Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     4561 kez okundu.     2 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

Herkese lâzım!..
Ali Erdal

  Sayı: 74 - Ekim / Aralık 2012

Bizim asıl ihtiyacımız ne petrole, ne dövize, ne doğalgaza, ne şuna, ne buna… Yani asıl ihtiyacımız bizim, maddeye değil... Biz, sorumluluk ahlâkına muhtacız! Ve bu ahlâkın; istisnasız bütün fertlere, millete ve bütün müesseselere hâkim kılınmasına… Sorumluluk ahlâkının her ferdin ve her müessesenin temel prensibi yapılmasına… Kahraman aramıyoruz, sorumluluk ahlâkı diyerek, kimseden kahramanlık beklemiyoruz. Sorumluluğunu bilmek, herkesin asgarî seviyede vazifesi… En alt seviyeden herkesin sorumluluğunu bilmesine ve ona göre davranmasına muhtacız… Zaten her fertte, her müessesede olması gerekene, olmazsa olmaza muhtacız. Halimizi görüyor musunuz?

Batılıların çevirdiği bir filmi hatırlıyorum… Bir kasabada bir çocuk, köprüden düşüp ölüyor… İlk olarak, köprünün kenarına, gelen geçenin düşmemesi için korkuluk yapmayan ustayı suçluyorlar. O, ben köprüyü bana verilen plâna göre yaptım, plânda korkuluk yoktu, diyor. Plânı çizeni mahkemeye çıkarıyorlar… Bu işe ayrılan paraya göre plân çizdim, mazeretine sığınıyor. Parayı tahsis eden müessesenin başını ve ilgili memurları getiriyorlar... Onlar da, nasıl yapılacağını düşünmek, bizim işimiz değil, paranın yetersiz olduğunu söyleselerdi, diyorlar… Arkasından bütçeyi hazırlayan ve kabul eden bürokratlar, her gün makam arabası ile köprüden geçen mülkî amir ve daire müdürleri, belediye başkanı ve meclis üyeleri sorguya çekiliyor. Ustadan mülkî amir ve belediye başkanına kadar hepsinin öğretmenleri hesaba çekiliyor. Siz bunları eksik yetiştirdiniz, onlar da görevlerini yapmadılar, deniliyor. Derken ana-babaların sorumluluğu söz konusu oluyor, buna komşuları dâhil ediliyor… Bir de bakıyorsunuz, müzikteki (kreşendo) misali, gittikçe artan tutuklamalarla, bütün kasaba halkı hâkim huzuruna çıkarılmış. Köprünün yapıldığından haberi olmayanlara ve üzerinden hiç geçmemiş olanlara bile düşen sorumluluk belirtiliyor ve tutuklayan polisler, karar veren hâkimler dâhil, kasaba halkının tamamına ceza veriliyor… Üzerinden geçenler, korkuluğun olmadığını gördükleri halde, bunu mesele yapmadıkları için ceza alıyor. Usta, korkuluksuz köprüyü yapmam, demediği için... Plân ve projeyi hazırlayanlar, korkuluk yapılması gerektiğini belirtmedikleri için… Eksiği görmesi gerekenler, kontrol görevlileri, onların amirleri, iyi yetiştirmesi gerekenler vesaire herkese… Köprüden haberi olmayanlara bile, kasabanızda olup bitene dikkat etme görevlerini yapmamaktan ceza veriliyor

Şimdi… İnsanın değil, hayvanın bile âkıbetinden kendisini mesul tutan ve “köprüden düşen topal keçinin hesabını bile benden sorarlar” diye taşıdığı sorumluluktan dolayı tir tir titreyen KAHRAMAN'a (ra) gel de hayran olma!.. Hele ihanet çapına varmış ilgisizliklere, beceriksizliklere, ihmallere her gün sayılamayacak örnekler gördüğümüz bir zamanda, bugün insanlığın hâlâ ulaşamadığı yücelikteki Kahraman'a, gel de hayran olma! O'nu anlamak da sorumluluğunu bilmeye bağlı.

Kendi sorumluluğunu en alt seviyeden idrak edemediği halde, 'ben olsam şöyle yaparım' diye böbürlenen bir topluluk olduk. Görevlerimize ait kendi sorumluluklarımızı biliyor muyuz ki, başka fertlerin, kurum ve kuruluşların sorumluluklarını bilelim ve ikaz edelim?

21 sene önce “Anarşi bizim yoldaşımız” başlıklı yazımda şöyle demişim. O günden bu güne ne değişti, bakın bakalım:

“Şehrin göbeğindeki caddede bir yeri kazın ve tamirat sebebiyle güzergâhın değiştiğini belirten bir levha koyun… Kimse bu neyin nesidir demeyecek ve bu yasağa herkes kuzu kuzu riayet edecektir… Hattâ levha koymasanız bile, kimse sesini çıkarmayacak ve herkes öndeki arabanın arkasından güzergâhı öğrenmeyi kâr sayacak. Aylar geçecek, artık o yol, o haliyle sabitleşecek, tabiî hale gelecek; buranın tamiri de ne zaman bitecek sızlanmasından başka bir tepki olmayacak.

Halk hafif mırıltı halinde sövecek ve söylenecek; memur, kendi dairesinin bu işi yapmış olabileceğini, yani amirinin kulağına gitme ihtimalini düşünerek, sadece içinden lânetleyecek. Kamuoyu, bizde zaten işler böyledir, bir kurum kapatır, başkası açar, tenkidinin üstünde bir idrak sahibi olamayacak. İçinden kim ne düşünürse düşünsün, kimse bunu yüksek sesle, bir faydası olmayacak ki diye, ifade etmeyecek.

Şehrin üst seviyedeki yetkilileri bile makam arabaları ile oradan geçerken makam şoförü, sorumsuzluğun “emrettiği” güzergâha riayet edecek. Saltanatla gidenin haberi bile olmayacak. Hangi seviyede olursa olsun, her yetkiliyi, o yolda tamirat var efendim, sözü bol kepçe lokantasının yemekleri kadar doyuracak. Mülkî amir, belediyenin çalışması diyecek, belediye başkanı işi valiliğin icraatına bağlayacak…

Basın; çukura düşen olursa, kimi makaraya sardığı belli olmayan bir dille fahişe resimlerinin yanında ufacık haber yapacak; belki biraz kabadayısı, bir kişi ölünce mi, tedbir alınacak, diye yazacak.

Çünkü hiçbir fert, kurum ve kuruluş, yetkisinin ve sorumluluğunun sınırını bilmemekte… Her biri, sorumluluğu üzerinden atmayı çok iyi becerdiği için, her tenkide karşılık, konu dairemizle ilgili değildir, müdafaası kale gibidir. Caddedeki tamirat için, bu bizim işimizdir, biz yapmadığımıza göre bunda bir bit yeniği var diyebilecek sorumluluk duygusuna sahip bir sorumlu çıkmayacak. Veya bu iş filân kuruma ait, o kuruma hesabını sorayım diye sırtına yük alacak kahraman yetkili bulunmayacak. Nerde kaldı, herkesi sorumluluğuna göre hesaba çekmek… Hiç kimse sorumlu tutulamayacak…

Bu yazıyı okuyan herkes, bu tespitimize hak verecek ve bunun kendi kuruluşu için de geçerli olduğunu bildiği halde, başka kuruluşlardan heyecanla (ve çoğu doğru) örnekler verecek.”

Sorumlulukları üzerinden atmakta, başarıları ise mıknatıs gibi çekmekte mahir fertlerin, kurum ve kuruluşların diyarında, İHANET ÇETESİ için bundan verimli iklim mi olur? Bir de, yarım yüzyıla aşkın zamandır niye hakkından gelemedik, diyoruz. Nice ihanetler, gaflet ve ihmal sütrelerinin arkasında icra ediliyor. Olur böyle vakalar, gafleti, her şeyi izah ediyor ve örtbas ediyor. Asgarî seviyede her ferdi, sorumluluk taşıyan bir memlekette, sahipli veya sahipsiz, kibrit kutusu kadar bir araziye, uyuşturucunun hammaddesi ekilemez. Bu facianın sorumlusu kim, sorusuna ihtiyaç olmaz!

“Sorumluluk ahlâkı” kahramanlık falan değil… En alt seviyeden her fertte olması gereken ahlâk… Cemiyetin; İsviçre saati gibi, Alman matbaa makineleri gibi aksamadan tıkır tıkır işlemesi için… Bir zamanlar dünyaya örnek olduğumuz bu ahlâkı cemiyete; “kendin için istediğini başkaları için de iste; kendin için istemediğini başkaları için de isteme!” diyen, herkesi günde en az beş defa temizlenmeye ve hesaba çekecek olanın huzuruna çıkmaya davet eden bir sistem hâkim kılabilir. Daha önce olduğu gibi…

Sadece bizim değil, bütün insanlığın ihtiyacı bu!..


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen : Ali Erdal    28.12.2012
Yorum : Allah razı olsun Hocam... Tekrar kazanılır inşallah!.. Selâm ve dua ile...




Ekleyen : turgay ertem    10.12.2012
Yorum : ali hocam gönlüne eline sağlık. Sorumlular sorumsuz olursa insanların zıvanadan çıkması kaçınılmaz.Selam ve dua ile...





 
Kudüs... - Sayı 96
Tasavvuf ve cemiyet... - Sayı 95
Kedicik... - Sayı 94
Türkçenin serencamı... - Sayı 94
Tüm Yazıları

Gelecek sayı konusu (97): Bu sene 737.si yapılacak Ertuğrul Gazi İhtifali'nden hareketle TÜRK TEŞKİLÂTLANMA KABİLİYETİ...


Son Eklenen Yorumlardan
 Allah rahmet eylesin.Mekanı cennet olsun.O güzel yerler de bir gün sevdiklerimizle buluşacağız... ... BİRSEN YURTSEVER

 necdet amcacıgım.emeğinize kaleminize sağlık... BİRSEN YURTSEVER

 cox mənalı bir şerdir. cox sağ olun. her birinize teşekkür edirəm. ... ruslan

 Məhəbbətsiz ömür sürən kimsədən-Bir aşiqin məzar daşı yaxşıdır.... Ulduz Qəzvini

 Güzel yorumlarla, günüme güneş olan herkese, çok teşekkür ederim. Ne mutlu ki, okuyanlar, mısralara... Işın Erenoğlu Üstündağ


Batılı düşünürler-Tolstoy ve niceleri gibi-mutlak olan bir şeyin olması gerektiğini gayet tabi bir şekilde fark edebiliyorlar. Ama bizim aydınımız (bulundukları yere nasıl geldikleri malum); bırakınız ülkenin dünya üzerindeki sorumluluğunu fark etmeyi, düşünmesi gereken bir beyinlerinin olduğunun bile farkında değiller. Ülkemizde, he sahada yaşanan boşluğu daha başka nasıl açıklayabiliriz?
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Gün gelir de, hayatı anlat derlerse
Boya sandığı
MƏHƏBBƏT
İnsanın içindeki Hanifliğe ve Ümmiliğe ç
Kudüsü tefekkür
MƏHƏBBƏT
Gün gelir de, hayatı anlat derlerse
Kudüs
Vade doldu hanım gitti


Yavuz Sert - Kudüs... Ey Kudüs
Yavuz Sert - Prof. Dr. Ömer Faruk...
Ali Erdal - Kudüs
Kadir Bayrak - Müminleri Emiri: Hz....
Kadir Bayrak - Aynadaki yüz: Mehmed
Sinan Ayhan - İnsanın içindeki Han...
Sinan Ayhan - Can feda...
Bedran Yoldaş - Her yer Kerbelâ
Fatma Pekşen - Peçe
Ahmet Mahir Pekşen - Mescid-i Aksa -Kudüs...
Dergi Editörü - Kudüsü tefekkür
Site Editörü - Kolayı tersten okuma...
Mehmet Hasret - Devletler kuran, dev...
Necip Fazıl - Başyücelik emirleri ...
Necdet Uçak - Kudüs
Necdet Uçak - Kendini hesaba çek
Necdet Uçak - Muhacire ensarız biz
Mustafa Büyükgüner - Nefes
Ayhan Aslan - Hakikat
Ayhan Aslan - Zındık
Ayhan Aslan - Hesap günü
Mehmet Balcı - Susmam ben
Mehmet Balcı - Taşlama
Ahmet Çelebi - Kudüste bir çocuğum
Gelecek sayı konusu -
Vural Gündüz - Boya sandığı
Mustafa Gül - Mekkenin fethinden ç...
Kubilay Ertekin - Rahatizm ve ötesi
Halis Arlıoğlu - Zeytin dalı ve bana ...
Halis Arlıoğlu - Anlayana izafe
Ahmet Değirmenci - Şehadet türküsü
Ahmet Değirmenci - Bir yangındı işte
Kürsü Kainatın Efendisi - Giyim
Er Tuğrul - Kudüs nereden başlar...
Er Tuğrul - Kutlu kıyam
Murat Yaramaz - 6 gün savaşları
Murat Yaramaz - Naci El Ali
Murat Yaramaz - Kan
Murat Yaramaz - Kirli
Murat Yaramaz - Küsme işareti
Işın Erenoğlu Üstündağ - Gün gelir de, hayatı...
Ekrem Esad Altan - Bir oyun oynanır, oy...
Tamer Uysal - İlgisiz bilgililer, ...
Harun Ekici - Hüzün
Şevket Karayiğit - Kudüsün anlattıkları
Hakan Karahan - Bu cemiyetin - Süley...
Harika Ufuk - Birlik beraberlik ka...
Astan QASIMOV - Gəldim
Əlişad CƏFƏROV - Qayçıquyruq qaranquş
Şəfa VƏLİYEVA - Güldüm… Gülüşüm d...
Şəfa EYVAZ - MƏHƏBB'...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 4318327
 Bugün : 505
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 435265
 Bugün : 14
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 65
 96. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 5
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 11
Son Güncellenme: 5 Şubat 2018
Künye | Abonelik | İletişim