Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
Zamanın kısa tarihi
Yavuz Sert

Bir düğün sonrası düğün sahibinin teknede verdiği yemekteyiz. Boğaz turu yapacağız. Damat bey yakın arkadaşım, beni iyi tanıyor, huyumu, suyumu, ilgilerimi iyi biliyor. İkram sırasında beni davetlilerden biri ile tanıştırmak istediğini söylüyor. Bizden yaş olarak hayli kıdemli bir büyüğümüzün yanına gidiyoruz. Damat beyle sürekli yapmak istediklerimizden, heveslerimizden konuşuruz, ağabeyimize bunlardan bahsediyor. Ağabeyimiz aklımda kaldığına göre şöyle yanıt veriyor: “Böyle istekler ortaya çıkar, olgunlaşır, olgunlaşır, kırk yaşında meyve vermeye başlar.” O günlerde kırkımıza on yıldan fazla var.

Devamı için tıklayın
Zaman tünelinden iki yazı
Ali Erdal

Kardelen’e 28 yıldır yayın hayatına devam imkânı veren ve 18 yıldır da internet sitesi ile fikirlerini ifadeyi nasip eden Allah’a hamdolsun...

100. sayıya ulaşmayı ve bu sayıda kendi muhasebesini yapma şartlarını ihsan eden Allah’a hamdolsun...

Allah ve Resulü yolunda gitmenin şevk ve heyecanını lütfeden Allah'a hamdolsun...

Kardelen’in bugüne kadar nasıl bir çizgi takip ettiği; sabit ve istikrarlı olup olmadığı; her sayısının bir öncekinden daha kaliteli olup olmadığı; arka kapakta yayınladığımız ÇIKIŞ BEYANNAMESİNİ ve dergi kapaklarını incelemekle kolayca görülebilir. Başlangıçta ne söylenmiş, zaman içinde ne yapılmış; bugün hangi noktada... Çıkış beyannamesini ve kapakları incelek, Kardelen'in zaman içindeki seyrini göstereceği gibi, derin değerlendirme için de bir başlangıç olacaktır.

Ben de muhasebemi; Kardelen'de yayınlanan, biri Kardelen’in doğuşunu anlatan, diğeri çıkış beyannamemizdeki bir tespite dikkat çeken, ayrı tarihlerde yazılmış, yani Kardelen'e iki ayrı zamandan bakan iki yazımı sunarak yapmanın daha objektif olacağını düşündüm.

Devamı için tıklayın
Kardelen olmasaydı
Kadir Bayrak

Muhal farz…

“Kardelen” olmasaydı…

Dergimizin kurucusu Ali Erdal Bey, sıradan bir edebiyat öğretmeni gibi derslere girip çıksaydı. Emekli olduktan sonra da köşesine çekilseydi.

Veya yazarlarımız Sinan Ayhan, Özgür Alkan Alkış, Cahit Ay, Veysel Şeker, Kevser Fidan ve diğerleri, Bilecik Anadolu Lisesi’nden 1992 yılında mezun olan o sınıf, Ali Hocamızın fikirlerine iltifat etmeseydiler… Ne işimiz var bizim yazıp çizmeyle, başka işimiz mi yok, derdimiz üniversiteyi kazanmak, şu dersten geçer not alalım yeter deseydiler…

Şimdi nerede olurduk?

Devamı için tıklayın
Röportaj - “Tehlikeleri bilmemenin verdiği cesaretle ortaya atılan maceracılar değiliz.”
Kadir Bayrak

Kardelen’in muhasebesinin yapılacağı 100.sayıda, dergimizin kurucusu ve halen sahibi eğitimci-yazar Ali Erdal Hocamızla röportaj yapmayı arzu ettik. Okul duvar gazetesinden başlayarak 28 yılı deviren ve 100.sayıya ulaşan Kardelen’in istisnasız bütün sayılarında ve her aşamasında emeği bulunan Ali Erdal Hocamızla derginin dününü, bugününü ve yarınını konuştuk.

Devamı için tıklayın
Kardelenin muhasebesi ve Kardelenin duası
Sinan Ayhan

Bizi, cüssemiz ne olursa olsun, O'na dair bir bilginin içine yerleştirdiği için Allah'a sonsuz hamd, sonsuz şükür...

Şairin dediğine bakıp, bir muhasebe ayarındaki rotamızı çizelim...

"Ana rahmi zahir, şu bizim koğuş;

Karanlığında nur, yeniden doğuş..." (NFK)

Kaderimiz, ana rahmi gibidir; bir bakıma bulunduğumuz dekor ve fikir, bizi kilit olayların, kilit akışların içine doğurur; bizi öte zamandaki öte bir hal için yetiştirir; bunun Allah'ın emrinde bir şey olduğunu anlayabilirsek tabiî... Hz. Yusuf(a.s)'ın kuyusu gibi...

Devamı için tıklayın
(Üç Nok-ta)nın muhasebesi
Sinan Ayhan

(Üç Nokta) için 100. Sayı yazısı, bir yüzleşmenin adı olsun...

Oldum olası sınırları, bitişleri sevmedim; keza haddimi aşmaktan da ölesiye korktum, o sebeple zaten yıllarca önce, köşemin adını “üç nokta” koydum; hadler içinde sonsuz kıymetler ölçüsü... (Üç Nokta), işte bunun adıdır; yani benim gözümde hadler edebi içinde, sonsuzca yazmanın yeri...

(Üç Nokta)'yı, soyut kavramları tefekkür ede ede, insanın somut fikriyatına ne kadar uzak olurlarsa olsun onlar, zoru kolay ve sade söylemeye çalışarak, soyut kavram düzeneğini dünyamızın bir parçası haline getirmek bakımından elverişli bir mecra olarak gördüm hep ve bu uğurda aslolanın bilgi sahibi olmaktan öte üslup sahibi, rey sahibi olmak olduğunu (Üç Nokta)'daki yazma çabamdan öğrendim... Gerçek yazar, bilgi yüküyle giden değil, üslûp sahibi olandır çünkü ve zaten üslûp da, sonsuzu elinizde tutabileceğiniz yegâne araç...

Devamı için tıklayın
Kardelen nasıl doğdu?
Özgür Alkan Alkış

Filmlerdeki gibi hafızamda geri dönüş (flashback) yapıp 1989-1990 yılına filmi geri sardığımda Kardelen dergisinin doğuşu ile ilgili anılarımı tazelediğimde söyleyebileceklerim şunlar.

Bilecik Anadolu Lisesi 1. sınıftayız. Okulumuz Osmanlı’dan kalma tarihî eser niteliğinde bir bina.. Bahçesinde tarihî saat kulesi ve hemen vadinin aşağısında seyrek ormanın bitiminde Şeyh Edebâli, türbesi görünüyor.. Tarihin genç dimağlarımıza ve bilinçaltımıza işlendiği ve ruh halimizi de biz fark bile etmeden tesir altına aldığı bir mekân...  Çocukluktan çıkma ergenlik devresi.. Kendimizi çok mühimsiyoruz. Dünyayı değiştirebileceğimize inanıyoruz. Fen matematik ağırlıklı bir sınıf olmamıza rağmen Ali Erdal öğretmenimizin edebiyat dersleri en sevdiğimiz ders. Ders demek aslında ortamı anlatmaya yetmiyor. Ezber, peşin kabul, postülalara teslimiyet yok. O dersler Bir akademi, felsefe okulu, edebli tartışma ortamı.. Sorgulayıcı eleştirel akılla beynimizi nasıl kullanacağımızı öğrenme eğitimi.. Sanki Sokrates’in diyalektik metoduyla tedrisat gören bir felsefe okulu.. Yani birlikte düşünme, sorgulama, müzakere etme, düşünmeyi, derin düşünmeyi öğrenme. Bahar aylarında bazıları bahçede bile ciddiyetle yapılan her ders, sanki ülkenin yönetimi bize verilmiş de kararları biz alıyoruz gibi bir ciddiyetle geçiyor. Zamanın o kesitinde ne olduğumuzdan çok neye inandığımız önemli.

