Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     1221 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Sorun yüz yıl önce başladı
Site Editörü

  Sayı: 86 - Ekim / Aralık 2015

Şimdi mülteci veya sığınmacı olarak isimlendirilen Suriyeliler ile çok değil yüz yıl önce aynı devletin vatandaşlarıydık. Aramızda bir sınır yoktu. O zamanlar olmayan sınırı şimdi geçtiklerinde mülteci veya sığınmacı oldular.

Mülteci kelimesinin sözlük anlamı “yabancı diyardan gelip sığınan” demek. Suriyeliler bize yabancı bir yerden mi geliyorlar? O topraklar ne zamandan beri yabancı oldu bize?

Mülteci kelimesinin bu anlamına vâkıf olunarak kullanılması bir incelik… Mâlumuâliniz, “Müslümanlık ince insanlıktır”. Merak ettim, üç büyük partinin seçim beyannamesine göz gezdirdim, Suriye’den gelen kardeşlerimize mülteci dememe hassasiyetini gösteren var mı diye, şöyle bir sonuç karşıma çıktı: Ak Parti Suriye ve Irak’tan ülkemize gelenler için mülteci kelimesini kullanmamış, “Suriye ve Irak’tan gelen kardeşlerimiz…” ve sığınmacı kelimeleri kullanılmış. Cumhuriyet Halk Partisi ise “Suriyeli Mülteciler” başlığı altında konu hakkında vaadlerini sıralamış. MHP Genel Başkanı Bahçeli de seçim beyannamesini açıkladığı konuşmasında savaştan kaçanlar için “mülteci” sıfatını kullanmış.

Partizanlık yapmadan objektif olarak söylüyorum, bu hassasiyetin tüm hatalarına, partiyi sadece menfaat için sahiplenenlere rağmen sadece Ak Parti tarafından gösterilmesi beni şaşırtmadı. Suriye’den gelenler için “onları geri göndereceğiz” diyen bir partiden ve etnik milliyet üzerine siyaset yapan bir partiden bu hassasiyeti beklemek saflık olurdu.

Evet, bu sorun Avrupa için bir mülteci sorunudur ancak bizim için öyle değildir!

Bu soruna ciddi şekilde taraf olan bir iki ülkeden biriyiz. Çok sayıda sığınmacıyı misafir ediyoruz. Ancak burada taşın altına elini sokması gereken bir diğer kesim birçoğu Arap olan tüm müslüman ülkeler olmalıdır. Çoğunluğunu Osmanlı Devleti’nin çökmesinden beri rahat yüzü görmeyen Arap ülkelerinin oluşturduğu müslüman ülkeler… Ama ne Kudüs, Filistin ile ilgili, ne de bu konuda müslüman ülkelerden ortak bir tavır, hareket gelmiyor, gelemiyor. Bizi ilgilendiren her konuda olduğu gibi burada da tevhidsizliğin cezasını çekiyoruz.

Ertuğrul Düzdağ Bey’in yayına hazırladığı Merhum Ali Ulvi Kurucu Hazretleri’nin hatıratının ikinci cildinde bu konuda çok önemli hatıralar anlatılıyor. Bu hatıratı şiddetle okurlarımıza tavsiye ederim. Filistin Müftüsü Emin El-Hüseyni ile ilgili hatıralar arasında altını çizdiğim satırlar şöyle:

Müftü Efendi, Osmanlı’nın son Şeyhülislâmlarından Mustafa Sabri Efendi ile yaptıkları bir sohbetlerinde şöyle diyor: “Birinci Cihan Harbi, Osmanlı Devleti’ni yıkmak, müslümanları başsız bırakmak için düşmanların el birliği ile çıkardığı bir harptir” (Cilt II, Syf 230)

Müftü Efendi Arapların başına gelenlerin Osmanlı’ya karşı nankörlükleri olduğunu ise şöyle ifade etmiş: “Petrolden önceki günleri düşünün, oraların kumdan, deveden, hurmadan, çölün sıcağından başka nesi var? Osmanlı bunların hangisini alıp sömürecekti? Bir litre bile petrol alamadan ve almayı düşünmeden beş yüz sene hizmet ettikten sonra buraları bırakıp gitmeye mecbur kaldı. Osmanlı Cihan Harbi sonunda beş yıl savaşıp bitap düştüğü sırada yani devletin yıkılmasından birkaç sene önce en acıklı zamanlarda bile Hicaz’a Surre göndermeye devam ediyordu. İşte Osmanlı böyle mazlum ve masum bir devlettir, bizler ona karşı işlediğimiz nankörlüğün cezasını çekiyoruz.” (Cilt II, Syf 244)

Bu sözler çok şey ifade ediyor, üstüne söz söylemeye lüzum yok. Yazıyı Müftü Efendi’nin aynı hatıratta yer alan bir duası ile bitirelim:

Müftü Efendi’nin her zaman Türkiye için dua ettiğini belirten satırlarda şu notlar var: “Ben söylemiyorum, Allah söyletiyor, Türkiye bozulma konusunda Müslüman dünyaya örnek oldu, düzelmekte de olacak inşallah.” (Cilt II, Syf 235)


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henüz yorum bırakılmadı...
 
