Kardelen Twitter'da... https://twitter.com/#!/kardelendergisi        Kardelen 27 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     935 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

O'ndan sonrası
Ahmet Mahir Pekşen

  Sayı: 92 -

Ramazandı… 1970’li yılların sonuydu… Küçük bir ilçenin, küçük bir gazetecisinin, küçük vitrinindeki Tercüman gazetesinin sağ üst köşesinde, sarı zemin üzerinde kitaplık çapta bir beyit vardı; beni çarpan bir beyit:

“Güzel Allah’ım, Senden ne gelecekse gelsin;

Sen ki, rahmetinle de, kahrınla da güzelsin.”

O gün o gazeteyi, sırf bu beytin hatırı için aldım… Ve mesajı ezberledim.

İşte, ilerideki hayâtımın şekillenişinde çok önemli rolü olacak bir Üstadı, bu güzel mısralarda tanıdım. Bu şâire o zaman “Şâirler Sultânı” demiştim. Ve bir zaman sonra bu unvan ona otoriteler tarafından verildi.

Acaba bu mısralar bir tesâdüf müydü? Sadece bunu yazmış, devâmını getirememiş miydi?

Ertesi gün yine o küçük gazetecinin, küçük vitrinindeki Tercüman gazetesinin sarı zeminine göz attım;

Ölüm güzel şey, budur perde ardından haber,

Hiç güzel olmasaydı ölür müydü peygamber?..

Birinci beytinde Rabbimin kahrının bile güzelliğinden bahseden üstad, hemen ardından ölümü güzelleştiren, Peygamber öldüğüne göre ölümün de güzel olduğu müjdesini veren mısraları nakşetmişti sarı zemine.

Ondan sonra, hiç âdetim olmamasına rağmen, bir gazeteye abone olma gereğini hissettim.

Büyük randevu… Bilsem, nerede, saat kaçta?

Tabutumun tahtası bilsem hangi ağaçta?

Bu beyti, şâirini merak etme-

den, yıllar önce ezberlemiştim. Hayranı olduğum şâirin Necip Fazıl KISAKÜREK ve ezberlediğim beytin de ona ait olduğunu ve benim doğduğum yıllarda yazıldığını sonra öğrendim.

Daha sonra, yine ezbere bildiğim, tâ 1939 yılında yazdığı mısranın da Üstâd’ın olduğunu anladım;

Son gün olmasın dostum, çelengim, top arabam.

Alıp beni götürsün tam dört inanmış adam.

O, öylesine bir gençlik yoğurmuş, öylesine bir topluma hitâp edip, öyle bereketli tohumlar saçmıştı ki, “Toprak utanmamak için” bire bin vermiş ve dört inanmış adam değil, belki dört yüz bin inanmış adam tabutunu bir an taşımak için sıraya girmişti.

Ve ondan sonra ilk işim “Çile”yi almak ve içine dalmak oldu.

“Zindandan Mehmed’e Mektup”unu kaç yüz kere okumuş, kaç kere gözlerim yaşarmıştır…

“Sakarya Türküsü”nü, kaç meydanda, kaç gecede, nice tok sesli alperenden dinlemişimdir…

“Muhasebe”si ile kaç kez muhasebe yapmışımdır.

Ve şimdi bile, onun sesinden, o kısır tekniklerde doldurulan kasetleri, CD’leri dinliyor, boşluk bırakmadığı için boşluğu doldurulamayan şâiri rahmetle, saygıyla anıyorum.

O, mukaddes dâvâsının sabırlı tâkipçisiydi…

Hiç yılmadı… Kalemini susturmaya bâtılın gücü yetmedi…

Kaç sefer demir parmaklıklarla tanıştı, yağlı zindan duvarları beynini içmeye çalıştı.

O, hep mahkûmdu… Ölürken bile çekmesi gereken hapis cezâsının mahkûmuydu… Ama inşallah ebedi âlemin hürlerin hürüydü o…

Onunla uğraşan bakanlar, başbakanlar, hâkimler, savcılar hiç anılmıyorlar… Ama o, milyonlarca insanımızın gönlündeki sarsılmaz saltanatını, ölümünün üzerinden 20 yıl geçmiş olmasına rağmen koruyor ve nice yirmi yıllar koruyacağı gün gibi ortada görünüyor.

Evet, o bizim gibilerinin hayâtının önemli bir milâdıdır. Bir o’ndan öncesi vardır, bir O’ndan sonrası…

O’ndan sonrasında, O’nun izinden giden gönül erlerini görüyorum. Ve, O’nu hep aramızda hissediyorum.

Yüzlerce dergide, binlerce defa tekrarlanan mısraları, tüylerim ürpererek yazıyorum;

"Mehmed’im sevinin, başlar yüksekte,

Ölsek de sevinin, eve dönsek de,

Sanma bu tekerlek kalır tümsekte..

Yarın elbet bizim, elbet bizimdir.