Devamı için tıklayın
Erik ile kiraz
Fatma Pekşen

Bahar güneşin zar zor ısıttığı balkonun uç tarafındaydı. Yeşilli sarılı fistanının içinde, ağzındaki güzden kalma kaysı çirini geveleyip duruyordu. Bahçe tarafındaki asma dallarını budamakta olan oğluna, gelini mutfak penceresinden başını uzattı.

Nezleymiş gibi çıkan sesiyle, mırıl mırıl bir şeyler söyledi. Cep telefonu, Erik, Kiraz, uçak, üç gün, Kapadokya, uğramak kelimeleri kuş tüyü gibi uçuştu. Asma budayan oğlan, budama makasını hırsla yere attı. Üçayaklı merdivenden çarçabuk indi. Erik ve Kiraz kelimeleri bir kez de onun kalın sesinden tekrarlandı.

Devamı için tıklayın
Her sayı ayrı bir değer
Dergi Editörü

“Kardelen, her sayısı ayrı bir değer olarak bugüne geldi.

İlk insandan sonuncusuna, dünyanın yaratıldığı ilk an’dan son an’a kadar hakiki mânâda tek tez var. O tez, imanın… İlk ve tek tez: Kelime-i Tevhit… Allah’tan başka ilâh yok, peygamber O’nun kulu ve elçisi… İşte tez bu… Bütün tezler onun açılımı… İman; iyilik, doğruluk ve güzellik ortaya koyucu… Bunun için hak tek, bâtıl çok… İşte Kardelen, her sayı bir kaşıkçı elması, pırlanta veya tek taş yüzük… Hangi değeri yakıştırıyorsanız… Ortaya çıkarabiliyorsa, bu teze iman etme sayesinde… Farklı bir şekilde söyleyecek olursak, kaşıkçı elmasını her sayıda işte o tek tez meydana getiriyor… İman, istişare ve istikrar… Bu sayede üç ayda bir fikirsizlik kışında kardelenler açıyor." (Ali Erdal, 20 Ocak 2019 tarihli toplantı konuşmasından)

Fikrin anlaşılmadığı, anlaşılmak bir yana yadırgandığı, lüzumsuz görüldüğü bir iklimde, yazılı basının gittikçe gözden düştüğü bir zamanda, kültür başkentinin uzağında, nüfusça namüsait bir yerde, bir derginin 28 yıl boyunca okuyucusunun abonelik bedelleri dışında hiçbir maddî güce dayanmadan çıkarılacağını söyleselerdi, buna kimse inanmazdı.

Biz inandık… Çünkü “O tez”e iman ettik…

Devamı için tıklayın
Yüz
Site Editörü

Bir önceki sayımız için röportaj hazırlıkları hemen hemen tamamdı. Sorular hazırlandı, kayıt cihazının pili değiştirildi, çalışıp çalışmadığı test edildi. Son olarak, röportajı yapacağım kişiye takdim edilmek üzere birkaç sayımızı yanıma almam gerekiyordu. Doğal olarak son çıkan birkaç sayıyı yanıma almaya niyetlendim. Her zaman dergileri koyduğum yerde son sayıları göremeyince hanıma nerede olabileceklerini sordum, hemen söyledi. Tarif ettiği yerde tahminimden çok daha fazlası vardı.

Son birkaç sayıyı ararken birden karşıma eski sayılar çıkmıştı. Eski dediysem birkaç yıllık değil, ilk yılların sayıları… Dergi ekibi arasında sayılarının azlığından hattâ yokluğundan yakınılan sayılardan bazılarıydı bulduklarım. Oturduğum yerde uzun süre dergileri inceledim, kapaklarının ve bazı iç sayfalarının fotoğraflarını çekip dergi kadrosundaki arkadaşlarla paylaştım.

