Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/KardelenDergi_        Kardelen 30 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     2600 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Yozlaşma ve sebepleri
Kubilay Ertekin

  Sayı: 75 - Ocak / Mart 2013

Hacı Bektâşı Velî Hazretleri buna “mürted ve sebepleri”demiş. Biz onu yumuşatarak yukarıdaki başlığı koyduk. Mürted, bulunduğu dini-inancı ret, inkâr ve terk ederek başka inanca giren demektir… Yozlaşmak; Yaratılışındaki iyi ve güzel nitelikleri, maddî ve mânevî değerleri kaybedip onlara sırtını dönmek; kaba, hoyrat, bayağı bir şekle girmek, o halini terk ve inkâr edip önceki hayatının düşmanlığında bulunarak, soysuzlaşmak, dejenere olmak, tereddi etmek, değişmek, iğrenç, kerih-tiksindirici bir şekil almaktır. Genellikle inanç düşmanı-kompleksli kişilerin saplantılarındandır. (Temel Türkçe Sözlük. Sh.1498)

Yozlaşma önce, kişinin nefsinden başlar ve sonra uzuvlarına sirâyet eder. Daha sonra ailesine, çevresine ve bulunduğu cemiyeti kuşatmaya kadar gider. Sözlükte de belirtildiği gibi.'Aslını, inancını mânevî değerlerini ret ve inkâr edip onlara arkasını dönen kişi' ve cemiyetlerde artık bir kokuşma ve çürümeye doğru gidişin önlenmesi çok zordur. Tıpkı bir bulaşıcı hastalık gibi, kısa zamanda her tarafı kaplar. Eski güzel ve asil duruşlar, bağlı bulunduğu o değerler ve tutumlar, yaşanmış olan mûteber davranışların yerlerini başka türlü yaşantılar alır ve her hallerinde bir başkalaşma belirir. Önce açgözlülük, çevresiyle ilgisizlik, herkesi küçük görme aşağılık duyguları ve tatminsizlikle manevî değerlerine ilgisizlik ve onlara yapılan saldırı ve hakaretlerde duyarsızlıklar, onu başka vâdilere atarak içinde bulunduğu manevî boşlukta yok olur buharlaşır ve tıpkı bir selin önündeki süprüntü ve çer-çöp gibi sonradan edindiği o tereddinin-yozlaşma ve değişmenin iğrençlikleri içinde savrularak kaybolup gider. Bâzen de önceki inançlarına ve inanana karşı, çok azılı bir 'Frankeştayn'olur, içinden geldiği toplumun bütün mukaddesine cephe alır.

Bu kokuşma fertten başladığı için, önce onun dîni bağlarla ve mukaddesâtıyla irtibatı sekteye uğrar ve zamanla kesilir. Sonra aile ve çevresi onu takip eder. Daha önce ayıpladığı, kendisini, ailesini ve çevresi onlardan farklı gördüğü kimselere ve yadırgadıklarına yaklaşmaya, benzemeye başlar. Önce bir tedirginlik duyar, mesâfeli durmaya çalışır, sonra onlara karışarak aynı mahallenin yeni mallarından birisi de onlar olur ve önceki hayatlarına, değerlerine ve manevî mukaddeslerine ilk taşı o atar, ilk itiraz onlardan gelir ve önceki hallerine 'eleştiri ve tenkit' adı altında bir saldırı başlatırlar.

Hazırcılık, zenginlik, bol kazanç, lüks ve israf çok harcamak, modayı takip ve çağa (!) uymak onlar içinde öncelikli şartlardan birisi olur. Daha önceleri“Şart ve olmazsa olmaz” olanlar şimdi gereksiz ve lüzumsuz olmaya, görülmeye başlanır. Ailece dış geziler ve dışarıda yemeler, eğlence mekânları aynı familyadan olanlarla birlikte kaç-göç olayı da sıkmaya başladığı için-onlar da kaldırılır. Elbette yeni çevreye uyum gereği olarak dinî görevler “teferruattan” görülmeye başlar. O sofuluklar, hacılıklar, tekrar tekrar gidilen umreler, fazladan yapılan ibâdetler nâfileler hayır-hasenâtın, din kardeşliğinin yerini modern hayatın gereği olan 'çağdaş bir yaşam 'sosyetik' davranışlar alır.

