Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     2590 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

İnsan sevdikçe sonsuzlaşır...
Hızır İrfan Önder

  Sayı: 73 - Temmuz / Eylül 2012

Gün yavaşça kararıyordu... Sanki güneş giderayak denizi yakıyordu. Çakıllar birer yakut gibiydiler... Sahilin bunca güzelliğine karşı aklı burada değildi. Dalgındı. Aklında, fikrinde hep o vardı: Biricik aşkı.

Gece oldu. Dolunay çıktı… Yıldızlar muzip muzip  göz kırptı.  Toprak yapayalnız otururken birden o geldi ve yanına oturdu. O da kendisi gibi geceleri uyku tutmayanlardandı. Başını çevirip yüzüne baktı. Masmavi gözleri, kumral saçları ve hafifçe bronzlaşmış teniyle çok duru bir güzelliği vardı. “Tanrının özenle yarattığı bir kız.” dedi içinden ve gülümsedi. Kendini tutamayarak “gözlerin çok güzel” dedi ve içten bir teşekkür aldı.  Onlar aynı şeylerden hoşlanan ruh ikizleriydi...

Zaman akıp gidiyordu. Arkadaşlıkları iyice ilerlemişti. Artık birer sevgiliydiler. Aylardan şubattı ama o yerde her mevsim yaz gibiydi. Birlikte zaman geçiriyorlardı. O kadar mutluydular ki akıp giden zamanın farkına bile varamıyorlardı...

Gün 14 şubattı. İkisinin de gözlerinden okunuyordu mutlulukları. Bugün denize gideceklerdi ve ona evlenme teklifi edecekti. Yıllarını mutlulukla geçireceklerdi. Yeni doğmuş güneşin hemen ardından evden çıktı ve kuyumcuya doğru yol aldı. İçinde, hâkim olamadığı bir heyecan vardı. O yüzüğü beğenmişti: Altından halkası ve üstünde masmavi pırlantası olan, onun gözlerine benzettiği yüzük...

Yüzüğü aldıktan sonra hızlı adımlarla eve gitti, hazırlandı. Sahile doğru yola koyuldu. Vardığında o çoktan oradaydı. Mutlu mutlu gülümsüyordu ona. Sonra yüzmeye karar verdiler. Denize girdiler, çocuklar gibi oyun oynuyorlardı. Bilinçli bir tercihle bu günü seçmişti evlenme teklifi etmek için. Tam bir yıl önce burda tanışmışlardı çünkü... Sudan çıkıp bir takım hazırlıklar yapmaya koyuldu. O hâlâ ordaydı, mutlu bir çocuk gibiydi. Eline küresini aldı. Tanıştıkları sahili ve tanıştıkları günü gösteren maketler yaptırmıştı içine. Küreyi sallayınca yavaşça hareket eden rengârenk küçük pullar vardı.  Bir kenarında boydan boya mavi renkli bir su ve suyun tam içinde alttan açılıp alınabilinen yüzüğü... Ve içindeki kum maketinin üstünde yazan “benimle evlenir misin?” yazısı.   Tam o anda onun çığlığını duydu!.. Kramp girmişti!  Batıyordu gözünün önünde!... Küre ellerinin arasından kayıp yere düştü.  Ona tam da söyleyecekken o gelemiyordu. Hızlıca denize girdi. Yanına doğru yüzdü. Dalıp onu çıkarmaya çalıştıkça kendisi de batırıyordu. Bütün eforunu harcamasına karşın onu kurtaramadı. Bir süre sonra da Deniz  hareketsiz kaldı!... Masmavi gözleri cansızlaşmıştı artık!.. Tuttu denizden çıkardı. Kucağına alıp gözlerini kapattı.  Ağlıyordu ama hiç sesi çıkmıyordu... Gözlerinden süzülen yaşlar ölen Deniz'inin yüzüne damlıyordu... Aşkını gelen ambulansa verirken şöyle sayıklıyordu:

“Ben Toprak, Deniz'imi kaybettim!..”

“Deniz'imi kaybettim!..”

Toprak bu olaydan sonra hiç bıkmadan her gün deniz kıyısına gitti. Sanki aşkı gelecekmiş gibi bir ümit besliyordu içinde...

Denizin ölümünden üç dört ay sonra gizli seyreden hastalığı açığa çıkmıştı: Lösemi. Hastalığı gün geçtikçe ilerliyor ve onu ağırlaştırıyordu. Ama o buna sevinir gibiydi. Çünkü intihara karşı olduğu için bu durumu bir nimet olarak algılıyordu. Zar zor yürüyordu. Kumsala geldi. Her zaman olduğu gibi kumların üzerine uzandı.  Elinde, yanından hiç ayırmadığı küresi vardı. İnsanlar ona doğru geliyordu. Başını sağa doğru çevirdi. Deniz ordaydı!.. Ona gülümseyerek “Bana geliyorsun” diyordu!.. Sonra kayboldu... Semâya doğru baktı. Deniz gökyüzündeydi...