Yeni aldığı kitaplarının sayfalarını hızlı hızlı çevirip belki de o kitaplarla ilgili en keyifli anını yaşayan bir okur gibi dergileri inceledim. O sırada ilk farkettiğim şey kapaklardı. Kapak kompozisyonlarının Kardelen’e özgü, başka dergilerde çok karşımıza çıkmayan türde olduğunu bir kez daha gördüm. Büyük Doğu’nun kapak stratejisinden esinlendiğini bildiğim için, içimden, bunda gayet başarılı olunmuş, düşünceleri geçti. Tüm kapaklar bir “şey” anlatıyordu.

Devamı için tıklayın
Askıda şiir
Mehmet Hasret

Her şeyle her şey arasında var olan çok yönlü bağlar, bağınlar, bağıntılar, bağlantılar sebebiyle maddeyi altına çevirmek mi önemli, yoksa her şeyden öte cisimleri, cisim haritalarını keşfetmek mi…

Sülfür, civa, tuz, süt tozu, vs… Normal şartlar altında bir araya geldikleri vakit bir canlılık veremeyebilir şeylere; ama hepsinin kavram dairelerinin merkezlerinin buluştuğu bir ortak yer, bir pota, bir havan, bir mistik atmosfer var olabilir… “Var olabilir olan Şey”  iradenin cüzünde bile bir cismi hale bürünmeyi yıkacak ahlâka ve ruha erişebilir, bu tıpkı aklımızdan kaçan eşyanın kıpırtısı, bir esaslar kuşamı hareketi gibidir sanki.

Devamı için tıklayın
Acıyorum nedir?
Acıyorum

Bugün toplumumuzda, özellikle düşünce alanında aksayan yönler ve anlamsızlıklar var.

ACIYORUM, bu aksaklıkları ve anlamsızlıkları, sadece fikirle en can alıcı yerinde, en vurucu sözlerle, yanlışlıkları mantıksızlıkları yakalamayı usul bilerek, en doğru yargıları hiç itiraza meydan vermeyecek şekilde ifade etmeyi ve daha sonra düzeltmeyi yapacak olanlar için fikrî çözüm yolları açmak düşüncesinin ifadeye dökülmüş şeklidir. (Kardelen’in ilk sayısı)

Devamı için tıklayın
Fikirsizlik
Necip Fazıl

Fikirsiziz efendiler, fikirsiziz! Ne yola, ne madene, ne buğdaya, ne silaha muhtacız! İhtiyacımız sade fikre. Ondan da mahrumuz! Fikir olunca hepsi olur, o olmayınca da hiçbiri olmaz; bunu bile anlamıyoruz!

Bugüne kadar başımıza gelen her felâket, şahidi olduğumuz her kepazelik, sadece fikirsizliğimizden ileri gelmiştir. Bu yüzden büyüklüğümüz bize küçüklük; hıyanetler, kahramanlık; suikastler, kurtarıcılık gibi gösterilmiştir. Bizse bunları yutup hazmetmiş bulunuyoruz.

Efendiler! Bizde, boşlukta mekân işgal etme hassasına mâlik, hacim ve ölçü sahibi fikir adamı yetişmiyor. Yetişmemesi için de her şey yapılıyor.

Efendiler! İdeolocya adına, ahçı kitaplarındaki pastırmalı yumurta izahından daha adi ve umumî, daha kolay ve kaba ve her dayanaktan mahrum, parti programlarından başka bir şey bilmiyoruz!

