Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     4603 kez okundu.     4 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

Yeniden
Ali Erdal

  Sayı: 80 - Nisan / Haziran 2014

İnsanın cevherini, taşıdığı imanı meydana çıkarır. Mihenk taşının, altının değerini gösterdiği gibi… Adaletin; sadece İslâm’la ikame edilebileceğini ve onun, acıtsa bile güvenilir olduğunu ifade eden; başka hiçbir inanış ve fikir sisteminden sadır olmayan, “Şeriat’in kestiği parmak acımaz” sözünün, nesiller boyu söylenebildiği gibi...  İslâm’ın dışındaki inanışlar, insandaki cevheri su yüzüne çıkarmak şöyle dursun, kaybettirir; hattâ tam tersine, cevherinin menfisini harekete geçirir. İslâm, müspeti pırıldatır; bâtıl menfiyi harekete geçirir.

Kolay anlaşılır bir misal olarak ve bunda bile böyle olduğuna göre, diğer bütün sahalarda haydi haydi dedirtecek bir misal olarak saf şiiri, saf sanatı söz konusu edebiliriz…

Müslüman sanatçıların, kendilerini “her dem” yenilemeleri, kuru tebliğci değil; telkinci, düşündürücü, hislendirici olmaları mümkündür. Hattâ aşkla bağlanılacak iman sayesinde mümkünden öte mecburidir. Bunun için, saf şiirde bile, Müslüman şairin eline; diğer inanışların ve dâvâların şairleri su dökemez. Sinan’ın eline; eserlerinin telkin ettiği ruhanî ürperti bir yana, madde başarısı yönünden bile su dökecek mimarın geçen bunca zamana rağmen yetişmemiş olduğu gibi… “Yüceltici aşk” muhteşem İstanbul (silüyetini) kazandırdı, “çürütücü taklitçilik”, beton yığınlarına mahkûm etti.

Müslüman sanatçı;

“İşidin ey yarenler, aşk bir güneşe benzer;

Aşkı olmayan gönül,  misal-i taşa benzer.” (Yunus)

Diyebilir. İmanı ondaki âşık olma cevherini, istidadını ortaya çıkarmış, yepyeni bir hayat vermiştir!.. Âşık olunacağı göstermiş ve ona âşık etmiştir; söylemesin de ne yapsın:

“Denizleri kaynatır,

Mevce (dalga) gelir oynatır.

Kayaları söyletir,

Kuvvetli nesnedir aşk.” (Yunus)

Aşkla bağlanılacak imandan mahrum olmak, sanatçıya ayak bağı... Ateşe tapan, ateşperest olduğunu söyleyen; taptığına “Bana; seni gerek, seni!” diyebilir mi?

Müslüman sanatçı; Allah’ın iman selâmeti ve sanat cevheri iki nimetinden büyük eserler doğurma çilesini yaşamak, meyvelerini vermek imkânına sahiptir:

“Neye baksam aynı şey, neyi görsem aynı şey…

Olan sensin, hey gidi Hakikat Sultanı hey!..” (Necip Fazıl)

Böyle muhteşem bir beyti; “Esmâ-ül Hüsnâ” zevk ve idrakine yüceltecek Peygamber’e, Yüce Kılavuz’a (sav) iman etmeyen, kendince ilâh zannettiği şeylere inanan, şirke gark olmuş zavallının söylemesine imkân var mı?

Her ağaç üzerine nakış yapılamıyor, yapılsa da güzel görünmüyor. Maun ağacı olacak ki, nakış yapılabilsin… Allah’ın kudreti, yüceliği ve sonsuzluğu karşısında kulunun yerini ve haddini; “MAUN AĞACINA” malik olmayan; insanın en büyük meselesi ölüm karşısında ne yapacağını bilemeyen Batılı şairin; elindeki adi tahtayla, aşağıdaki nakşı, itminana kavuşmuş kalbin tezahürünü, insanlığa kazandırması mümkün mü:

“Öleceğiz; müjdeler olsun müjdeler olsun!

Ölümü öldüren Rabbe secdeler olsun!” (Necip Fazıl)

Batılı sanatçı, buhranlar, çıkmazlar içinde çırpınıp dövünürken, bizim şairimiz,

“Âşıkta keder neyler,  gam halk-ı cihanındır” (Şeyh Gâlip)

Diyebilir… Gam, sıradan insanlar içindir, âşıkta keder olmaz!.. Batılı sanatkâr, sıradan fert olmaktan nasıl çıkabilsin, âşık edecek rehberi olmadıktan sonra… Rehbersiz Batılı; hafakanlar, açmazlar, çıkmazlar içinde intihar noktasına giderken, bizim sanatçımız “çile çeker” ve “çilesi” onu yüceltir. “İnsan bu meçhul” diyen Batılı müslüman olsaydı, “İnsan bu; ibadet için” veya “İnsan bu, kul olmak için”; “İnsan bu, aşk için” diyebilirdi. Heba olup giden kabiliyetlerin sorumlusu bâtıldır. Can dâhil her şeyin bir yüce kudretin iradesine tâbi olduğuna inanan ancak, o irade ve onun nizamı uğruna canını verebilir:

