Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     3480 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.

Hicret
Necip Fazıl Kısakürek

  Sayı: 86 - Ekim / Aralık 2015

HABEŞİSTAN'A DOĞRU

Peygamberliklerinin beşinci yılı... Allah'ın Resulü emir buyurdular:

–Çektiğimiz çile büyük... Dileyenler Habeşistan'a gitsin... Orada kendilerine sığınak bulabilirler.

On bir erkek ve dört kadın yola çıktı. Başlarında Affan oğlu Osman ve zevcesi, Peygamber kızı Rukiyye...

Müslümanlar kafilesi Habeşistan'da çok iyi kabul gördü. Habeş Kralı onları Tanrı misafiri bildi ve kanatları altına aldı.

Mekkeliler de arkalarından, dağarcıklarında bir sürü hediye, Habeş Kralına birkaç murahhas gönderdiler:

–Hediyelerimizi buyur ve bize Müslümanları teslim et!

Habeş Kralı hediyeleri ve teslim teklifini reddetti.

KANDİL ÇEMBERDE

Dışarıdan merkeze dönmenin başlıca atlama noktası, Medine... Daire muhitinin hâkim noktası Medine...

Tâif tecrübesinin verdiği hazin ders, Allah Resulünün hikmet yuvası mukaddes kalblerine “Medine” ismini büsbütün nakşetmiştir.

Mekke'nin şimal garbında, Rum illerine giden yolların kavuşacağı, nazik kilit noktası ileride Peygamber Beldesi ve mücerret (site) mefhumunun canlandırıcısı, mâmur ve feyizli Medine...

Her yıl “Sûk-u Ukâz” mevsiminde, panayır vaktinde, Mekke'nin dışına çıkıp yolları, ufukları kollamak, âdetleri... Tesadüf ettiklerine Nuru yöneltiyorlar ve onların kalb aynalarındaki akislere bakıyorlar... Ebedî hayat nurunu, alabilen alıyor, alamayan tepiyor.

O devrenin Hac mevsiminde de Mekke'den çıktılar ve Akabe adlı mevki yakınlarında Medinelilerden bir topluluğa rastladılar. Bunlar, Haşim oğullarıyle aralarında uzaktan aile ve kan yakınlığı bulunan Hazreçliler... Sordular:

–Siz kimlerdensiniz?

–Hazreç kabîlesindeniz.

–Şöyle bir kenara otursak da biraz söyleşsek... Hazreçliler, kâinatın dayanağı Nur Sütununun etrafında yer aldılar.

Medinelilere biraz Kur'ân okudular ve davet buyurdular:

–Allah'ın dinine giriniz!

Medineliler öteden beri yahudilerden duymaktaydılar:

–Peygamber gelecek, vakit yaklaşıyor. Kendi ihtiyarları da söylemişlerdi:

–Mekke'de Fihr evlâdından bir Peygamber gelecek.

Teklif karşısında birbirlerine baktılar; ve o güne dek işittikleriyle o gün gördükleri arasında öyle bir bedahet duygusuna kapıldılar ki, hemen Müslümanlığa can attılar:

–Allah bir; ve sen onun Resulüsün...

Bunlar, Medineli ilkler... Altı kişi: Es'ad bin Zerrâre, Rafi bin Malik, Avf bin Haris, Kutbe bin Amr, Ukbe bin Amr, Câbir bin Abdullah

Bunlar, Allah Resulü’nün Mekke dışında mukaddes nazarlarını çeken Medine çemberi üstünde altı kandil... Alevi sıçraya sıçraya öbür kandillere geçecek, Medine çemberini baştan başa tutuşturacak, daire muhitini nokta nokta donatacak…

Medine'de başlıca iki kabile: Hazreç ve Evs... Birbiriyle geçinemiyen bu iki kabileden Hazreçli ilk altı kandil, Evs'i de tutuşturacak ve bütün Medine'yi iman çemberi içinde sımsıkı kuşatacaktır..

Medinelilere:

–Bir yıl sonra yine buluşalım, yine burada... Emri verildi.

–Evet, ey Allah'ın Resulü, bir yıl sonra aynı yerde tekrar buluşalım...

Dediler ve ruhları alev alev, ayrıldılar.

