Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     1912 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Sorun yüz yıl önce başladı
Site Editörü

  Sayı: 86 - Ekim / Aralık 2015

Şimdi mülteci veya sığınmacı olarak isimlendirilen Suriyeliler ile çok değil yüz yıl önce aynı devletin vatandaşlarıydık. Aramızda bir sınır yoktu. O zamanlar olmayan sınırı şimdi geçtiklerinde mülteci veya sığınmacı oldular.

Mülteci kelimesinin sözlük anlamı “yabancı diyardan gelip sığınan” demek. Suriyeliler bize yabancı bir yerden mi geliyorlar? O topraklar ne zamandan beri yabancı oldu bize?

Mülteci kelimesinin bu anlamına vâkıf olunarak kullanılması bir incelik… Mâlumuâliniz, “Müslümanlık ince insanlıktır”. Merak ettim, üç büyük partinin seçim beyannamesine göz gezdirdim, Suriye’den gelen kardeşlerimize mülteci dememe hassasiyetini gösteren var mı diye, şöyle bir sonuç karşıma çıktı: Ak Parti Suriye ve Irak’tan ülkemize gelenler için mülteci kelimesini kullanmamış, “Suriye ve Irak’tan gelen kardeşlerimiz…” ve sığınmacı kelimeleri kullanılmış. Cumhuriyet Halk Partisi ise “Suriyeli Mülteciler” başlığı altında konu hakkında vaadlerini sıralamış. MHP Genel Başkanı Bahçeli de seçim beyannamesini açıkladığı konuşmasında savaştan kaçanlar için “mülteci” sıfatını kullanmış.

Partizanlık yapmadan objektif olarak söylüyorum, bu hassasiyetin tüm hatalarına, partiyi sadece menfaat için sahiplenenlere rağmen sadece Ak Parti tarafından gösterilmesi beni şaşırtmadı. Suriye’den gelenler için “onları geri göndereceğiz” diyen bir partiden ve etnik milliyet üzerine siyaset yapan bir partiden bu hassasiyeti beklemek saflık olurdu.

Evet, bu sorun Avrupa için bir mülteci sorunudur ancak bizim için öyle değildir!

Bu soruna ciddi şekilde taraf olan bir iki ülkeden biriyiz. Çok sayıda sığınmacıyı misafir ediyoruz. Ancak burada taşın altına elini sokması gereken bir diğer kesim birçoğu Arap olan tüm müslüman ülkeler olmalıdır. Çoğunluğunu Osmanlı Devleti’nin çökmesinden beri rahat yüzü görmeyen Arap ülkelerinin oluşturduğu müslüman ülkeler… Ama ne Kudüs, Filistin ile ilgili, ne de bu konuda müslüman ülkelerden ortak bir tavır, hareket gelmiyor, gelemiyor. Bizi ilgilendiren her konuda olduğu gibi burada da tevhidsizliğin cezasını çekiyoruz.

Ertuğrul Düzdağ Bey’in yayına hazırladığı Merhum Ali Ulvi Kurucu Hazretleri’nin hatıratının ikinci cildinde bu konuda çok önemli hatıralar anlatılıyor. Bu hatıratı şiddetle okurlarımıza tavsiye ederim. Filistin Müftüsü Emin El-Hüseyni ile ilgili hatıralar arasında altını çizdiğim satırlar şöyle:

Müftü Efendi, Osmanlı’nın son Şeyhülislâmlarından Mustafa Sabri Efendi ile yaptıkları bir sohbetlerinde şöyle diyor: “Birinci Cihan Harbi, Osmanlı Devleti’ni yıkmak, müslümanları başsız bırakmak için düşmanların el birliği ile çıkardığı bir harptir” (Cilt II, Syf 230)

Müftü Efendi Arapların başına gelenlerin Osmanlı’ya karşı nankörlükleri olduğunu ise şöyle ifade etmiş: “Petrolden önceki günleri düşünün, oraların kumdan, deveden, hurmadan, çölün sıcağından başka nesi var? Osmanlı bunların hangisini alıp sömürecekti? Bir litre bile petrol alamadan ve almayı düşünmeden beş yüz sene hizmet ettikten sonra buraları bırakıp gitmeye mecbur kaldı. Osmanlı Cihan Harbi sonunda beş yıl savaşıp bitap düştüğü sırada yani devletin yıkılmasından birkaç sene önce en acıklı zamanlarda bile Hicaz’a Surre göndermeye devam ediyordu. İşte Osmanlı böyle mazlum ve masum bir devlettir, bizler ona karşı işlediğimiz nankörlüğün cezasını çekiyoruz.” (Cilt II, Syf 244)

Bu sözler çok şey ifade ediyor, üstüne söz söylemeye lüzum yok. Yazıyı Müftü Efendi’nin aynı hatıratta yer alan bir duası ile bitirelim:

Müftü Efendi’nin her zaman Türkiye için dua ettiğini belirten satırlarda şu notlar var: “Ben söylemiyorum, Allah söyletiyor, Türkiye bozulma konusunda Müslüman dünyaya örnek oldu, düzelmekte de olacak inşallah.” (Cilt II, Syf 235)