Bütün gücüyle başını hafifçe doğrultu. Sevinçli bir eda ile güneşe bakarak: “Ben toprak.  Gün 14 Şubat. Deniz'ime gidiyorum!..” dedi.  Sonra başı yere düştü. Son nefesini vermişti!.. Deniz'inden ayrıldıktan tam bir yıl sonra tekrar kavuşmuşlardı... Bir daha asla ayrılmamak üzere...

Sevgi bazen sadece dünya içinde kalmaz.

Arşı geçip ruhlar dünyasına ulaşır

Ve insan sevdikçe sonsuzlaşır...


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Gafil olma... - Sayı 105
Elem gazeli... - Sayı 105
Gelsin bahar... - Sayı 104
Bahtımı güzel eyle... - Sayı 103
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (105): Eğitim, fert ve cemiyet için yarın projesi... Doğumdan ölüme bütün hayatın, zamanın ve mekânın konusu... Hattâ ölümden sonrası, ömrümüzü nasıl geçirdiğimize bağlı olduğuna göre, ölüm ötesi ümidi de, (Allah muhafaza) inkısarı da alınacak eğitime bağlı... Her insan ve her cemiyet onun nasıl olması gerektiği üzerinde düşünmek durumunda.

Son Eklenen Yorumlardan
 Allah(celle celaluhu) razı olsun. Bizim böyle bilimsel makalelere de ihtiyacımız var. Teşekkürler!... Himmet

 Hocam yazılarınızdan istifade ediyoruz. Bu yazınızda da çok faydalı bilgiler ve öğütler mevcut. Yaln... Mustafa GÜNEY

 Göz yaşı dökmemek kabil mi; bu satırlar işte tam göz yaşı pınarının yeri, İsa Yusufalptekin, güzel i... Sinan AYHAN

 Dünyaya düzen verdiklerini düşünenler, ne yazık ki dünyayı çökertiyor... Görünen köy kılavuz istemez... Sinan AYHAN

 Sevgili Mertali, bir yalınlık cevheri yolunu tutmuş, yani sen öyle bir yol tutmuşsun, ne güzel; sorm... Sinan AYHAN


Bayramlar da insan ilişkilerinin koparılması için bir vesile haline getirildi. Yakında bayramlar da “bayram tatili”ne çıkarsa hiç şaşmayın!...
Kardelen-Gazete: Sayı 3, 1989
Tek kelimeyle kurtuluş yolu
Karıncanın gücü
Selâm
Yolun sonu
Doğu Türkistan uzak değil
Erkeğin Başını Kapatması
Hiç gelmeyen
Diyet mi, Hayat Tarzy my?
Tek kelimeyle kurtuluş yolu
Dubalı dünya düzeni -I-


Ali Erdal - Karıncanın gücü
Kadir Bayrak - Aşilin topuğu
Sinan Ayhan - Tokat
Necip Fazıl Kısakürek - Tek kelimeyle kurtul...
Dergi Editörü - Selâm
Site Editörü - Yolun sonu
Mehmet Hasret - Nasihat
Gönüldaş - İşte bu!..
Necdet Uçak - Yürüdüm Allah diye
Necdet Uçak - Kafkaslarda Rus zulm...
Altan Atan - Eski dünya
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu ...
M. Nihat Malkoç - Âh Doğu Türkistan Âh...
Hızır İrfan Önder - Gelsin bahar
Mehmet Balcı - Güzel
Mehmet Balcı - Öğrenmelisin
Av. Mustafa Büyükgüner - Aradığımız ruh
Muhsin Hamdi Alkış - Ah Türkistan ah Türk...
Muhsin Hamdi Alkış - Olaylara Bakış (Nisa...
Hasan Ildız - İçimde
Kubilay Ertekin - Sinsi ve pasif siyâs...
Halis Arlıoğlu - Hayat arkadaşıma
İbrahim Ali Uçar - Asyanın kalbi Doğu T...
Ahmet Değirmenci - Oralardan haberler
Ahmet Değirmenci - Röportaj - Seyit Tüm...
Ahmet Değirmenci - Bir ihtilâl...
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - İşkence
Murat Yaramaz - 104.sayı mizah köşes...
Murat Yaramaz - Korkak kahraman
Murat Yaramaz - Çözüm
Mahmut Topbaşlı - Solan yüzüm tende kö...
Erdal Kozankaya - Tarih bizi çağırıyor
Mehmet izzet Gülenler - Dubalı dünya düzeni ...
Gülşen Ayhan - Tercih
Hacer Taner Bulut - Kötülük eden kötülük...
Mertali Mermer - Hiç gelmeyen
Cemal Karsavan - Dikkat edilmeli sana...
Hakkı Şener - Türkistan
İlkay Coşkun - Doğu Türkistan uzak ...
İlkay Coşkun - "Mübareze" hakkında
Abdushükür Muhammet - Şiir okuma
Abdushükür Muhammet - Ak
Abdurehim imin /paraç - Vatan derim
Turgut Yıldızan - Gök bayrak için şanl...
Amine Vayıt - Güzel yurdum
Nurmuhammet Yasin - Nuzugumun çağrısı
Ferruh Recai - Karanlıkta güneşlene...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 7568941
 Bugün : 1918
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 511613
 Bugün : 23
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 69
 104. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 5
Son Güncellenme: 2 Mayıs 2020
Künye | Abonelik | İletişim