağa etmiyorum, gerçekçiyim. Her çocuk gibi alfabeyle başladım, zaman içinde geliştirdim.  

Okumak güzel eylemdir; eylemlerin en güzellerindendir hem de. Çok severim. Evde, bahçede, taşıtta, sıra beklerken fark etmez. Yeter ki önümdeki metin damak tadıma uygun olsun. Açlığımı bastırsın. Çaya da katık olur, çorbaya da. Nasipse, ömrümüz olursa, Allah sağlık sıhhat verirse daha da okuruz.

Devamı için tıklayın
Necip Fazıl ve internet saygısızlıkları
Ahmet Mahir Pekşen

İsim büyük; Necip Fazıl KISAKÜREK!

Bu isim adına düzenlenen ödül törenine katılacak devlet erkânı üst değil, en üst düzey…  Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın Başbakan ve Sayın Bakanlar.

Düzenleyen ise Star Gazetesi.

Sancaktepe Belediye Başkanlığı’nın logosunu taşıyan afişte, Necip Fazıl Üstad’ın resmi ile programın duyurusu yapılıyor. Lâkin resmin altına benim yıllar önce yazdığım ve Türkiye Gazetesi’nin bir milyon tirajlı günlerinde yayınlanan bir beyit iliştirilmiş.

Devamı için tıklayın
O'ndan sonrası
Ahmet Mahir Pekşen

Ramazandı… 1970’li yılların sonuydu… Küçük bir ilçenin, küçük bir gazetecisinin, küçük vitrinindeki Tercüman gazetesinin sağ üst köşesinde, sarı zemin üzerinde kitaplık çapta bir beyit vardı; beni çarpan bir beyit:

“Güzel Allah’ım, Senden ne gelecekse gelsin;

Sen ki, rahmetinle de, kahrınla da güzelsin.”

O gün o gazeteyi, sırf bu beytin hatırı için aldım… Ve mesajı ezberledim.

Devamı için tıklayın
Hamd ve şükür...
Dergi Editörü

GELİR

Hasretle beklenen gelir mutlaka;

Sultan fikir, şanlı otağa gelir.

Yırtılır güneşin kapkara zarı,

Dünyamız yepyeni bir çağa gelir.

Füzeler kağnıya döner ve nöbet,

Işıktan da hızlı Burağa gelir.

Gökyüzü, yeryüzü, helâlleşirler,

Nur, kaçtığı yerden toprağa gelir.

Birleşir, kupkuru dalla yanık kök,

Yemyeşil bir ışık, yaprağa gelir.

Kal’anın burcunda çakar işaret;

Millet, dalga dalga bayrağa gelir.

Ulu Hakan Abdülhâmid Han’ı ele aldığımız 91. Sayımızın sohbetinde, ekmek gibi, su gibi, güneş gibi hayatı yaşanır kılan her ne varsa en az onlar kadar “fikir kahramanı”na ihtiyaç duyduğumuzu belirtmiş ve Ulu Hakan’da fikir kahramanına olan ihtiyacımızın, devlet reisindeki yansımasını gördüğümüzü söylemiştik. Sohbetimizin sonunda da bir sonraki sayıda “fikir kahramanımız” Üstad’ı ele alacağımızı ilân etmiştik. İşte şimdi o sayıyla karşınızdayız.

Devamı için tıklayın
“Benim Adım Bay Necip, babamınki Fazıl Bey”
Site Editörü

Bir “mütefekkir” düşünün. Şiir, hikâye, tiyatro, roman, senaryo roman, hatırat, fikrî eser, monografi, dinî ve tasavvufî eser, konferans… Tüm bu edebiyat türlerinde eserler versin, üstelik hepsi de sınıfının en iyilerinden olsun. Ve bu eserleri verirken kendisini adadığı bir “dâvâsı” olsun, bu dâvâsı uğruna hayatı binbir mücadele ile geçsin.

Herhalde tarihte bu özellikleri taşıyan Necip Fazıl’dan başkasını bulmak kolay olmayacaktır.