MEDİNELİLER

Bir yıl sonra aynı yerde tekrar buluşmayı vâdeden Medineliler geldi. Bu defa on iki kişi... Beşi, ilk gelenler ve Medine'nin kandil çemberini kuran altı kişiden... Yalnız Câbir bin-i Abdullah gelememişti. Gelenlerin on'u Hazrec kabilesinden, ikisi de Evs'ten...

Kısa bir görüşme... Geriye kalanı da İslâm’a girdi ve hep beraber Allah'ın Resulüne bir anlaşma biy'ati ettiler: Allah'a şirk koşmak yok... Hırsızlık yok... Zina yok... Evlât öldürmek yok... İnsanlara zulüm ve iftira yok... Allah'ın emirlerine isyan yok… Allah'a kulluk ve bağlılık dışına çıkmak yok…

Allah'ın Resulü buyurdular:

–Kim bu ahde vefa gösterirse Allah onu Cennete alır. Kim küfre düşmeksizin ahdini bozarsa Allah'ın iradesine kalmıştır.

Hep birden baş eğdiler ve Medine'ye döndüler. Aralarından biri, Allah'ın Resulüyle kaldı.

Medine Müslümanlarının başı, Esâd Bin Zerrâre... Kandili, her tarafı alev alev yalıyor.

Bu defa on bir kişi olarak Medine'ye dönünce, aralarındaki Evs kabilesinden iki şahıs, iki kabileyi birbirine büsbütün yaklaştırdı.

Kandiller, Medine çemberi üzerinde, birinden öbürüne atlıya atlıya kırk kandili yaktı. Bir zamanlar Allah Resulünün etrafındaki ilk halka... Tam kırk...

Mekke'ye bir mektup gönderdiler:

–Ey Allah'ın Resulü; bize Kur'ân öğretecek ve Müslümanlığı gösterecek bir muallim gönder. Bir sahabî gönderildi.

Bundan böyle Medine Müslümanlarının ismi Ensâr... Nusret ediciler, yardımcılar... Mekke Müslümanları da «Muhacirin» muhacirler ismini alacak…

Kırk kandil alevler içinde... Alevler sıçraya sıçraya gidiyor. Allah Resulünün gönderdikleri din talimcisi yerine varır varmaz kandil çemberi üzerinde yeni bir nefes... Tutuşan tutuşana...

İşte Abdül-eshel oğulları kabilesinden iki ileri insanın müslümanlığı kabul etmesi, bütün kabileyi, kadınlı ve erkekli, İslâm dairesine atıverdi. Aralarında Asram lâkablı tek kişiden başka İslâm’a girmeyen hiç kimse kalmadı. O da, Uhut gazası günü birdenbire müslüman olup kendisini cenk meydanına fırlatıverecek; ve ne cilvedir ki, Allah'a bir kere secde etmeden en yüksek mertebeyi bulacaktır. Şehit...

Allah'ın Sevgilisi haber verecektir:

–Asram Cennetlik oldu.

Topyekûn İslâm’a gelen bu Abdül-eshel takımı, bir mübarek topluluk... Aralarından tek münafık çıkmadı...

CANLARINDAN KIYMETLİ

Yine bir mevsim sonra, aynı buluşma yerinde, yetmiş Medine'li Müslüman, Allah Resulünün huzurunda... Aralarında iki de kadın…

Yeni ahd:

“–Bu andan itibaren Allah'ın Resulünü, nefslerimizi, zevcelerimizi, çocuklarımızı koruduğumuz gibi koruyacağız! O'nu canımızdan kıymetli bileceğiz! O'nun düşmanlarını düşmanımızdan sayacağız ve karşılarına kılıçla çıkacağız. O'nun yolunda, gerekirse Arap’la ve Acem’le (bütün dünya ile) cenkleşeceğiz.”

Allah'ın Resulü elini uzattı ve Medine büyükleri, teker teker ellerini, insanlığı çekip kurtarmak için yaratılan mukaddes elin üstüne koydular.

BÜTÜN MEDİNE YOLLARINDA

Allah Resulünün Mekke'den çıktığını haber alan Medineliler, her gün sabahtan akşama kadar, yollara dökülmüs, ufukları tarıyor. Her gün ufukları tarıyorlar ve akşam olup da batan güneş ortalığı kızıllığa boğunca, yine hiçbir işaret görmemekten kızgın ve küskün evlerine dönüyorlar.

Bir gündü. Mesafeler, yelpaze kanatları gibi dalga dalga... Bir iş için evinin damına çıkmış bir yahudi... Uzaklara baktı; ağır ağır yol alan iki deve üstünde iki insan gördü. Öyle bir hal ki, onlardan başka kimse olamazdı.

Çığlığı bastı:

–Hey, Müslümanlar, beklediğiniz geliyor!.. 


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Ağız... - Sayı 127
Gıda... - Sayı 127
Necip Fazıl’dan çocuk hak... - Sayı 125
Doğuda buhran... - Sayı 123
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (128):
Helâl ekonomi, İslâm'da ekonomi...

Son Eklenen Yorumlardan
 Yazınız ile, Yunusa ait bu kıymetli eserin pek çok açıdan harika bir değerlendirmesini okumuş oldum.... Seval Yılmaz

 Yazınız ile, Yunusa ait bu kıymetli eserin dil bilgisi bakımından, harika bir değerlendirmesini okum... Seval Yılmaz

 İnananlar, batıl zihniyete yardım etmemeli, zulme ortak olmamalı ... Ahmet Güney

 Maşallah maşallah Duygularınızı paylaşıyoruz, elinize emeğinize sağlık ... Ahmet Güney

 Allah razı olsun hocam elinize emeğinize yüreğinize sağlık ... Ahmet Güney


Sanatımızın, özellikle şiirimizin şu andaki seviyesini güneş ışığının yokluğuna mı, yoksa ondan gelen ışığın yansımasını engelleyip, bizi suni bir güneş tutulmasıyla karşı karşıya bırakanlara mı bağlamalı?..
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Beslenmede sünnet ölçüsü
Suyun serencamı
Su gibi aziz ol
Gıda
Sağlık sisteminin şifresi
Molla Kasım şiiri üzerine tefekkür


Ali Erdal - Sağlık sisteminin şi...
Kadir Bayrak - Çare
Necip Fazıl Kısakürek - Gıda
Necip Fazıl Kısakürek - Ağız
Ekrem Yılmaz - Derdimize bak! Ne yi...
Ekrem Yılmaz - Nakış
Dergi Editörü - Su gibi aziz ol
Site Editörü - Yan gözle bakmadı kı...
Acıyorum -
Necdet Uçak - Dünyayı Allah yaratt...
Necdet Uçak - İçim yanıyor
Kardelen Dergisi - Kardelenden Haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
M. Nihat Malkoç - Sünnete uygun yeme i...
M. Nihat Malkoç - Suyun serencamı
Kadir Karaman - Yana yana
Kadir Karaman - Beklenti
Zaimoğlu - Telaş yok
Ayhan Aslan - Dünyalık
Mehmet Balcı - Filistine ağıt
Mehmet Balcı - Gurbet destanı
Halis Arlıoğlu - Müslüman; fâcir, fâs...
Halis Arlıoğlu - Devran ve endişe
Halis Arlıoğlu - Düşünce sağanağı
Ahmet Değirmenci - Öyle bir vurur ki ka...
Ahmet Değirmenci - Yarım kalan vasiyet ...
Remzi Kokargül - Bozkırın mütevazı ağ...
Murat Yaramaz - Akıl
Murat Yaramaz - Sancı
Murat Yaramaz - Emir
Murat Yaramaz - Hayali
Gözlemci - Hadiseler bakış
Mahmut Topbaşlı - Bülbülü şeyda gibi
Cahit Ay - Gözyaşının düşündürd...
Cahit Ay - Asr-a yemin
Cahit Ay - Sayılı gün-Elâ
Cahit Ay - Ümit
Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin...
Osman Akçay - Âşıkların kavuşması ...
Yaşar Akyay - Beslenmede sünnet öl...
İbrahim Durmaz - Sokaklar
Uğur Utkan - Hazret-i Ömer Fârûk
Kemal Çerçibaşı - Vatan
Ebru Adıgüzel - Dönüşümün eşiğinde k...
Eymen Emin Mustafa - Okulum
Ömer Âsaf Namlı - Karanlık
Hatice Doğan - Sofranın şanındandır
Aynur Dağıstan - Âşıkların kavuşması ...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 16796769
 Bugün : 1241
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 732615
 Bugün : 79
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 372
 127. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 2
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 11
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim