Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     2687 kez okundu.     2 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

Tanım: Her Şey Dansa Dahil Her Şey Dansa Dair
Mehmet Hasret

  Sayı: 79 - Ocak / Mart 2014

Çok alıştık; bir şeyi cephelerle, kıyaslarla, sıfatlarla görmeye, onu illa kelimeye dökmeye; çok alıştık tanımlar içinde, tanımlamalar üzerinden tanımama, tanınmama usulleri geliştirmeye…

Üst kimlikler-alt kimlikler; belki sosyoloji tarzı kategorik gözlerin yaptığı söz ihanetleri bunlar; olanı bıçaklamak gibi; felsefe bile, Kant’ın ağzından “olduğu gibi olan şey”, “kendinde olan şey” diye içrek evrenler söylemiş; kelimenin bileştirmediğini bir üst telkinle yapmaya çalışmış; bu paragraflarda değil o telkin, olsa olsa, her şeyden öte “burada olmayan” diye “öz”lenen şeyde…

Bu başına buyruk tanımların, hallerin, düzenlerin; hepsinin üzerini çiziyorum…

Hiç sebebi yokken bir filmden kesitler, bazı olaylar anlatacağım; bir “Uzak-doğu” hikâyesi, çünkü bir film ister kötü, ister iyi olsun bir şey anlatırken en rahatı ondaki anlamları bir kurguyla başka bir anlama dönüştürmektir, körlemesine kendi bulacaklarındansa, sohbet içinde işlenmiş bir cevher olarak buldukların daha iyi, bu aynı zamanda bir örnekleme de sağlar sana…

Dans etmeyi çok seven, ama bulunduğu toplum gereği sanat ve müzikle, bu tür performansla uğraşanlar, eğer kadınlarsa; bir nevi cariye olmak zorundalar; bulundukları toplumda keskin çizgilerle sınıf ayrımı var çünkü, toplum tabakaları, soylular, bürokratlar, halk tabakaları gibi… Soylular da bu tür sanatlarla ilgileniyor, ama bunların hepsi erkek ve devlet adına üst düzey danışmanlar… Benim anlatacağım kısım, filmin sonuna doğru bir kesit…

Filmin başrolündeki kız, ona verilen görev icabı; yani dansçıların amiri olabilmek için, bir yarışmaya katılmak zorunda… Yarışmanın ondan mesele edinmesini istediği şey,  “en iyi dans nasıl olur”, sorusuna cevap bulması; bu sebeple kendi dansını icat etmesi şart, ancak öyle sahne alabilecek ve yönetici olabilecek… O da bunun üzerine içinden geçiriyor; “eğer bir dans icat edeceksem, bu tabaka gözetmeden herkesi etkilemeli, sadece soyluları değil” ve sonuçta halka açık pazara gitmeye karar veriyor, pazarın ortasına büyük bir hasır seriyor ve başlıyor dans etmeye, içinde tanıma dayalı bir tasarı olmadan, bütün halkın ağzı açık, herkes hayranlıkla seyrediyorlar onu…

Derken bir bilge geliyor; şöyle bir bakıyor sahneye ve kızdığını belli ediyor, sonra kıza sözlerini duyuruyor “ülkenin en iyi dans eden sanatçısı buradaymış diye geldik, ama gelin görün ki  burada olan kişi, sadece, ülkenin en iyi cariyesiymiş” bu sözler anında çarpıyor kızı ve kız, bu hakaret yüzünden dans etmeyi kesmek zorunda kalıyor, bilgenin peşinden yola, ona yetişebildiği her yerde, “söyledikleriyle o, ne demek istedi” sorusunu soruyor; bilge cevap vermiyor, peşinden koşturuyor kızı, kız ise hikmeti keşfetmek üzere ısrara devamda…

Bilge ve çevresindekiler, kamelya gibi bir yerde oturuyor; kız ayrılmak zorunda olduğu için gidiyor ve öğrencileriyle baş başa kalıyor bilge… Ve öğrencilerden biri soruyor “efendim dansı, kötü müydü”… Bilgenin cevabı ilginç; “yoo, aksine çok güzeldi, her şeyi doğru yaptı, güzel icra etti dansını”… “Peki yanlışı neydi”… “Yanlış olan, öyle bir sanatçının kalbinin yanlış bir yerde, yanlış şeyler için atmasıydı”…

Daha sonra kız, günlerce pazarda dans etti, makyaj yapmadı, cilve yapmadı, sadece dans etti…

Sonra yarışma günü geldi çattı; rakibi, ondan önce, belli tanımlar içinde gelenekten gelen bazı özgün dansları sentezleyerek bir icra yaptı…

Az sonra, bizim kıza geldi sıra, o elinde bir tanım olmadığı için sadece dans edeceğini söyledi “dans değerlendirme kurulu”na, kuruldakiler köpürdü tabi, geleneğe karşı geldiği için, ama yarışmanın başkanı, jüriye tanım sunmadan dans icrasına izin verdi… O da dans etmeye başladı, ilk başta herkes kızgınlıkla bakıyordu kıza, üstelik kız dansını icra ederken bir müzik de eşlik etmiyordu ona; ama kız, kalbinden ne geçiyorsa onları dans figürlerine dökmeye başladı, seyredenlerin hepsinde bir ritim duygusu olduğu için, ister istemez onlarda da bir kıpırdanma başladı, derken müzisyenler girdi araya, yaptığı dansa uygun müziği hemen orada icra etmeye başladılar müzisyenler, her şey kendiliğinden oldu ve dansın sonunda başta en iddialı rakibi olmak üzere, herkes alkışladı onu…

Sonuçta belki onu, başlarına geçirmediler, ona bir sınıf atlatmadılar; ama ülke içinde istediği şekilde dans etmesi için izin verdiler…

