Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 30 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     3739 kez okundu.     1 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

Ramazan kokulary
Fatma Pekşen

  Sayı: 46 - Ekim / Aralık 2005

Çarşıdan geçersiniz... O zamana kadar hiç sesi çıkmayan, siz geçtiğiniz zaman ardınızdan “Ben buradayım” diye haykırmayan kokular çıkar gün yüzüne...
İlk ses çoğunlukla fırınlardan yükselir... Nefis bir somun veya pide kokusudur seslenen...
“Bu kadar güzel kokuyordun da Ramazandan önce niye sesin soluğun çıkmıyordu?” diye sormaya kalkmayın... Alacağınız cevap şudur:
–Benim kokum her zaman aynı ama, ancak sen oruçlu olduğun zaman bu kokuyu duyabiliyorsun ve ancak bu zamanlarda, ramazan günlerinin ikindilerinden sonra ne kadar güzel koktuğumu farkedebiliyorsun?
İftar için lokantalara takılan dönerler usuldan usula kızarmaya, kesilerek tabaklar içinde müşterilere sunulurken, yanık et kokusunun dayanılmaz cazibesi size dönüp baktırır... Sanki ömrünüzde hiç döner yememişsiniz gibi özlersiniz... O size bakar, siz ona bakarsınız... Ama sizi evde sizinkilerin yaptığı yemekler bekler ve oyunbozanlık edip onlardan ayrı olarak lokantada iftar etme hakkınız yoktur... Aslında en güzel iftar, zeytin ekmekle de olsa evinizde, eşinizle dostunuzla yaptığınız iftardır... Bunu düşünürsünüz ve oruçlu olduğunuz için size öylesine hoş geldiğini anladığınız döner kokusunun “Lokantaya buyurun” davetini kibarca reddedersiniz... Ama aklınızın bir ucu da orada kalır hani...
Sahi, siz ramazanın dışında turşuların koktuğunu, böylesine davetkâr olduğunu hatırlıyor musunuz?.. Efendim tenekeleri yeni açılmış kornişonlar, biber turşuları geçit resmi yaparlar... Kurumuş dudaklara rağmen ağzınızın sulandığını hissedersiniz... Uzmanlar derler ki; “Aç karnınızla alışverişe çıkmayınız... Önünüze çıkan her yiyecekten bol bol alırsınız da evin yolunu unutursunuz.” diye... Aslında Ramazanda da, özellikle ikindiden sonra, hele hele açlığın zirvede olduğu topa yakın zamanlarda alışverişe asla çıkmamalı... O köftehor turşular albenili kaplarında “Benden kilolarca al” Hatt⠓Tenekesiyle götür” naraları atıp durur... Neredeyse kanacak olursunuz da, bazan cebiniz, cüzdanınız izin vermez... Ama hiç değilse bir iftar sofrası için tadımlık olarak da olsa almadan geçemezsiniz...
O meşhur Türk kahvesinin satıldığı köşedeki dükkâna daha elli metre kala, nefis bir taze kahve kokusu gelir burnunuza... Tansiyonunuzu biraz yükseltmesine, uykunuzu biraz kaçırmasına rağmen, şöyle küçük bir kesekâğıdı kahve almadan geçemezsiniz... Anneniz de sever hani... Teravihten sonra yaşlılarla içilen bir Türk kahvesinin yerini ne tutar ki?

*

Biz bu çay ve kahve sohbetlerini bir kenara bırakarak Ramazan kokularımıza yine dönelim...
Evin dış kapısına geldiğinizde, pilavın üstüne yakılmış bir yağ kokusu buyur eder sizi içeri.
Sizin uzmanlılık alanınızdır hani... İçeri girip havayı şöyle bir kokladığınızda sizinkilerin ne pişirmiş olduklarını hemen anlarsınız... Bazan helva ile erişte kokusunu karıştırdığınız olur ama olsun... Genelde isabetli tesbitlerde bulunursunuz... Biber dolmaları, yeşil fasulye, kuru fasulye, mercimek çorbası hiç şaşırmadan bildiğiniz türlerdir... Bazan kadayıfı bile tahmin edersiniz ama onu kokusundan değil, yapılışında kullanılan aracı, gereci evde gördüğünüzde anlarsınız sofranızın tatlanacağını. Sizin evinizde, kadayıfın yapıldığını jurnalleyen baş araç yörenizde “dibek” diye de anılan havandır... Havan sizin evde, kadayıfa konulacak cevizlerin biraz ufaltılmasında kullanılır ninenizin gününden beri.
Evde bir iftar verecek olursanız, kokudan geçilmez... Birbirine karışa karışa yoğunlaşan ama bu karışıklığa rağmen yine de güzel olan kokteyl yemek kokusu sofralarınızın misafirle bereketleneceğinin en bariz işaretidir... Bu kokular topa beş dakika kala daha da cezbedici olur.
Haa benim için ramazan kokusu denildiğinde ilk aklıma gelen, annemin “Buhamber” babamın “Künnük” dediği, benim de asıl adını hâlâ bilemediğim ancak, buhurlamakla amber balığının barsaklarından ya da himene adlı ağaçtan elde edilen amber kokusu diye adlandırdığım kokudur...
Evi amberle buhurlamak annemin göreviydi... Elindeki küçük amber maddesini kışsa sobanın üstüne, yazsa bir kor parçasına koyarak tütütür, bu üç beş dakika içinde bütün evi sarardı... Bu, bizim diyarın camilerinde bayram sabahlarında uygulanırdı...
Ve bize ekmeğin ve her türlü yiyecek kokusunun güzelliğini hatırlatan, yediğimizden zevk almamızı sağlayan ramazanlar bütün güzelliğiyle on bir ay da bir evlerimizi ve gönüllerimizi şereflendirmeye devam ediyor...
Mahyalar kadar aydınlık gönüller, saf akan bu gür pınardan içmenin zevkini hiçbir şeye değişmiyorlar...

Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen : g?lizar    
Yorum : cok dogru





 
Bacanak... - Sayı 103
Erik ile kiraz... - Sayı 100
Çıtırtı - Ev yerleşiyor... - Sayı 99
Fatmalar ve diğerleri... - Sayı 97
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (106): Mevlâna, Yunus etrafında Anadolu irfanı...

Son Eklenen Yorumlardan
 Sevgili Zafer, inceliğin ve yorumun için teşekkür ederim, "yıllar geçse de aramızdan, bu kalp seni u... Sinan AYHAN

 Amin... Okuyucu

 Maalesef bu virüsün aşısı da ilacı da Yok. Allah ıslah etsin... Ahmet Güney

 Allah(celle celaluhu) razı olsun. Bizim böyle bilimsel makalelere de ihtiyacımız var. Teşekkürler!... Himmet

 Hocam yazılarınızdan istifade ediyoruz. Bu yazınızda da çok faydalı bilgiler ve öğütler mevcut. Yaln... Mustafa GÜNEY


40
Maarif
Nasıl bir insan
İki kelime arasındaki boşluktan geçen ku
Çeyrek asır
Maariften eğitime
Zikir ve ?nemi
En tehlikeli virüs...
Benim 'Caparka'm: G?z? ?ekik Olmayan Bir


Ali Erdal - Nasıl bir insan
Ali Erdal - Büyük depremin öncül...
Kadir Bayrak - Filmin sonu
Sinan Ayhan - Türkü, Anadolu harcı...
Necip Fazıl Kısakürek - Maarif
Bedran Yoldaş - Paklanmak
Dergi Editörü - Çeyrek asır
Site Editörü - Maariften eğitime
Mehmet Hasret - Dost cemali
Necdet Uçak - İslâm gelince
Necdet Uçak - Geçer
Necdet Uçak - Değil
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler...
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu ...
M. Nihat Malkoç - Her şey eğitimle baş...
Hızır İrfan Önder - Elem gazeli
Hızır İrfan Önder - Gafil olma
Ayhan Aslan - İhtiras
Olgun Albayrak - Münacaat
Mehmet Balcı - Kurban açıklaması
Mehmet Balcı - Kalmadı
Mehmet Balcı - Doluyum
Yusuf Karagözoğlu - Kazandıklarımızı kay...
Muhsin Hamdi Alkış - Olaylara Bakış-105
Kubilay Ertekin - En tehlikeli virüs.....
Halis Arlıoğlu - Hasret ve hüsranla g...
Halis Arlıoğlu - Felek
Büşra Doğramacı - İnsanlığın maarif da...
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - Tedrisat
Murat Yaramaz - Mizah köşesi-105
Murat Yaramaz - Vesile
Murat Yaramaz - Bıçak
Murat Yaramaz - Eğilim
Mehmet izzet Gülenler - Dubalı dünya düzeni ...
Gülşen Ayhan - İki kelime arasındak...
Eyyub MEMMEDOV - Deniz boyu sevgim...
Mertali Mermer - İnsanlar anlamaz ben...
Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin...
İlkay Coşkun - Maarif meselemiz
İlkay Coşkun - Mülâkat-105
İlkay Coşkun - Vatanım
Turgut Yıldızan - İnsandan hazreti ins...
Turgut Yıldızan - Öğretmen olabilir mi...
Vildan Poyraz Coşkun - Eğitimde anne eli
Mehmet Şirin Aydemir - Keder kardelenleri
Çakmakçıoğlu - Hangi eğitim
Tuba Kanlıkama - Payitahtın sesi
Mustafa Kadir Atasoy - Göktaşı
Ülvi ƏLƏKBƏRZADƏ - Edilen dualar
Ülvi ƏLƏKBƏRZADƏ - Sevgi notumuz
İlknur Şimşek - 1453
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 7795929
 Bugün : 3223
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 514801
 Bugün : 34
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 63
 105. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 3
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncellenme: 2 Mayıs 2020
Künye | Abonelik | İletişim