Devamı için tıklayın
Akıllı ol
Altan Atan

Erenlerin çoktur yolu

Cümlesine dedik beli

Gören bizi sanır deli

Usludan yeğdir delimiz (Muhyî)

Akıllı telefonlar, otolar, televizyonlar, buzdolapları, fırınlar, saatler, akıllı evler, hastaneler, işyerleri ve akıllı şehirlerle akıllı bir hayat. Cihazlardan mekânlara ve yaşantılara kadar “smart” kavramının içine alınan, alınmaya da devam edilen şeyler… Şeylerin interneti (Internet of things) ile yapay zekâlı insansı robotlar ve çip yerleştirilmiş robotsu insanlar… Böylelikle akıllandığı söylenen her şeyle beraber değişerek gelişen inançları da düşününce büyük dönüşümün donanım ve yazılım boyutunun yaşanmaya başladığı anlaşılıyor. Donanım, teknoloji dediğimiz şeyler yazılım ise inançlar… İşte size öngörülen gelecek!

 

Devamı için tıklayın
Çıkış Beyannamesi
Kardelen Dergisi

Hâlâ ve her şeye rağmen var olduğuna inandığımız

DÜŞÜNEN ADAM'A!..

Yeryüzünde Türkçe konuşan yarım milyar insana rağmen, en kabadayı kitabın baskısı bile 4 basamaklı sayıyı aşamıyor... Bin bir zorlukla piyasaya sürülebilenlerin ömrü de bir baskılık... Kalemle geçinmenin hayali bile lüks olan bu ülkede, kalem faaliyetleri ikinci iş... Bazı mürekkep yalamışların “hobisi” sizin anlayacağınız...

Kültür merkezimiz İstanbul’da çıkan günlük gazetelerin toplam tirajı 3.5 milyon... Yaşama “şansını” fikir dışı “oyunlarda” arıyor her biri...

Mahallî gazetelerin resmi ilân pastasından pay kapmak için çıkması, eli kalem tutanlarca bile yadırganmamakta...

“Adriyatik’ten Çin Denizi’ne!..” Bu geniş saha içinde Türkçe bilen meramını anlatabilir. Pek çok ülkede, hatırı sayılır miktarda Türk ve Türkçe bilen var. İstiklâllerini kazandıkları söylenen soydaşlarımız, yavru kuş misali gözümüzün içine bakıyor. Gerçek şahsiyetimizle meydana çıksak, yanı başımızda yer alacak İslâm Âlemi ve Batının “geri kalmış” deyip dudak büktüğü ülkeler de cabası... Dünya, dünya olalı böyle bir potansiyel görmüş müdür? Ama bu potansiyeli kucaklayacak bir yayından söz edemezsiniz. Bırakın bu potansiyeli kucaklayacak yayını, ülkemiz insanına tam olarak ulaşma hayali bile kurulamaz. “Adriyatik’ten Çin Denizine” gerçeği düne kadar bu sözü ağzına almayı suç sayan politik ağızların sakızı şimdi...

Devamı için tıklayın
Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi

Kardelen’in geleneksel toplantısı

Kardelen’in geleneksel hale gelen ve derginin yayın periyoduyla aynı zamanlarda yapılan yazarlar toplantısı 20 Ocak 2019 tarihinde Bilecik’te düzenlendi. Toplantının başkanlığını ve aynı zamanda ev sahipliğini yapan editörümüz Av.Kadir Bayrak’ın takdim konuşması ile başlayan toplantıda sıradaki konuşmayı yapan Ali Erdal, derginin tıkır tıkır çalışan bir sistemi olduğunu belirterek her bir sayıyı Kaşıkçı Elması’na benzetti.

Devamı için tıklayın
Gelecek sayı konusu hakkında
Gelecek sayı konusu

Gelecek sayı (101) konusu, 06.05.2019 tarihinde sitemizden (kardelendergisi.com) ilân edilecek.

Kardelen'e eser gönderecekler; sitemizden gelecek sayı konusunu, kalem erbabına mesajı ve düşünen adama hitabı okumalıdır.

Eserler, 17-23.06.2019 tarihleri arasında “KARDELEN’DE YAYINLANMASI TALEBİYLE” Word dosyası olarak (kardelen@kardelendergisi.com) adresine gönderilmelidir. Bu tarihler dışında ve başka adreslere gönderilenlerin takibi mümkün değildir.

