Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     3697 kez okundu.     1 yorum bırakıldı.

Kitap
Necip Fazıl Kısakürek

  Sayı: 81 - Temmuz / Eylül 2014

Yeni bir görüş ve duyuş mimarîsinin toprak üstünde sarayını kuracak TEK VASITA, KİTAP.
İnsanlık, kitabın mukaddes vasıta olmak haysiyetini dinlerden öğrendi. Bugüne kadar da hiç unutulmadı.
Kitap mefhumunun bir ucunda Allah, öbür ucunda da sonsuzluk var. İnsanoğlunun ebedlerce fethede ede bitiremeyeceği sonsuzluk.
Bu yüzden yarına gebe kahramanlar, kitaplık cehde, kitaplık çapa, kitaplık yapıya, hakikî oluşun temel şartı gözüyle bakarlar. Onlarca kitap, yarını nişanlayacak ses güllesinin biricik mancınığı.
*
Kitap dışında, gündelik yazı, çerden çöpten konuşma gibi, bazı kolay ve ucuz âletler de vardır ki, mancınığa nisbetle, köy çocuklarının serçelere taş attığı çatal sapanları andırır. Bir günün sabahında avladıkları sesi, ancak akşamına ulaştırabilirler.
Bu âletlerin vazifesi, cıgara paketlerinin arkasındaki kısa adresler halinde, dinamizmalı çıkış başları kurmak ve kitaplık hamlelere muhit hazırlamaktır. Yoksa, içinde dört mevsimin kaynaştığı hiçbir sistem örgüsü, bu günübirlik âletlere vergi olamaz.
*
Her "ulvî"nin zıddı, aynı boyda bir "süflî" değil mi?.. Kitaplık dâvaları günübirlik karalamalar ve hafif sohbetler içinde can çekiştirmek de, cücelerin kârı.
Göksu sefası için yapılmış sandalla açık denize geçilmez. Onun içindir ki, böyle bir sandalda, büyük vapur süvarilerinin kılık ve edasına bürünmüş bir kayıkçı, bizi katıla katıla güldürür.
*
Kitap yazamıyoruz!..
Kitabın ana şartı olan keyfiyet yükünden vazgeçtik; kemiyet ağırlığını yüklenebilsek, yarı yolu aşmış oluruz.
Ciğerlerimizde, kitap kadrosunu üfleyecek havaya yer yok. Bütün fikir pazarımız, kolayca şişen ve kendi kendisine öten düdüklü balon yaygaralarıyla dolu.
*
Filânı mütefekkir, falanı şair, fişmekânı da münekkit tanırız. Mütefekkirin faraza 10 cilt eseri vardır. Hepsi de bir zamanların (Paris)inde oturan efendisi filozoftan tercüme. Geriye birkaç makalesiyle birkaç sohbeti kalır.
Ellisine merdiven dayayan şair, yalnız 50 mısra yazmışsa, (Greta Garbo) varî esrar peçesini yüzünden düşürmemek ve zamana hedef kurmamak içindir.
Sınıfta yoklama yaparcasına (mevcut - namevcut) diye sanatkâr yoklaması yapan münekkit, bütün selâhiyetini, beş buçuk lâübali satırla, üç buçuk aşağılık nükteye borçludur.
Buna rağmen mütefekkir, kendini yeni bir dünya görüşüne; şair, yeni bir ses cevherine; münekkit de, bir tenkit ölçüsüne sahip kabul eder.
Bir günlük beylik beyliktir derler. Saydığım zavallılar da, günlük kadronun fânî, fakat müteselli küçük beyleri.
*
Tanzimat'tan beri soruyoruz:
-Olmuyor, olmuyor; acaba niçin?
Meseleyi daima keyfiyet cephesinden ele alıyor, daima terkibi bizce meçhul bir keyfiyet eksikliği vehmediyoruz. Haklıyız; bir şey yalnız keyfiyetiyle var veya yoktur.
Fakat bence ve bize nisbetle bu, doğru bir usul değil.
Henüz kemiyet yokuşunu sökememiş bir hamlenin, keyfiyet ufku üzerinde olması düşünülemez bile.
Keyfiyet tecellisini iki merhalede tamamlayan bir sır:
Evvelâ kemiyet ihtiyacını meydana getirir, her cismin fezadaki mekân ihtiyacı gibi, boşlukta yer işgal etme hassasına erer, ondan sonra kendisini ifadeye geçer.
(Radyom) madeninin bile, hiç değilse binde bir miligramlık bir külçesi olmalı ki, bir ifadesi ve tesiri bulunsun.
Tahayyüz hassası olmayan, mekân işgal etmeyen maddenin ne kendisi vardır, ne de herhangi bir vasfı.
Madenleri teneke olduğu halde (radyom) taklidi yapan bu namevcutlara bildirmelidir ki, (radyom)un (radyom) olarak varlığı derecesinde var olmaya karar veren insan, cilt cilt fikir ve şiir mayalaştırmaya mecburdur.
(Radyom)u ve kesafet sırrını yaratan Allah bile kitaplık söz kadrosu içinde konuştu; kitaplık söz kadrosunu yarattı.
Sahtekârlığa metelik vermeyiniz!
Kitaplık hacmi olmayan mütefekkir, şair ve münekkit; riyazî bir kat'iyetle namevcuttur.
Binalaştıramadığı (sentez)in mütefekkirinden, örgüleştiremediği şiirin şairinden, ölçüleştiremediği tenkidin münekkidinden iğreniyorum!..
Âlet ve iş diye iki şey tanıyoruz.
Âletin hakkı verilmezse iş öksüz kalır.
Ne diye mevhum bir takım iş nazariyeleri kuruyoruz? İşte mevhum olmayan hakikat:
Âleti kullanmaktan, âleti işletmekten âciziz!
Âleti işletmeye savaşmayışımızın ve nefsimize boyuna mühlet verişimizin de hilesi açık:
Böyle bir işe kalkıştığımız anda, bütün kifayetsizlik ve ayıbımız, suyu çekilmiş yosunlu havuz dibi gibi meydana çıkacaktır.
Bir miskal davul tozu ve bir miskal minare gölgesi peşinde gezercesine aradığımız ve bulamadığımız keyfiyet tılsımı, ona karşı istidatsızlığımız kadar, âletine gösterdiğimiz saygısızlık yüzünden ele geçmiyor.
Her birinin kitabı halinde arıdan bal, inekten süt, koyundan yün istiyoruz da; mütefekkir, şair, münekkit makamlarına kurulmuş sahtekârlardan kitap istemiyoruz.
*
Tavuk mu yumurtadan çıktı, yumurta mı tavuktan?
Aynı sualin daha çetini var!
İnsan mı kitaptan doğdu; kitap mı insandan?
Kitap yazın, kitap!


