Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     2972 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Abi selpağ vereyim!
Bedran Yoldaş

  Sayı: 80 - Nisan / Haziran 2014

Güneşli bir gün. İnsanlar, soğuk geçen günlerin sonunda kendilerini güneşin sıcak kollarına bırakmışlar. Güneş, saklandığı bulutların gerisinden yeryüzüne gülücükler dağıtmaya başlamıştı. İnsanlar da işte bu gülücüklerden pay kapmak, keyfini çıkarmak için kendilerini dışarı atmıştılar. Günlerden cumartesi olması hesabiyle dışarıdaki insan sayısı fazla idi. Etraf cıvıl cıvıldı.

Bizde güneşin eteklerindeki sıcaklıktan faydalanmak için dışarı çıktık.

Dicle kent caddesini baştan başa kat ettik. Tesislerden bayındırlığa, bayındırlık caddesinden batı kent kavşağına oradan da ofis kavşağına, demiryoluna varmadan, konuk evinin arkasından sosyal yardımlaşma vakfının yanından demir yolunu geçerek ofis semtine geçtik.

Yüksek kahvenin yanında, Belediye konukevinin karşısındaki “qırıx” çayevinin önündeki, lastikli kürsülere iliştik. Çaylarımızı güneşin ışınları altında yudumlamaya başladık.

Arada ayakkabı boyacıları, simit satıcıları, çekirdek satan çocuklar sohbeti bölüyor olsa da koyu sohbet devam ediyordu.

Ayakkabı boyacıları, ellerinde terlikleri uzatarak; “abi boyayalım mı?” diye sorup, cevap beklemeden sıvışıyorlardı. Bazen de bela olup yakanıza yapışırlardı.

Başlarındaki kocaman tepsiler ile gezinen çocuklar “sıcak simit, çaylık bunlar…” diyerek günlük harçlıklarını çıkarmanın telaşı ile durmadan dolanıyorlardı.

Kulağımızın dibinde “abi selpağ vereyim mi?” diyerek elindeki kâğıt mendili bize uzatarak, satmak isteyen 8-9 yaşlarındaki, belki daha da küçük, çocukları görünce içimiz tarifsiz acılar ile doluyordu.

İlk tepkimiz “kulağımızın dibinde niye bağırıyorsun?” olsa da içimize kapkara bulutlar çörekleniyordu.

“Neden insanlar bu çocuklara sahip çıkmıyor, neden bu yaşta çalışmak zorundalar?” soruları kafanızı meşgul ederken belki şunu da düşünebilirsiniz: “bunların anne, babaları bu yaşta nasıl çalıştırıyor?” diyerek ebeveynlerini suçlayabilirsiniz.

Durup düşünüyoruz. Biz bu soruların neresindeyiz. Ne düşünmekteyiz.

Ağaçlar, çiçekler, top oynayan çocuklar, öbek öbek oturarak sohbet edip çay içen insanlar. Beri tarafta, kurulan semt pazarındaki tezgâhta satış için uğraşan, elleri ıslak gözleri geleceğin endişesini yüreğinde hisseden pazarcılar. Eve ekmek götürebilmenin telaşesi.

Ufkun alaca karanlığında neşvünema bulan, gökyüzünün çıkmaz sokaklarında kanat çırpan acemi kuşlar ve çocuk satıcılar…

Gözlerim ufuka daldı. Zaman denen mevhum kayboldu sanki.

Çiçekler, güller arasında koşup oynayan çocuklar canlanıverdi gözlerimde o dem. Donan zamana ne oldu bende anlayamadım.

“Çalışmak zorundayım hocam. Eve ekmek götürmem gerek. Babam çalışmıyor. Daha doğrusu gündelik işler yapıyor. O da bir gün iş var beş gün yok. Altı kardeşiz. Hem okula gidiyorum hem de çalışıyorum. Simit satıyorum. Hafta sonları bazen kâğıt mendil satıyorum.” cümleleri kafamda bilmem kaçıncı turu bindirirken donan zamanda, düşünceler yumağında âdetâ boğuluyordum.

Araya arkadaşımın şu cümleleri yerleşti:

“Okulda, derste öğrencilerime soruyorum:”çalışıp eve ekmek götüren varsa onlara iyi not vereceğim.” dediğimde sınıfın yarısından çoğu el kaldırdı. Kalanlar da işin olmadığından yakındılar.”

“Simit, sıcak simit..”

“Karpuz çekirdeği”

Tekliflerine: “Yok kardeş, istemez!” cevabıyla sonlanıyordu genelde.

“Simit, sıcak simit”

“Simit vereyim mi abi?”

