Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 26 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     2776 kez okundu.     1 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

Bize tevhit gerekir
Site Editörü

  Sayı: 68 - Nisan / Haziran 2011

Yaşlı dünyamız, ilginç gelişmelerin çok hızlı şekilde cereyan ettiği bir dönemden geçiyor. Bu dönemin etkilerini hem ülkemizde, hem de dünyada görmemiz mümkün.

Ülkemizde, bir kısım “azınlığın” elinde tuttuğu “muktedirlik” olgusu, her geçen gün biraz daha gerçek sahiplerinin eline geçiyor. Üstelik bu gerçek sahipler sadece ülke içinde değil, dünya sathında da söz sahibi oluyorlar. Ülkenin dış politikaları her kesimden büyük ilgi görüyor, özellikle Osmanlı'nın bir zamanlar hâmisi olduğu topraklarda yaşayan halkların Türkiye'ye olan sevgisi bunun en güzel göstergesi.

Sadece yakın coğrafyada değil, çok uzaklardaki müslüman memleketlerinde de bu etkiyi görmek mümkün. Bunun bir örneğini Malezya'ya yaptığım bir iş seyahatinde yaşamıştım. Bindiğim bir takside şoför Türkiyeli olduğumu öğrenince başbakanımızın ismini söylemişti heyecanla.

Bir yandan ülkemizde bu gelişmeler olurken, Arap ülkelerinde de bir başka “kendini bulma” hareketi alevlenmiş durumda.

Ülkelerini yıllardır diktatörlükle yöneten hükümdarlarına karşı birçok ülkede ayaklanmalar yaşanıyor. Tunus'ta başlayan olaylar, Mısır, Libya derken son olarak Suriye'ye kadar uzanmış durumda. Bu ayaklanmaların endişe verici yanı, zalimlere alternatif bir oluşumun var olmamasından dolayı bu boşluğun, bu topraklardaki zenginliklere göz diken yabancılar tarafından doldurulmaya çalışılması.

Arap ülkelerini genel olarak ikiye ayırabiliriz sanıyorum. İlk grupta Mısır, Yemen, Suriye gibi halkın refah seviyesi çok iyi olmayan ülkeler, diğer grupta ise Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Umman gibi Araplar'ın genelde zengin olduğu ülkeler. Yakın zamanda her iki gruptan da birer ülkeyi ziyaret etme imkânım oldu. İlk gruptan Mısır, diğer gruptan da Umman ülkelerinde birkaç gün geçirdim.

Mısır'da Kahire ve İskenderiye şehirlerini gezme fırsatım oldu. Kahire çok kalabalık ve büyük, size çöl iklimini hissettiren sarı rengin hâkim olduğu, nüfusunun çoğu fakir olan bir şehir. Afrika kıtasının en büyük şehri… Halk arasında o kadar fakir olanlar var ki, mezar ev denilen yerlerde yaşıyorlar. İskenderiye ise Akdeniz'e kıyısı olan, daha modern, güzel ve düzenli bir şehir…

Mısır'da edindiğim intiba, halk, başlarındaki kişiden çok memnun olmamakla beraber, bir alternatifinin olmaması düşüncesi bile onları korkutuyordu. “Ya daha kötüsü olursa” diye düşünüyorlardı. Kötü de olsa tek sesin çıkması, ülkede iktidara birçok talibin olmasından daha iyi görülüyordu. Bunun bir sebebi de istihbarat ağının çok gelişmiş olmasıydı. Neredeyse her yüz metrede bir polis kulübesi görüyorduk. O kadar ki, gezi rehberimiz Mübarek'ten “amca” diye söz ediyordu. “Burası amcanın arazisi, şurası amcanın sarayı...” İsmini ağzına almıyorlardı. Daha uçaktan iner inmez de uyarılmıştık peşimize polislerin takılacağı konusunda...

Umman'da ise başkent Maskat'ı ziyaret ettim. Okyanusa kıyısı olan bir şehir Maskat… Çok güzel bir havası olan (mevsim kış olduğu için böyleydi, yaz aylarında çok çok sıcak oluyormuş), düzeni ile beni gerçekten çok etkileyen bir şehirdi. Çölün ortasında özel sulama sistemleri ile yeşil bir şehir inşa edilmişti. Trafiği düzenli, halkı kurallara saygılı, yer altı zenginliklerinden dolayı oldukça da zengin olan bir ülke Umman. Özellikle başkentte bu zenginlik araçlardan rahatça farkediliyordu.

Umman sultanlıkla yönetiliyor, başlarındaki kişi Sultan Quabus. Her yer onun resimleri ile süslü. Gördüğüm kadarı ile halk gerçekten seviyor bu kişiyi. Umman'da ayak işleri diye tabir edebileceğimiz işleri Hindistan, Pakistan gibi ülkelerden gelen insanlar yapıyor. Bu tür bir iş yapan Arap göremezsiniz.

Mısır'da yaşanan olayların çeşitli ülkelere sıçramasından sonra, Umman'da da benzeri bir hareketin olacağını hiç düşünmemiştim. Oradaki halkın refah düzeyi yüksekti. Gerçi Mısır ve Libya'ya göre Umman'daki olaylar çok çok küçük kalır ama orada da Sultan bazı yenilikçi tedbirler almak zorunda kaldı.

Arap dünyasındaki bu hareketlerin, hayır mı şer mi doğuracağını zaman gösterecek. Her zaman batı dünyasına ve İsrail'e karşı kayıtsız kalmalarını hayretle izlediğimiz Arap ülkeleri bu hareketlerle biraz olsun kendilerine gelebilecekler mi yoksa oluşan bu boşluğu Batı dünyası mı dolduracak? Bu hem onlar için hem de dünyadaki tüm müslümanlar için önemli bir soru.

Hem bu gelişmelerin, hem de ülkemizde yaşanan sürecin, İslam dünyasındaki “tevhîdin” sağlanmasına vesile olması duası ile...


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen : özgür    16.06.2011
Yorum : Eline sağlık değerli kardeşim gönüldaşım. Teşhisi koymak çok mühim. belki tevhid yerine ittihad dense daha doğru ama maksat hasıl oluyor. selametle.





 
Ana dilimiz Türkçe... - Sayı 94
15 TEMMUZ’DAN DERS ALACAK... - Sayı 93
“Benim Adım Bay Necip, ba... - Sayı 92
Her şeyi anlamak için bir... - Sayı 91
Tüm Yazıları

Gelecek sayı konusu (95): Tasavvuf; herkesin içinde fıtrî olarak var olan aşkı, merkezine, hakikatine yerleştirme ve yüceltme mektebi... Yüce kahramanların harcı... Karşı çıkanlar evvelemirde içlerindeki aşk istadına yazık eder.


Son Eklenen Yorumlardan
 "...tefekkür etmek ekmek gibi, su gibi bir ihtiyaç... " belki insan o maddelerden evvel o hassa ile ... ekrem yılmaz

 Ekrem, zaman ayırıp cevap lütfetmişsiniz; takdirleriniz, inşallah dua yerine geçer. Çalakalem yazılm... Ali Erdal

 Çok akademik; kılı kırk yararak, hissedilerek, çilesi çekilerek, araştırması olabildiğince yapılarak... ekrem yılmaz

 İsmini belirtmeyen değerli okuyucu... Çok güzel ifade etmişsiniz... Tebrikler ve teşekkürler...... Ali ERDAL

 ALLAH Türk Milletini seviyor; niçini için bir çok gerekçe sayılabilir. Bir kısmı yazıda mevcut. Ama ...


Türkçe’nin kırpıla kırpıla ne hale getirildiğine bakmadan kalkmışız, “eser vermeli, eser vermeli” diyoruz.
Halbuki “Güneş Dil Teorileri”nin temel yapılmak istendiği bir dili kullanarak karşımızdakilerle konuşup, anlaşabildiğimize şükretmeliyiz.
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Türkçenin serencamı
Topyekûn ölçü
Ninemden bana kalan şey, bahçe ve fındık
Aranan kan
Türk dilini dert edinenler
Türkçenin serencamı
Dil kavramı üzerine bir düşünce havzalar
Yavuz Sert - Türk dilini dert edi...
Yavuz Sert - Annelerimiz-15 - Hz....
Ali Erdal - Türkçenin serencamı
Ali Erdal - Kedicik
Kadir Bayrak - Hangi Türkçe?
Sinan Ayhan - Dil kavramı üzerine ...
Sinan Ayhan - Ninemden bana kalan ...
Sinan Ayhan - Konuşan düşünce
Fatma Pekşen - Ses bayrağımız dilim...
Dergi Editörü - Aranan kan
Site Editörü - Ana dilimiz Türkçe
Mehmet Hasret - Bir küçük kedi için ...
Kürsü Nizam - Gıda
Acıyorum -
Necip Fazıl - Topyekûn ölçü
Necip Fazıl - İllet
Necip Fazıl - Kanun
Necdet Uçak - Anadilim Türkçe
Necdet Uçak - Rabbim
Necdet Uçak - Kucak açtık mazlumla...
Necdet Uçak - Niğbolu meydan savaş...
Mustafa Büyükgüner - Türk Budun(u)
Mustafa Büyükgüner - Budinden Yemene sazı...
M. Nihat Malkoç - Tabelâlarda Türkçe k...
M. Nihat Malkoç - Büyülü kelimeler
Hızır İrfan Önder - Hangi hücremde saklı...
İsimsiz - Dilinizi eşek arası ...
İsimsiz - Dil üzerine söylenen...
İktibas - Necip Fazıl
Muhammed İsa Öztürk - Silâhlar
Kubilay Ertekin - Müslümanın ilk vasfı
İbrahim Şaşma - Lüzum müzekkeresi
Halis Arlıoğlu - "Hero" ne demektir?
Halis Arlıoğlu - Arafatta niyâz
Halis Arlıoğlu - Ah bu yalnızlık
Bahadır Kaya - 94.sayı medya sepeti
Er Tuğrul - Eşek arısı ve kemâla...
Murat Yaramaz - 94.sayı mizah köşesi
Murat Yaramaz - Küs
Murat Yaramaz - Silgi
Murat Yaramaz - Gibi
Kamran Murquzov - Azerbaycan toprağına...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 3708827
 Bugün : 2964
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 419536
 Bugün : 120
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 117
 94. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 3
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncellenme: 16 Kasım 2017
Künye | Abonelik | İletişim