O da çiftçilerle beraber yaşamayı tercih etti, onlarla birlikte tarla sürdü, çapa yaptı, ekinle uğraştı; günlük ihtiyaçları için çalıştı; ama gün içinde çiftçilerde de zaten, eğlence ve dinlenmek için hep beraber dans etme alışkanlığı vardı; nitekim filmin son sahnesinde, filme göre öğle arası gibi, bir boşlukta; tenekelere, tahtalara vurarak bir müzik çıkardılar, toprağın ve güneşin kanat takmış neşesiyle kuş dilinde şarkı söyleyip; dans ettiler, dans ettiler, dans ettiler…

Yani diyeceğim, kalbimizin yerini bulduracak olan tanımlar değil; dans etmek varken, tanım denen kapana ne gerek… Dansı konuşturan “hezarfen gövde”yiz biz; harf ve kelime üzerimizde eriyip gitmiştir bizim…


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen : mehmet hasret    13.05.2014
Yorum : Görüntü ve hareket aslında bir dil, harfleri renk, şekil, tablo, vücud, hareket olan bir dil; dolayısıyla o dili çözmek, o cümbüşe katılmak hayatın içinde...




Ekleyen : yavuz    20.02.2014
Yorum : Hem sinema, hem de dansı kullanarak bir fikri paylaşmak ve savunmak güzel olmuş.





 
Nasihat... - Sayı 104
Aynı safta olduğumuz omuz... - Sayı 103
Kurbağa kesip biçmeyi kim... - Sayı 101
Askıda şiir... - Sayı 100
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (105): Eğitim, fert ve cemiyet için yarın projesi... Doğumdan ölüme bütün hayatın, zamanın ve mekânın konusu... Hattâ ölümden sonrası, ömrümüzü nasıl geçirdiğimize bağlı olduğuna göre, ölüm ötesi ümidi de, (Allah muhafaza) inkısarı da alınacak eğitime bağlı... Her insan ve her cemiyet onun nasıl olması gerektiği üzerinde düşünmek durumunda.

Son Eklenen Yorumlardan
 "Türk milleti, bütün tarih boyunca kaderinin devamlı ihtar ve ifşa edişleriyle meydanda olduğu gibi,... Sinan AYHAN

 Doğru söze ne hacet ayzına eline sağlık abi çok güzel... Serkan yakar

 Doğru söze ne hacet ayzına eline sağlık abi çok güzel... Serkan

 "Hattâ bir unvan vardır hezarfen diye. Hezarfen deyince hemen aklımıza Galata Kulesinden Üsküdara ka... Sinan AYHAN

 16 yıl önce verdiğimiz selâm bir "düşünen adam" tarafından alınmış, ne mutlu bize... Batuhan Bey, 10... Kadir Bayrak


40
Tek kelimeyle kurtuluş yolu
Karıncanın gücü
Doğu Türkistan uzak değil
Yolun sonu
Selâm
Tek kelimeyle kurtuluş yolu


Ali Erdal - Karıncanın gücü
Kadir Bayrak - Aşilin topuğu
Sinan Ayhan - Tokat
Necip Fazıl Kısakürek - Tek kelimeyle kurtul...
Dergi Editörü - Selâm
Site Editörü - Yolun sonu
Mehmet Hasret - Nasihat
Gönüldaş - İşte bu!..
Necdet Uçak - Yürüdüm Allah diye
Necdet Uçak - Kafkaslarda Rus zulm...
Altan Atan - Eski dünya
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu ...
M. Nihat Malkoç - Âh Doğu Türkistan Âh...
Hızır İrfan Önder - Gelsin bahar
Mehmet Balcı - Güzel
Mehmet Balcı - Öğrenmelisin
Av. Mustafa Büyükgüner - Aradığımız ruh
Muhsin Hamdi Alkış - Ah Türkistan ah Türk...
Muhsin Hamdi Alkış - Olaylara Bakış (Nisa...
Hasan Ildız - İçimde
Kubilay Ertekin - Sinsi ve pasif siyâs...
Halis Arlıoğlu - Hayat arkadaşıma
İbrahim Ali Uçar - Asyanın kalbi Doğu T...
Ahmet Değirmenci - Oralardan haberler
Ahmet Değirmenci - Röportaj - Seyit Tüm...
Ahmet Değirmenci - Bir ihtilâl...
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - İşkence
Murat Yaramaz - 104.sayı mizah köşes...
Murat Yaramaz - Korkak kahraman
Murat Yaramaz - Çözüm
Mahmut Topbaşlı - Solan yüzüm tende kö...
Erdal Kozankaya - Tarih bizi çağırıyor
Mehmet izzet Gülenler - Dubalı dünya düzeni ...
Gülşen Ayhan - Tercih
Hacer Taner Bulut - Kötülük eden kötülük...
Mertali Mermer - Hiç gelmeyen
Cemal Karsavan - Dikkat edilmeli sana...
Hakkı Şener - Türkistan
İlkay Coşkun - Doğu Türkistan uzak ...
İlkay Coşkun - "Mübareze" hakkında
Abdushükür Muhammet - Şiir okuma
Abdushükür Muhammet - Ak
Abdurehim imin /paraç - Vatan derim
Turgut Yıldızan - Gök bayrak için şanl...
Amine Vayıt - Güzel yurdum
Nurmuhammet Yasin - Nuzugumun çağrısı
Ferruh Recai - Karanlıkta güneşlene...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 7260280
 Bugün : 9190
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 506976
 Bugün : 59
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dçn) Toplam : 141
 104. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 1
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 5
Son Güncellenme: 2 Mayıs 2020
Künye | Abonelik | İletişim