Kolayı tersten okumak yer... - Sayı 96
Tasavvuf: insanı olgunlaş... - Sayı 95
Ana dilimiz Türkçe... - Sayı 94
15 TEMMUZ’DAN DERS ALACAK... - Sayı 93
Tüm Yazıları

Son Eklenen Yorumlardan
 Türk Milleti hiçbir zaman dış düşmanlar tarafından yıkılmamıştır. Hep kendi içindeki hainler tarafın... Ahmet Güney

 Amin.Allah razı olsun.Kaleminize kuvvet elinize sağlık hocam.... Faruk Aktı

 Güzel sindire sindire okumak lazımmış ...

 Teşekkürler Sinan abi, devam etmeyi ben de istiyorum inşallah.... Yavuz

 Sevgili Nilgün,Yorumunu okuyunca, koskoca bir tebessüm suratıma geldi yerleşti, kalkmak bilmiyor. Bu... Işın Erenoğlu Üstündağ


Batılı düşünürler-Tolstoy ve niceleri gibi-mutlak olan bir şeyin olması gerektiğini gayet tabi bir şekilde fark edebiliyorlar. Ama bizim aydınımız (bulundukları yere nasıl geldikleri malum); bırakınız ülkenin dünya üzerindeki sorumluluğunu fark etmeyi, düşünmesi gereken bir beyinlerinin olduğunun bile farkında değiller. Ülkemizde, he sahada yaşanan boşluğu daha başka nasıl açıklayabiliriz?
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Batı tefekkürü ve İslâm tasavvufu (isiml
Gamsız buğday tanesi
Tasavvuf ve cemiyet
Gönül kahramanlarının izinde...

Gamsız buğday tanesi
(Röportaj) Tekkeler tekrar açılacaktır,
Dıştaki alçaklar mı, içteki hainler mi
Gönül kahramanlarının izinde...


Yavuz Sert - Sadırdan satıra
Yavuz Sert - (Röportaj) Tekkeler ...
Ali Erdal - Tasavvuf ve cemiyet
Kadir Bayrak - Şeyhim Edebâli
Kadir Bayrak - Batı tefekkürü ve İs...
Sinan Ayhan - Su sulbünde, gül ile...
Ekrem Yılmaz - İbretlik not ve insa...
Dergi Editörü - Gönül kahramanlarını...
Site Editörü - Tasavvuf: insanı olg...
Haceloğlu - Parti mezarlığının y...
Mehmet Hasret - Karınca günlükleri: ...
Necip Fazıl - Batı tefekkürü ve İs...
Necdet Uçak - Allahtan umudunu kes...
Necdet Uçak - Rabbim
Necdet Uçak - Kibir gururu bırak
Mustafa Büyükgüner - Bir Naim Süleymanoğl...
M. Nihat Malkoç - Sözün özü
Hızır İrfan Önder - Ben değilim!
Hızır İrfan Önder - Aşkullâh
Mehmet Balcı - İnsan gibi
Mehmet Balcı - Bekleyiş
İktibas - Yaşadıklarını Sabaha...
Gelecek sayı konusu -
Kubilay Ertekin - Dıştaki alçaklar mı,...
İbrahim Şaşma - Mescid-i Aksa
Halis Arlıoğlu - Hastane köşeleri
Halis Arlıoğlu - Bir mağrur bakışlıya
Kürsü Kainatın Efendisi - Gıda
Yasin Uçan - O gözler ki
Er Tuğrul - Tasavvuf
Murat Yaramaz - 95.sayı mizah köşesi
Murat Yaramaz - Öte
Murat Yaramaz - Oluşum
Murat Yaramaz - Duvar
Murat Yaramaz - Varı
Kardelen - Kardelen, İDPde
Işın Erenoğlu Üstündağ - Gamsız buğday tanesi
Ekrem Esad Altan - İhtiyaç
Nedim Demirbaş - Sargı bezi
Harun Ekici - Bekleyiş
Harun Ekici - Bir gülümseme
Mert Tahta - Sevda bekçisi
Muammer Çalar - Hani gönlüm
Muammer Zeki Aygur - Kendi kendime
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 4127532
 Bugün : 63
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 430355
 Bugün : 1
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 86
 95. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 8
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 4
Son Güncellenme: 5 Şubat 2018
Künye | Abonelik | İletişim