Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     1425 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

İlk ve son
Kürsü Kainatın Efendisi

  Sayı: 83 - Ocak / Mart 2015

“İmam-ı Kastalanî’den Seçme ve Süzmeler”                  

Görülebilirse keyfiyeti görülemez, düşünülebilirse mahiyeti düşünülemez, bütün varlıkların var edicisi, yerin ve göğün yaratıcısı Allah… Yarattıklarına vücut verip rızklarını bölmeyi murad edince kendi öz nurundan “Muhammedî Hakikat”ı belirtti; ve ulvî, süflî, ne kadar âlem varsa, ezelden iradesiyle o hakikate bağladı. İlk olarak da O’nun Nebîliğini bildirdi. Resûllüğünü müjdeledi.

Nitekim hadîs bilginlerinden İmam-ı Ahmed ve öbürleri, sahabi Aryad Bin Sâriye’ye dayanarak anlatırlar: “Allah’ın Resûlü buyurdular:

―Ben, Allah indinde nebîlerin sonuncusu ve tamamlayıcısıydım. Şu halde ki, Âdem’in balçığı toprağa bırakılmış, upuzun yatıyordu ve henüz kalbine ruh üflenmemişti.”

Yine İmam-ı Ahmed, İmam-ı Buhari ve Ebu Nâim rivayet ederler:

“Bir gün sahabilerden Meysire sordu:

―Ey, Allah’ın Resûlü, sen ne vakit peygamber oldun?

Buyurdular:

―Âdem, ruh ile ceset arasındayken…”

Bunlardan ve daha nice şehadet ve rivayetten anlıyoruz ki, Allah Resûlü’nün başı ve sonu kuşatan nebîliği ezel âleminde vacip, zahir ve sabit…

Müslim’in “Sahih”inde, Abdullah bin Ömer’den nakli:

“Kâinatın Efendisi buyurdular ki; Allah, yerleri ve gökleri yaratmadan şu kadar zaman evvel, arş su üzerindeyken mahlûklarına ait takdirini yazdı. Ana kitaba yazılan şeylerin başında şu vardı: M…… nebîlerin tamamlayıcısı…”

Bu nakil de gösteriyor ki, Allah’ın Resûlü âlemler yaratılmadan peygamberlik vasfıyla sıfatlandırılmış bulunuyordu.

İmam-ı Gazali’den:

“Fiilde baş olma hususiliği, yaratılmış olmak değil, takdir edilmiş bulunmak mânâsınadır. Zira insan, anadan doğuncaya kadar mevcut mahlûk olmaz. Lâkin Allah’ın takdirinde makam ve derecesiyle evvel, vücudiyle de sonra olur. Fikrin evvelinin, işin sonu; işin sonunun da fikrin evveli olduğuna dair ölçü bunu gösterir. Bu meselenin en açık izahı şudur ki, bir saray yapmak isteyen mimar, evvela onu kafasında resimleştirir ve ondan sonra dışarıda bina etmeye başlar. Böyle bir eser de takdir bakımından önce, yapı bakımından sonra olur. Allah’ın Resûlü’nün buyurduğu, bu mânâya işarettir. Zira Âdem Peygamber yaratılmadan, Büyük Resûl, Allah’ın takdirinde mevcuttu. Âdem Peygamber’in yaratılışından murad da, zürriyetinden O’nun gelmesiydi. Hâsılı nebîlikte önceliği, takdir yönündendir.”

Fakat Şeyh Takiyüddin bu izahı beğenmez ve şu harikulâde ölçüyü koyar:

“Allah’ın takdirinde önce olmanın Son Resûl’e mahsus bir tarafı yoktur. Allah’ın ilmi her şeyi kuşatıcıdır ve bu bakımdan öncelik, istisnasız, her şeyde vardır. Böyle bir ölçü, öbür peygamberlerle Sonuncusu arasında bir fark belirtmez. Allah Resûlü’nün ezel âleminde nebîlikle sıfatlandırılmış olmasında öyle bir hususilik olmalıdır ki, başkalarında bulunmasın ve O’nun Allah indinde, yalnız kendisine has, kadr ve şerefini göstersin… Yoksa haberin kıymeti kalmamak icap eder. Bu bahiste en doğru görüş şu olabilir ki, Allah, ruhları cesetten evvel yarattığına göre, Resûlü’nün mübarek cismini zuhura getirmeden evvel ruhuna nebîlik ihsan etmiştir. Yahut haberdeki işaret, akıl erdiremeyeceğimiz tarzda hakikatin ta kendisidir. Hakikate ulaşmakta aklın aşabileceği mesafe çok kısadır. Hakikati, Yaradan’dan başkası bilemez. Yahut o kimseler bilir ki, Allah onlara nuruyle imdat etmiştir. Caizdir ki, Allah, her hakikati, dileği zaman, dilediği sıfatla vasıflandırsın ve Muhammedî Hakikat’i, ezelde, nebîlik vasfiyle sabit kılmış olsun…”

Peygamber sözü:

“Âdem ruhla ceset arasındayken benden ahd ve mîsak alındı ve ben o zaman peygamber oldum.”