Malumuâliniz, Hazret-i Ömer, hidayeti öncesinde de heybetli, asabî bir zât idi. İslâm'la müşerref olduktan sonra bu fıtratı değişmedi. Ancak artık asabiyeti, asabiyet-i diniyye olmuştu, heybeti de müslümanları değil İslâm düşmanlarını korkutuyordu.

Devamı için tıklayın
Bir mısra, bir söz kabilinden
Mehmet Hasret

1-“bildim seni ey Rab, bilinmez meşhur”… (NFK, Çile, 26. Basım, Aralık 1995, sayfa 20)

Çer çöpü yolumuzdan kaldıralım; dünyada acı varsa hepsi çöp gibi, posa gibi halimizden; o sebeple, yankı çöplerini, görüntü çöplerini, zımparadan dokunuş çöplerini, maddeleşmiş çöp kokularını, havada uçuşan vitrinlik leşleri, petrol alevinden gaz haline gelmiş eşyaları ve elbiseleri manzaramızdan bir bir kaldıralım… 

Devamı için tıklayın
Son ve tek kıvılcım
Necip Fazıl

Şu, bu kemmiyet böbürlenmelerine paydos! Aslına bakarsanız, arsadaki odun yığınının gizli bir köşesinde tek bir kıvılcım noktasıyız biz! Odunların üstüne, yıllar ve asırlardır, yağmadık yağmur, düşmedik kar kalmadı. Onları küf basmış, pas yutmuş, rutubet bürümüş; üstelik Garp dünyasının bütün kanalizasyonları bu odunların üzerine akmıştır.

İşte, arsadaki böyle bir odun yığınının gizli bir köşesinde tek bir kıvılcım noktasıyız biz! Kim bilir hangi muazzez velînin mangalından sıçradık, hangi mübarek müminin fenerinden damladık, hangi muhterem mustaribin sigarasından düştük de; bu, süngerlerden daha ıslak ve çöp tenekelerinden daha kirli odun yığınının bir köşesinde karargâh kurduk.

Devamı için tıklayın

Gelecek sayı konusu

Gelecek sayı (93) konusu, 01.06.2017 tarihinde ilân edilecek.

Kardelen'e eser gönderecekler; gelecek sayı konusunu, kalem erbabına mesajı ve düşünen adama hitabı okumalıdır.

Devamı için tıklayın
Necip Fazıl'ı anlatmak
Av. Mustafa Büyükgüner

Kardelen’in 34. Sayısını Üstad’a hasretme kararını ilk duyduğumda içimi bir sevinç kapladı. Buruk bir sevinç… Çünkü bizler, kalbimizde “Kardelen” fikriyatının tatlı heyecanının çarpmaya başlamasından bu günlere gelene kadar hep Üstad’ı anlatan bir sayı hazırlayabilmenin ateşiyle yandık.

Yıllardır bizi takip eden gönüldaşlarımız bilirler. Yayın hayatına çıktığımız ilk günden beri dergiciliğin bir kadro işi olduğunu, meydan yerine çıkan bir derginin en önemli vazifesinin, hem kendi yazar kadrosunu, hem de okur kadrosunu yetiştirmek olduğunu sürekli tekrar ettik ve bir fikir dergisi için oldukça uzun ömürlü sayılacak on yılı geride bırakmamızı da, bu “realitenin” hep farkında olmamıza bağladık.

Devamı için tıklayın
TBMM'deki olaylar ve referandum
Halis Arlıoğlu

Bu konuya bilimsel ve sosyal yönden değil, siyâsî ve ideolojik açıdan, bir de ülkede büyük bir çoğunluğu teşkil eden Anadolu insanı açısından bakmak gerekiyor. Siyâsi ve ideolojik açıyı temsil eden en keskin, en ayırımcı, en kutuplaştırıcı ve düşmanca ifâdeler şunlardır; "Çünkü biz bu ülkede asiliz, onlar değil. O yüzden her zaman ve her yerde bizim dediğimiz olacak ve istemediğimiz hiç bir şey olmaz ve yapılamaz”…

Devamı için tıklayın
Ne Fa Ka, Bedenini Arayan Ruh ve “Kalkış”
Av. Özgür Alkan ALKIŞ

1.     TESPİT

Bu milletin her buhranda bir “büyük kafa” çıkardığı ve buna da ilk bakışta kendinin dahi idrâkine varamadığı çapta bir mesuliyet yüklediği çoğunlukla paylaşılacağını düşündüğümüz bir tespit…

Necip Fazıl’ın zuhur ettiği tarihî, fikrî ve sosyolojik şartlar tahlil edildiğinde bâzı gerçekler daha açık görülebilecektir.