Devamı için tıklayın
Kardelen...Yüz...
Av. Mustafa Büyükgüner

Çıkış beyannamesinde ülkenin kültür ve fikir fotoğrafını çeken ve daha başlarken “Bizimkinden daha geniş dergi mezarlığı olan bir ülke bileniniz var mı?” diyerek başladığı işin zorluğunu gösteren kaç dergi var?... Yirmi sekiz yıl önce… Dile kolay, o günün delikanlıları, şimdi çoluk çocuğa karışmış olgun insanlar; olgunları ise artık bilge…

İşte bu, derdi “Ötelerin ötesi, onun da ötesi…” olanlara yaraşır bir tavır.

Kardelen; beyannamesinde “Ekolleşme istidadındaki birkaç dergi, kurucularından sonra neşir hayatında görünmez oluyor.” Demekle, “Dergi mezarlığı”na girmemenin yolunu da belli ediyor: Ekolleşmek…

Devamı için tıklayın
Hırsızlık ve haramla geçinen iffetsizler!
Kubilay Ertekin

Ülkenin kangren olmuş yarasına hangi kurum, kişi, sistem inanç ve ideoloji (!) sâhip çıkacak ve bu iğrençliği, bu kepâzeliği bu aşağılık ve alçaklığı bir geçim ve hayat tarzı olarak gören zihniyetin köküne kibrit suyu döküp kurutacak? (İdeoloji) sözcüğünü özellikle kullandım. Çünkü dünyâda ve ülkemizde (solcu) geçinerek İslâm ve inanç düşmanlığına dayanan ve ondan (ideolojiden) beslenenler, bu saplantıyı savunan müptezeller yaptıklarını sözde “Hakça ve en âdil bir düzen”(!) olarak görmekte ve savunmaktadırlar. Milletin sırtından geçinen bu asalakların ve mikropların cemiyetten kazınması gerekir.

Devamı için tıklayın
Müslümanlar ne zaman kurtulur?
Halis Arlıoğlu

Uzun söze gerek yok. Müslümanlar fert, âile ve cemiyet olarak Allâh’ın (cc) ümmete ilk ve kesin “İKRA – Oku” emrini yerine getirdiği zaman kurtulabilirler. Şeklî ve zâhirî tavır ve görünüşlerinin ötesinde şuurlu bir hayat tarzını ve tefekkürü kazandığı zaman, Müslüman çoğunluğun elinde İslâmî değerleri savunan dergi ve gazete olduğu zaman kurtulurlar! Esas ölçü ve kıstas bu; bir de Müslümanların durumlarına bakalım…

Şu an Müslümanlar bu ölçünün tamânen dışında ve bu değerlere düşman iblislerin peşinde savrulup gitmektedirler. Bunların her birini ayrı ayrı zikretmek gerekir…

Devamı için tıklayın
‘Derin bir külliyat’ olarak Kardelen
Büşra Doğramacı

Necip Fazıl Kısakürek ile en hakkaniyetli tanışmam bundan altı yıl evveldi. Tercihlerim sonucu kazandığım liseye gittiğimde müdürümüzün odasının girişindeki o hemen hemen herkesin bildiği

“Ne hasta bekler sabahı…” diye başlayan ve tok bir sesle hem de müthiş bir âhenkle kendini okutan “Beklenen” şiirinin olduğu tablo ile karşılaştım. Arka planda Üstad’ın dert çizgileriyle bezeli sureti beynindeki girift hali haykırıyordu âdetâ... Biliriz ki halkın derdi ile dertlenen adamların sureti kurak toprakların su ile buluştuğu yer gibidir (bkz. Bahtiyar Vahapzade).

Devamı için tıklayın
100.sayı mizah köşesi
Murat Yaramaz

100. Sayı konumuz "KARDELEN'İN MUHASEBESİ" olunca, MİZAH KÖŞESİ'nde de Kardelen mizahının geçmişine bir göz atmayı uygun gördük. Bu sayımızda Kardelen'in önceki sayılarında mizah yoluyla nelere dikkat çektiğini, hangi konuların altını çizdiğini belgeleyen bir derlemeyi siz değerli okurlarımıza sunuyoruz.

