Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     2976 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Elmü'min
Ali Erdal

  Sayı: 74 - Ekim / Aralık 2012

“Resmî hizmete mahsus” pikap, güneşi bazen sağına ve soluna, bazen önüne ve arkasına alarak yokuşu tırmanıyor.

Devlet, tepedeki küçük köye gidiyor.

Yaşlı şoför, genç memura:

–Sen Anadolu’nun cevherini nasıl göreceksin? Anadolu’ya, kadının makyajına aldanan erkek gibi bakıyorsun. Bense röntgen makinesi gibi… Sen maddedeki perişanlığını görünce, onu, ruhu sanıyorsun. Maddedeki eksikliğinin suçunu ona yüklüyorsun. Bugün madde hâkimiyetini kaybetmişse, senin varlığını bile bilmediğin ruhundan uzaklaşmasındandır. Şu gideceğimiz köyün adını düşün bir: Elmü’min!..

Genç memur:

–Sen de ilk defa gidiyorsun değil mi?

–Evet…

–Ben ilk defa bir köye gidiyorum. Madem sen görülmesi gerekeni biliyormuşsun, gör ve bana göster…

Tepedeki 15 hanelik Elmü’min köyünde, ellerini güneşe siper ederek bakan iki kız çocuğundan başka kimseyi bulamadılar. Şoför, büyük olana:

–Kızım, muhtar nerede?

–Babam tarlaya gitti…

–Uzak mı?

Çocuk, başıyla evet işareti yaptı.

–Araba gider mi?

Omzuyla “bilmem” cevabını verdi. Yine de konuştu:

–Çok taşlıktır, gitmez belki.

Genç memur, az ilerde oturan ihtiyar kadını gösterdi:

–Ona soralım…

Çocuk bilgiç bilgiç:

–Onun gözleri görmez, kulakları duymaz. Hem yatalak. Onu sabah çıkarırlar, akşam alırlar. Ona biz bakarız. Dudakları kıpırdar ama konuşmaz. Tesbih çeker.

Genç memur, sıkıntıyla etrafına bakındı… Yaşlı kadın gibi kambur evler… Bazılarının camları kırık. Kırık camlarının bazıları kâğıtla kapatılınca, tek gözlü korsanlara dönmüş. Kapılar çarpık ve kırık. Ne olduğu anlaşılamayan bir belâya uğramış âfet bölgesine geldikleri hissine kapıldı:

–Felçli bir yüze dönmüş burası. Sanki fezada bilmediğimiz bir gezegene inmişiz… Çocuğa:

–Kimseyi bulamaz mıyız?

Meydandaki tek bakımlı ve büyük binayı gösterdi:

–Molla Dede, az önce buradaydı. Camiyi temizledi, bizi okuttu. Sonra şöyle gitti. Uzakta değildir. Çünkü cumaya gidecek. Şöyle gidin, görürsünüz…

Gösterilen istikametteki ağaçların arasındaki yola girdiler. Genç memur:

–Çocuk, cumaya gelecek diyecekken, cumaya gidecek dedi… Farkında mısın?

Şoför, başıyla evet dedi. Yeşil gölgeli, dolambaçlı yolda az ilerleyince Molla Dede’yi buldular. Selâm verdikten sonra memur:

–Siz Molla Dede olmalısınız?

–Evet.

–Köyün imamı mısınız?

Molla Dede’nin güneşte pişmiş sert yüzü gölgelendi; yere bakarak yavaşça:

–Bu köyün imama ihtiyacı yok. Benim de imamlık yapmaya iktidarım yok…

Sağ eliyle o ana kadar fark edemedikleri sol omzunu tuttu. Ceketinin sol kolu, bayramlarda okul duvarlarını süsleyen kâğıtlar gibi sallandı. Yenini cebine soktu. Misafirler ne diyeceklerini bilemediler. Ceketin koluna dikkat, Molla Dede’nin elbisesinin temizliğini fark ettirdi. Yamalı potur, örgü kuşak, aba ceket tertemizdi. Hepsi yeni yıkanmıştı, gıcır gıcır… Ayağındaki lastikler ve örme başlığı da öyle… Besbelli ki Cuma içindi bu hazırlık. Sessizliği bozmak gerektiğini düşündü şoför:

–Hangi muharebede?

–Sakarya’da… Medrese talebesiydim… Tahsilim bu sebeple yarım kalınca, molla dediler…

Genç memur:

–Sizin durumunuzu anladık… Köyün imama ihtiyacı yok, ne demek?

Molla Dede dudaklarını ısırdı:

–Ben imamlık yapamam… İmamlık yapsam bile, yanıma her zaman ikinci kişiyi bulamam… Cuma günleri komşu köye giderim… Başka gidenler de olur. Orası bizden büyük, biraz cemaat olur… İmamı da var.

Dikkatle dinlediklerini görünce devam etti:

–Her ezanı okurum. Sonra kendim namaz kılarım. Her Cuma ümitle camiyi temizlerim. Vakit yaklaşınca da komşu köye namaza giderim…

–Bayramda?..

–Komşu köye gideriz…

–Cenazeleriniz?..

–Oranın imamını getiririz; veya cenazeyi götürürüz.

Genç memur:

–Kusura bakmayın, sizi üzdük…

–Üzen siz değilsiniz… Hatırlatan da… Unuttuğum yok ki… Zaten de unutulmamalı… Kimsenin gelmeyeceğini bile bile, günlük temizlikten ayrı olarak, Cuma günleri umumî temizlik yaparım… Bir gün ufuktan atlılar belirir gibi, beklenmedik bir cemaat çıkagelir; imamları ile birlikte, diye… İş değil insanı üzen; kimsenin gelmeyeceğini bile bile yapmak…

Genç memur, konuyu değiştirmek için:

–Çok zindesiniz, maşallah… Yaşınızı hiç göstermiyorsunuz…

–Zinde olmak ve zinde kalmak mecburiyetindeyim! Yoksa bu köyde ezan okunmaz, camide namaz kılınmaz, cami temizlenmez. İşe götürülmeyen çocuklara Allah kelâmı öğretilmez. Bir gün caminin kullanılacağı ümidini taşıyan kalmaz…

Gözleri ufuklarda:

–Camiyi bu hale getiren zihniyet, dört oğlumu da çekip götürdü… Birini Almanya’ya, diğerlerini büyük şehre… Bir gün bu mânâyı benden devralan olur ümidiyle ve gayretiyle ayaktayım. Neyse bırakalım bunları… Sebeb-i ziyaretiniz?

Genç memur:

–Hayvanlarınızda şap varmış. Köyünüz karantinaya alındı. Bunu tebliğe geldik.

Molla Dede, oğullarının kaybolduğu ufuklara dumanlı gözlerle baktı:

–Hayvanlarımızın ayaklarındaki hastalığı, bizden önce fark eden devlet, insanımızın halinden ve insanımızın ıstırabından habersiz…


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henüz yorum bırakılmadı...
 
"Tek"... - Sayı 99
İnternete, kulak versek... - Sayı 98
Türk teşkilâtlanma kabili... - Sayı 97
Kudüs... - Sayı 96
Tüm Yazıları

Son Eklenen Yorumlardan
 Allah...... ...

 Allah dualarını kabul etsin. İki cihanda aziz ol. Selâmlar.... Ali ERDAL

 Allah kaleminize kelamınıza kuvvet versin hocam baki selam.... Faruk Aktı

 Mənə göstərdiyiniz diqqətə görə təşəkkür edir, sevgi və... Rafiq Oday

 Ellerin sağlıq kardeşim Rafiq Oday.... Nazim


Hislerin hissizleştiği noktada, onlarda kalan aklın varlığını sürdürebilmek için o noktaya varışın yaratıcısını bile inkâr edebilecek kadar “bencil”leşmesine kılıflar uydurarak (bunu) üstünlükmüş gibi gösterenleri iyi tanımak gerekir.
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Tevhid
"Tek"
Allaha inanıyoruz!
Ön söz, öz söz, s(öz)-II
Malcolm bir kere "Allah" derse...
"Tek"
Keşik çəkir
Ön söz, öz söz, s(öz)-II
Veliler ordusundan


Yavuz Sert - Röportaj - Bir Müslü...
Ali Erdal - "Tek"
Kadir Bayrak - Veliler ordusundan
Sinan Ayhan - Malcolm bir kere "Al...
Sinan Ayhan - "Göklerle temasa geç...
Sinan Ayhan - Kıyas ve gidişat
Sinan Ayhan - Tapdukun kapısında B...
Necip Fazıl Kısakürek - Tevhid
Necip Fazıl Kısakürek - İtikad ve İman
Bedran Yoldaş - İşte biz böyleyiz
Mustafa Kınıkoğlu - "O"
Fatma Pekşen - Çıtırtı - Ev yerleşi...
Ahmet Mahir Pekşen - Esmâ-ül Hüsnâ
Dergi Editörü - Allaha inanıyoruz!
Site Editörü - Doksan dokuzun berek...
Gönüldaş - Hem affet
Necdet Uçak - Omzumuzdaki melekler
Necdet Uçak - Kurân dağa inseydi
M. Nihat Malkoç - Buz tutmuş karanfill...
Hızır İrfan Önder - Şiire dair
Hızır İrfan Önder - Karabağ
Ayhan Aslan - Öfkezede
Mehmet Balcı - İnsan name
Mehmet Balcı - Köylüyüz
Muhsin Hamdi Alkış - Deliller
Kubilay Ertekin - İbâdetsiz inanç düşm...
Halis Arlıoğlu - Vefa
Ahmet Değirmenci - Keşmekeş
Oğuz Askan Kocagöz - Kıyam
Kürsü Kainatın Efendisi - “İmam-ı Kastalanîden...
Murat Yaramaz - Belgesel
Murat Yaramaz - Mâlik
Murat Yaramaz - Seni saymazsak
Kenan Aydınoğlu - Yoxdan var eylə...
Işın Erenoğlu Üstündağ - Tasavvuf
Rafiq Oday - Keşik çəkir
Rafiq Oday - Gözəl, nə ...
Ferhat Nitin - Fehrarengiz şeyler
Harun Ekici - Ekim
Hakan Karahan - Yunus Emre
Mehmet izzet Gülenler - Ön söz, öz söz, s(öz...
İsmail Güçtaş - Tertemiz
İsmail Güçtaş - Eşyanın dilinden red...
Recep Şen - Denizin şiiri
İlahə İmanova - Qıskanıram
Figen Ketenci Evren - Trakya kızı / Istıra...
Mevlüt Yavuz - Ayıramazlar
İbrahim İlyaslı - Məni bu qə...
Erkan Karakaya - Beni bul...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 5196559
 Bugün : 1003
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 459594
 Bugün : 11
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 86
 99. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 13
Son Güncellenme: 16 Ocak 2019
Künye | Abonelik | İletişim