Millî ve mânevî değerlere önem veren düşünceler, sözler, teklif ve tasarılar yazılar ve o konulara ayrılan zamanlar çok sıkıcı ve dayanılmaz gelmeye başlar. Her şey toz-pembe iken bu gereksiz(!) demode olmuş, zaman aşımına uğramış düşünceler onu âdetâ bunaltmaya başlar ve o çevreden hızla uzaklaşmak ister. Onlara kafa yormak, ömür tüketmek onları bir saplantı hâline getirenlere asla dayanamaz. Yanlarına sokulmaz ve sokmaz. Hattâ eskiden böyle şeylerle kısmen uğraştığına ve onlarla meşgul olduğuna hayıflanır. O yıllarının boşa geçtiğini,hayatın kıymetini bilmeyip tadını çıkaramadığına pişmanlık duyduğu anlar çok olur. Bâzen ailenin ufak-tefek eski alışkanlıklarını tekrar etmesinden dolayı aileyi-hanımı ve kızlarını 'çağa uyumsuzlukla suçlar' ve bu konuda onların kendisinden daha ileride, daha çağdaş (!) olmalarını ister ve aksi takdirde onlardan ayrılmayı bile düşündüğü olur. Ama çevrenin dedi-kodu etmesinden ve âlemin diline düşmekten çekindiği için bunlara katlanmak zorunda olduğunu söyler ve yeni çevresine bu gerekçelerini(!)bir mazeret olarak gösterir ve haklılığını(!) savunmak ister.

İşte bu tipler için yüce Peygamberimiz (SA) şöyle buyurmuşlardır; (Mâ teşeb-behe-bi kavmin/ Kişi, benzemek istediği kavimden-topluluktandır) ve (Kişi ayıpladığı ile cezalandırılır)

Evet; kötülüğe karşı 'buğz, ret ve karşı olmak vardır' ve sadakadır ama enâniyet-kibir, yoktur. Cenâbu Hak (CC)bizleri o türlü bir nefsâniyetten korusun. Âmin! “Ne oldum deme, ne olacağım de” ve “Nasıl yaşarsan öyle ölürsün. Nasıl ölürsen öyle de haşrolursun.” Belki de yaşadığımız pek çok acılar, o enâniyetin-egoizmin sonucu olarak uğradığımız yozlaşmanın tortularıdır. Eski hal ve hayatına nedâmet edenlerin ruh hallerini; Bir edip ve şairimiz şöyle ifade etmiştir:

“Cefa çekmez, yaşardım bundan evvel ben de

Eğer bir hâr/eşek, yâhut, kâv/öküz olsaydım.

Mutlu olurdum, mes'ud-müreffeh, hem de;

Sosyete hizbine/kesime, saylav/mebus olsaydım…” (Yılların izi. sh;199)

İşte, günümüzün kangren olmuş hastalıklarının başında, kendi aslî değerlerinden koparak başka kültür ve inançların mostra ve palyaçoluğunu yapan, aşağılık bir kompleksin altında ezilen anarşist ve teröristler, sol ideolojinin sapkınları bu cümleden olan haşarât ve İslâm toplumunun içine sokulan-yozlaştırılmış mikroplardır. Artık BATI; silâhlı savaşlar yanında kültür emperyalizmi ile de kendi değerlerine düşman olan o bu gürûhları tıpkı bir kobay köpeği gibi kullanıp,

kendi insanları, dindaşları ve ırktaşları çarpıştırıp, boğuşturuyor. Çok önemli bir uyarı da; Merhum Mehmet Âkif üstadımızdan:

“Ey Müslüman uyan! Cehline kurban gidiyorsun!.

İslâm'ı da batsın d iye, tutmuş, yediyorsun.”

Bu konuda söylenecek, çok hem de pek çok sözler var ama yeni tanışacağımız; sevgili KARDELEN müdavimlerini sıkmak ve bıktırmak istemedim. Yozlaşma seylâbında sürüklenenleri gördükçe insanın elemi artıyor ve yüreği  parçalanıyor…

“Bize gayret yaraşır, merhamet Allâh'ındır.

Hükmü âtî ne fakirin, ne şehin-şâhındır.”

Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Kin ve nefretten beslenen... - Sayı 106
En tehlikeli virüs...... - Sayı 105
Sinsi ve pasif siyâset... - Sayı 104
"Ahmak gerçeği görünceye ... - Sayı 103
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (107): Üstte gök basmasa altta yer delinmese senin ilini ve töreni kim bozabilir? Birlikten kuvvet doğar; doğudan batıya, kuzeyden güneye hepsi bir örgüde, hepsi bir ilmekte; Türk Birliği...

Son Eklenen Yorumlardan
 Güzel tesbitler... Yüreğine kalemine sağlık. Mevlam nice faydalı yazılar kaleme almak nasip etsin in... Süleyman Okur

 Umut mu, umutsuzluk mu; hayali süsleyen güneş, her şeyi tutuşturmaya yeter; ama bir çiçek ki içte ve... Sinan AYHAN

  O kadar güzel kaleme almış ki sevgiyiSözcükler sevgiKağıt o kaleme alşık olmuş.Yüreğine sağlık A... Gülşen Akkaya

 Sevgili Zafer, inceliğin ve yorumun için teşekkür ederim, "yıllar geçse de aramızdan, bu kalp seni u... Sinan AYHAN

 Amin... Okuyucu


Öğretmen ve öğrenciye “okul sigortası” hakkı verilmiş. Pek yerinde, artık disiplinsizlik yüzünden okutmak da, okumak da “risk unsuru” taşır oldu. 
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Kin ve nefretten beslenen müfteri müfsit
Gurur ve hüzün
İrfan işinde plân
Zincirli kaya
Türk kimliğini nerede arayalım?


Yavuz Sert - Röportaj - Abdullah ...
Yavuz Sert - Hazreti Mevlânâ okum...
Yavuz Sert - Bir bürokrat şârih: ...
Ali Erdal - Türk kimliğini nered...
Ali Erdal - Anadolu deyince...
Kadir Bayrak - Anadolu; Âb-ı hayat
Sinan Ayhan - Bizi tutan harç ve m...
Necip Fazıl Kısakürek - İrfan işinde plân
Fatma Pekşen - Parkta bir bayram sa...
Dergi Editörü - Zincirli kaya
Site Editörü - İlim ve irfan
Mehmet Hasret - Ana sütü gibi helâl
Necdet Uçak - Toprak
Necdet Uçak - Kardeşiz
Necdet Uçak - Güne besmeleyle başl...
Altan Atan - Üst akıl
Mustafa Büyükgüner - on dört, otuz yedi, ...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu ...
Hızır İrfan Önder - Erdem Beyazıta mektu...
Hızır İrfan Önder - Yunus Yunus
Ayhan Aslan - Bam teli
Ayhan Aslan - Acı kahve
Ayhan Aslan - Merhaba
Ayhan Aslan - Kemiksiz
Ayhan Aslan - Ulu sevda
Ayhan Aslan - Vicdan
Olgun Albayrak - Hoşgör bizi
Mehmet Balcı - Dedecim
Mehmet Balcı - Şiir hayatımdır
Muhsin Hamdi Alkış - Olaylara bakış - 106
Kubilay Ertekin - Kin ve nefretten bes...
Halis Arlıoğlu - Gurur ve hüzün
Ahmet Değirmenci - Neler olur neler
Büşra Doğramacı - Kaygı atlası
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - Cami duvarı
Murat Yaramaz - Cuma
Murat Yaramaz - Kadir
Erdal Kozankaya - Haydi sil gözyaşları...
Mehmet izzet Gülenler - Dubalı dünya düzeni ...
Erkan Karakaya - Son gemi
Gülşen Ayhan - Yazı renginde melodi...
Mertali Mermer - Benliğini arayan
Cemal Karsavan - Risale-i Hayat Mekte...
İlkay Coşkun - Mesnevî bağlamında f...
Erdal Kurtuldu - Modern dünya rüya mı...
Zafer Nefer - Mühür; iyi günlerde ...
Makbule Özdemir - Aşkın uğruna
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 7990188
 Bugün : 2079
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 518637
 Bugün : 65
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 108
 106. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncellenme: 15 Kasım 2020
Künye | Abonelik | İletişim