Devamı için tıklayın
Sahte diplomalı zanlılar
Ekrem Esad Atan

Aslında her yanımızı saran, sayıları gittikçe artan, çok fark edilmese de son derece tehlikeli, çıkarları doğrultusunda basit görülen ama her türlü sahtekârlığı yapabilen, sahte diplomalı zanlılardan bahsedeceğim.

Bu insanlar kendilerinin hayat okulu denen bir okuldan mezun olduklarını söylerler. Kendilerini mezun ettikleri anda kendilerince her şeyi bilirler, her şeye yetkileri vardır ve tabiî ki her zaman doğru olanı yaparlar! Hata yapmazlar, hataları geçmişte yapmışlardır sonrasını biliyoruz zaten: mükemmel…

Devamı için tıklayın
Battal Gâzi
Hakan Karahan

Bu cemiyetin kahramanlık hayali Battal Gâzi’de

Bu cemiyetin önemli şahsiyetlerini kaleme aldığımız yazılarımıza bu sayıda cemiyetimizin kahramanlık hayalinin aranması gereken Battal Gâzi ile devam ediyoruz.

Bir halk kahramanı olarak hayatı menkıbelere, şiirlere, romanlara, filmlere konu olan Battal Gâzi Emevîler döneminde yaşamış olup Anadolu’da Bizans’a karşı yapılan mücadelelerde ön plana çıkmıştır.

Gerçek adı “Abdullah” olup kahramanlığı dolayısıyla kendisine lâkap olarak “Battal” denilmiştir. Kelime anlamı olarak “Battal”, en ve boyca alışılmış olandan büyük anlamına da gelir. Battal Gâzi, lakâbının hakkını verir gibi iri yapılı ve uzun boyludur. Heybetiyle düşmana korku verir.

Devamı için tıklayın
Ön söz, Öz Söz, S(öz) -III-
Mehmet izzet Gülenler

Eleştirel görülen yazılar, konular olursa bilin ki düşüncem her zaman şu, "mevzu hepimizin mevzusu, dert hepimizin derdi." Yani derdimiz ortak...

Ve biliyoruz ki; bu geçici hayat yolculuğunda, neyin neye sebep olabileceğini bilemeyiz...

Görüntüde kötü, olumsuz bir tablonun içinde olan biri için, orada olan veya olacak bir şey, onda ufkunu açacak öyle yolların açılmasına sebep olabilir ki... Biz bilemeyiz... Onu ancak Allah'ımız bilir...

Hepimiz hatalarla doluyuz...

"İnsan hata işleyebilir. Robot ise hata işlemez. Bu durumda insanın hata yapabilirliği bir üstünlüktür, robotun hatasızlığı ise hatadır veya bizim kendisinden korunduğumuz bir fazilettir." der Aliya İzzet Begoviç Özgürlüğe Kaçış kitabının 3574. notunda...

Devamı için tıklayın
Beklediğim
Fatih Öz

İskelenin köşesindeki kafeteryada, buğulu pencerelerden birinin önündeki ahşap masada oturuyorlardı. İskeleye yanaşan vapurun ışığı, beyaz masa örtüsünün üzerindeki yapma çiçeklerle dolu vazoyu aydınlattı. İpek, bakışlarını önünde duran kitaptan kaldırdı:

-Okuduğum şiirler ve şairler aklımda kalmıyor hiç, dedi.

Devamı için tıklayın

Gelecek sayı konusu (101): Doğu - Batı tefekkürünü doğru yapamayanın ufku dardır.