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen : Sinan AYHAN    01.09.2014
Yorum : Üstad'ın vurgusu ne güzel; "İnsanlık, kitabın mukaddes vasıta olmak haysiyetini dinlerden öğrendi. Bugüne kadar da hiç unutulmadı."... Bu haysiyet, "insan"ın ve insanlğın hak manada inşası için esas... Kitap yazmak, bir bakıma, Allah'ın sünneti ve tefekkür vasıtası... İncelik, eser vermekte, eserin insan üzerine damlayan cevherlik özelliği ver ve bu özellik, insan ruhunu, dünyada, mukaddes suretler halinde kristalleştiriyor...





 
Tek kelimeyle kurtuluş yo... - Sayı 104
Sıhhat ve güzellik... - Sayı 103
Yumruk ve kafa... - Sayı 102
Batı’nın üç gözü ve... - Sayı 101
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (105): Eğitim, fert ve cemiyet için yarın projesi... Doğumdan ölüme bütün hayatın, zamanın ve mekânın konusu... Hattâ ölümden sonrası, ömrümüzü nasıl geçirdiğimize bağlı olduğuna göre, ölüm ötesi ümidi de, (Allah muhafaza) inkısarı da alınacak eğitime bağlı... Her insan ve her cemiyet onun nasıl olması gerektiği üzerinde düşünmek durumunda.