“Canı canan dilemiş,  vermemek olmaz ey dîl

Ne nîza eyleyelim ol ne senindir ne benim” (Fuzûlî)

Canı, canan dilemiş, hiç vermemek olur mu? Niye boş yere tartışalım; o ne senin, ne benim; O’nundur… Ve nesiller boyu taze kalacak eserler verilir…

(Romeo ve Jülyet) gibi bir eser veren ve “Yaptığın söylediğini tutsun, söylediğin yaptığını...” diyen (Şekspir) müslüman olsaydı; “Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol!” diyen Mevlâna’ya sohbet arkadaşı olabilirdi. Belki müridi olurdu. Batı’da Mevlâna hayranlığı bunu gösteriyor. (Romeo ve Jülyet)in “Leylâ ile Mecnun” seviyesini bulamamasında vebal, sanatçıdan çok yaşadığı kültürde…

“Cehennem’e sırt çevirmekle Cehennem’den kurtulunamaz. Ona yüz yüze bakma cesareti kurtarır.”

Diyen Dante, Müslüman olsaydı, “İlâhî Komedya”, bir teslimiyet âbidesi olabilirdi. Onu yazdıktan sonra Müslüman olsaydı, ben kimi cehennemde düşünmeye cüret etmişim diye saçını başını yolar; tövbe üstüne tövbe ederdi. İçine şeytan girmiş diye, delileri yakan, insanı günah bağışlayan Tanrı yerine koyan, şirk içindeki dünyadan;

“Bir kez Allah dese aşk ile lisan

Dökülür cümle günah misl-ü hazan” (Süleyman Çelebi)

Diyen mevlit mi doğacaktı?.. İhtilâçlı, huzursuz kalplerden, “bir kere aşkla Allah dese, bütün günahlar sonbahar yaprağı gibi dökülür” müjdesi mi bekliyordunuz?

İslâm’dan başka hiçbir inanış, fikir sistemi, düşünce “En büyük nimet imandır” diyememiştir… Diyemez de, çünkü inandığı en büyük nimet değil…

“Dâvâ” bu kadar yüce olunca; can, canan, mevki, şöhret, şehvet, madde ne ki? “Dâvâ” bu kadar yüce olunca, rehberi de “İnsanlığın Ufku” (sav) olur, O da “dâvândan vazgeç” tekliflerine, “Bir elime güneşi, bir elime ayı verseniz, yine de dâvâmdan dönmem!” cevabını verir.

Allah’ım!.. Bu kadar yüce dâvâyı; hakkıyla anlayacak, yaşayacak, anlatacak ve hakikatini gösterecek seviyeye yeniden yükselt bizleri!.. Kasıtla İslâm’ı hakikatinden farklı göstermek, isteyenlere karşı intikamına bizleri vesile kıl!


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen : bir okuyucu    14.08.2014
Yorum : Dilimin Ucunda... (...) Gökten yere ineli Sırrım meçhûl besbelli Bir ömür ne ararız; O dilin ucundadır * Hem bilmeyiz, gizleriz; Ne haber ötelerden ? Olan gönülde ayân Dillerin ucundadır. * Sahte icâzet kayıp Dipsiz bir torbadadır, Orta sayfada zırva Gözümüz ucundadır. * Biri gelip diyecek Merâk edilenleri Ne önde ne arkada Kâlplerin içindedir. * Sırra kadem basmadan Bütün maskeler düşer Düşer taşlar etekten Elinin ucundadır. * Cemiyette selâmet Fertteki sefâdadır Gelecek müjde öteden O dilin ucundadır * Bir yoklasam kendimi Titresem, silkelesem Ardı sıra düşer söz Dilimin ucundadır * Bize her ne lâzımsa Sözde değil özdedir Merakınız : Sükûtum Gönlümün içindedir. * Manâya kalıplar dar Sözler şimdi yalama Öldüren zehirli ok Dillerin ucundadır * Bak ! Dikeyleri yatay, Dünyaları da dümdüz Eden mazlumun ahı Dilinin ucundadır. * Zulüm hiç bitmez sanma! Elbet payidâr olmaz. Gör, adâlet-i Osmanî Kılıcın ucundadır. * Küpün içindeki hep Sızandır dışarıya Nicedir hâller, sorma ! Ekranın içindedir.. * Lâyığını buluruz Son sözde son kertede Hüküm, yeni kırılmış Kalemin ucundadır. * Şimdi sıra bizde mi, Kahramanı beklerken. Kan çanağı gözlerim, Ufkun bir ucundadır. ***




Ekleyen : Ali ERDAL    12.08.2014
Yorum : (Bir Okuyucu) ve (...) Değerlendirmeleriniz için teşekkür ederim. Allah dualarınızı, dualarımızı kabul etsin. Selâmlar ve hürmetler...