Bu hadis delalet eder ki, Âdem Peygamber’in kalıbı balçıktan heykelleştirilip henüz kendisine ruh üflenmeden son Resûl o vücuttan çıkarılıp kendisinden ahd ve mîsak alınmış ve yine aynı vücuda iade edilmiştir. Bu ölçüye göre, Âdem’in kendisinden önce yaratılmış olması gerekmez. Çünkü Allah’ın Resûlü, Âdem’in vücudundan çıkarılıp kendisinden ahd ve mîsak alındığı zaman diri (hayy) idi; Âdem ise ruhsuzdu. Böylece “Kâinatın Mefâhiri, bütün nebîlerden evvel yaratılıp en son gönderildi” hükmü üzerinde buluşulmuştur. Âdem Peygamber’e ruh üflenmeden vücudundan Allah’ın Resûlü’nün çıkarılması da, insan soyunun hülasa ve özü olarak, yalnız O’na mahsus bir hususiliktir. Kemiyet hesabiyle ilk insan ve peygamber olan Âdem’in henüz cansız vücudundaki insanlık mayası, Son Resûl’e mahsus bir keyfiyetti ve O, bu keyfiyetle Âdem Peygamber’in ve bütün insanoğlunun öncesindeydi. Öyleyse ilk ve son...

İmam-ı Ali ve İbn-i Abbas’tan rivayet edilir ki;

“Allah, gönderdiği peygamberlerin hepsinden, kendileri hayattayken Allah’ın Resûlü gönderilecek olursa hemen iman etmeleri için ahd almıştır. Hemen iman etmeleri, hiçbir yardımdan geri kalmamaları, ümmetlerinden de aynı sözü almaları yolunda ahd…

Allah, Büyük Resûlünün nuruna, öbür peygamberlerin nurlarına nazar etmesini emretti. Allah Resûlü’nün nuru hepsini kuşattı.

Gelecek zaman peygamberleri:

―Ey Rab, nuru bizi kuşatan bu varlık kimdir, nedir?

Diye sordular… Allah cevap verdi:

―O benim sevgilimin ruhudur. Eğer siz O’na inanır ve bağlanırsanız peygamber olursunuz!

Nurlar haykırdı:

―O’na ve nebîliğine inandık.

―Şahit olayım mı?

―Ol, yâ Allah!..”

İşte bu kıssadır ki, Kur’ân’ın nebilerden tek tek misak alındığını tesbit eden bir ayetiyle işaret olunmuştur. Bu ayette Allah Resûlü’nün şan ve şerefini yücelten vasıflandırmalardan başka, eğer öbür Peygamberler zamanında gelseydi onlara da Resûl olması gerektiği ve Nebîliğin Âdem’den başlayarak son adama kadar bütün kâinatı ve her mahlûku sardığı mânâsı vardır. aynı mânâya göre bütün peygamberler ve ümmetleri O’nundur.

“Bütün insanlığa peygamber gönderildim…”

Meâlindeki hadîsten de süzülecek mânâ, Allah Resûlü’nün kendisinden evvel ve sonra, gelmiş ve gelecek bütün beşeriyete gönderildiğidir. Yoksa kendi saadet zamanlarından kıyamete kadar gelecek olanlara değil… Topyekûn zaman ve mekânın Peygamberi olmak hususiliği…

Böylece O’nun, Âdem ruh ile ceset arasındayken peygamber oluşundaki sır aydınlanabilir. Akıl üstü bir sır ve zevk idrakiyle bu nokta ruha sindirilince de, Allah Resûlü’nün Peygamberler Peygamberi olduğuna ve bu ölçüye göre bir incelik sahibi bulunduğuna hiç şüphe kalmaz…

Bu yüzdendir ki, Miraç gecesi Allah Resûlü imam olmuş ve bütün peygamber ruhları O’na uymuşlardır. Ayrıca ahret gününde hepsi O’nun şeriat çerçevesi içinde haşredilecektir.

 

(devamı var…)


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henüz yorum bırakılmadı...
 
Giyim... - Sayı 96
Gıda... - Sayı 95
... - Sayı 92
... - Sayı 91
Tüm Yazıları

Gelecek sayı konusu (97): Bu sene 737.si yapılacak Ertuğrul Gazi İhtifali'nden hareketle TÜRK TEŞKİLÂTLANMA KABİLİYETİ...


Son Eklenen Yorumlardan
 Allah rahmet eylesin.Mekanı cennet olsun.O güzel yerler de bir gün sevdiklerimizle buluşacağız... ... BİRSEN YURTSEVER

 necdet amcacıgım.emeğinize kaleminize sağlık... BİRSEN YURTSEVER

 cox mənalı bir şerdir. cox sağ olun. her birinize teşekkür edirəm. ... ruslan

 Məhəbbətsiz ömür sürən kimsədən-Bir aşiqin məzar daşı yaxşıdır.... Ulduz Qəzvini

 Güzel yorumlarla, günüme güneş olan herkese, çok teşekkür ederim. Ne mutlu ki, okuyanlar, mısralara... Işın Erenoğlu Üstündağ


Marksizm’in, her şeyin cevabını veremediği, “ilk insanı ve tabiatı kim yarattı” sorusuna “bunu ortaya atmakla tabiatı ve insanı yok farz etmiş oluyorsun. Bundan vazgeçersen, bu soruyu sormaktan da vazgeçersin” demesinden(diye karşılık vermesinden) anlaşılmaktadır. Ancak her şeyin cevabını verebilecek bir kriteryuma sahip olan “benim düzenimi kabul et, kurtulursun!” deme hakkına sahiptir.
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1993
Gün gelir de, hayatı anlat derlerse
İnsanın içindeki Hanifliğe ve Ümmiliğe ç
Boya sandığı
MƏHƏBBƏT
Başyücelik emirleri - Vatandışı
MƏHƏBBƏT
Vade doldu hanım gitti
Gün gelir de, hayatı anlat derlerse
Kudüs


Yavuz Sert - Kudüs... Ey Kudüs
Yavuz Sert - Prof. Dr. Ömer Faruk...
Ali Erdal - Kudüs
Kadir Bayrak - Müminleri Emiri: Hz....
Kadir Bayrak - Aynadaki yüz: Mehmed
Sinan Ayhan - İnsanın içindeki Han...
Sinan Ayhan - Can feda...
Bedran Yoldaş - Her yer Kerbelâ
Fatma Pekşen - Peçe
Ahmet Mahir Pekşen - Mescid-i Aksa -Kudüs...
Dergi Editörü - Kudüsü tefekkür
Site Editörü - Kolayı tersten okuma...
Mehmet Hasret - Devletler kuran, dev...
Necip Fazıl - Başyücelik emirleri ...
Necdet Uçak - Kudüs
Necdet Uçak - Kendini hesaba çek
Necdet Uçak - Muhacire ensarız biz
Mustafa Büyükgüner - Nefes
Ayhan Aslan - Hakikat
Ayhan Aslan - Zındık
Ayhan Aslan - Hesap günü
Mehmet Balcı - Susmam ben
Mehmet Balcı - Taşlama
Ahmet Çelebi - Kudüste bir çocuğum
Gelecek sayı konusu -
Vural Gündüz - Boya sandığı
Mustafa Gül - Mekkenin fethinden ç...
Kubilay Ertekin - Rahatizm ve ötesi
Halis Arlıoğlu - Zeytin dalı ve bana ...
Halis Arlıoğlu - Anlayana izafe
Ahmet Değirmenci - Şehadet türküsü
Ahmet Değirmenci - Bir yangındı işte
Kürsü Kainatın Efendisi - Giyim
Er Tuğrul - Kudüs nereden başlar...
Er Tuğrul - Kutlu kıyam
Murat Yaramaz - 6 gün savaşları
Murat Yaramaz - Naci El Ali
Murat Yaramaz - Kan
Murat Yaramaz - Kirli
Murat Yaramaz - Küsme işareti
Işın Erenoğlu Üstündağ - Gün gelir de, hayatı...
Ekrem Esad Altan - Bir oyun oynanır, oy...
Tamer Uysal - İlgisiz bilgililer, ...
Harun Ekici - Hüzün
Şevket Karayiğit - Kudüsün anlattıkları
Hakan Karahan - Bu cemiyetin - Süley...
Harika Ufuk - Birlik beraberlik ka...
Astan QASIMOV - Gəldim
Əlişad CƏFƏROV - Qayçıquyruq qaranquş
Şəfa VƏLİYEVA - Güldüm… Gülüşüm d...
Şəfa EYVAZ - MƏHƏBB'...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 4406376
 Bugün : 1078
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 437419
 Bugün : 31
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 82
 96. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 5
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 11
Son Güncellenme: 5 Şubat 2018
Künye | Abonelik | İletişim