Son Eklenen Yorumlardan
 "Türk milleti, bütün tarih boyunca kaderinin devamlı ihtar ve ifşa edişleriyle meydanda olduğu gibi,... Sinan AYHAN

 Doğru söze ne hacet ayzına eline sağlık abi çok güzel... Serkan yakar

 Doğru söze ne hacet ayzına eline sağlık abi çok güzel... Serkan

 "Hattâ bir unvan vardır hezarfen diye. Hezarfen deyince hemen aklımıza Galata Kulesinden Üsküdara ka... Sinan AYHAN

 16 yıl önce verdiğimiz selâm bir "düşünen adam" tarafından alınmış, ne mutlu bize... Batuhan Bey, 10... Kadir Bayrak


Batılı düşünürler-Tolstoy ve niceleri gibi-mutlak olan bir şeyin olması gerektiğini gayet tabi bir şekilde fark edebiliyorlar. Ama bizim aydınımız (bulundukları yere nasıl geldikleri malum); bırakınız ülkenin dünya üzerindeki sorumluluğunu fark etmeyi, düşünmesi gereken bir beyinlerinin olduğunun bile farkında değiller. Ülkemizde, he sahada yaşanan boşluğu daha başka nasıl açıklayabiliriz?
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Tek kelimeyle kurtuluş yolu
Karıncanın gücü
Selâm
Yolun sonu
Doğu Türkistan uzak değil
Tek kelimeyle kurtuluş yolu


Ali Erdal - Karıncanın gücü
Kadir Bayrak - Aşilin topuğu
Sinan Ayhan - Tokat
Necip Fazıl Kısakürek - Tek kelimeyle kurtul...
Dergi Editörü - Selâm
Site Editörü - Yolun sonu
Mehmet Hasret - Nasihat
Gönüldaş - İşte bu!..
Necdet Uçak - Yürüdüm Allah diye
Necdet Uçak - Kafkaslarda Rus zulm...
Altan Atan - Eski dünya
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu ...
M. Nihat Malkoç - Âh Doğu Türkistan Âh...
Hızır İrfan Önder - Gelsin bahar
Mehmet Balcı - Güzel
Mehmet Balcı - Öğrenmelisin
Av. Mustafa Büyükgüner - Aradığımız ruh
Muhsin Hamdi Alkış - Ah Türkistan ah Türk...
Muhsin Hamdi Alkış - Olaylara Bakış (Nisa...
Hasan Ildız - İçimde
Kubilay Ertekin - Sinsi ve pasif siyâs...
Halis Arlıoğlu - Hayat arkadaşıma
İbrahim Ali Uçar - Asyanın kalbi Doğu T...
Ahmet Değirmenci - Oralardan haberler
Ahmet Değirmenci - Röportaj - Seyit Tüm...
Ahmet Değirmenci - Bir ihtilâl...
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - İşkence
Murat Yaramaz - 104.sayı mizah köşes...
Murat Yaramaz - Korkak kahraman
Murat Yaramaz - Çözüm
Mahmut Topbaşlı - Solan yüzüm tende kö...
Erdal Kozankaya - Tarih bizi çağırıyor
Mehmet izzet Gülenler - Dubalı dünya düzeni ...
Gülşen Ayhan - Tercih
Hacer Taner Bulut - Kötülük eden kötülük...
Mertali Mermer - Hiç gelmeyen
Cemal Karsavan - Dikkat edilmeli sana...
Hakkı Şener - Türkistan
İlkay Coşkun - Doğu Türkistan uzak ...
İlkay Coşkun - "Mübareze" hakkında
Abdushükür Muhammet - Şiir okuma
Abdushükür Muhammet - Ak
Abdurehim imin /paraç - Vatan derim
Turgut Yıldızan - Gök bayrak için şanl...
Amine Vayıt - Güzel yurdum
Nurmuhammet Yasin - Nuzugumun çağrısı
Ferruh Recai - Karanlıkta güneşlene...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 7267391
 Bugün : 764
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 507139
 Bugün : 19
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dçn) Toplam : 105
 104. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 1
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 5
Son Güncellenme: 2 Mayıs 2020
Künye | Abonelik | İletişim