Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     4015 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Esrarengiz Sahne Performanslary: KARA G?R? ??L?S
Sinan Ayhan

  Sayı: 43 - Ocak / Mart 2004

Sen üflemeli, sen yaylı, sen vurmalısın… Bu kadarı da fazla, bize isim koymakta bu ne cüret! Aceleniz ne!!?
Boş verin siz iç sesleri, sadede gelelim biz.
Bir daha tekrar edelim: dedeleri korsan olan Senyor; elinde gotik resimler gizli olduğu söylenen Gator, bir yahudi ailesinden gelen Davud’un en çok dikkat çeken yönü ise havayı bile bulandıran yağlı yüz derisi ve yüz derisine birebir uyan kalın kemikli gövdesi…
Baştan başlayalım, maestro: Senyor panflütten klarnete bütün üflemelileri; Gator sadece gitar sınıfındakileri, Davud ise (sesindeki hırıltıyı etrafa salsa yetecek vurmalı tınısını) ritim davulları çalıyor…
Lütfen, sessizlik, biii rica, biddevam sessizlik… (hadi avuca sığacak sessizlikler bulalım, artık iç organlarımızda gezen bulutlar…)
Bu sefer çalarken hangi sokağı, hangi sokak girişini temsil ettiğimize dikkat edelim. Koyduk… Salınışlara bakılırsa Senyor tefeciler sokağından geliyor, Gator bir yer altı mahallesi sakini, Davud’un yaşam alanı ise bir getto…
Böyle olmadı, beğenmedim, hepsini masaya yatırsak… Ne dersiniz, çoktan seçmelimi olalım, bu ne suret… bulalım, bulalım, kulağımızdaki açık havayı ve dahi örs ve çekici bulalım… üstümüzde bir frak, onu da masaya yatıralım. Neden, parazit seslere engel olunamıyor… Beyefendi, bir kasıt aramalı o zaman, ama kimden…
Senyor, dünyada duran insan, insanda duran dünya… İzin verin kendimi ve geçmişimi anlatayım biraz. Asıl mesleğim, yoldan gelip geçenleri izlemek… İnsanoğlu başlı başına bir inceleme konusu benim için. Kim ne kadar kilolu, kimin şapkası var; kimde bir derdin katılaşmış hali, kimde neşenin bir şişeye sığdırılmış hali var..? Yoldan gelip geçenlerin yüzleriyle besleniyorum ben, açık söyleyeyim, bir örümcek gibi tıpkı, avlarım için bir ağ kurdum bir köşeye; yüzlerde anlam avlıyorum…
Gator, katı bir yabancılık, bir münzevinin dışarı taşırılmış hali… Yanlış tarif, ben kim olduğumu biliyorum. Ben ince teller arasında yaşarım, zarları delen bir nefesim vardır, bir hikâye anlatıcısı olurum bazen, bazen elimden gelir kargalar uçurmak başımın üzerinde, ben bir tek şey için varım belki dünyada, insanlara kara görüyü hatırlatmak için…
Davud, temsili bir yıkıcılık, alaycı bir vahşet… Kim demiş, beni ahmak zanneder çoğu, oysa ne anasının gözüyüm ben, çaktırmadan canlı deriler yüzerim insanların yüzünden ve onlarla semiririm. Hiç uyumam, yıllardır uyku girmemiştir gözüme, şikayetçi değilim, yüzüm gözüm şişmese, o yüzden el altından işler çeviririm… Simyacı da diyebilirsiniz bana bir nevi… gülen bir yüzü, anında ağlayan bir yüz haline getirebilirim. Bir sırrım yok sayın siz, sadece şeytanla bir anlaşmam var.
Ne garip bizi ele geçirdiler…
Senyor’un gövdesi olağan, ama bacakları tahtadan… Yürürken oldukça fazla ses çıkarıyor. Senyor bir şehir meydanına gitse Senyor diye çağrılmayacak, ona herkes tahta bacak diye seslenecek… Bugün tahta bacaklarını bir torbaya koymuş, bulutlar üzerinde yürür gibi… Neden? Neyse, sadede gelelim biz: burada bir sır var… Gülümseyerek, akşam saat sekizde görüşürüz,diyor herkese.
Gator’a bakınca ister istemez bir acıma hissi uyanır sizde. Bu adam anasından da, yaşlı mı doğmuş böyle, dersiniz içinizden. Yaşlılığından çok sıskalığına acırsınız, her yerinden kemikler fırlamış gibidir; kımıldamasa, sağa sola insancıl bakışlarla bakmasa onu daha çok bir hayalete benzetirsiniz. Gator bugün evden çıkmadan önce azığını unuttu. Dışarı gezmeye çıktığında yanına hep kağıt bir keseye koyduğu sandviçini de alır, acıktığı yerde, bir parkta, bir havuzun kenarında oturup sandviçini yerdi, lakin bu sefer bir dalgınlık mı desek, bir rolleri karıştırmak mı desek, bir şekilde sandviçinden mahrum… Yarı yolda aklına geldi, ama boş verdi. Güvendiği bir şey var, evet bir sır bu… Akşam sekizde görüşürüz, diyor o da dudağında kırık bir tebessümle…
Davud’un hırçınlığı üstünde… Para kaybetmiş, cebinden bir servet düşürmüş, içi yanıyor. Para hırsı olmasa iyi bir insan olacak, ne yaparsın bazıları para için yaşar, tuttuğu her şey altın olsun ister. Davud elinde iki sopa tutuyor, anlaşılmaz… Sopaların tuttuğu Davud ve Davud’un tuttuğu sopalar da anlaşılmaz. Doğru, bir sırra benziyor, eğilip kulağımıza saat sekizde mutlaka görüşürüz diyor… İfadesine bakınca para derdinin kalmadığı anlaşılıyor…
Saat sekize doğru bakıyoruz, saat sekiz bir sahne… Sahnede üç kişinin olduğu görülüyor ve salonda seyirciler, salon tıklım tıklım… Herkes çalınan müziği dinliyor, müzik temposunu artırdıkça çıkılan sokaklar, girilen sokalar, insanlar, evler, taş bloklar, günlük endişeler, günlük endişelere yapışmış resimler, Senyor’un yüklendikleri, Gator’un açlığı, Davud’un para hırsı, her şey siliniyor.Sırrın altını üstüne getirdik, sırrın altından çıka çıka bir üçlü çıktı. Sanmayın ki sahnede Senyor, Gator ve Davud var, onlar anlamlarının dışında kaldı; bir sır var dedik, yalan söylemedik, saat sekizlere bağlı bir sahne kurduk sizlere, sahnede insan yok, sadece bizim kavram örgülerinden bulup çıkardığımız çalgılar var…

Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henüz yorum bırakılmadı...
 
Yazarlık, Mezarlık veya N... - Sayı 98
Hamletten (internet)e ulv... - Sayı 98
Dijital (Hermeneutik-Yoru... - Sayı 98
İnternet rüya mı, kâbus m... - Sayı 98
Tüm Yazıları

Gelecek sayı konusu (98): İNTERNET


Son Eklenen Yorumlardan
 Şiir, sevgi, aşk... Ondan (sav) bahsetmiyorsa eksiktir. Kalemine sağlık Murat, Allah kalemine kuvvet... Kadir Bayrak

 Sevgili Murat, Hocamın da dediği gibi, "huzura götüren usûl gelmiştir" buluşu çok güzel... Dörtlük d... Sinan AYHAN

 Sayın Halis bey, bu şiirde yönteminizi değiştirip beyitler halinde denemeniz olmuş. Bence güzelde ol... Ahmet Güney

 Sevgili Özgür, meselenin can alıcı yerini gösteren, esaslı bir yazı olmuş, Allah razı olsun; eşya ve... Sinan AYHAN

 "Vurgun köleler" devrinine hoşgeldiniz..! Tuş ve parmak arası cennet ve cehennem... Geçmişte misalle... Sinan AYHAN


Emanet gazete isteyen, “bakabilir miyim?” diyor; “okuyabilir miyim” değil… Demek okunması gereken gazeteler, bakılır duruma düşmüş; yani albüm olmuş… Hem de (görmeyen gözlere yazıklar olsun) “fuhş albümü”…
Ortada bir basın olmadığına göre, neyin krizinden söz ediyorlar?..
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1993
Makine
İnternete, kulak versek
Ağır kefe, baskın tarafı keşif
Bilgelik çağına doğru
İçimdeki sesler
Makine
Mevlid
Alın teri
Tuş üstünde savrulan
Bir başka açıdan yörükler


Ali Erdal - İnternete, kulak ver...
Kadir Bayrak - Tarihin eşiğinde...
Sinan Ayhan - İnternet rüya mı, kâ...
Sinan Ayhan - Dijital (Hermeneutik...
Sinan Ayhan - Hamletten (internet)...
Sinan Ayhan - Yazarlık, Mezarlık v...
Necip Fazıl Kısakürek - Makine
Özgür Alkan Alkış - Bilgelik çağına doğr...
Dergi Editörü - Son ve tek kıvılcım
Site Editörü - İnternetin fâsık hab...
Mehmet Hasret - Ağır kefe, baskın ta...
Acıyorum - Acıyorum
Necdet Uçak - Mezar
Necdet Uçak - Ebrehe ve ebabil kuş...
Necdet Uçak - Kürşad
M. Nihat Malkoç - İnternet kumarhane o...
Hızır İrfan Önder - Nerdesin?
Olgun Albayrak - Dervişane
Olgun Albayrak - Millet destanı
Mehmet Balcı - Zamanla
Mehmet Balcı - Kızım
Ahmet Çelebi - Meçhul sevgililer
Ahmet Çelebi - İçimdeki sesler
Gelecek sayı konusu - Gelecek sayı konusu
Av. Mustafa Büyükgüner - Onuncu gün
Muhsin Hamdi Alkış - Sanal âlem mi?
Kubilay Ertekin - Doğum ve sonrası
Halis Arlıoğlu - Hicran
Halis Arlıoğlu - Bir başka açıdan yör...
Ahmet Değirmenci - Buhranların çocuğu
Ahmet Değirmenci - Dinlediğim türküler
Büşra Doğramacı - Çağın bilinçsiz hare...
Bahadır Kaya - 98.sayı medya sepeti
Kürsü Kainatın Efendisi - Kürsü
Hüseyin Selçuk Bozkurt - Sırf gece
Murat Yaramaz - İnternet hayatımız, ...
Murat Yaramaz - Yalnız sen, yalnız b...
Murat Yaramaz - Mevlid
Murat Yaramaz - Masal
Murat Yaramaz - 98.sayı mizah köşesi
Kenan Aydınoğlu - Əlliyə çat...
Ahmet Yalçınkaya - Tuş üstünde savrulan
Kamran Murquzov - Hakdan gelen haber i...
Yarının Büyüklerine Sorduk - Yarının Büyüklerine ...
Mehmet izzet Gülenler - Ön söz, Öz Söz, S(öz...
Güldərən VƏLİYEVA - QORXURAM
İsmail Güçtaş - İhtiyar çınar
İsmail Güçtaş - Alın teri
Əkbər QOŞALI - MƏN HƏL...
Mehmet Şerif Cebe - Bir an dicleyle
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 4805024
 Bugün : 1256
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 448992
 Bugün : 69
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 103
 98. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 8
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncellenme: 30 Ekim 2018
Künye | Abonelik | İletişim