Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     1264 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Sorun yüz yıl önce başladı
Site Editörü

  Sayı: 86 - Ekim / Aralık 2015

Şimdi mülteci veya sığınmacı olarak isimlendirilen Suriyeliler ile çok değil yüz yıl önce aynı devletin vatandaşlarıydık. Aramızda bir sınır yoktu. O zamanlar olmayan sınırı şimdi geçtiklerinde mülteci veya sığınmacı oldular.

Mülteci kelimesinin sözlük anlamı “yabancı diyardan gelip sığınan” demek. Suriyeliler bize yabancı bir yerden mi geliyorlar? O topraklar ne zamandan beri yabancı oldu bize?

Mülteci kelimesinin bu anlamına vâkıf olunarak kullanılması bir incelik… Mâlumuâliniz, “Müslümanlık ince insanlıktır”. Merak ettim, üç büyük partinin seçim beyannamesine göz gezdirdim, Suriye’den gelen kardeşlerimize mülteci dememe hassasiyetini gösteren var mı diye, şöyle bir sonuç karşıma çıktı: Ak Parti Suriye ve Irak’tan ülkemize gelenler için mülteci kelimesini kullanmamış, “Suriye ve Irak’tan gelen kardeşlerimiz…” ve sığınmacı kelimeleri kullanılmış. Cumhuriyet Halk Partisi ise “Suriyeli Mülteciler” başlığı altında konu hakkında vaadlerini sıralamış. MHP Genel Başkanı Bahçeli de seçim beyannamesini açıkladığı konuşmasında savaştan kaçanlar için “mülteci” sıfatını kullanmış.

Partizanlık yapmadan objektif olarak söylüyorum, bu hassasiyetin tüm hatalarına, partiyi sadece menfaat için sahiplenenlere rağmen sadece Ak Parti tarafından gösterilmesi beni şaşırtmadı. Suriye’den gelenler için “onları geri göndereceğiz” diyen bir partiden ve etnik milliyet üzerine siyaset yapan bir partiden bu hassasiyeti beklemek saflık olurdu.

Evet, bu sorun Avrupa için bir mülteci sorunudur ancak bizim için öyle değildir!

Bu soruna ciddi şekilde taraf olan bir iki ülkeden biriyiz. Çok sayıda sığınmacıyı misafir ediyoruz. Ancak burada taşın altına elini sokması gereken bir diğer kesim birçoğu Arap olan tüm müslüman ülkeler olmalıdır. Çoğunluğunu Osmanlı Devleti’nin çökmesinden beri rahat yüzü görmeyen Arap ülkelerinin oluşturduğu müslüman ülkeler… Ama ne Kudüs, Filistin ile ilgili, ne de bu konuda müslüman ülkelerden ortak bir tavır, hareket gelmiyor, gelemiyor. Bizi ilgilendiren her konuda olduğu gibi burada da tevhidsizliğin cezasını çekiyoruz.

Ertuğrul Düzdağ Bey’in yayına hazırladığı Merhum Ali Ulvi Kurucu Hazretleri’nin hatıratının ikinci cildinde bu konuda çok önemli hatıralar anlatılıyor. Bu hatıratı şiddetle okurlarımıza tavsiye ederim. Filistin Müftüsü Emin El-Hüseyni ile ilgili hatıralar arasında altını çizdiğim satırlar şöyle:

Müftü Efendi, Osmanlı’nın son Şeyhülislâmlarından Mustafa Sabri Efendi ile yaptıkları bir sohbetlerinde şöyle diyor: “Birinci Cihan Harbi, Osmanlı Devleti’ni yıkmak, müslümanları başsız bırakmak için düşmanların el birliği ile çıkardığı bir harptir” (Cilt II, Syf 230)

Müftü Efendi Arapların başına gelenlerin Osmanlı’ya karşı nankörlükleri olduğunu ise şöyle ifade etmiş: “Petrolden önceki günleri düşünün, oraların kumdan, deveden, hurmadan, çölün sıcağından başka nesi var? Osmanlı bunların hangisini alıp sömürecekti? Bir litre bile petrol alamadan ve almayı düşünmeden beş yüz sene hizmet ettikten sonra buraları bırakıp gitmeye mecbur kaldı. Osmanlı Cihan Harbi sonunda beş yıl savaşıp bitap düştüğü sırada yani devletin yıkılmasından birkaç sene önce en acıklı zamanlarda bile Hicaz’a Surre göndermeye devam ediyordu. İşte Osmanlı böyle mazlum ve masum bir devlettir, bizler ona karşı işlediğimiz nankörlüğün cezasını çekiyoruz.” (Cilt II, Syf 244)

Bu sözler çok şey ifade ediyor, üstüne söz söylemeye lüzum yok. Yazıyı Müftü Efendi’nin aynı hatıratta yer alan bir duası ile bitirelim:

Müftü Efendi’nin her zaman Türkiye için dua ettiğini belirten satırlarda şu notlar var: “Ben söylemiyorum, Allah söyletiyor, Türkiye bozulma konusunda Müslüman dünyaya örnek oldu, düzelmekte de olacak inşallah.” (Cilt II, Syf 235)


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henüz yorum bırakılmadı...
 
Kolayı tersten okumak yer... - Sayı 96
Tasavvuf: insanı olgunlaş... - Sayı 95
Ana dilimiz Türkçe... - Sayı 94
15 TEMMUZ’DAN DERS ALACAK... - Sayı 93
Tüm Yazıları

Gelecek sayı konusu (97): Bu sene 737.si yapılacak Ertuğrul Gazi İhtifali'nden hareketle TÜRK TEŞKİLÂTLANMA KABİLİYETİ...


Son Eklenen Yorumlardan
 Allah rahmet eylesin.Mekanı cennet olsun.O güzel yerler de bir gün sevdiklerimizle buluşacağız... ... BİRSEN YURTSEVER

 necdet amcacıgım.emeğinize kaleminize sağlık... BİRSEN YURTSEVER

 cox mənalı bir şerdir. cox sağ olun. her birinize teşekkür edirəm. ... ruslan

 Məhəbbətsiz ömür sürən kimsədən-Bir aşiqin məzar daşı yaxşıdır.... Ulduz Qəzvini

 Güzel yorumlarla, günüme güneş olan herkese, çok teşekkür ederim. Ne mutlu ki, okuyanlar, mısralara... Işın Erenoğlu Üstündağ


ACIYORUM

Millet, Meclis’i seçiyor...

Meclis, millet namına kanun yapıyor...

Anayasa Mahkemesi de bu kanunları bozabiliyor...

 

Şimdi söyleyin:

Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletin mi?

Hâkimiyet kayıt ve şartla mı milletin?

Hâkimiyet kayıtsız şartsız Anayasa Mahkemesi’nin mi?

Hâkimiyet kayıt ve şartla Anayasa Mahkemesi’nin mi?..

(Kardelen; 13; Mart 1997)

 

ACIYORUM

Bir takım kimselerin, yetkilerini aşarak, kanun dışı teşkilâtlar kurduğu ve kanun dışı faaliyetlerde bulunduğu artık kimsenin yok diyemeyeceği bir gerçek halinde ortaya çıktı.

Bunlar, başlangıçta en azından, kanunların kötülerle ve kötülükle mücadelede yetersiz kaldığını düşünüyor.

Böyle örgütlere karşı çıkanlar da, gizli ve kanun dışı teşkilât kurulacağına falan falan kanunlara ve filân filân mekanizmalara dayanarak şöyle şöyle mücadele mümkündür, demiyorlar...

 

Öyleyse...

Ya bu ülkede kanunlar ve işleyen mekanizma yetersizdir... Ya devleti idare edenler...

Bu işin (ya)sı, (ma)sı yok... Hem kanunlar ve işleyen mekanizma, hem idareciler yetersiz...

(Kardelen; 13; Mart 1997)
66
Gün gelir de, hayatı anlat derlerse
Boya sandığı
MƏHƏBBƏT
İnsanın içindeki Hanifliğe ve Ümmiliğe ç
Kudüsü tefekkür
MƏHƏBBƏT
Vade doldu hanım gitti
Gün gelir de, hayatı anlat derlerse
Kudüs


Yavuz Sert - Kudüs... Ey Kudüs
Yavuz Sert - Prof. Dr. Ömer Faruk...
Ali Erdal - Kudüs
Kadir Bayrak - Müminleri Emiri: Hz....
Kadir Bayrak - Aynadaki yüz: Mehmed
Sinan Ayhan - İnsanın içindeki Han...
Sinan Ayhan - Can feda...
Bedran Yoldaş - Her yer Kerbelâ
Fatma Pekşen - Peçe
Ahmet Mahir Pekşen - Mescid-i Aksa -Kudüs...
Dergi Editörü - Kudüsü tefekkür
Site Editörü - Kolayı tersten okuma...
Mehmet Hasret - Devletler kuran, dev...
Necip Fazıl - Başyücelik emirleri ...
Necdet Uçak - Kudüs
Necdet Uçak - Kendini hesaba çek
Necdet Uçak - Muhacire ensarız biz
Mustafa Büyükgüner - Nefes
Ayhan Aslan - Hakikat
Ayhan Aslan - Zındık
Ayhan Aslan - Hesap günü
Mehmet Balcı - Susmam ben
Mehmet Balcı - Taşlama
Ahmet Çelebi - Kudüste bir çocuğum
Gelecek sayı konusu -
Vural Gündüz - Boya sandığı
Mustafa Gül - Mekkenin fethinden ç...
Kubilay Ertekin - Rahatizm ve ötesi
Halis Arlıoğlu - Zeytin dalı ve bana ...
Halis Arlıoğlu - Anlayana izafe
Ahmet Değirmenci - Şehadet türküsü
Ahmet Değirmenci - Bir yangındı işte
Kürsü Kainatın Efendisi - Giyim
Er Tuğrul - Kudüs nereden başlar...
Er Tuğrul - Kutlu kıyam
Murat Yaramaz - 6 gün savaşları
Murat Yaramaz - Naci El Ali
Murat Yaramaz - Kan
Murat Yaramaz - Kirli
Murat Yaramaz - Küsme işareti
Işın Erenoğlu Üstündağ - Gün gelir de, hayatı...
Ekrem Esad Altan - Bir oyun oynanır, oy...
Tamer Uysal - İlgisiz bilgililer, ...
Harun Ekici - Hüzün
Şevket Karayiğit - Kudüsün anlattıkları
Hakan Karahan - Bu cemiyetin - Süley...
Harika Ufuk - Birlik beraberlik ka...
Astan QASIMOV - Gəldim
Əlişad CƏFƏROV - Qayçıquyruq qaranquş
Şəfa VƏLİYEVA - Güldüm… Gülüşüm d...
Şəfa EYVAZ - MƏHƏBB'...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 4302774
 Bugün : 172
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 434989
 Bugün : 3
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 50
 96. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 5
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 11
Son Güncellenme: 5 Şubat 2018
Künye | Abonelik | İletişim