Devamı için tıklayın
Kurtuluş
Kubilây Ertekin

Bâzı kimseler yazılarımda “karamsar ve kötümser bir havanın” hâkim olduğu şeklinde eleştirilerde bulunuyor. Onlara hak vermekle birlikte, buna politik bir cevap vermek isterim. Merhum Osman Bölükbaşı’ya sormuşlar: “Efendim iktidârı sürekli eleştiriyor, her şeyin çok kötü ve yanlış olduğunu söylüyorsunuz. Bunların hiç bir iyiliği ve hizmeti yok mu, onu neden söylemiyorsunuz?” Şöyle cevap vermiş. “Onu da Menderes söylüyor.” Her ikisine de Allah (CC) rahmet eylesin. Evet bendeniz karamsar olabilirim. Çünkü bizler çok zor şartlardan, hayâl bile edilmeyen bu güzel günlere geldik.

Devamı için tıklayın
Özdemir İnce ve 'Mihenk Taşı'
Muzaffer Doğan

Özdemir İnce diye biri! 80 yaşlarında. Şair geçiniyor. Anadolu irfanında, "sekseninde azmak" diye bir deyim var. "Genel geçer" bir ölçü değilse de, boşa da söylenmiş değil. Özdemir İnce, sekseninden önce azanlardan. Müslümanlara karşı bir kini var. Bitmek bilmez bir kin, bu. İspanyol boğa güreşlerinde boğanın, kırmızı rengi görünce, gözü dönmüşçesine saldırdığı gibi, Özdemir de, Müslümanların sanatta, siyasette ortaya koyduğu başarıları gördükçe, kendini kaybediyor (Hiç kendinde oldu mu acaba?) ve saldırmaya başlıyor...

Devamı için tıklayın
Sabah yakındır
Muzaffer Doğan

Yaşadığı fırtınalı ve çileli dönemde, kıymeti gereği gibi bilin(e)meyen Üstad Necib Fâzıl Kısakürek, gün geçtikçe daha çok okunmakta, 100 cildin üzerindeki eserleri, baskı üstüne baskı yapmaktadır. Türk şiirinin yüzakı ve zirvesi 'Çile' de, 100. baskının eşiğindedir. Milletimizin son yüzyılda yetiştirdiği büyük bir şair, çok yönlü ve dâhi bir mütefekkir, kahraman bir dâvâ adamı olan Üstad; eserleri, dâvâsı, mücâdelesi ve şahsiyeti üzerindeki peşin hükümler bertaraf edildikçe, daha iyi anlaşılmaktadır.

Devamı için tıklayın
92.Sayı Medya Sepeti
Bahadır Kaya

Ahmet Necip Fazıl KISAKÜREK

Muzaffer DELİGÖZ

(...)BÜYÜK DOĞU'nun fikir ve manevi muhtevası bir ekol halini aldı. Necip Fazıl Onlara "Büyük Doğu Gençliği" demiştir. Bunlardan bir kısmı Necip Fazıl'ın dar çevresinde, onun fikirleri ve anlatımları ile beslenmiş, hakiki bir Büyük Doğu Gençliği oluşturmuşlar; diğer bir kısmı ise, şehirlerde, köylerde, diğer ülkelerde N.Fazıl'ı okuyarak, konferanslarını ve bantlarını dinleyerek O'nu sevmişler, O'ndan beslenmişlerdir.

