Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     2115 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Dünya şimdi bir köy oldu
Site Editörü

  Sayı: 77 - Temmuz / Eylül 2013

Reklâmı hatırlıyor musunuz? Hani bir kredi kartı markasının reklamından esinlenerek hazırlanmıştı ve senaryosu şöyleydi:

Bir adam bilgisayarının başında birşeyler yaparken dış ses anlatmaya başlıyor: “Güvenli 20 telefon: 5000 $, 5 ülkedeki davalarla savaş: 1.000.000 $, 40’ın üzerindeki ülkede bulunan web sunucular 200.000 $, banka blokajından dolayı kaybedilen bağışlar 15.000.000 $, ev hapsinden dolayı kaybedilen miktar 500.000 $...

Yaptıklarınızın sonucu olarak dünyanın değişimini izlemek: Paha biçilemez!” (ve ekranda “bahar” yaşayan bir ülkeden görüntüler...)

Belki şimdi hatırlamışsınızdır, yakın zamanda dünyayı kasıp kavuran, Wikileaks belgeleri ile ilgili hazırlanan reklâmdan bahsediyorum.

Son günlerde yaşananları tekrar bir düşününce, nedense bu reklam geldi aklıma. Belki de birileri Gezi parkında olanları “paha biçilemez” birşeyler yaptığını düşünerek izlemiştir, bu reklamda olduğu gibi...

* * *

İnternet kullanılmaya başladığından beri söylenen bir söz vardır: “dünya artık büyük bir köy”. Tamam, bir nebze doğruydu ancak bence bu söz gerçek anlamına twitter’dan sonra kavuştu.

Twitter’ı şöyle düşünebiliriz, dünya dolusu insan konuşuyor ve konuşanlar aynı zamanda dünya dolusu insanı dinliyor. Özellikle sözüne itibar edilen birisi veya çoğunlukla çok takipçisi olan ünlü bir zat sazı eline alıp bir konuda kelâm edince, o konu birden tüm “köyün” gündemi haline gelebiliyor.

Örneğin delinin biri “Taksimde polisler hayvanlara bile biber gazı sıkıyor” diyerek kuyuya bir taş atıyor ve bir fotoğraf paylaşıyor, köyün bir kısmı buna inanıp akla gelmedik tepkiler veriyor. Ardından köydeki diğer bir kesim “bu fotoğraf Taksim’de çekilmedi, yurtdışında çekildi” diye gündem oluşturup karşı tepki oluşturuyor. Ve böyle onlarca mesele gündemi dolduruyor.

Twitter veya Facebook’dan önce de internet vardı ancak Taksim’de olduğu gibi bir kesimin tepkisini çekebilecek birçok olay yaşanmasına rağmen böyle bir “etki tepki” organizasyonu meydana gelemedi.

Kişisel kanaatim, eğer twitter olmasaydı bugün Gezi Parkı olayları bu noktada olmazdı. İnsanlar bu derece kamplaşmazdı.

Örneğin kişisel olarak şunu söyleyebilirim, televizyonda veya sinemada bazen takip ettiğim, belki başarılı da bulduğum tiyatro veya sinema sanatçılarının görüşlerinin, görüşlerimden çok farklı olduğunu görünce artık onlara bakışım ister istemez değişti. Aslında sorun görüş farkı değil, bir çoğu karşısındaki görüşü aşağılayarak, hakaret ederek fikir bildirince ister istemez insan karşı tepki veriyor ve duyguları değişiyor.

Bu biraz da şuna benziyor, büyük bir ailede birbirlerinin yüzüne gülen ama birbirlerinin arkasından çok da iyi konuşmayan kişiler var ve birden bu kardeşlerin, akrabaların gerçek düşünceleri sesli olarak ortaya çıkıveriyor, herkes birbiri hakkında ne düşünüyor bilmeye başlıyor. Sonrasını tahmin edebilirsiniz. Bu durumda düşüncelerin ortaya çıkması iyi mi oldu, kötü mü oldu kestirmek zor.

Olayın bir diğer önemli noktası ise bu mecrayı kullanan kesimin tüm toplumu temsil etmemesi. Twitter mesajlarının atıldığı yerleşim yerlerini gösteren bir site var, bu sitede son 3 ayda Türkiye’den yoğun tweet atan bölgeleri görebilirsiniz. Yandaki resim bu haritanın resmi. Bu resim size de genel seçimlerdeki “sahil” oylarını hatırlatmadı mı?

Gezi parkı olaylarının ilk başladığı zamanların aksine ilerleyen günlerde farklı düşünen kesimlerin twitter kullanımında ciddi bir artış oldu. Hatta “fake” haberlerin yalanlanmasında bu kesimin çok büyük bir emeği olduğunu söyleyebiliriz.