Simitçi çocuk usulca yanımıza sokuldu.

“Hocam simit ister misiniz”

“Aa! Merhaba oğlum. Sağ ol”

Çocuk kendisini öğretmene bile isteyerek göstermişti.  Belli ki, sınıftaki çocuklardan biriydi. Ve çalıştığını, eve ekmek götürdüğünü hocasına ispat etmek istiyordu.

Çocuğun gönlünü hoş ettikten sonra gönderen arkadaşım bana dönerek; “işte bahsettiğim talebelerimden biri.” dedi.

Hem okuyan hem de çalışarak eve ekmek götürmek zorunda olan körpe dimağların sokaklarda harcanması hepimizin moralini bozuyordu.

“Abi selpağ vereyim mi? Nidaları kulaklarımızda zonklamaya devam ederken; çaresizliğimizi de esir alıyordu.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Kelimelerin dansı aşkla f... - Sayı 124
Nice sahipsiz yüzler görd... - Sayı 120
Elinde taş küçük çocuğun... - Sayı 119
Sallandı yer ve gök... - Sayı 118
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (128):
Helâl ekonomi, İslâm'da ekonomi...

Son Eklenen Yorumlardan
 Peygamberimizi, bizim O na mesafemizi,içinde bulunduğumuz gafletten çözüme giden yolları anlatan "Gü... Ayşe Eroğlu

 ALLAH SELAMET VERSİN HOCAM BU... Behçet Eroglu

 Elinize gönlünüze sağlık. Bâki selâm ve dua ile...... Naci Eroğlu

 Selâm ile...... N. Eroğlu

 Yazınız durumun tespitini yapmış ve doğru tespittir tarihi gerçeklikler ile de uyumludur. Lakin bizd... Hüseyin yaman


“Yeni Dünya Düzeni” diye bir şey attılar ortaya… Ondan sonra ne ses çıktı, ne soluk… “Yeni Dünya Düzeni” dedikleri, boşluğun sessizliğini dinlemek gibi bir şey mi acaba?..
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1993
Beslenmede sünnet ölçüsü
Gıda
Sağlık sisteminin şifresi
Müslüman; fâcir, fâsık ve bozgunculara y
Bozkırın mütevazı ağacı: İğde


Ali Erdal - Sağlık sisteminin şi...
Kadir Bayrak - Çare
Necip Fazıl Kısakürek - Gıda
Necip Fazıl Kısakürek - Ağız
Ekrem Yılmaz - Derdimize bak! Ne yi...
Ekrem Yılmaz - Nakış
Dergi Editörü - Su gibi aziz ol
Site Editörü - Yan gözle bakmadı kı...
Acıyorum -
Necdet Uçak - Dünyayı Allah yaratt...
Necdet Uçak - İçim yanıyor
Kardelen Dergisi - Kardelenden Haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
M. Nihat Malkoç - Sünnete uygun yeme i...
M. Nihat Malkoç - Suyun serencamı
Kadir Karaman - Yana yana
Kadir Karaman - Beklenti
Zaimoğlu - Telaş yok
Ayhan Aslan - Dünyalık
Mehmet Balcı - Filistine ağıt
Mehmet Balcı - Gurbet destanı
Halis Arlıoğlu - Müslüman; fâcir, fâs...
Halis Arlıoğlu - Devran ve endişe
Halis Arlıoğlu - Düşünce sağanağı
Ahmet Değirmenci - Öyle bir vurur ki ka...
Ahmet Değirmenci - Yarım kalan vasiyet ...
Remzi Kokargül - Bozkırın mütevazı ağ...
Murat Yaramaz - Akıl
Murat Yaramaz - Sancı
Murat Yaramaz - Emir
Murat Yaramaz - Hayali
Gözlemci - Hadiseler bakış
Mahmut Topbaşlı - Bülbülü şeyda gibi
Cahit Ay - Gözyaşının düşündürd...
Cahit Ay - Asr-a yemin
Cahit Ay - Sayılı gün-Elâ
Cahit Ay - Ümit
Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin...
Osman Akçay - Âşıkların kavuşması ...
Yaşar Akyay - Beslenmede sünnet öl...
İbrahim Durmaz - Sokaklar
Uğur Utkan - Hazret-i Ömer Fârûk
Kemal Çerçibaşı - Vatan
Ebru Adıgüzel - Dönüşümün eşiğinde k...
Eymen Emin Mustafa - Okulum
Ömer Âsaf Namlı - Karanlık
Hatice Doğan - Sofranın şanındandır
Aynur Dağıstan - Âşıkların kavuşması ...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 16742673
 Bugün : 2058
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 728639
 Bugün : 298
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 468
 127. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim