Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     1892 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Hamd ve şükür...
Dergi Editörü

  Sayı: 92 -

GELİR

Hasretle beklenen gelir mutlaka;

Sultan fikir, şanlı otağa gelir.

Yırtılır güneşin kapkara zarı,

Dünyamız yepyeni bir çağa gelir.

Füzeler kağnıya döner ve nöbet,

Işıktan da hızlı Burağa gelir.

Gökyüzü, yeryüzü, helâlleşirler,

Nur, kaçtığı yerden toprağa gelir.

Birleşir, kupkuru dalla yanık kök,

Yemyeşil bir ışık, yaprağa gelir.

Kal’anın burcunda çakar işaret;

Millet, dalga dalga bayrağa gelir.

Ulu Hakan Abdülhâmid Han’ı ele aldığımız 91. Sayımızın sohbetinde, ekmek gibi, su gibi, güneş gibi hayatı yaşanır kılan her ne varsa en az onlar kadar “fikir kahramanı”na ihtiyaç duyduğumuzu belirtmiş ve Ulu Hakan’da fikir kahramanına olan ihtiyacımızın, devlet reisindeki yansımasını gördüğümüzü söylemiştik. Sohbetimizin sonunda da bir sonraki sayıda “fikir kahramanımız” Üstad’ı ele alacağımızı ilân etmiştik. İşte şimdi o sayıyla karşınızdayız. Bize, 34. Sayımızdan sonra bir kere daha Üstad’a dair dergi hazırlama imkânını bahşeden Allah’a hamd ederiz…

Mekkeli müşrik o güne kadar yok saydığı, önemsemediği, küçük gördüğü, başını hemen ezeceğini zannettiği dâvânın yani İslâm’ın, artık bir güç olarak karşısına dikildiğini fark ettiği anda kendi muvazeneci, menfaatçi, pazarlıkçı karakteri icabı O’na (sav) dâvâsından dönmesi karşılığında içinde paranın, iktidarın, kadının olduğu dünyaları vermeyi teklif etti. Elbette ki “en büyük dâvânın en büyük lideri” (sav) bu teklifi kabul etmeyecekti. Bu vesileyle mübarek dudaklardan dökülen cümle, kıyamete kadar yaşayacak bir ölçüyü de insanlığa kazandırmış oldu:

–Bir elime güneşi, bir elime ayı verseniz davamdan dönmem!..

Bu ölçü karşısında geceler kadar susmak, ummanlar kadar derinleşmek veya kütüphaneler dolusu konuşmak sizin tercihiniz...

Akıp giden hayatın içinde öyle bir an olur ki; duyduğunuz bir ses, gördüğünüz bir şekil, burnunuza gelen bir koku, sizi bulunduğunuz zaman ve mekândan alır başka yerlere götürür. Hatıralarınız arasında kilitli kalmış bir yerlerin kapısı açılıverir ve geçmişte kalan o an bütün çıplaklığıyla, en ince ayrıntısına kadar önünüze seriliverir. Âdetâ yeniden hissedersiniz o an’ı. Etkisinden kurtulup eski hayatınıza avdet ettiğinizde ise artık bir şeyler değişmiştir iç dünyanızda, her şey daha farklı gözükmeye başlar...

Dâvâ ve dâvâsına sahip çıkan adam, öyle hâkim bir renk, öyle hâkim bir ses, öyle hâkim bir koku ki onu ve dâvâsını bir kez, bir anlığına görmek, duymak, hissetmek bile hayatınızın bir an’ında sizi kendisine çekmeye ve iç muhasebesi yaptırmaya yetiyor... Aslında dâvâ adamının şahsında kader, sizi hesaba çekiyor. Onu bilene, duyana, görene kadar ne yaptığınız ve yapmadığınız sizin meseleniz ama mademki artık onu bildiniz, gördünüz, duydunuz bundan sonraki hayatınızı yeniden ona göre şekillendirmek mecburiyetindesiniz. Görüşlerini kabul et veya etme ama kabul ederken de itiraz ederken de dâvâ adamı hayatınızın merkezine yerleşmiştir artık.

Üstad, Gaye İnsan ve Ufuk Peygamber’in (sav) koyduğu ölçü üzerinde, İslâm’ın 15. Asrında bize lütfedilmiş hâkim bir renk, hâkim bir ses, hâkim bir koku… Dâvâ adamı, fikir kahramanı ve şair…

“Öyle bir noktaya gidiliyor ki… Kendinizi tarafsız görüyorsanız, onunla art niyetsiz olarak yüzleşmedikçe; düşman görüyorsanız kıyasıya hesaplaşmadıkça; dostsanız ve fikir birliği içindeyseniz, eserlerini gönülden kavrayıp ona göre derin nefs muhasebenizi yapmadıkça hiçbir sahada, iyi veya kötü, cemiyetin bütününü kucaklayacak faaliyet mümkün olmayacaktır.” (Durun Kalabalıklar, Ali Erdal)

Allahım senin şahitliğine sığınıyorum. Gönlümüzden geçenleri biliyorsun. Üstad hakkında çok şey söylemek arzumu yanlış bir şey kaleme alırım duygusuyla frenliyorum. Bütün incelikleri, ölçüleri biz O’ndan öğrendik, öğrenmeye devam ediyoruz.

Sana hamd ve şükür…

O’nun bize öğrettiği Gaye İnsan ve Ufuk Peygamber’e gönül dolusu salât ve selâm…

O’nun bize öğrettiği bütün sahabe ve tabiine selâm…

O’nun bize öğrettiği bu yolun bütün büyüklerine selâm, tazim ve hürmet…

O’nu bize öğretenlere dua…

O’na ve bize rahmet…

İyi okumalar…


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Selâm... - Sayı 104
Fabrika ayarları... - Sayı 103
Teşekkür... - Sayı 102
Günah bizden gitsin... - Sayı 101
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayı konusu (105): Eğitim, fert ve cemiyet için yarın projesi... Doğumdan ölüme bütün hayatın, zamanın ve mekânın konusu... Hattâ ölümden sonrası, ömrümüzü nasıl geçirdiğimize bağlı olduğuna göre, ölüm ötesi ümidi de, (Allah muhafaza) inkısarı da alınacak eğitime bağlı... Her insan ve her cemiyet onun nasıl olması gerektiği üzerinde düşünmek durumunda.

Son Eklenen Yorumlardan
 Göz yaşı dökmemek kabil mi; bu satırlar işte tam göz yaşı pınarının yeri, İsa Yusufalptekin, güzel i... Sinan AYHAN

 Dünyaya düzen verdiklerini düşünenler, ne yazık ki dünyayı çökertiyor... Görünen köy kılavuz istemez... Sinan AYHAN

 Sevgili Mertali, bir yalınlık cevheri yolunu tutmuş, yani sen öyle bir yol tutmuşsun, ne güzel; sorm... Sinan AYHAN

 "Türk milleti, bütün tarih boyunca kaderinin devamlı ihtar ve ifşa edişleriyle meydanda olduğu gibi,... Sinan AYHAN

 Doğru söze ne hacet ayzına eline sağlık abi çok güzel... Serkan yakar


*Eskiden Allah için verilen selam, artık “rüşvet deyü” veriliyor.
*İnsanlığın ölçüsü olan selamlaşmak, kaybolalı beri, çevrede insan görmek zorlaştı.
Kardelen-Gazete: Sayı 3, 1989
Tek kelimeyle kurtuluş yolu
Karıncanın gücü
Selâm
Yolun sonu
Doğu Türkistan uzak değil
Dubalı dünya düzeni -I-
Karıncanın gücü
Hiç gelmeyen
Tek kelimeyle kurtuluş yolu


Ali Erdal - Karıncanın gücü
Kadir Bayrak - Aşilin topuğu
Sinan Ayhan - Tokat
Necip Fazıl Kısakürek - Tek kelimeyle kurtul...
Dergi Editörü - Selâm
Site Editörü - Yolun sonu
Mehmet Hasret - Nasihat
Gönüldaş - İşte bu!..
Necdet Uçak - Yürüdüm Allah diye
Necdet Uçak - Kafkaslarda Rus zulm...
Altan Atan - Eski dünya
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu ...
M. Nihat Malkoç - Âh Doğu Türkistan Âh...
Hızır İrfan Önder - Gelsin bahar
Mehmet Balcı - Güzel
Mehmet Balcı - Öğrenmelisin
Av. Mustafa Büyükgüner - Aradığımız ruh
Muhsin Hamdi Alkış - Ah Türkistan ah Türk...
Muhsin Hamdi Alkış - Olaylara Bakış (Nisa...
Hasan Ildız - İçimde
Kubilay Ertekin - Sinsi ve pasif siyâs...
Halis Arlıoğlu - Hayat arkadaşıma
İbrahim Ali Uçar - Asyanın kalbi Doğu T...
Ahmet Değirmenci - Oralardan haberler
Ahmet Değirmenci - Röportaj - Seyit Tüm...
Ahmet Değirmenci - Bir ihtilâl...
Kürsü Kainatın Efendisi - Mucize
Murat Yaramaz - İşkence
Murat Yaramaz - 104.sayı mizah köşes...
Murat Yaramaz - Korkak kahraman
Murat Yaramaz - Çözüm
Mahmut Topbaşlı - Solan yüzüm tende kö...
Erdal Kozankaya - Tarih bizi çağırıyor
Mehmet izzet Gülenler - Dubalı dünya düzeni ...
Gülşen Ayhan - Tercih
Hacer Taner Bulut - Kötülük eden kötülük...
Mertali Mermer - Hiç gelmeyen
Cemal Karsavan - Dikkat edilmeli sana...
Hakkı Şener - Türkistan
İlkay Coşkun - Doğu Türkistan uzak ...
İlkay Coşkun - "Mübareze" hakkında
Abdushükür Muhammet - Şiir okuma
Abdushükür Muhammet - Ak
Abdurehim imin /paraç - Vatan derim
Turgut Yıldızan - Gök bayrak için şanl...
Amine Vayıt - Güzel yurdum
Nurmuhammet Yasin - Nuzugumun çağrısı
Ferruh Recai - Karanlıkta güneşlene...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 7435920
 Bugün : 1424
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 510198
 Bugün : 9
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dçn) Toplam : 81
 104. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 4
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 5
Son Güncellenme: 2 Mayıs 2020
Künye | Abonelik | İletişim