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Yolun sonu... - Sayı 104
Sağlık olsun... - Sayı 103
Bosnayı çok seviyoruz... - Sayı 102
Işık doğudan yükselir... - Sayı 101
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (105): Eğitim, fert ve cemiyet için yarın projesi... Doğumdan ölüme bütün hayatın, zamanın ve mekânın konusu... Hattâ ölümden sonrası, ömrümüzü nasıl geçirdiğimize bağlı olduğuna göre, ölüm ötesi ümidi de, (Allah muhafaza) inkısarı da alınacak eğitime bağlı... Her insan ve her cemiyet onun nasıl olması gerektiği üzerinde düşünmek durumunda.

Son Eklenen Yorumlardan
 Göz yaşı dökmemek kabil mi; bu satırlar işte tam göz yaşı pınarının yeri, İsa Yusufalptekin, güzel i... Sinan AYHAN

 Dünyaya düzen verdiklerini düşünenler, ne yazık ki dünyayı çökertiyor... Görünen köy kılavuz istemez... Sinan AYHAN

 Sevgili Mertali, bir yalınlık cevheri yolunu tutmuş, yani sen öyle bir yol tutmuşsun, ne güzel; sorm... Sinan AYHAN

 "Türk milleti, bütün tarih boyunca kaderinin devamlı ihtar ve ifşa edişleriyle meydanda olduğu gibi,... Sinan AYHAN

 Doğru söze ne hacet ayzına eline sağlık abi çok güzel... Serkan yakar


Kim demiş okumuyoruz diye?
*Sevmediklerimizin, televizyon ekranlarında ve gazete sayfalarında canına okuyoruz!
*Trafik kazalarında ölenler ve PKK canilerinin katlettikleri için rahmet okuyoruz!
*Törenlerde nutuk okuyoruz!
*Kim ne derse desin, bildiğimizi okuyoruz.
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Tek kelimeyle kurtuluş yolu
Karıncanın gücü
Selâm
Yolun sonu
Doğu Türkistan uzak değil
Dubalı dünya düzeni -I-
Karıncanın gücü
Hiç gelmeyen
Tek kelimeyle kurtuluş yolu


Ali Erdal - Karıncanın gücü
Kadir Bayrak - Aşilin topuğu
Sinan Ayhan - Tokat
Necip Fazıl Kısakürek - Tek kelimeyle kurtul...
Dergi Editörü - Selâm
Site Editörü - Yolun sonu
Mehmet Hasret - Nasihat
Gönüldaş - İşte bu!..
Necdet Uçak - Yürüdüm Allah diye
Necdet Uçak - Kafkaslarda Rus zulm...
Altan Atan - Eski dünya
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu ...
M. Nihat Malkoç - Âh Doğu Türkistan Âh...
Hızır İrfan Önder - Gelsin bahar
Mehmet Balcı - Güzel
Mehmet Balcı - Öğrenmelisin
Av. Mustafa Büyükgüner - Aradığımız ruh
Muhsin Hamdi Alkış - Ah Türkistan ah Türk...
Muhsin Hamdi Alkış - Olaylara Bakış (Nisa...
Hasan Ildız - İçimde
Kubilay Ertekin - Sinsi ve pasif siyâs...
Halis Arlıoğlu - Hayat arkadaşıma
İbrahim Ali Uçar - Asyanın kalbi Doğu T...
Ahmet Değirmenci - Oralardan haberler
Ahmet Değirmenci - Röportaj - Seyit Tüm...
Ahmet Değirmenci - Bir ihtilâl...
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - İşkence
Murat Yaramaz - 104.sayı mizah köşes...
Murat Yaramaz - Korkak kahraman
Murat Yaramaz - Çözüm
Mahmut Topbaşlı - Solan yüzüm tende kö...
Erdal Kozankaya - Tarih bizi çağırıyor
Mehmet izzet Gülenler - Dubalı dünya düzeni ...
Gülşen Ayhan - Tercih
Hacer Taner Bulut - Kötülük eden kötülük...
Mertali Mermer - Hiç gelmeyen
Cemal Karsavan - Dikkat edilmeli sana...
Hakkı Şener - Türkistan
İlkay Coşkun - Doğu Türkistan uzak ...
İlkay Coşkun - "Mübareze" hakkında
Abdushükür Muhammet - Şiir okuma
Abdushükür Muhammet - Ak
Abdurehim imin /paraç - Vatan derim
Turgut Yıldızan - Gök bayrak için şanl...
Amine Vayıt - Güzel yurdum
Nurmuhammet Yasin - Nuzugumun çağrısı
Ferruh Recai - Karanlıkta güneşlene...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 7435802
 Bugün : 1306
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 510198
 Bugün : 9
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dçn) Toplam : 81
 104. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 4
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 5
Son Güncellenme: 2 Mayıs 2020
Künye | Abonelik | İletişim