Gün doğmuş, gün batmış, ebet bizimdir…"

Ne diyordu O;

Küçükken gün batınca, bir köşede ağlardım,

Nihayet döne döne aynı noktaya vardım…

O, döne döne aynı noktaya, toprağa ve canı verene vardı… Allah (cc) ondan râzı olsun…

“Çöle İnen Nur” şefaatçisi olsun… Onun ve bizlerin… Âmin… 

(Kardelen yıl 11, sayı 34; Temmuz/Eylül 2002)


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henüz yorum bırakılmadı...
 
Sarmaşık günaydını... - Sayı 97
Sarhoşun saygısı... - Sayı 97
Mescid-i Aksa -Kudüsün fe... - Sayı 96
O'ndan sonrası... - Sayı 92
Tüm Yazıları

Gelecek sayı konusu (98): İNTERNET


Son Eklenen Yorumlardan
 Fıtratımız gereği aslolana yöneliriz. Ne kadar doğru bir söz. Şüphe yok ki tebaa da fıtratı gereği a... Tebaa

 Çok teşekkürler proje ödevime çok yardımcı oldunuz.... Emine

 İnsan düşündüğü için değil sadece, bunun ötesinde öteleri merak ettiği ve her şeyin künhünü kurcalad... Sinan AYHAN

 Soru: "YouTube", "twitter", "Facebook", "instagram" gibi başlıkların altına listelenen kullanıcılar ... Sinan AYHAN

 Yazar hakkında minik bir araştırma yaptım su an yazmıyor ve bir yerde okudum bu yazıları lisedeyken ... Halil Aktan


Tüm gazetelerimizin toplam tirajı, 70milyon nüfusa karşılık, 3,5 milyon…
Elâlemin memleketinde tek gazete bile çift rakamlı tiraja sahip. Mesela Japonya’da günde 13 milyon satan gazete var.
Bizde nüfus artıyor, gazete tirajları yerinde sayıyor, hattâ azalıyor. Demek ki “basın” diye piyasaya sürülen kâğıt parçalarına millet güvenmiyor. Bu güvensizliğe rağmen basından ödleri kopanlara yazıklar olsun!
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1993
Makine
İnternete, kulak versek
Son ve tek kıvılcım
Bilgelik çağına doğru
İnternet hayatımız, hayatımız internet
Makine
Mevlid
Ady; Sen, Ben, O...
İnternete, kulak versek
Alın teri


Ali Erdal - İnternete, kulak ver...
Kadir Bayrak - Tarihin eşiğinde...
Sinan Ayhan - İnternet rüya mı, kâ...
Sinan Ayhan - Dijital (Hermeneutik...
Sinan Ayhan - Hamletten (internet)...
Sinan Ayhan - Yazarlık, Mezarlık v...
Necip Fazıl Kısakürek - Makine
Özgür Alkan Alkış - Bilgelik çağına doğr...
Dergi Editörü - Son ve tek kıvılcım
Site Editörü - İnternetin fâsık hab...
Mehmet Hasret - Ağır kefe, baskın ta...
Acıyorum - Acıyorum
Necdet Uçak - Mezar
Necdet Uçak - Ebrehe ve ebabil kuş...
Necdet Uçak - Kürşad
M. Nihat Malkoç - İnternet kumarhane o...
Hızır İrfan Önder - Nerdesin?
Olgun Albayrak - Dervişane
Olgun Albayrak - Millet destanı
Mehmet Balcı - Zamanla
Mehmet Balcı - Kızım
Ahmet Çelebi - Meçhul sevgililer
Ahmet Çelebi - İçimdeki sesler
Gelecek sayı konusu - Gelecek sayı konusu
Av. Mustafa Büyükgüner - Onuncu gün
Muhsin Hamdi Alkış - Sanal âlem mi?
Kubilay Ertekin - Doğum ve sonrası
Halis Arlıoğlu - Hicran
Halis Arlıoğlu - Bir başka açıdan yör...
Ahmet Değirmenci - Buhranların çocuğu
Ahmet Değirmenci - Dinlediğim türküler
Büşra Doğramacı - Çağın bilinçsiz hare...
Bahadır Kaya - 98.sayı medya sepeti
Kürsü Kainatın Efendisi - Kürsü
Hüseyin Selçuk Bozkurt - Sırf gece
Murat Yaramaz - İnternet hayatımız, ...
Murat Yaramaz - Yalnız sen, yalnız b...
Murat Yaramaz - Mevlid
Murat Yaramaz - Masal
Murat Yaramaz - 98.sayı mizah köşesi
Kenan Aydınoğlu - Əlliyə çat...
Ahmet Yalçınkaya - Tuş üstünde savrulan
Kamran Murquzov - Hakdan gelen haber i...
Yarının Büyüklerine Sorduk - Yarının Büyüklerine ...
Mehmet izzet Gülenler - Ön söz, Öz Söz, S(öz...
Güldərən VƏLİYEVA - QORXURAM
İsmail Güçtaş - İhtiyar çınar
İsmail Güçtaş - Alın teri
Əkbər QOŞALI - MƏN HƏL...
Mehmet Şerif Cebe - Bir an dicleyle
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 4912598
 Bugün : 909
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 452207
 Bugün : 11
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 118
 98. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 13
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncellenme: 30 Ekim 2018
Künye | Abonelik | İletişim