Devamı için tıklayın
Necip Fazıl hakkında söylenen sözlerden birkaçı
Murat Yaramaz

Şâir, tiyatro yazarı, hatip, mütefekkir, aksiyoncu, dava adamı ve en çok da müslüman… Hayatın her sahasında davalı ve davacı… Böylesine müdâhil bir duruşa sahip olmak da; kasten, keyfiyetle veya istem dışı bir şekilde, insanları onun bu duruşuna müdâhil olmaya mecbur bırakıyor.

Üstad Necip Fazıl KISAKÜREK’ten bahsediyoruz. Bilhassa da onun hakkında söylenen sözlerden…

Devamı için tıklayın
Üstad ve mizah
Murat Yaramaz

Devrin tek iktidar tenkitçisi Üstad’ın, “mizahımtrak gazete” olarak tâbir ettiği “Borazan” gazetesinin, 1947 yılının Kasım ve Aralık aylarında toplam üç sayısı yayımlanmıştır. Bizler de bu özel sayıda, “Mizah Köşesi”ni Üstad’ın “Borazan” gazetesine ayırmayı uygun gördük. İnternette yaptığımız araştırmalarda, gazetenin yayınlanmış sayılarına ulaşmak mümkün olmadı. Muhtemelen gazetenin orijinal halini zapt edenler çok az ve bunlar da internet ortamına bu değerli hazineyi aktarmamış. Pek çok site ilk sayısının ilk sayfasına yer vermiş sadece. Bunun haricinde yeterli bilgi mevcut değil. “Borazan”a dair bulabildiğimiz tek yazı rahmetli şair-yazar Mustafa MİYASOĞLU tarafından kaleme alınmış. Geleceğin araştırmacılarına ışık tutması düşüncesiyle bu yazıyı aktarıyoruz…

Devamı için tıklayın
Necip Fazıl'ı takdim
Bahçıvan

Daha edebî hayatının başında arka arkaya neşrettiği 3 şiir mecmuasıyla, sanat ve edebiyat çevrelerinde gündeme oturan ve o tarihten vefatına kadar da her türlü tahrip ve karalamaya rağmen gündemden hiç inmeyen; Efendi Hazretleri’ne (Abdûlhakim Arvâsî) bağlandıktan sonra, ismini ağızlarına almaya dahi yanaşamayanların, şiirlerini kendi aralarında gizli saklı okuduklarını söyledikleri; ömrünün son demlerinde, üzerinde hapishane baskısı varken, devlet tarafından “Sultanü’ş-Şuara” unvanıyla onurlandırılan ve –ne tuhaftır ki- karşı kutuptan Aziz Nesin’in ifadesiyle “bu ödülü almakla Kültür Bakanlığı’nı onurlandıran”, ama devletin verdiği ödül sebebiyle değil, millet o makama lâyık gördüğü için büyük şâir…

Devamı için tıklayın
Üstad Kısakürek ve Kütahya konferansı
Şadi Erdal

Yıl 1965’in Eylül, Ekim ayları olabilir. Bozüyük Müftüsü, ismi hatırladığım kadarıyla, Sadık Gönenli’ydi. O zamanlar İmam Hatip mezunu bulmak iğneyle kuyu kazmak kadar zordu. O tarihlerde Türkiye 67 vilâyetten ibaretti. İmam hatip okulu sayısı da 10 veya biraz yükseltilirse 15’i geçmezdi.

Devamı için tıklayın
Üstad'ın izinden
Birsen Eraslan

Üstad Necip Fazıl Kısakürek’i anlatan çok yazılar olmuştur. Ben Üstad'ın kendisinden değil, benim hayatımdaki etkisinden bahsedeceğim.

Çocukluğumdan bu güne kadar Üstad'ın yazıları ve fikirleri ailemiz üzerinde hep etkili olmuştur. Bir kenarda duran Büyük Doğu gazetelerini zaman zaman babam karıştırır ve aradığı yazıyı mutlaka bulurdu. 