Ekleyen : ...    18.07.2014
Yorum : Nefis Muhasebesi Risalesi - Şeyhül Ekber Muhyiddin-i Arabî hazretleri : "... İnsanlar onların hasta olduğunu sanırlar; ama hasta değildirler. İnsanlar onların akli dengelerinin bozuk olduğunu sanırlar; ama akli dengeleri bozuk değildir. Aksine insanların yüreklerine hüzün katmışlardır. Akılları başlarından gitmiş sanırsın, oysa akılları başlarındadır. Ama kalpleriyle bir şeye nazar ettikleri için akılları dünyadan uzaklaşmıştır. Onlar dünya ehli yanında akıllarıyla yürümezler. Ey Usame! İnsanların akılları başlarından gideceği gün onların akılları başlarında olur. ..." Bu uzunca Hadis-i Şerifi Ebu Muhammed Abdulkerim b. Yusuf b. Hasan anlattı.




Ekleyen : bir okuyucu    31.05.2014
Yorum : Son parağraf ve dua çok etkileyici, içten binlerle kere amin... Yazınıza duygu ağırlığı oturmuş ve son parağraf zirve yapmış... Yaşatsın derim Rabbim duanızı hepimize. Amin.





 
Sağlık sisteminin şifresi... - Sayı 127
Nereye kadar?... - Sayı 126
Yolculuk... - Sayı 125
Büyük depremin öncüleri... - Sayı 125
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (127):
Sünnete uygun beslenme...

Son Eklenen Yorumlardan
 Peygamberimizi, bizim O na mesafemizi,içinde bulunduğumuz gafletten çözüme giden yolları anlatan "Gü... Ayşe Eroğlu

 ALLAH SELAMET VERSİN HOCAM BU... Behçet Eroglu

 Elinize gönlünüze sağlık. Bâki selâm ve dua ile...... Naci Eroğlu

 Selâm ile...... N. Eroğlu

 Yazınız durumun tespitini yapmış ve doğru tespittir tarihi gerçeklikler ile de uyumludur. Lakin bizd... Hüseyin yaman


Türkçe’nin kırpıla kırpıla ne hale getirildiğine bakmadan kalkmışız, “eser vermeli, eser vermeli” diyoruz.
Halbuki “Güneş Dil Teorileri”nin temel yapılmak istendiği bir dili kullanarak karşımızdakilerle konuşup, anlaşabildiğimize şükretmeliyiz.
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Beslenmede sünnet ölçüsü
Su gibi aziz ol
Bozkırın mütevazı ağacı: İğde
Müslüman; fâcir, fâsık ve bozgunculara y
Sağlık sisteminin şifresi


Ali Erdal - Sağlık sisteminin şi...
Kadir Bayrak - Çare
Necip Fazıl Kısakürek - Gıda
Necip Fazıl Kısakürek - Ağız
Ekrem Yılmaz - Derdimize bak! Ne yi...
Ekrem Yılmaz - Nakış
Dergi Editörü - Su gibi aziz ol
Site Editörü - Yan gözle bakmadı kı...
Acıyorum -
Necdet Uçak - Dünyayı Allah yaratt...
Necdet Uçak - İçim yanıyor
Kardelen Dergisi - Kardelenden Haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
M. Nihat Malkoç - Sünnete uygun yeme i...
M. Nihat Malkoç - Suyun serencamı
Kadir Karaman - Yana yana
Kadir Karaman - Beklenti
Zaimoğlu - Telaş yok
Ayhan Aslan - Dünyalık
Mehmet Balcı - Filistine ağıt
Mehmet Balcı - Gurbet destanı
Halis Arlıoğlu - Müslüman; fâcir, fâs...
Halis Arlıoğlu - Devran ve endişe
Halis Arlıoğlu - Düşünce sağanağı
Ahmet Değirmenci - Öyle bir vurur ki ka...
Ahmet Değirmenci - Yarım kalan vasiyet ...
Remzi Kokargül - Bozkırın mütevazı ağ...
Murat Yaramaz - Akıl
Murat Yaramaz - Sancı
Murat Yaramaz - Emir
Murat Yaramaz - Hayali
Gözlemci - Hadiseler bakış
Mahmut Topbaşlı - Bülbülü şeyda gibi
Cahit Ay - Gözyaşının düşündürd...
Cahit Ay - Asr-a yemin
Cahit Ay - Sayılı gün-Elâ
Cahit Ay - Ümit
Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin...
Osman Akçay - Âşıkların kavuşması ...
Yaşar Akyay - Beslenmede sünnet öl...
İbrahim Durmaz - Sokaklar
Uğur Utkan - Hazret-i Ömer Fârûk
Kemal Çerçibaşı - Vatan
Ebru Adıgüzel - Dönüşümün eşiğinde k...
Eymen Emin Mustafa - Okulum
Ömer Âsaf Namlı - Karanlık
Hatice Doğan - Sofranın şanındandır
Aynur Dağıstan - Âşıkların kavuşması ...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 16688429
 Bugün : 3203
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 724491
 Bugün : 206
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 388
 127. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim