Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     5363 kez okundu.     1 yorum bırakıldı.

Hile-i ?er'iyye
Necip Fazıl Kısakürek

  Sayı: 52 - Nisan / Haziran 2006

(Bu bölümdeki imzasız yazılar, İman ve İslâm Atlası'ndan alınmaktadır.)
(Muamele bölümünden devam ediyoruz)


“Hile-i Şer’iyye” tabirini icat eden yobaz kafasına lânet…


Şeraite karşı hile ne demektir? Kerhen kabul ettiği İlâhi emirlere karşı kaçamak noktalarını aramak ve bu suretle inanmış göründüğü işlerde samimi olmadığını ilân edercesine Allah’ı aldatmaya kalkışmak değil de nedir?
Şeriat kâmil müessisedir; “kâmil” eksiklik ve fazlalık kabul etmez mânâsınadır ve “Hile-i Şer’iyye” tabiri dine en büyük hakarettir.


İslâm’da “Hile-i Şer’iyye” yok, sadece, yine Allah’ın lûtfu halinde rahmet yolları vardır.


İlâhî şan, affa kadar kapıları açık tuttuğuna göre, sonunu idrak ve affını istemekten gayrı vazife ve kurtuluş nasibi olmayan insanın, kendisini mutlak kudrete karşı müdafaaya kalkışması şeklinde tefsir edilmeye lâyık, şeraiti kandırmaya yeltenmek fiili, hangi ihlâs, vicdan ve hakikat duygusiyle barıştırılabilir?..


Günahı, günah bilmek, ondan kaçınılamasa bile ıstırabını çekmek ve affa kucak açmak yerine “Hile-i Şer’iyye” yoluna sapmada, din emirlerini topyekûn sır ve hikmetlerinden sıyırıcı ve işi dama oyunu maddeciliğine dökücü bir mânâ… Ne fikrin, ne ahlâkın kabul edebileceği bu mânâ etrafında, aşk ve ihlâs devrimizden sonra gelen kaba softa ve ham yobaz çığırında ne cinayetler işlendiği saymakla bitmez.


Bir tanesini “Zekât” bahsinde gösterdiğimiz “Hile-i Şer’iyye” esnafının habîs marifetlerinden biri de, Şiiler’deki “nikâh-ı Müt’a” işi… Nikâhı 1 geceliğine, 10 günlüğüne, 1 aylığına, şu veya bu zaman ölçüsüne göre kıymak… Böyle bir nikâh boşama kararını peşinen vermiş olmak noktasından hakiki nikâhı temsil edemez; ve zinayı, ne yaptığını bilerek, utanarak ve üzülerek işleyenin suçundan daha ağır basar. Her biriyle ömür boyu beraberlik nisbetiyle evlenip gün başına kadın değiştiren bir adamın nikâhı sağlamdır da “Nikâh-ı Müt’a” evlisininki çürük… Her iş niyete göredir ve Allah’tan gizlenebilecek bir niyet muhaldir… Öyleyse en büyük günah, günahı sevaplaştırmaya yeltenmenin ve bu işe “Hile-i Şer’iyye” adını koymanın vebali… Bilinerek ve doğrulanarak işlenen günahtır ki, affa mazhardır; böylelerinki değil…

YEMİN


Allah’ın ismini şahit göstererek ve Hak huzurunda teahhüt altına girerek doğruyu dile getirme, yahut öz nefsine karşı herhangi bir ahde girişme teminatı, yemin…


Yalanın ne büyük günah olduğunu bilenler, üstelik yalan yere yeminin ne olduğunu kestirirler. Her yerde ve her zaman doğruyu söylemeye memur olduğumuz halde, mecbur olmadıkça doğruya bile yemin etmekten yasaklanmış bulunuyoruz. Düşünün, yemin ne ağır yük…


Ağzı yemin fıçısı haline getirmiş insanlardan ürkmek lâzım…


Yemin, edenin değil, ettirenin niyeti üzerinedir. Fatih Sultan Mehmed’e sadakat yemini eden Karamanoğlu’nun, kalbi üstüne gizlice bir güvercin yerleştirip “bu can burada kaldıkça sana sadakat göstereceğim…” diye yemin etmesi ve Sultan’ın yanından ayrılır ayrılmaz güvercini boğazlaması ve yeminden kurtulduğunu sanması “Hile-i Şer’iyye” faslına girer ve en büyük denaet olmakla kalır.


Namus, şeref gibi lâflar, yeminin hakikatine uzaktır. Hele “ölünü öpeyim, akşama çıkmak nasip olmasın!” tarzında kötülük davetini karşılık gösterici yeminler, ahmak ve cahil işi… Hele eşya üzerine yemin, küfre kadar yol açıcı… Yemin müeyyidesinin kötü kullanılışında en ağır suç yeminli yalan şahitlikte…


Allah’ın Kur’ân’da mahlûkları üzerine yemini, kendi yaratış şanını remzlendiren bir mecaz mahiyetinde ve kullarına örnek olmaktan ayrı keyfiyet…


Yemin, bir şeyi yapmaya, yahut yapmamaya veya doğruyu söylemeye mahsus türlü şekiller gösterir ve Allah adından başka hiçbir şey üzerine bina edilemez.

KEFFARET

Kulun kötü hareketlerine karşı cereme mahiyetinde ödeme mükellefiyeti… “Muamele” mevzuunda, her birini bahis bahis gösterdiğimiz tazmin fiillerini, başa yemin kefaretini alarak toplu şekilde çerçevelemeliyiz. Yemini bozan kişi, ya 1 fakiri 10 gün, ya 10 fakiri 1 gün doyurmakla mükelleftir. İktidarı yoksa 3 gün kesintisiz oruç tutar. Doyurma ölçüsü, miktarını oruç faslında gösterdiğimiz 1 Fıtır sadakası… Kefaretler, oruç, yemin, haccta önceden saç kestirme, zihar ve kaza neticesi adam öldürme tazminleri olarak 5 nevidir…


Haccta önceden saç kestirmenin kefareti 3 gün, adam öldürmenin de devamlı 60 gün oruç ve ayrıca diyet... Zevcesinin bir uzvunu anasına benzetmek mânâsına zihar cinayeti de aynı kasıtla oruç bozma veya kazaen adam öldürme cezalarına eşit…


DÂRÜLHARP


Müslümanlığın dışında her ülke, mümine göre “Dârülharp-savaş sahası”dır. Bu sahalarda mümin, kendi din ülkesinin şartlarına nispetle daha serbest imkânlara malik… Meselâ kendi dünyasında kökünden yasak olan bazı menfaatlenme şekilleri, o sahalarda mübah olabilir. Meselâ kumar, fiiliyle haramlığını muhafaza ederek kazanciyle mübah… Meselâ o sahalarda bir gayrimüslimden gelen faiz, haram değil… Bu durum iş şekillerine göre değişir ve her halde müslüman “Dârülharp”lerde kendi öz şiarından uzak kalamaz. Ancak savaş belirten noktalarda iman ve İslâm menfaatlerini şahsına devşirebilir. Bu meselenin gayet ince sınırları vardır; ve imanı, ahlâkı, her şeyi mazbut ve mahfuz müslüman “Dârülharp"de sahanın verdiği imkâna göre ne devşirebilirse alır. Her şeyden önce İslâm’ın şan ve şerefini her haliyle temsil ve telkin etmek ve savaşır tarzda yürütmek vazifesi, müslümanı düşmana zarar vermekte izinli kılarken, bu müsaadenin küfürden faydalanmak şeklinde istismar edilemeyeceğini bilmek icap eder. Nerede olursa olsun, bütün haramlar yerinde ve yalnız belli noktalarda bazı müsaadeler ortadadır. Bu izin, demek değildir ki, müslüman “Dârülharp”e sürmek için domuz ticareti yapar, kâfirin malını çalar, ona karşı her sahtekârlığı mübah sayar…

“Dârülharp” müsaadeleri, mümine, ancak nefsini müdafaada alacağı tedbirler derece- sindedir. Mümin “Dârülharp”de “Harp hud’adır” düsturunca hareket eder ve müsaade hadleri içinde, gerekeni ve gerekmeyeni iman vicdanına havale eder.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen : tugce    13.04.2007
Yorum : gzl olmus basarılar dılerım





 
Makine... - Sayı 98
Milliyetçilik... - Sayı 97
İHTİLAL... - Sayı 93
Ulu Hakan Abdülhamîd Han... - Sayı 91
Tüm Yazıları

Gelecek sayı konusu (98): İNTERNET


Son Eklenen Yorumlardan
 Fıtratımız gereği aslolana yöneliriz. Ne kadar doğru bir söz. Şüphe yok ki tebaa da fıtratı gereği a... Tebaa

 Çok teşekkürler proje ödevime çok yardımcı oldunuz.... Emine

 İnsan düşündüğü için değil sadece, bunun ötesinde öteleri merak ettiği ve her şeyin künhünü kurcalad... Sinan AYHAN

 Soru: "YouTube", "twitter", "Facebook", "instagram" gibi başlıkların altına listelenen kullanıcılar ... Sinan AYHAN

 Yazar hakkında minik bir araştırma yaptım su an yazmıyor ve bir yerde okudum bu yazıları lisedeyken ... Halil Aktan


40
Makine
İnternete, kulak versek
Son ve tek kıvılcım
Bilgelik çağına doğru
Ağır kefe, baskın tarafı keşif
Mevlid
Makine
Tuş üstünde savrulan
Bir başka açıdan yörükler
Bilgelik çağına doğru


Ali Erdal - İnternete, kulak ver...
Kadir Bayrak - Tarihin eşiğinde...
Sinan Ayhan - İnternet rüya mı, kâ...
Sinan Ayhan - Dijital (Hermeneutik...
Sinan Ayhan - Hamletten (internet)...
Sinan Ayhan - Yazarlık, Mezarlık v...
Necip Fazıl Kısakürek - Makine
Özgür Alkan Alkış - Bilgelik çağına doğr...
Dergi Editörü - Son ve tek kıvılcım
Site Editörü - İnternetin fâsık hab...
Mehmet Hasret - Ağır kefe, baskın ta...
Acıyorum - Acıyorum
Necdet Uçak - Mezar
Necdet Uçak - Ebrehe ve ebabil kuş...
Necdet Uçak - Kürşad
M. Nihat Malkoç - İnternet kumarhane o...
Hızır İrfan Önder - Nerdesin?
Olgun Albayrak - Dervişane
Olgun Albayrak - Millet destanı
Mehmet Balcı - Zamanla
Mehmet Balcı - Kızım
Ahmet Çelebi - Meçhul sevgililer
Ahmet Çelebi - İçimdeki sesler
Gelecek sayı konusu - Gelecek sayı konusu
Av. Mustafa Büyükgüner - Onuncu gün
Muhsin Hamdi Alkış - Sanal âlem mi?
Kubilay Ertekin - Doğum ve sonrası
Halis Arlıoğlu - Hicran
Halis Arlıoğlu - Bir başka açıdan yör...
Ahmet Değirmenci - Buhranların çocuğu
Ahmet Değirmenci - Dinlediğim türküler
Büşra Doğramacı - Çağın bilinçsiz hare...
Bahadır Kaya - 98.sayı medya sepeti
Kürsü Kainatın Efendisi - Kürsü
Hüseyin Selçuk Bozkurt - Sırf gece
Murat Yaramaz - İnternet hayatımız, ...
Murat Yaramaz - Yalnız sen, yalnız b...
Murat Yaramaz - Mevlid
Murat Yaramaz - Masal
Murat Yaramaz - 98.sayı mizah köşesi
Kenan Aydınoğlu - Əlliyə çat...
Ahmet Yalçınkaya - Tuş üstünde savrulan
Kamran Murquzov - Hakdan gelen haber i...
Yarının Büyüklerine Sorduk - Yarının Büyüklerine ...
Mehmet izzet Gülenler - Ön söz, Öz Söz, S(öz...
Güldərən VƏLİYEVA - QORXURAM
İsmail Güçtaş - İhtiyar çınar
İsmail Güçtaş - Alın teri
Əkbər QOŞALI - MƏN HƏL...
Mehmet Şerif Cebe - Bir an dicleyle
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 4935052
 Bugün : 2126
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 452808
 Bugün : 53
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 85
 98. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 13
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncellenme: 30 Ekim 2018
Künye | Abonelik | İletişim