Her ne kadar klişe de olsa, son söz olarak bu dönemde çok duymaya alıştığımız cümleleri biz de kuralım, bu gemide hep birlikteyiz ve gemi batarsa herkes batacak. Evet, geminin batmasını umursamayacak kadar kin duyanların varlığı çok açık, - Bilge Kral Aliya’ya rahmet olsun- ancak bizim meşrebimiz bu şekilde düşünmemize müsaade etmiyor.

Boşnak mücahitler Sırp esirlerle ilgili Bilge Kral Aliya’ya sormuşlar: “Bunları ne yapacağız?” “Onlar misafırlerimizdir; misafir gibi davranacaksınız.” demiş Bilge Kral. Mücahitler, “Ama onlar bizim kardeşlerimize neler yapıyorlar..” deyince Aliya şöyle cevap vermiş: “Onlar bizim öğretmenimiz değil ki!”

İyi okumalar.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henüz yorum bırakılmadı...
 
Doksan dokuzun bereketi i... - Sayı 99
İnternetin fâsık habercil... - Sayı 98
Kardelen IX. uluslararası... - Sayı 97
Kolayı tersten okumak yer... - Sayı 96
Tüm Yazıları

Gelecek sayı konusu (100): Kardelen'in Muhasebesi


Son Eklenen Yorumlardan
 Merhaba. İyi akşamlar. Anna yurdumuz Kardeş Türkiye Cümhuriyetinin Bilecik şehrinde yayınlanan "Kard... Kənan AYDINOĞLU

 Allah...... ...

 Allah dualarını kabul etsin. İki cihanda aziz ol. Selâmlar.... Ali ERDAL

 Allah kaleminize kelamınıza kuvvet versin hocam baki selam.... Faruk Aktı

 Mənə göstərdiyiniz diqqətə görə təşəkkür edir, sevgi və... Rafiq Oday


Batı’nın Pompei’sinin günlerini andırmasının sebepleri Osmanlı Devleti’ni çökerten “metal yorgunluğu”nun ilk safhası değil midir?
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Tevhid
"Tek"
Allaha inanıyoruz!
Ön söz, öz söz, s(öz)-II
Malcolm bir kere "Allah" derse...
"Tek"
Keşik çəkir
Yoxdan var eyləmisən bu dünyan
Veliler ordusundan
Ön söz, öz söz, s(öz)-II


Yavuz Sert - Röportaj - Bir Müslü...
Ali Erdal - "Tek"
Kadir Bayrak - Veliler ordusundan
Sinan Ayhan - Malcolm bir kere "Al...
Sinan Ayhan - "Göklerle temasa geç...
Sinan Ayhan - Kıyas ve gidişat
Sinan Ayhan - Tapdukun kapısında B...
Necip Fazıl Kısakürek - Tevhid
Necip Fazıl Kısakürek - İtikad ve İman
Bedran Yoldaş - İşte biz böyleyiz
Mustafa Kınıkoğlu - "O"
Fatma Pekşen - Çıtırtı - Ev yerleşi...
Ahmet Mahir Pekşen - Esmâ-ül Hüsnâ
Dergi Editörü - Allaha inanıyoruz!
Site Editörü - Doksan dokuzun berek...
Gönüldaş - Hem affet
Necdet Uçak - Omzumuzdaki melekler
Necdet Uçak - Kurân dağa inseydi
M. Nihat Malkoç - Buz tutmuş karanfill...
Hızır İrfan Önder - Şiire dair
Hızır İrfan Önder - Karabağ
Ayhan Aslan - Öfkezede
Mehmet Balcı - İnsan name
Mehmet Balcı - Köylüyüz
Muhsin Hamdi Alkış - Deliller
Kubilay Ertekin - İbâdetsiz inanç düşm...
Halis Arlıoğlu - Vefa
Ahmet Değirmenci - Keşmekeş
Oğuz Askan Kocagöz - Kıyam
Kürsü Kainatın Efendisi - “İmam-ı Kastalanîden...
Murat Yaramaz - Belgesel
Murat Yaramaz - Mâlik
Murat Yaramaz - Seni saymazsak
Kenan Aydınoğlu - Yoxdan var eylə...
Işın Erenoğlu Üstündağ - Tasavvuf
Rafiq Oday - Keşik çəkir
Rafiq Oday - Gözəl, nə ...
Ferhat Nitin - Fehrarengiz şeyler
Harun Ekici - Ekim
Hakan Karahan - Yunus Emre
Mehmet izzet Gülenler - Ön söz, öz söz, s(öz...
İsmail Güçtaş - Tertemiz
İsmail Güçtaş - Eşyanın dilinden red...
Recep Şen - Denizin şiiri
İlahə İmanova - Qıskanıram
Figen Ketenci Evren - Trakya kızı / Istıra...
Mevlüt Yavuz - Ayıramazlar
İbrahim İlyaslı - Məni bu qə...
Erkan Karakaya - Beni bul...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 5305843
 Bugün : 1961
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 461608
 Bugün : 34
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 107
 99. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 7
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 13
Son Güncellenme: 16 Ocak 2019
Künye | Abonelik | İletişim