Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     4948 kez okundu.     2 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

Herkese lâzım!..
Ali Erdal

  Sayı: 74 - Ekim / Aralık 2012

Bizim asıl ihtiyacımız ne petrole, ne dövize, ne doğalgaza, ne şuna, ne buna… Yani asıl ihtiyacımız bizim, maddeye değil... Biz, sorumluluk ahlâkına muhtacız! Ve bu ahlâkın; istisnasız bütün fertlere, millete ve bütün müesseselere hâkim kılınmasına… Sorumluluk ahlâkının her ferdin ve her müessesenin temel prensibi yapılmasına… Kahraman aramıyoruz, sorumluluk ahlâkı diyerek, kimseden kahramanlık beklemiyoruz. Sorumluluğunu bilmek, herkesin asgarî seviyede vazifesi… En alt seviyeden herkesin sorumluluğunu bilmesine ve ona göre davranmasına muhtacız… Zaten her fertte, her müessesede olması gerekene, olmazsa olmaza muhtacız. Halimizi görüyor musunuz?

Batılıların çevirdiği bir filmi hatırlıyorum… Bir kasabada bir çocuk, köprüden düşüp ölüyor… İlk olarak, köprünün kenarına, gelen geçenin düşmemesi için korkuluk yapmayan ustayı suçluyorlar. O, ben köprüyü bana verilen plâna göre yaptım, plânda korkuluk yoktu, diyor. Plânı çizeni mahkemeye çıkarıyorlar… Bu işe ayrılan paraya göre plân çizdim, mazeretine sığınıyor. Parayı tahsis eden müessesenin başını ve ilgili memurları getiriyorlar... Onlar da, nasıl yapılacağını düşünmek, bizim işimiz değil, paranın yetersiz olduğunu söyleselerdi, diyorlar… Arkasından bütçeyi hazırlayan ve kabul eden bürokratlar, her gün makam arabası ile köprüden geçen mülkî amir ve daire müdürleri, belediye başkanı ve meclis üyeleri sorguya çekiliyor. Ustadan mülkî amir ve belediye başkanına kadar hepsinin öğretmenleri hesaba çekiliyor. Siz bunları eksik yetiştirdiniz, onlar da görevlerini yapmadılar, deniliyor. Derken ana-babaların sorumluluğu söz konusu oluyor, buna komşuları dâhil ediliyor… Bir de bakıyorsunuz, müzikteki (kreşendo) misali, gittikçe artan tutuklamalarla, bütün kasaba halkı hâkim huzuruna çıkarılmış. Köprünün yapıldığından haberi olmayanlara ve üzerinden hiç geçmemiş olanlara bile düşen sorumluluk belirtiliyor ve tutuklayan polisler, karar veren hâkimler dâhil, kasaba halkının tamamına ceza veriliyor… Üzerinden geçenler, korkuluğun olmadığını gördükleri halde, bunu mesele yapmadıkları için ceza alıyor. Usta, korkuluksuz köprüyü yapmam, demediği için... Plân ve projeyi hazırlayanlar, korkuluk yapılması gerektiğini belirtmedikleri için… Eksiği görmesi gerekenler, kontrol görevlileri, onların amirleri, iyi yetiştirmesi gerekenler vesaire herkese… Köprüden haberi olmayanlara bile, kasabanızda olup bitene dikkat etme görevlerini yapmamaktan ceza veriliyor

Şimdi… İnsanın değil, hayvanın bile âkıbetinden kendisini mesul tutan ve “köprüden düşen topal keçinin hesabını bile benden sorarlar” diye taşıdığı sorumluluktan dolayı tir tir titreyen KAHRAMAN'a (ra) gel de hayran olma!.. Hele ihanet çapına varmış ilgisizliklere, beceriksizliklere, ihmallere her gün sayılamayacak örnekler gördüğümüz bir zamanda, bugün insanlığın hâlâ ulaşamadığı yücelikteki Kahraman'a, gel de hayran olma! O'nu anlamak da sorumluluğunu bilmeye bağlı.

Kendi sorumluluğunu en alt seviyeden idrak edemediği halde, 'ben olsam şöyle yaparım' diye böbürlenen bir topluluk olduk. Görevlerimize ait kendi sorumluluklarımızı biliyor muyuz ki, başka fertlerin, kurum ve kuruluşların sorumluluklarını bilelim ve ikaz edelim?

21 sene önce “Anarşi bizim yoldaşımız” başlıklı yazımda şöyle demişim. O günden bu güne ne değişti, bakın bakalım:

“Şehrin göbeğindeki caddede bir yeri kazın ve tamirat sebebiyle güzergâhın değiştiğini belirten bir levha koyun… Kimse bu neyin nesidir demeyecek ve bu yasağa herkes kuzu kuzu riayet edecektir… Hattâ levha koymasanız bile, kimse sesini çıkarmayacak ve herkes öndeki arabanın arkasından güzergâhı öğrenmeyi kâr sayacak. Aylar geçecek, artık o yol, o haliyle sabitleşecek, tabiî hale gelecek; buranın tamiri de ne zaman bitecek sızlanmasından başka bir tepki olmayacak.

Halk hafif mırıltı halinde sövecek ve söylenecek; memur, kendi dairesinin bu işi yapmış olabileceğini, yani amirinin kulağına gitme ihtimalini düşünerek, sadece içinden lânetleyecek. Kamuoyu, bizde zaten işler böyledir, bir kurum kapatır, başkası açar, tenkidinin üstünde bir idrak sahibi olamayacak. İçinden kim ne düşünürse düşünsün, kimse bunu yüksek sesle, bir faydası olmayacak ki diye, ifade etmeyecek.

Şehrin üst seviyedeki yetkilileri bile makam arabaları ile oradan geçerken makam şoförü, sorumsuzluğun “emrettiği” güzergâha riayet edecek. Saltanatla gidenin haberi bile olmayacak. Hangi seviyede olursa olsun, her yetkiliyi, o yolda tamirat var efendim, sözü bol kepçe lokantasının yemekleri kadar doyuracak. Mülkî amir, belediyenin çalışması diyecek, belediye başkanı işi valiliğin icraatına bağlayacak…

Basın; çukura düşen olursa, kimi makaraya sardığı belli olmayan bir dille fahişe resimlerinin yanında ufacık haber yapacak; belki biraz kabadayısı, bir kişi ölünce mi, tedbir alınacak, diye yazacak.

Çünkü hiçbir fert, kurum ve kuruluş, yetkisinin ve sorumluluğunun sınırını bilmemekte… Her biri, sorumluluğu üzerinden atmayı çok iyi becerdiği için, her tenkide karşılık, konu dairemizle ilgili değildir, müdafaası kale gibidir. Caddedeki tamirat için, bu bizim işimizdir, biz yapmadığımıza göre bunda bir bit yeniği var diyebilecek sorumluluk duygusuna sahip bir sorumlu çıkmayacak. Veya bu iş filân kuruma ait, o kuruma hesabını sorayım diye sırtına yük alacak kahraman yetkili bulunmayacak. Nerde kaldı, herkesi sorumluluğuna göre hesaba çekmek… Hiç kimse sorumlu tutulamayacak…

Bu yazıyı okuyan herkes, bu tespitimize hak verecek ve bunun kendi kuruluşu için de geçerli olduğunu bildiği halde, başka kuruluşlardan heyecanla (ve çoğu doğru) örnekler verecek.”

Sorumlulukları üzerinden atmakta, başarıları ise mıknatıs gibi çekmekte mahir fertlerin, kurum ve kuruluşların diyarında, İHANET ÇETESİ için bundan verimli iklim mi olur? Bir de, yarım yüzyıla aşkın zamandır niye hakkından gelemedik, diyoruz. Nice ihanetler, gaflet ve ihmal sütrelerinin arkasında icra ediliyor. Olur böyle vakalar, gafleti, her şeyi izah ediyor ve örtbas ediyor. Asgarî seviyede her ferdi, sorumluluk taşıyan bir memlekette, sahipli veya sahipsiz, kibrit kutusu kadar bir araziye, uyuşturucunun hammaddesi ekilemez. Bu facianın sorumlusu kim, sorusuna ihtiyaç olmaz!

“Sorumluluk ahlâkı” kahramanlık falan değil… En alt seviyeden her fertte olması gereken ahlâk… Cemiyetin; İsviçre saati gibi, Alman matbaa makineleri gibi aksamadan tıkır tıkır işlemesi için… Bir zamanlar dünyaya örnek olduğumuz bu ahlâkı cemiyete; “kendin için istediğini başkaları için de iste; kendin için istemediğini başkaları için de isteme!” diyen, herkesi günde en az beş defa temizlenmeye ve hesaba çekecek olanın huzuruna çıkmaya davet eden bir sistem hâkim kılabilir. Daha önce olduğu gibi…

Sadece bizim değil, bütün insanlığın ihtiyacı bu!..


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen : Ali Erdal    28.12.2012
Yorum : Allah razı olsun Hocam... Tekrar kazanılır inşallah!.. Selâm ve dua ile...




Ekleyen : turgay ertem    10.12.2012
Yorum : ali hocam gönlüne eline sağlık. Sorumlular sorumsuz olursa insanların zıvanadan çıkması kaçınılmaz.Selam ve dua ile...





 
Eserde nitelik ve iman... - Say� 101
Zaman tünelinden iki yazı... - Say� 100
"Tek"... - Say� 99
İnternete, kulak versek... - Say� 98
Tüm Yazıları

Gelecek sayı konusu (102): Bilge Kral Aliya...