Son Eklenen Yorumlardan
 Ulvi bir gaye ile yola çıkıp bu güzelliğe öncülük etmeniz vesilesi ile Allah sizden razı olsun Ali ... Ayhan ASLAN

 👍👏👍👏👍👍... BEYZA ATEŞ

 Acayip güzel olmuş 😉... BEYZA ATEŞ

 Dilin anlatamadığını şiire dökmek çok zordur ve siz zoru başarmışsiniz tebrik ediyorum 👍 ... BEYZA ATEŞ

 Çok başarılı ... Meryem


Tüm gazetelerimizin toplam tirajı, 70milyon nüfusa karşılık, 3,5 milyon…
Elâlemin memleketinde tek gazete bile çift rakamlı tiraja sahip. Mesela Japonya’da günde 13 milyon satan gazete var.
Bizde nüfus artıyor, gazete tirajları yerinde sayıyor, hattâ azalıyor. Demek ki “basın” diye piyasaya sürülen kâğıt parçalarına millet güvenmiyor. Bu güvensizliğe rağmen basından ödleri kopanlara yazıklar olsun!
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1993
Fikirsizlik
Zaman tünelinden iki yazı
Kardelen nasıl doğdu?
Zamanın kısa tarihi
Ön söz, Öz Söz, S(öz) -III-
Zaman tünelinden iki yazı
Ruhsa sızan şiir
Yüreğinle gel
Her sayı ayrı bir değer
Yüz


Yavuz Sert - Zamanın kısa tarihi
Ali Erdal - Zaman tünelinden iki...
Kadir Bayrak - Kardelen olmasaydı
Kadir Bayrak - Röportaj - “Tehlikel...
Sinan Ayhan - Kardelenin muhasebes...
Sinan Ayhan - (Üç Nok-ta)nın muhas...
Bedran Yoldaş - Dokuz köyün delisi
Özgür Alkan Alkış - Kardelen nasıl doğdu...
Fatma Pekşen - Erik ile kiraz
Dergi Editörü - Her sayı ayrı bir de...
Site Editörü - Yüz
Mehmet Hasret - Askıda şiir
Acıyorum - Acıyorum nedir?
Necip Fazıl - Fikirsizlik
Necdet Uçak - Gözyaşı çeşmesi
Necdet Uçak - Seyir tepesi
Necdet Uçak - Metristepede
Necdet Uçak - Dağlar
Altan Atan - Akıllı ol
Kardelen Dergisi - Çıkış Beyannamesi
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
M. Nihat Malkoç - Gece korkutuyor beni
M. Nihat Malkoç - Gül kokulu ramazan
Ayhan Aslan - Hikaye
Ayhan Aslan - Sufle
Ayhan Aslan - Değirmen
Ayhan Aslan - Ecel vakti
Mehmet Balcı - Senin
Mehmet Balcı - Kardeşim
İsimsiz - Giden-Kalan
Gelecek sayı konusu - Gelecek sayı konusu ...
Av. Mustafa Büyükgüner - Kardelen...Yüz...
Kubilay Ertekin - Hırsızlık ve haramla...
İbrahim Şaşma - Ben sevdayı aradım
Halis Arlıoğlu - Müslümanlar ne zaman...
Halis Arlıoğlu - Uyan diyorlar
Ahmet Değirmenci - Ferman
Oğuz Askan Kocagöz - Ruhsa sızan şiir
Büşra Doğramacı - ‘Derin bir külliyat’...
Kürsü Kainatın Efendisi - “İmam-ı Kastalanî’de...
Murat Yaramaz - 100.sayı mizah köşes...
Murat Yaramaz - Dalya
Murat Yaramaz - 100.sayı
Murat Yaramaz - Kardelen
Ekrem Esad Atan - Sahte diplomalı zanl...
Ferhat Nitin - Gece yarısı uyanmala...
Hakan Karahan - Battal Gâzi
Mehmet izzet Gülenler - Ön söz, Öz Söz, S(öz...
Erkan Karakaya - Gölge
Fatih Öz - Beklediğim
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 5778388
 Bugün : 565
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 471881
 Bugün : 7
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 63
 100. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 14
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 7
Son Güncellenme: 2 Mayıs 2019

Künye | Abonelik | İletişim