Devamı için tıklayın

Son Eklenen Yorumlardan
 maşallah çok güzel... Dertli İnsan

 Allah razı olsun abi gerçekten çok güzel bir yazı kaleme almışsın... Yasin orhan

 Üstad sayısını hazırlayanların emeğine sağlık.... M.Kemal

 Eşek ölür kalır semeri, İnsan ölür kalır eseri. Yaratılan herkes, dünyadada ahirette de eseriyle kar... Ahmet Güney

 Çok içli, çok duygu dolu bir eser olmuş. Ellerinize sağlık. ... B. Rahmet


Nüfuz plânlaması diye bir şey tutturmuş gidiyorlar.
Ülkedeki kazalar, ihmaller ve terör sebebiyle ölenler hiç hesaba katılmıyor.
İnsanımızda bu ibret almamak, hükümetlerimizde bu beceriksizlik olduğu sürece bırakın planlamayı, nüfusu teşvik etmeleri gerekmez mi?
Yoksa bunca ölüme karşı bu tedbirsizlik, nüfuz planlamacılarının işi mi?
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Üstad için yazı kaleme almak
Son ve tek kıvılcım
“Benim Adım Bay Necip, babamınki Fazıl B
Hamd ve şükür...
Necip Fazıl'ı anlatmak
Kurtuluş
Sesleniş
TBMM'deki olaylar ve referandum
Köyüm ve köylüm
“Benim Adım Bay Necip, babamınki Fazıl B
Yavuz Sert - Annelerimiz -13-
Ali Erdal - Üstad için yazı kale...
Ali Erdal - Tek mısra yeter
Kadir Bayrak - Durun kalabalıklar
Kadir Bayrak - Çile
Sinan Ayhan - Büyük Doğu: Anahtarl...
Sinan Ayhan - Üstad ve poetik duru...
Mustafa Kınıkoğlu - Necip Fazıl hakkında...
Turgay Ertem - Benim de söyleyecekl...
Fatma Pekşen - Gençliğim eyvah!
Ahmet Mahir Pekşen - Necip Fazıl ve inter...
Ahmet Mahir Pekşen - O'ndan sonrası
Dergi Editörü - Hamd ve şükür...
Site Editörü - “Benim Adım Bay Neci...
Mehmet Hasret - Bir mısra, bir söz k...
Necip Fazıl - Son ve tek kıvılcım
Necdet Uçak - Necip Fazıl Kısaküre...
Necdet Uçak - Allah için ne yaptın...
Hızır İrfan Önder - Sevgi de öldü
Gelecek sayı konusu -
Av. Mustafa Büyükgüner - Necip Fazıl'ı anlatm...
Halis Arlıoğlu - TBMM'deki olaylar ve...
Halis Arlıoğlu - Sesleniş
Halis Arlıoğlu - Köyüm ve köylüm
Av. Özgür Alkan ALKIŞ - Ne Fa Ka, Bedenini A...
Kubilây Ertekin - Kurtuluş
Ahmet Değirmenci - Izdırap
Muzaffer Doğan - Özdemir İnce ve 'Mih...
Muzaffer Doğan - Sabah yakındır
Bahadır Kaya - 92.Sayı Medya Sepeti...
Kürsü Kainatın Efendisi -
Murat Yaramaz - Necip Fazıl hakkında...
Murat Yaramaz - Üstad ve mizah
Murat Yaramaz - Sebep
Murat Yaramaz - Rahmet
Murat Yaramaz - Mizan
Bahçıvan - Necip Fazıl'ı takdim
Şadi Erdal - Üstad Kısakürek ve K...
Birsen Eraslan - Üstad'ın izinden
Cahit Ay - Peşin hükümler
Melih Aydoğ - İdrâk
Onur Abalı - Yarım
Mehmet Akif Bozkurt - Bu şehir (Halep)
Rahile Dövran - Ağrı Dağı
Fazlı Humar - Canlarım
Rafiq Oday - Bir de (mi) gelsin
Fatih Zeyrek - Şule
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 3052908
 Bugün : 1542
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 399904
 Bugün : 35
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 73
 92. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 5
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 8
Son Güncellenme: 1 Mayıs 2017

Künye | Abonelik | İletişim