Son Eklenen Yorumlardan
 Merhaba. Günaydın. Hayırlı sabahlar. Kardeş Türkiye Cümhuriyetinin Bilecik şehrinde yayınlanan "Kard... Kənan AYDINOĞLU

 İçinde nice hikmet ve ötesini bulunduran ayetler... Onlara baktıkça tefekkürü sınırsızlık sınırına ç... Sinan AYHAN

 "Yalnızlık ömür boyu"... Yalnızlıkla iyi günde, kötü günde ve ölüm bizi ayırıncaya dek... Saf ve tem... Sinan AYHAN

 Bu yaziya yorum yazabilecek kıratta okuyucu nerede? Kim? ...

 Mevlana Sözleri için en güzel mevlana sözleri sitesi; http://www.mevlanasozler.c... Waltergob


*Eskiden Allah için verilen selam, artık “rüşvet deyü” veriliyor.
*İnsanlığın ölçüsü olan selamlaşmak, kaybolalı beri, çevrede insan görmek zorlaştı.
Kardelen-Gazete: Sayı 3, 1989
Batı’nın üç gözü ve
Eserde nitelik ve iman
Doğu ile batı birlikte bir hayal kurabil
Işık doğudan yükselir
İki Doğu ve iki Batı’nın Rabbi’nin hakkı
Batı’nın üç gözü ve
Eserde nitelik ve iman
Yürümek
İki Doğu ve iki Batı’nın Rabbi’nin hakkı
Gelecek sayı konusu hakkında


Yavuz Sert - Ben, öteki ve ötesi
Ali Erdal - Eserde nitelik ve im...
Kadir Bayrak - Biz istemeyi bilelim
Sinan Ayhan - Doğu ile batı birlik...
Necip Fazıl Kısakürek - Batı’nın üç gözü ve
Bedran Yoldaş - Sözde ve felsefede y...
Dergi Editörü - Günah bizden gitsin
Site Editörü - Işık doğudan yükseli...
Mehmet Hasret - Kurbağa kesip biçmey...
Necdet Uçak - Gönül
Necdet Uçak - Kitabımı sağ elime v...
Necdet Uçak - Hayır ve şer
Altan Atan - Bir farkla, bir fazl...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Kardelen toplantısın...
Kardelen Dergisi - Bilecikli yazarlar t...
M. Nihat Malkoç - Gecenin ardı nehar
M. Nihat Malkoç - 15 Temmuz ihaneti
Hızır İrfan Önder - Özlü/yorum
Hızır İrfan Önder - Kış bekleyen çocuk
Ayhan Aslan - Kısadan hisse
Ayhan Aslan - Rüşvet
Ayhan Aslan - Netice
Ayhan Aslan - Yıldız
Mehmet Balcı - Çocuk
Mehmet Balcı - Arıyorum
Ahmet Çelebi - Doğuyu özlüyorum
Gelecek sayı konusu - Gelecek sayı konusu ...
Muhsin Hamdi Alkış - İki Doğu ve iki Batı...
Kubilay Ertekin - Hakka sahip çıkmak
İbrahim Şaşma - o mübarek kapıda
Halis Arlıoğlu - İktidar düşmanları
Ahmet Değirmenci - Sen nerdesin
Büşra Doğramacı - Kırkikindi
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - 101.sayı mizah köşes...
Murat Yaramaz - Anket
Murat Yaramaz - Hitap
Murat Yaramaz - Siyaset
Kenan Aydınoğlu - Elliye çatacak yaşın...
Ekrem Esad Atan - Kaygılanacak ne var
Ferhat Nitin - Deneme/Ne tuhaf
Hakan Karahan - Köroğlu
Mehmet izzet Gülenler - Yürümek
Recep Şen - Yâren
Erkan Karakaya - Filistinlileri topra...
Osman Sarıvelli - Söyle
Hüseyn Arif - Analar
Özgür Erdoğan - Ebeveynlik
Mirvarid Dilbazi - ***
Kerem Yılmaz - Denizde
Nəriman HƏSƏNZADƏ - ÜRƏYİM ANANI İS...
İradə AYTEL - SEVGİ NAĞILI
Samed VURĞUN - Göygöl
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaret�i Say�s� Toplam : 5946543
 Bug�n : 247
 Tekil Ziyaret�i Say�s� Toplam : 474589
 Bug�n : 6
 Tekil Ziyaret�i Say�s� (d�n) Toplam : 64
 101. Say�ya B�rak�lan Yorum Say�s� Toplam : 7
 ï¿½nceki Say�ya B�rak�lan Yorum Say�s� Toplam : 15
Son Güncellenme: 23 Temmuz 2019
Künye | Abonelik | İletişim